Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…

Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…

Kitap müptelâları bilir ki, eskiden bu yana kitap neşriyatının hâkimiyeti İstanbul’un tekelindedir. Ne var ki plânlanan belli bir sürede külliyat çapında kitap neşretmeyi göze alan yayıncı nadir görülen bir hâdisedir.

İşte bu mânada İstanbul neşriyatçılığını kıskandıracak derecede fikirli kitaplar neşreden Fikir Teknesi Yayınları 9 ay içerisinde 93. kitabını yayınlamış bulunmaktadır. Şehr-i Maraş’ta Büyük Doğu fikriyatını külliyat hâlinde kitaplaştıran avukat Haki Demir’in sahipliği ve koordinatörlüğü ile Metin Acıpayam’ın editörlüğünde peş peşe kitaplar yayınlayan Fikir Teknesi Yayınları idealist gayretin bir numunesidir.

85 ayrı kitabı daha önce yayınlayan yayınevi haziran ve temmuz ayı içerisinde 8 yeni kitap daha yayınlayarak 93. kitaba imza attı. Önümüzdeki günlerde bu sayıya 4 ayrı kitap ekleneceği söyleniyor. Yayınlanan yeni kitaplar adından bile anlaşılacağı üzere fikirli ve temel kitaplardır:
Okumaya devam et

Share Button

“İslam Medeniyet Tasavvuru”na Dair Çaplı Bir Kitap Seti

“İslâm Medeniyet Tasavvuru”na dair çaplı bir kitap seti

Ehli bilir ki Batılılaşmanın getirdiği medeniyet buhranları, medeniyet târifleri ve teklifleri bir asır vardır ki bu ülkenin çatışmalı toplum yapısının zeminini oluşturmaktadır. Kemalist ve Türkçü kanadın laikleştirilmiş Türklük ve İslâm’ın yanında “Batı medeniyetimden…” absürdlüğünü teklif edenler, doğrudan doğruya her şeyimizle Batı medeniyetine iltica etmemiz gerektiğini söyleyenler var. Bütün bu sentezci ve eklektik medeniyet görüşlerinin bir asırdır medeniyet tasavvurumuzu delik deşik ettiğini erbabı bilir.

Türk fikir hayatında okuduğumuz nice yazarların medeniyet üstüne yazdıklarında parça doğrular mevcut olmasına rağmen bütünlüklü bir târif yaptıkları ve teklif sundukları söylenemez. Bu sahada tesbit ve teklifleri olan müstakil yazılar elbette mevcut. Fakat kitap çapında bir baştan bir başa İslâm medeniyet tasavvurumuzu ele alan ve teklif sunan kitap yok diyebiliriz.
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİ KÜLLİYATINDAN 36 ADET KİTAP DAHA BASILDI

FİKİRTEKNESİ KÜLLİYATINDAN 36 ADET KİTAP DAHA BASILDI

Fikirteknesi külliyatının baskısı devam ediyor. İlk parti 33 adet basılmıştı, ondan sonra 10 adetlik bir parti basıldı, sonra 26 adetlik bir parti daha basıldı. Külliyattan basılan toplam kitap sayısı şu an itibariyle 69 adede ulaştı.
12.12.2014 Cuma günü K.Maraş belediyesinin himayesinde gerçekleştirilen KİTAP FUARI açılıyor. Bu fuar vesilesiyle (biraz da yorulduğumuz için) baskıya ara verdik. On gün sürecek fuardan sonra tekrar baskıya başlayacağız inşallah.
Şu an planlanmış ve hazırlanmış baskı adedimiz (basılanlarla birlikte) yüz adet civarında. Yayınevi kurulup baskıya başladığımızda, ilk safhada 66 adet kitap basacağımızı ilan etmiştik. Elhamdülillah, gelişmeler bizim tasavvurumuzdan daha iyi oldu. Aralık ayının sonu veya Ocak ayının ortalarına kadar büyük ihtimalle yüzden fazla kitap bazmış olacağız.
*Yayınlanan kitapların toplam listesi;
1-İslam Medeniyet Tasavvuru-1-Terkip ve Tefekkür
2-İslam Medeniyet Tasavvuru-2-İnşa Muhafaza Tecdit
3-İslam Medeniyet Tasavvuru-3-Şehir ve Medeniyet
4-Medeniyetin Göç Vakti
5-Anlayış ve Tefekkür
Okumaya devam et

Share Button

İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞLARI ÇAĞI

İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞLARI ÇAĞI
Yirminci asırda birinci kurtuluş savaşlarını yaşayan dünya, cephedeki galibiyetlere rağmen, cephe gerisinde batıya yenildi. Cephede yendikleri ülkelerin “her şeyini”, kurtuluş savaşını yürüten komutanlar tarafından ithal etti. Batıdan bedenini kurtaran insanlar, yerli hainler tarafından ruhlarının pazarlandığını gördüler. Yabancı işgale karşı isyan etmek kolaydı, yerli hainlere karşı isyan etmek zordu. Batı da yerli hain bulmak konusunda hiçbir ülkede zorluk çekmedi.
Artık ikinci kurtuluş savaşları çağı başladı. Tüm dünya batıya karşı bir şekilde savaşacak fakat öncelikle her ülke kendi içindeki hainlere karşı isyan edecek. Bu kitap, ikinci kurtuluş savaşları çağının kaynaklarını, şartlarını, cephelerini anlatıyor.

20141107_162828

Share Button

ŞAHSİYET (GÜNÜN KİTABI)

ŞAHSİYET
Dünya müthiş bir bilgi kirliliği yaşıyor. Bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, hızlanması, ucuzlaması, herkesin bilgili (hatta alim) olduğu vehmini “zihni gerçeklik” haline getirdi. Dünyada tedavül eden bilgilerin kahir ekseriyeti batı tarafından üretilmekte ve batı medyası ve Batılılaşmış medya tarafında servis edildiği bugün, başı ve sonu belli olmayan müthiş bir zihni kaos yaşanıyor. Zihni dünyası batılı bilgi dezenformasyonuna ta ilkokuldan itibaren maruz kalan Müslümanlar, kaçınılmaz olarak pozitif akıl terkibine teslim olmuş durumda. Akıl batılı, bilgi batının, servis batı misyonlarının… Geriye kalan şey, kalbindeki kör topal imanı, kazınmayacak kadar betonlaşmış ve tasfiye edilmeyecek kadar çoğalmış batılı muzahfarat ile kuşatılan müminler…
Nefsi ıslah, akl-ı selimi inşa edilmemiş, imanı kalb ve zihin dünyasına hakim olamamış, “külli anlayışı” iktisap edememiş müminler, İslam’ı, batılı veriler ve metotlarla (usul değil) ve pozitif akılla anlama çabasında… Böyle bir zihni ve kalbi evrende “şahsiyet” inşa edilemez, kendiliğinden zaten oluşmaz ve zuhur etmez.
Zihni ve kalbi evreni kaosa mahkum hale gelen Müslümanlar, kaçınılmaz olarak bir “istinat” arıyor. Şahsiyetini inşa edemediği, akl-ı selimin ilk şartı ve altyapısı olan İslam ahlakını kuşanamadığı için, samimi şekilde imanını muhafaza cehdiyle bir “kurtuluş yolu” arıyor. Tabii ki insanlar masum ve mazur… Kaos o kadar derin, dezenformasyon o kadar etkili ki, insanların bir kısmının Fethullah Gülen’e itibar etmesi, onu hatasız ve masum görmesi, her arzusunu emir telakki etmesi için fikri ve ilmi şartlar müsait. Fethullah Gülen’in ihanetindeki büyüklüğü görmeyecek kadar idrak körü haline gelen insanlar, dehşetengiz hale gelen teorik kaostan besleniyor.
Şahsiyet, üzerinde titizlikle çalışmamız gereken mevzuların başında geliyor. Bu eser başlangıç olur inşallah…

20141107_163524

_______________________________
Kitapların fiyatı 13.00 TL
Toptan (en az 10 adet) fiyatı 8.00 TL
Talep için müracaat NURİ YILDIZ
Telefon: 0530 696 93 04
E-mail: hacinuriyildiz@hotmail.com
__________________
NOT: Sipariş vereceklerin; 1-İsim ve Soyisim, 2-Adres , 3-Telefon, 4-TC numarası (fatura için) bilgilerini, Nuri Yıldız’ın e-mailine göndererek telefonla bilgi vermeleri rica olunur.
__________________
Banka Hesap Numarası:
Halk bankası K.Maraş merkez şubesi
TR 61 0001 2009 4720 0001 0304 75
________________________________
Basılan kitaplar
1-İslam Medeniyet Tasavvuru-1-Terkip ve Tefekkür
2-İslam Medeniyet Tasavvuru-2-İnşa Muhafaza Tecdit
3-İslam Medeniyet Tasavvuru-3-Şehir ve Medeniyet
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİ’NİN BAŞARISI VE BİR KİTABIN TANITIMI

Fikirtekne’sinin başarısı ve bir kitabın tanıtımı

Mehmet Şahin, Fethullah Gülen ve paralel örgüt hakkında yazılanları toplamış, tertip etmiş ve kitap haline getirmiş. Kitapta makaleler olduğu gibi mülakatlar da var.

Kitabın ismi, “Fethullah Gülen’in Dini Söyleminin Eleştirisi”. Kitap Evre Yayınlarından Temmuz 2014 tarihinde çıkmış. Toplam 422 sayfa…

Kitapta www.fikirteknesi.com sitesinin üç yazarının yazıları var. Haki Demir, İbrahim Sancak ve Selehattin Adanalı…
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİ’NE TEŞEKKÜR

FİKİRTEKNESİNE TEŞEKKÜR
Fikirteknesi sitesinin sayfalarını bize açması özel bir hassasiyet göstergesidir. Şahsıma hiçbir soru bile sormadan, mesleğimi, ikametgahımı bile merak etmeden, sadece fikir cihetiyle alaka göstermesi, benim için bir takdir vesilesidir.
Sadece fikre yoğunlaşan bir kadro ile aynı sitede yazmak ise gurur ve memnuniyet verici bir durumdur. Fikirteknesi ailesine hassaten teşekkür ederim.
Büyük Doğu devlet anlayışı ile ilgili telif çalışmalarımızı bundan sonra fikirteknesi’nde tefrika etmeye çalışacağım, inşallah faydalı olur.

Share Button

2000. YAZI

2000. YAZI

Bugün 2000. yazıyı yayınladık. Fikirteknesi, Türkiye’nin fikir hayatında “fikir yazısı” ile en zengin sitesi unvanını taşıyor. Bizden önce başlayan siteler vardı ama söyleyecek sözleri bittiğinden midir nedir çoğunluğu kapandı. Fikirteknesi ise yazı sayısı cihetinden olduğu kadar, muhteva çeşitliliği bakımından da çok zengindir. Yazarlarımız birçok sahada yazılar yazmışlar, özellikle de seri yazılarla meseleyi çerçevelemiş, bir fikriyat imal etme çabasına girmişlerdir.

Sitemiz sadece makalelerden ibaret değil, aynı zamanda e-kitap yayını da yapmaktadır. Sitemizdeki yazarların 44 adet telif eseri sitede “e-kitap” olarak ücretsiz şekilde yayınlanmaktadır. Türkiye’deki yayınevlerinin kahir ekseriyetinin 44 eser basmamış olduğu görüldüğünde, sitemizin yayınladığı kitap sayısının büyüklüğü anlaşılır.
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI-3-MÜŞTEREK ANLAYIŞ

Mısır’da darbe yapıldığının ertesinde (05.07.2013) konu ile ilgili sitemizde yayınlanan ilk yazı, “Müslümanlar… Meydanları bırakmayın” başlığını taşıyor. Bu yazının ana fikri şuyud; “Meydanları terketmeyin, birlikte durun, evlerinize dönmeyin, eğer dağılır ve eve giderseniz tek tek avlanırsınız, direndiğinizde vereceğiniz kayıplardan çok daha fazla kayıp verirsiniz”. Fikirteknesi, darbe ve darbeye karşı direnişin başladığı günden itibaren bu anlayışı sürekli gündemde tuttu.
O yazıda konu şu şekilde teşhis edilmiş;
“Meydanları boşaltmaları ile ilgili tüm telkinlere karşı direnmeliler, kendi içlerinden bile böyle bir telkin gelse itiraz etmeliler, meydanları boşaltıp da evlerine dönmeye başlarlarsa, tek tek avlanırlar. Büyük operasyon kararı demek, yüzbinlerce belki milyonlarca Müslümanı temerküz kamplarına toplamak hatta katletmek demektir. Milyonlarca insanın meydanları işgal etmesi halinde buna cesaret edemezler ama evlerinden tek tek toplayabilirler ve katledebilirler.
Mısırlı Müslümanlar, asla evlerinizde yakalanmayın, asla uykuda yakalanmayın, asla tek tek yakalanmayın, asla pijamalarınızı giymeyin, rehavete kapılmayın, korkmayın. Ölümden korkacak gün, bu gün değil, unutmayın zaten öldürecekler, unutmayın zaten hapse atacaklar, unutmayın zaten işkence yapacaklar, bunların çaresi toplu halde bulunmak, meydanları işgal etmek, darbeyi iflas ettirmek…” Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI-2-SOMALİ MESELESİ

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI-2-SOMALİ MESELESİ
Fikirteknesi, Somali ile ilgili değerlendirmesini ta 16.09.2011 tarihinde yapmıştı, yazının başlığı şu; “Türkiye’nin Afrika’daki Üssü, Somali”… O zamanlar Somali’de kıtlık ve açlık vardı, Türkiye, hükümeti ve sivil toplumuyla Somali’ye yardım seferberliği başlatmıştı. Sadece kıtlık ve açlığın olduğu ve sadece yardım seferberliğinin yürütüldüğü dönemde, Fikirteknesi meselenin başka bir boyutuna dikkat çekmişti. Dikkat çektiği nokta, Türkiye’nin Somali’de devlet kurması gerektiğiydi, bu ihtiyacı da harikulade bir çerçeve içinde sunmuştu.
Yazı şöyle bir girizgah ile başlıyor; “Hükümetin Somali’ye gösterdiği alaka, yardımdan ibaret değil. Çok daha fazla konuyu ihtiva eden bir alaka görüyoruz. Büyükelçilik açmak, TOKİ ile ülkeyi imar etmek, yatırımlar planlamak, iç savaşı sona erdirecek teşebbüslerde bulunmak ila ahir. Meseleye sathi bir kavrayışla (yani Kemalist açıdan) bakıldığında para ve emeğin boşa harcanacağını söylemek mümkün.” O tarihte elde hiçbir istihbarat verisi olmadan bu tespiti yapmak kolay değil ama “fikirteknesi”nin başarısı işte burada gizli.
Yazının devamında şu tespit ve teklif yapılıyor; “Yatırım maliyetlerinin düşük olması, ülkenin imar edilmesini kolaylaştırır. Başka herhangi bir ülkeye yapılacak yardımın onda biri Somali’ye yapıldığında, hesaplanamaz tesirleri olur. Bu güne kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak olan yardımlar, Somali halkını Türkiye’ye kalbinden bağlar. Kalbi bağlılık, karındaşlıktan bile ileri ve sağlamdır. Türkiye, Somali’yi biraz kendine getirdiği anda, Afrika’da ilk eyalet oluşmuş demektir. Bu kadar az maliyetle bu kadar büyük netice alınabilecek şu anda başka bir ülke yok. Afrika’ya bir Afrika ülkesi ile girmek doğru bir stratejidir. Somali’nin üs haline getirilmesi ve bir model inşa edilmesi, Afrika’da, Türkiye için hayal bile edilemeyecek ufuklar açar.” Somali’deki büyükelçiliğimize saldırı düzenlenmesi, hiçbir bedel ödemeyi göze almayanlar için bir anlam ifade edebilir ama bizim için bunlar ödenmesi gereken bedellerdir. Şu anda Somali, Türkiye’nin Afrika’daki Üssü haline gelmiştir, tabii ki yapılacak daha çok iş var ama bunların hızla yapıldığı da gelen haberler arasında. Yeni Şafak Gazetesi genel yayın yönetmeni İbrahim Karagül’ün 02.08.2013 tarihli yazısı, iki yıl önce “fikirteknesi”nde yapılan teşhis ve teklifin yeni yeni anlaşılmaya başlandığını gösteriyor. Bir gazete ve bir televizyon yöneten İbrahim Karagül’ün bu gün, hem de hükümet kaynaklarından elde ettiği bilgi ile ulaşabildiği stratejik anlam, sitemiz tarafından iki yıl önce hem teşhis olarak hem de teklif olarak ortaya konulmuştu. Dikkat çekici değil mi? Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI
Fikirteknesi taksim hadiselerini yakından izledi, mahiyetinin ne olduğunu derinliğine teşhis etmeye çalıştı, meseleye birçok açıdan baktı, neticede teklif sundu.
Hadiseleri günlük olarak takip eden İbrahim Sancak, günü gününe yazılar yazdı, bazı teşhis zaaflarını tespit etti, doğru teşhisleri yaptı ve gösterdi, nihayet bir teklifte bulundu.
Ahmet Selçuki, meselenin istihbarat yönünü yazdı, gerçi doğrudan hadiselerin istihbari boyutunu yazmadı ama ülkedeki istihbarat anlayışındaki eksiklere dikkat çekti, o yazılar anlaşıldığında taksim kalkışması ve benzerleri hakkında nasıl tedbirler alınacağı görülür.
Nihayet Nurettin Saraylı son iki yazısında meselenin içeride ve dışarıdaki irtibatlarına dikkat çekti, daha önce İbrahim Sancak’ın teklif ettiği karşı hamleyi dikkatlere sundu.
*
Fikirteknesinin özelliklerinden birisi, hadiselerin akış yönünü isabetle teşhis etmek, buna uygun tekliflerde bulunmaktır. Yayın hayatına başladığından bu yana birçok öngörüsü gerçekleşti, birçok teklifi resmi ve özel kişiler tarafından kabul gördü ve tatbik edildi. Teklif ve öngörülerindeki isabet nispeti o kadar yüksek ki, “düşünce kuruluşları” bile aynı isabet oranına yaklaşamadı. Okumaya devam et

Share Button

YUSUF KAPLAN YAZAR AİLEMİZE KATILDI

YUSUF KAPLAN YAZAR AİLEMİZE KATILDI

Yusuf Kaplan ile K.Maraş’ta yapılan 18.05.2013 tarihli, İSLAM MEDENİYETİNE DOĞRU BÜYÜK DOĞU programında yaptığımız sohbetlerden çıkan neticelerden biri de, yazılarının sitemizde yayınlanacak olmasıdır.

Yusuf Kaplan, kendisine olan muhabbetimizi bilir, kendisinin de bize olan muhabbeti malumumuz, istedik ki bir şekilde beraber olalım, beraber olmanın, aynı çerçevede görünebilmenin elan başka bir imkanı yok. Ümit ederiz ki başka çerçevelerde de beraber olabiliriz.

Yeni Şafaktaki yazılarını bir gün sonra sitemizde yayınlayacağız. Aynı gün yayınlamak istedik, kendileri de bundan memnun olacaklarını ifade ettiler ama gazete ile telif meselesi yaşanması ihtimali, bu imkandan mahrum etti.

Arada bir sadece bizim site için yazı kaleme alacağını düşünüyoruz.

Yusuf Kaplan, aramıza hoşgeldiniz, teşrif ettiniz.

Share Button

SİYASETİN PATLAMASI

SİYASETİN PATLAMASIAK PARTİ, Türkiye ve dünyada “özelliği” olan bir zaman dilimi içinde kurulan ve iktidara gelen bir siyasi teşekküldür. Kuruluşu, zaman diliminin Türkiye’deki özelliğinden kaynaklanmasına rağmen dünyadaki özelliği konjonktürel bir rastgelişten ibarettir. Ancak dünyadaki konjonktürden, iktidara gelmesi ve iktidarda kalması için faydalandığı vakidir.

Özelliği olan zaman diliminin Türkiye’deki yansıması, asırlar süren bir süreç sonunda; Üniversitelerinde bilim, fabrikalarında marka, meclisinde hukuk (kanun değil) üretilemeyen, ailesinde çocuk, okulunda öğrenci, kurslarında uzman yetiştirilemeyen, siyasetinin devlet adamı, toplumunun lider, ülkesinin mütefekkir çıkaramadığı, hukukçusunun adil, doktorunun sağlıklı, aydınının sakin olamadığı, din adamının riyadan, tüccarının hileden, memurunun rüşvetten kurtulamadığı, erkeği asaletten, kadını zarafetten hızla uzaklaşan, ahlakın anlamını, hukukun hükmünü kaybettiği, hedefleri olmayan, idealleri bulunmayan, korkuları artmış, ümitleri bitmiş insanların oluşturduğu bir toplum yapısının oluştuğu bir dönemdir. Okumaya devam et

Share Button

HACİMLİ AKIL

HACİMLİ AKILİnsan hem fikri ve hem de bedeni bir organizma olduğu için yaşadığı veya yaşayacağı her hadise organizmada bir takım etkiler ve değişimler meydana getirebilir. İnsandaki etkileniş, makine gibi lokal nitelikler taşımaz. İnsanın dış dünyadan aldığı bir etki zekâsından aklına, şuurundan vicdanına, hafızasından duygusuna, idrakinden ahlakına, hayat tarzından hayat alanına, dünyayı kavrayışından insan anlayışına kadar tüm zihni ve ruhi dünyasına yönelir. Her hangi bir iç alem unsurunun veya mekanizmasının etkilenmesi ve diğerlerinin etkilenmemesi sözkonusu olmaz. Farklı nispetlerde etkilenmeleri mümkündür ama etkinin birinde emilip yok edilmesi mutlak anlamda imkânsızdır.

İnsandaki etkilenmenin giriftliği (karmaşıklığı), insanın iç dünyasında bir değişime gitmesini tehlikeli hale getirebilir. Değişimin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa hangi istikamette ve ne nispette yapılması lüzumu doğru tespit edilmelidir. Hiç değişmemek gerekebilir ve sadece gelişmek kafi gelebilir. Değişmenin kendisi tılsımlı bir formül değildir ve değişmeyi kutsamak her zaman doğru olmayabilir. Fakat değişmek gerekiyorsa eğer, mevcudu muhafaza etmeye çalışmak yıkım olabilir. Okumaya devam et

Share Button

SİSTEMİN İDEOLOJİK SINIRLARI

sistemTürkiye’de 1923 yılında, yeni bir devlet mi, yeni bir siyasi rejim mi kurulduğunun anlaşılması ve açıklanması gerekir. Bu, aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Devlet-i Ali Osmanî’nin devamı olup olmadığı sorusunun da cevabıdır.

Yeni bir devlet kurmak ile yeni bir siyasi rejim (sistem) kurmak arasında, önemli ve temel farklılıklar vardır. Yeni bir siyasi sistem kurulduğu ve devletin devam ettiği kabul edildiğinde, Türk Devletinin, siyasi değişim alanının genişliği ortaya çıkar. Yeni bir devletin kurulduğu kabul edilirse, Türk Devletinin siyasi değişim alan ve imkânlarının dar olduğu ve kırılgan bir bünyeye sahip olduğu anlaşılır.

Yeni bir siyasi sistem kurulmuş olması; siyasi değişim imkânlarının genişliği ile beraber, siyasal yapının esnekliğinin kabul edildiği ve devletin “ebed-müddet” devam edeceği anlamına gelir. Doğrusu bu anlayış Türk Milleti için “ebedi” devlet sahibi olacağı anlamında bir teminat olarak anlaşılabilir.

Yeni bir devlet kurulmuş olması; siyasal değişim imkânlarının dar, siyasi bünyenin kırılgan olduğu, dolayısıyla değişimlerin, “yıkılış ve kuruluş” anlamında kavranacağı ve devletin “ebed-müddet” devam edemeyeceği şeklinde bir anlayışı doğurur. Bu durumda vurgu, devlete değil millete yapılmış olur ve Türk Milletinin “ebed-müddet” yaşaması gerektiği anlayışına yöneltir.  Okumaya devam et

Share Button

İSLAM ve TEŞKİLAT

islamveteskilatHayat ferdi gerçeklikten ibaret olsaydı ve içtimai gerçeklik olmasaydı teşkilat denilen yapıya ihtiyacımız olmazdı. Ferdi hayat, teşkilata ihtiyaç duymaz, içtimai havzadaki gerçekliklerden biri değilse. Ferdi hayat, içtimai gerçekliklerden biri olduğu için onun bile teşkilata ihtiyacı var.

Hayat ferdi gerçeklik ile içtimai gerçekliğin toplamından meydana geliyor, çünkü insan mutlak ferdi hayat yaşayamıyor. Özet olarak “insan sosyal varlıktır” şeklinde ifade edilen bu hususiyet, birçok şekilde izah edilebilirse de Müslümanların bilmesi gereken en önemli boyutu, “mutlak ferdiyetin” tevhid mevzuu olduğudur. Sadece insan değil hiçbir varlık, yalnız başına varolabilme ve varlığını devam ettirebilme kudretinde değildir. “Mutlak ferdiyet” uluhiyettir. Okumaya devam et

Share Button

DEVLET KURAN TEŞKİLAT

DEVLET KURAN TEŞKİLATTürkiye’de, 1923 yılında devlet kurulduğunu zanneden akıl garibanlarını bir tarafa bırakalım. Ülke, 1918 yılından bu yana işgal altında… Yani yakın zamana kadar öyleydi. İşgal bitti mi, hayır. Fakat hızlı şekilde işgal bitiriliyor, devlet kuruluyor, bölgesine doğru nüfuz etmeye başlıyor. Türkiye’nin bağımsızlığı, bu ülkede devlet kurulmasıdır, devlet kurulmadan bağımsız olmak imkansız. Okumaya devam et

Share Button

DÜŞÜNCE ve SİYASETİN SEVİYESİZLİĞİ – E-KİTAP-Haki DEMİR-

Siyasi alan fazla görünür halde. Bunun sebebi malum, iktidar alanı olmasıdır. İktidar, iktidar mücadelesi, devlet ve halk üzerinde kullanılan yetkilerin siyasi alana yığılmış olması, siyaseti fazla görünür kılıyor. Hem kullandığı yetkiler bakımından hem de fazla görünür olmasından dolayı, ülkedeki tartışmaların kahir ekseriyeti siyasi alanda gerçekleşiyor. Bu durum ne kadar sağlıklı, olması gereken bu mudur, siyaset hakettiğinden fazla bir ilgiye mi sahiptir gibi bir çok sorunun cevabı tartışılmalıdır. Okumaya devam et

Share Button

ANLAYIŞ ve TEFEKKÜR-E-KİTAP-Haki DEMİR

İnsan zihninin bir özelliği var, kesintisiz deveran halinde olmak… Zihni faaliyeti gerçekleştirmek için gayret etmek gerekmez, o kendiliğinden hareket halindedir. Zihni faaliyeti durdurmak ise imkansızdır. Zihnin kendiliğinden faaliyet göstermesi, zihni faaliyet ile tefekkür faaliyetini birbirine karıştırmamıza sebep oluyor. Zaten hareket halinde olan zihnin çalkalanışlarını tefekkür faaliyeti zannediyoruz. Tefekkür faaliyeti ile ilgili en ciddi problemlerden birisi budur. Okumaya devam et

Share Button

BATI ÇÖKÜYOR-E-KİTAP-Haki DEMİR-

Batı çöküyor, o ihtişamlı görünen, o hiç yıkılmaz zannedilen batı çöküyor. Batıdan, doğudan ve Türkiye’den bazıları bunu görmese, inanmasa, anlamasa da çöküyor. Batının çöküşündeki orijinallik, çöküşünün anlaşılmasına mani oluyor. Batı kendi medeniyet kaynaklarındaki özelliklerden dolayı çöküyor, yani aslında batı, kalkınırken aynı zamanda çöküş dinamiklerini de temeline yerleştirmişti. Bunu göremeyenler, çöküşe kanaat getiremiyorlar.

Batı çöküyor çünkü bir asırdır felsefi krizde. Felsefi krize girmesinin sebepleri çok ve çeşitli ama felsefi kriz başlayalı uzun zaman oldu. Makyajındaki ihtişam, derinlerdeki felsefi krizi perdelemiş ve görülmesini önlemişti. Hala da iktisadi krizden ibaret bir sarsıntı zannediyorlar. Mesela kapitalizm, batıyı kalkındırmıştı eskiden ama şimdi çöküşüne sebep oluyor. Mesela pozitif bilimlerin felsefeden bağımsızlaşmasını matah bir şey zannetmişlerdi, bu durum felsefi krizi tetikledi ila ahir… Okumaya devam et

Share Button