İsrail ve Amerika’nın işbirlikçisi Suud devleti

İsrail ve Amerika’nın işbirlikçisi Suud devleti

Koca İslâm âlemi üç buçuk İsrail devletiyle niye baş edemiyor suali İslâm devletlerinin izzet ve haysiyetini kıracak ağır bir sual. Şeytanın dölü İsrail, gâvurun “alçak sarısı” Amerika bir yandan Kudüs’ü “başkent” ilân ederken, bir yandan yeni katliamlara yol açacak tahriklerini sürdürüyor.

Buna rağmen ölü toprağı atılmış, birbirine düşmanlık etmekle meşgul Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır gibi bazı Müslüman devletler İsrail’le ittifak hâlinde olmayı elan sürdürüyorlar.

Mefluç hâlde olan İslâm âleminin üç buçuk İsrail’le niye baş edemediğinin cevabı, bazı İslâm devletlerinin katliamcı İsrail’le ittifak içinde olmalarıdır. En başta Suudi Arabistan kralları ve veliahtları Ortadoğu’daki katliamların elebaşı Amerika ve İsrail’in Kudüs’ü “başkent” olarak ilân etmelerini zımnen destekliyorlar.

HZ. PEYGAMBERİMİZİN YÜZÜNE NASIL BAKACAKSINIZ SUUDLAR!
Okumaya devam et

Share Button

Amerika gâvurun “alçak sarısı”, İsrail şeytanın dölü

Amerika gâvurun “alçak sarısı”, İsrail şeytanın dölü

Nil’den Fırat’a kadar uzanan “Büyük İsrail” devletini kurmak, Mescid-i Aksâ’yı yıkmak ve Kudüs’ü “başkent” yapmak isteyen İsrail ve Amerika’nın zulümleri devam ediyor.

Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın “Orası mahşer ve menşer, yâni yeniden diriliş yeridir” buyurduğu, Yavuz Sultan Selim’in, adını Kudüs-ü Şerif olarak değiştirdiği peygamberler şehri Kudüs şimdi iki mel’unun, yâni gâvurun “alçak sarısı” Amerika ile şeytanın dölü İsrail tarafından “başkent” yapılıyor.

ŞEYTANIN DEVLET SÛRETİNE BÜRÜNMÜŞ HÂLİ İSRAİL

İsrail, Allah’ın rahmetinin kesildiği şeytan-ı racim, yâni lânetlenmiş şeytanın devlet sûretine bürünmüş hâli ve katilliğin eğitim merkezi…
Okumaya devam et

Share Button

FİLİSTİN DAVASI VE BÜYÜK İSYAN (GÜNÜN KİTABI)

FİLİSTİN DAVASI VE BÜYÜK İSYAN
Ortadoğu’daki isyanların, örgütlerin, savaşların merkezinde Filistin ve Kudüs davası ile İsrail sorunu var. İsrail mevcudiyetini devam ettirdikçe, Kudüs’ün esareti devam ettikçe isyan ve savaş kesintisiz devam edecek.

20141107_162340

_______________________________
Kitapların fiyatı 13.00 TL
Toptan (en az 10 adet) fiyatı 8.00 TL
Talep için müracaat NURİ YILDIZ
Telefon: 0530 696 93 04
E-mail: hacinuriyildiz@hotmail.com
__________________
NOT: Sipariş vereceklerin; 1-İsim ve Soyisim, 2-Adres , 3-Telefon, 4-TC numarası (fatura için) bilgilerini, Nuri Yıldız’ın e-mailine göndererek telefonla bilgi vermeleri rica olunur.
__________________
Banka Hesap Numarası:
Halk bankası K.Maraş merkez şubesi
TR 61 0001 2009 4720 0001 0304 75
________________________________
Basılan kitaplar
1-İslam Medeniyet Tasavvuru-1-Terkip ve Tefekkür
2-İslam Medeniyet Tasavvuru-2-İnşa Muhafaza Tecdit
3-İslam Medeniyet Tasavvuru-3-Şehir ve Medeniyet
Okumaya devam et

Share Button

MÜSLÜMAN DEVLETLERİN GAZZE İLE İMTİHANI

Müslüman Devletlerin Gazze’yle İmtihanı
İdeolojik ve varoluştan kaatil İsrail’in Gazze üzerine tonlarca bomba yağdırdığını İslâm devletleri birlik içinde olmadığı için içimiz kan ağlayarak naklen seyrettik.

Bu vahşi saldırıları yapan İsrail’in insan olduklarına dair hiçbir işaret yok.
Vicdansız, acımasız İsrail vahşeti karşısında İslâm devletlerinden ciddî bir hamle görememek, Gazze’nin kan gölüne dönmesi kadar vahim!

Gazze, ümmetin imtihanıydı… Gazze’ye reva görülen bu vahşet karşısında ümmet imtihanını veremedi, sınıfta kaldı. Sınıfta kalmasından mâna, haysiyetini kaybetti ve İsrail karşısında zillete düştü. Gazze’deki katliama sesini yükselten Türkiye’den başka bir ülke de yok. İslâm dünyasının Gazze katliamı karşısındaki tavrı kahredici ve yüz kızartıcıdır.
Okumaya devam et

Share Button

KAATİL İSRAİL’İN MÜSLÜMAN İŞBİRLİKÇİLERİ

Kaatil İsrail’in Müslüman İşbirlikçileri
Koca İslâm âlemi üç buçuk İsrail devletiyle niye baş edemiyor? Suali İslâmların izzet ve haysiyetini kıracak ağır bir sual. Kaatil İsrail, Gazze’de katliamlara devam ederken, ölü toprağı atılmış, birbirine düşmanlık etmekle meşgul bazı Müslüman devletler İsrail’le ittifak hâlinde olmayı elan sürdürüyorlar.

Koca İslâm âleminin üç buçuk İsrail’le niye baş edemediğini cevabı, bazı İslâm devletlerinin katliamcı İsrail’le ittifak içinde olmalarıdır. En başta Suudi Arabistan kralları İsrail’in destekçisidir.

İsrail yandaşı olan Mısır’daki darbeci yönetim, Mısır-Gazze arasındaki tünelleri ve Refah kapısını kapatarak Gazze’de akan kandan mesuldür.
Okumaya devam et

Share Button

KALBİM DAYANMIYOR

KALBİM DAYANMIYOR

Gazze’de parçalanan çocuk ve bebek bedenlerine kalbim dayanmıyor, bakamıyordum. Çin denen cüsseli domuz Şarki Türkistan’da katliama başladı, kalb mi dayanıyor buna. Daha önce Suriye’deki katliama dayanamamıştı fakat Suriyeli mültecilere birazcık olsun yardım yapmak ruhi mukavemetimi artırmış gibiydi. Mukavemetim artmış gibi olduğu esnada Suriyeli mültecilere karşı ülkedeki bir avuç serserinin saldırıları başladı, kalb nasıl dayansın ki. Öyle ya da böyle dayanacak ama bitmiyor ki, kah Mısır’dan haber geliyor, kah Irak’tan, kah Somali’den, kah Arakan’dan… Hangisine dayanacaksın, nasıl dayanacaksın…

Katliamlardan daha dayanılmaz olan varmış, onu gördük birkaç yıldır, ihanet… Önce Şia isimli büyük fitnenin ihanetini gördük, Suriye’de katlettiği birkaç yüz bin masum ve mazlumdan daha ağır bir duyguydu ihanet etmiş olması. Utanıyorum bunu yazmaktan, ihanetin yüz binlik katliamlardan daha dayanılmaz olduğunu söylemekten. Ama bana öyle geldi, arkasından Fethullah Gülen terör örgütünün ihaneti ortaya çıkınca, ihanetin katliamdan daha ağır ve daha dayanılmaz olduğuna kanaat getirdim.
Okumaya devam et

Share Button

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

Abdülhamit Bilici, 02.08.2014 tarihli, “Gazze’ye yeni yöntem gerek!” başlıklı yazısında, Müslümanlara karşı ihaneti, İsrail ve Yahudilere karşı da itaati açıkça yazmış. Açıkça yazmış dememe bakmayın, adam yazısında “ihanet ettik” demiyor tabii ki… Yazıyı, “aklı gözünde olanlar” okuduğunda ihanet görmez ama “gözü aklında olanlar” yani basiret sahipleri okuduğunda ihanetin itirafı çok berrak ve açık…

Ne diyor Abdülhamit Bilici yazısında? Özet olarak şu; İsrail ile Filistin arasındaki savaşın dengesiz güçler arasında olduğunu, sürekli benzer saldırıların tekrarlandığını, neticenin aynı olduğunu, artık bu yolla devam edilemeyeceğini, Filistinlilerin mücadele yöntemini değiştirmesi gerektiğini söylüyor. Hatta yazısının sonunda düşüncesini desteklemek için şu iktibası yapıyor; ““Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek deliliktir” diyen Einstein, haklı değil mi?” Nasıl? İktibas da bir Yahudi’den…
Okumaya devam et

Share Button

HAKAN ALBAYRAK’IN SORULARI

HAKAN ALBAYRAK’IN SORULARI

Star Gazetesi yazarı Hakan Albayrak’ın 02.08.2014 tarihli yazısında, Ekmeleddin İhsanoğlu, Ekrem Dumanlı ve Hizbullah (aslında Hizbuşşeytan) için hazırladığı sorular var. Yazıyı tamamen yayınlamak isterdik ama telif kanunu ile uğraşmak istemeyiz. Bu sebeple birkaç soruyu iktibas edip, yazıya dikkat çekelim istedik.

“Konumuz Gazze. Konumuz Filistin. Konumuz Siyonist İşgal Rejimi’ne direniş. Peki, “Direniş Hattı”nın yılmaz savunucusu Hasan Sözde Nasrullah ve adamları nerede, kime karşı ve ne için savaşıyor? Suriye’de, Liva-ut Tevhid ve Ahraruşşam gibi antisiyonist devrim gruplarına karşı, Allah düşmanı katil şebbiha düzeni için savaşıyor. O düzeni değiştirmek isteyen mücahitlere direniyor. İran basınından öğrendiğimize göre “Araplarla bütünleşmek isteyen Türkiye’yi durdurmak için Irak ve Suriye’de hat çekildi”; demek ki Araplarla bütünleşmek isteyen Türkiye’ye de direniyor bunlar. Ve demek ki “Direniş Hattı” dedikleri şey İsrail’e direniş hattı değil İttihad-ı İslam’a direniş hattı.”
Okumaya devam et

Share Button

FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

FİKİRTEKNESİ’NİN BÜYÜK BAŞARISI-5-GAZZE MESELESİ

İsrail isimli melunlar topluluğu yine Gazze’ye saldırdı. Saldırı sebebi olarak ileri sürdüklerinin bir önemi yok, biz sebebin ne olduğunu biliyoruz. Sitemiz yazarlarından Haki Demir’in, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı, 18.07.2014 tarihli yazısında sebebi açıkça yazdı;
“Zannetmeyin ki, İsrail Gazze’ye toprak parçası için veya oradan kendine atılan füzeler için veya başka bir sebeple saldırıyor. Aldanmayın, İsrail barbarlığı, dünyadaki tek insanlık kalesini düşüremediği için saldırıyor, ümmetin haysiyetinin hala ayakta kaldığı tek mevzii olduğu için saldırıyor.”

İsrail, kara harekatında ağır bir hezimete uğruyor, kendisi için şartların en uygun olduğu, Hamas için en zor olduğu bir dönemde saldırmasına rağmen mağlup oluyor ve ağır kayıplar veriyor. Hamas’ın ve İzzettin El-Kassam Tugaylarının, kara harekatında zafer kazanacağı, İsrail isimli barbar örgütün ise hezimete uğrayacağı, sitemiz yazarlarından Haki Demir tarafından 18.07.2014 tarihli, “Dünyadaki cennet, Gazze” başlıklı yazısında (yani daha kara harekatı başlamadan önce) yazılmış ve yayınlanmıştı. Hamas’ın en kötü şartlarda uğradığı saldırıdan zaferle çıkacağını, hiçbir istihbari bilgiye sahip olmaksızın, sadece “zamanın muhtevasını okuyarak” ifade eden Haki Demir, fikirteknesi’nin başarısını tescil etmiştir. Haki Demir’in kaleminden mesele 18.07.2014 tarihli yazısında şöyle ifade edilmişti;
Okumaya devam et

Share Button

İSRAİL Mİ DEDİNİZ? İBLİS RUHLU LANETLİDİR

İsrail mi dediniz? İblis ruhlu lanetlidir

Nil’den Fırat’a kadar uzanan “Büyük İsrail” devletini kurmak, Mescid-i Aksâ’yı yıkmak isteyen İsrail’in zulümleri devam ediyor.

İsrail, “Şeytan-ı Racim”, yâni bilinen şeytan hususiyetinin daha şenisi, daha âdisi özel şeytandır. Şeytanın özel ismidir, yâni İblis.

İblis, yâni İsrail “Hayırdan ümitsiz olan, Allah’ın rahmetinden umudunu kesen” demektir. Âdem Peygambere itaat etmeyen, kendisine yapma denileni yapan, yap denileni yapmayan şeytanların şeytanı, kaatilliğin müşahhas numunesi, tâlim merkezi, sürdürücüsü…

LÂNETLENMİŞ KAVİM: İSRAİL
Okumaya devam et

Share Button

HİZBULLAH’IN SİNSİLİĞİ…

HİZBULLAH’IN SİNSİLİĞİ…

Katil İsrail sürülerinin vahşet ve katliamlarının başlamasından bu yana Hizbullah, İran ve sair Şii gurupların hiçbir açıklaması ve desteği yoktu. Birden bire, ne oldu da Hizbullah ortaya çıkıp propaganda yapmaya başladı?

Medyada yer alan habere göre Hizbullah Genel Sekreteri olan Hasan Nasrallah isimli Suriye halkının ve Müslümanlarının katili, Filistin’e ve Gazze’deki direnişe destek açıklaması yapmış. Desteği de, telefon edip, “sizi destekliyoruz” demekten ibaret.

Yahudi vahşeti başladığı günden beri dilini yutan Hasan isimli katilin şu kadar zaman sonra bu açıklamayı yapmasının sebebi, İsrail’in kara harekatında ağır kayıplar vermeye başlamasıdır. İsrail ordu yetkilileri tarafından, “Lübnan (Hizbullah) savaşından daha ağır bedeller ödüyoruz” açıklamasını yaptığının ertesi günü Hizbullah isimli Müslüman katillerinin yetkili bu açıklamayı yaptı. Çünkü Hizbullah efsanesi çöktü.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(15.03.2014)-MÜNAFIKLIK İFŞA OLDU

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(15.03.2014)-MÜNAFIKLIK İFŞA OLDU

STV dünkü (14.03.2014) haber bülteninde, Filistin’deki Yahudi domuzlar örgütünün (namı diğer İsrail’in), Gazze’ye saldırısını, “Gazze’deki terör hedefleri vuruldu” şeklinde vermiş. Aslında bu konuda yazı yazmak gerekmezdi, zira apaçık bir “sapkınlık” için yazı yazmak, izah etmek lüzumsuzdur. Çünkü apaçık sapkınlığı izah etmeye çalışmak, insanların akıllarına ve zekalarına hakarettir. Sapkınlığı göstererek, “bakın bu sapkınlık” demek, muhatapları tahkir etmektir. Bu sebeple Gazze’deki mücahit gurupları, direniş kıtalarını, domuzların korkulu rüyalarını savunmak gereksiz.

Öyleyse biz ne yapmaya çalışıyoruz? Bu konuda yazı yazmamızın sebebi, ihanet örgütünün alçaklık ve hainlikte her dem yeni yeni zirveleri zorladığı bu günlerde, onların ciğerlerini göstermek…
Okumaya devam et

Share Button

İSLAM DÜNYASI DAYANIŞMA PLATFORMU “BEYANNAMESİ”

İSLAM DÜNYASI DAYANIŞMA PLATFORMU “BEYANNAMESİ”
İslam’ın son kalesi, son karargahı, son devleti, son medeniyeti olan Osmanlı yıkıldıktan sonra yeryüzü, şeytanların eğlence merkezi haline geldi. Şeytan, sadece Allah’a değil aynı zamanda insana da düşmandır, insanları Allah’ın dininden uzaklaştırdıktan sonra, insanlıktan da uzaklaştırır. Kendinden hakir gördüğü için secde etmediği insanı, kendinden hakir hale getirmek, zelil ve rezil etmek için elinden geleni yapar ve maksadını gerçekleştirdiğinde de keyifle eserini seyrederek eğlenir. Yeryüzünde Allah’ın dini hakim ve Müslümanlar kuvvetli değilse, dünyayı “insani” çizgide tutacak hiçbir ölçü ve kudret, makam ve mercii yok demektir.
Osmanlı, son İslam devlet ve medeniyeti olmakla, sadece Müslümanların değil aynı zamanda insanlığın kalesiydi, yeryüzünde insanların yaşadığının işareti, delili, merkeziydi. Bir asırdan beri Osmanlı yok, Osmanlı tasfiye edildiğinden beri yeryüzü şeytanın ikametgahı, insanlar da oyuncağı ve eğlencesi oldular. Batının, sahip olduğu zannedilen değerlerini bile umursamadan Mısır, Suriye, Lübnan, Afganistan, Filistin, Irak, Libya, Arakan ve diğer İslam beldelerinde katliam yapılmasına seyirci kalmasının temel sebebi, şeytanın yeryüzündeki hakimiyet karargahlarından biri olmasındandır. Unutulmasın ki, şeytanın prensipleri yoktur, sadece alçaklık, hainlik, melunluk yapmak gibi bir vazifesi vardır. İslam’a karşı mücadele etmek için uydurulan bir takım prensipler, insanları aldatmak içindir ve ilk fırsatta onları da tepelemekten ve onlara güvenenleri bile rezil ve zelil etmekten kaçınmaz aksine zevk alır. Unutulmasın ki, her zaman olduğu gibi karşımızda yine şeytan var fakat bu defa dünya imparatorlukları kurmuş bir şeytan var, dünya imparatorluklarını yöneten “insi şeytanlar” var. Okumaya devam et

Share Button

İSRAİL’İN ÖZRÜ ABD’NİN MAĞLUBİYETİDİR

İSRAİL’İN ÖZRÜ ABD’NİN MAĞLUBİYETİDİR
Türkiye değişiyor, bölge değişiyor, dünya değişiyor… Dünyadaki güç dengeleri derinden ve temelden sarsılıyor, yıkılıyor, güç yığınakları coğrafya değiştiriyor. Yeni denge simülasyonları yapılıyor, yeni denge denemeleri sahaya sürülüyor, yeni ittifaklar kuruluyor, yeni haritalar çiziliyor. Bir günde çok şey oluyor ve sayısız yeni denklem oluşuyor. Hiçbir şey bir sebebe bağlanarak açıklanabilme özelliğine sahip değil, her şey birçok sebebin terkibinin neticesi olarak zuhur ederken, bir sebep birçok neticeye meydana getirebiliyor. Kısacası dünya, bir açıdan girift, bir açıdan kaotik bir manzara arzediyor, tüm güç merkezleri de bu manzaraya kendi zaviyesinden müdahale etmek, kendi mevziinden tanzim etmek çabası içinde…
Böyle bir manzarada İsrail’in özür dilemesini değerlendirmek, en azından son on yıllık dünya ve bölge değerlendirmesini şart kılar. Bu çapta bir değerlendirme ise kitaplık hacimde bir çalışmayı gerektirir. Öyleyse özetleyelim…
Dünyanın batısı hızla geriliyor, doğusu hızla ilerliyor, kuvvet temerküzü batıdan doğuya doğru seyahat halinde. Batı yerinde dursa ve doğu gelişmeye devam etse bile yakın gelecekte dünyanın efendisi doğu olacaktır. Çünkü duranlar ne kadar ileride olursa olsun, yürüyenler tarafından geçilir.
İsrail, batı güç haritasında bulunduğu için, kendinden kaynaklanmasa bile batı ile birlikte zayıflıyor, inisiyatif kaybediyor, içinde bulunduğu siyasi güç haritası ile birlikte kaçınılmaz akıbete doğru hızla yol alıyor. Okumaya devam et

Share Button

MAVİ MARMARA’NIN BEREKETİ VEYA RAHMET SAĞANAĞI

MAVİ MARMARA’NIN BEREKETİ VEYA RAHMET SAĞANAĞI
Mavi Marmara gemisi ile yola çıkan birkaç yüz yiğit, filodaki gemilerin yükünü Gazze’ye götürmek, Gazze halkına faydalı olmak, mümkünse ablukayı delmek istiyorlardı. Muhtemeldir ki filodaki hiç kimse Gazze’ye ulaşabileceğini düşünmüyordu, İsrail’in buna müsaade edeceğini zannetmiyordu. Alternatif yolları ise Mısır limanına varmak ve denizden delemedikleri ablukayı karadan delme ihtimalini denemekti. İkisini de yapamadılar, Gazze’ye hem denizden hem de karadan giremediler. Dokuz şehit ve onlarca yaralıyla birlikte İsrail zindanlarından geri döndüler. Hadise bu kadardı, bundan ibaretti, bundan başka görünen, bilinen bir şey yoktu.
İsrail denen Yahudi-terörist örgütü, Mavi Marmara’nın hedefine ulaşmasına mani oldu, gemileri ve içindeki yolcuları zapt altına alıp, Türkiye’nin baskısı ile memleketlerine geri gönderdi. Böylece Mavi Marmara harekatı fiyasko ile neticelendi. Can ve mal kayıpları da zarar hanesine yazıldı. İsrail büyük bir eylemi yüksek dehası ile boşa çıkardı, Müslümanlar yine hezimete uğradı.
Kaba bir akıl ile meseleye bakıldığında görünen tam olarak buydu. Üç yıldır böyle görenler oldu, İsrail’in özür dilemeyeceği hususunda ısrarlı olanlar meseleyi böyle görme konusunda istikrarlı bir tavır sergilediler. Çünkü pozitif akıl meseleyi ancak böyle görür, zaten pozitif akıl gördüğüne inanır. Okumaya devam et

Share Button

FİLİSTİN’İN ZAFERİ

FİLİSTİN’İN ZAFERİ
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan oylamada, Filistin’in, “Üye olmayan gözlemci devlet” statüsü, ezici çoğunlukla kabul edildi. “Evet” oyları 138, “hayır” oyları 9, “çekimser” oyları ise 41… Mesele sadece oylar arasındaki sayısal farklılıktan ibaret değil aynı zamanda hangi ülkelerin hangi oyları verdikleri de fevkalade mühim. Hayır oyu kullananlar, ABD, İsrail, Kanada, Çek Cumhuriyeti ve Pasifik Ada ülkeleri (Marshall Adaları, Mikronezya, Nauru ve Palau)… ABD ve İsrail zaten “taraf”, bu tarafın gücünün yettiği ülkelere bakınız, en büyükleri Kanada ve Çek Cumhuriyeti, diğerleri Muz cumhuriyeti…
ABD ve İsrail’in artık gücünün yettiği, gücünün ulaşabildiği ülkeler bunlar. Hani ABD tek süper ülkeydi, hani her şeye gücü yeterdi, hani ondan izinsiz bir iş yapılmazdı.
Büyük devletlerin güçlerinde bir gizemlilik var. Siyaseten tükenmiş olan ABD ve İsrail’in, dünyada ve ülkemizdeki süper güç intibaını devam ettirmesi, insanların bir kısmının zihni piramitlerinde hala zirvede oturuyor olması ilginçtir. Dünya, ABD’nin siyasi ve iktisadi bariyerlerin yıktı fakat insanlar psikolojik bariyerlerini yıkamıyorlar. ABD’yi yeryüzü tanrısı gibi zihinlerine oturtanlar, hala ona rağmen bir şey yapılamayacağına inanıyorlar.
Aynı durum İsrail ve Yahudi lobileri hakkında da mevcut… Dünyada Yahudilerden habersiz veya izinsiz bir şey yapılamayacağına dair kanaatler o kadar derinleşmiş durumda ki, hala insanlar Filistin’in açık zaferi karşısında meseleyi tevil etmeye çalışıyorlar. Tüm dünya ve özellikle de Müslümanlar, zihni evrenlerine giren ve yerleşen ABD ve İsrail zehirini bir an önce kusmalı, bir an önce ondan kurtulmalı, zihnini, aklını, anlayışını temizlemelidir. Okumaya devam et

Share Button

“DEŞİFRE” PROGRAMININ LİNKİ

Yazarımız Haki DEMİR’İN katıldığı “Deşifre” programını izlemek isteyenler için linkini veriyoruz.

Bu linkten deşifre programının tamamı izlenebilir.

Share Button

GAZZE ÖLÜMSÜZLER DİYARI

GAZZE, ÖLÜMSÜZLER DİYARI
Şehitler hakkındaki mukaddes ölçü her Müslümanın malumudur, “Onlara ölüler demeyiniz, onlar Rableri katında diridirler”. Bizim gözümüze “ölü gibi” görünüyor olmalarının ne önemi var, Allah Azze ve Celle’nin katında ne oldukları, nasıl oldukları, hangi kıymet ve ihsana sahip oldukları esas değil midir? “Hakikat” cihetiyle diri olmaları, “gerçek” cihetiyle ölü gibi görünmelerinden mukayesesiz daha kıymetli değil midir?
Şehadet, ölmeden ahirete intikal etmenin iki yolundan biridir, diğeri ise “ölmeden ölenler”… Öyleyse müminin dünyada iki maksadı var, ya “ölüp de ölmeyenlerden” veya “ölmeden önce ölenlerden” olmak. Her iki ihtimal de dünyada ölümsüz hale gelmektir. Ahirete “ölmeden” intikal etmenin iki yolu vardır ve her mümin bu yollardan birine yönelmelidir. Müjde o kimselere ki, her iki maksadı da gerçekleştirmiş olsun. Hem “ölmeden önce ölüp” hem de “ölüp de ölmeyenlerden” olmak.
“Ölmeden önce ölmek”, tasavvufun Sünnet-i Seniyyeye uygun olarak usulünü geliştirdiği, güzergahını tespit ettiği, nihai maksadını gösterdiği bir yoldur. “Nefs-i emmare”den başlayıp, nefsi ruha irca edene kadar devam eden süreç, nefsi insanın merkezi olmaktan çıkarır, hatta nefsi insanın herhangi bir hareketine tesir etmek gücünden mahrum hale getirir. Veya nefsi ruha irca etmekle, nefsi tezahürlerini de ruhi tezahürler haline getirir ki bu durumda nefsin tezahürleri de şeytani değil rahmani, dünyevi değil uhrevi mahiyet kazanır. Her halde insan “ruhi hayata” geçmiş olur. “Ruhi hayat”, saf halde yaşanmaya başlandığında ölüm gerçekleşmiş olur, ruh bedenden azade hale gelir. Zaten “ölüm”, nefsi-bedeni hayattan, ruhi hayata geçiştir, çünkü ölen ruh değil nefs ve bedendir. (Bu bahis uzun ve girifttir, burada sadece meseleyle ilgili cihetine temas edilmiştir.) Okumaya devam et

Share Button

FİLİSTİN DAVASI ve BÜYÜK İSYAN-(E-KİTAP)

Arap coğrafyası patladı. Birçok sebebi olduğu malum fakat en büyük sebebinin Filistin davası, Kudüs’ün esareti, İsrail’in mahrem mekanlarımızdaki varlığıdır. Yarım asrı geçen İsrail varlığı ve Filistin mağduriyeti, ümmeti içten içe doldurdu. Filistin halkının Arap, çevresinin de Arap ülkeleriyle kuşatılmış olması, Arap camiasında aynı zamanda “milli mesele” hüviyeti taşıdığını da gösterir. Bu sebeple Filistin ve Kudüs meselesi Arapların sadece dindar olanları için değil, ateist olanları da dahil mühimdir, yarım asırdır öyle olmuştur. Okumaya devam et

Share Button

AKPARTİ KONGRESİNİN PSİKOLOJİK ETKİSİ

AKPARTİ KONGRESİNİN PSİKOLOJİK ETKİSİ
Akparti kongresine Arap baharındaki devrim süreçlerini tamamlayan ülkelerin liderlerinin gelmesi, konuşma yapması ve Erdoğan ile Türkiye’yi övmesi, tuhaf bir etki yaptı. “Sen artık İslam aleminin de liderisin” sözü, sadece Halid Meşal tarafından söylendi ama diğerleri tarafından da bir şekilde ima veya ihsas edildi. Türkiye’deki Kemalist, solcu, ateist vesaire ideolojik yapıların üzerindeki etkisi, bugün için farkedilmez derinliklere kadar indi, o derinliklerde zihinlerini allak bullak etmekle meşgul.
Gerçekten gazetelere ve köşe yazarlarına bakınca, bir şey söylemek için kıvranan ama söyleyecek söz veya sözüne gerekçe bulamayan bir psikolojik profil çıkıyor. Cepheden tosladıkları ve yerle bir oldukları esas konu, yıllardan beri İslam birliğini ütopya olarak nitelendirenlerin, İslam ülkelerinde halkın seçtiği insanlar iktidara geldiğinde, ne kadar kolay olduğunu görmekten kaynaklanan bir gerçeklik kavrayışı savrulması yaşamalarıdır. Mursi’nin, katıldığı iş dünyası toplantısında, “Türkiye ile öyle bir işbirliği kuracağız ki, diğer ülkeler kıskanacak” demesi, Kemalist, laik, ateist, solcu, liberal kesimlerin tüm iddialarını yerle bir etmeye kafidir. Aslında ne zamandır bunu anlamaları gerekiyordu da, akılları gözlerinde olduğu için, Mursi ve diğerlerinin bizzat gelerek, bu konuşmaları yapmaları gerekiyordu. Kafaları laht ağacına yeni değdi, öldüklerini yeni anladılar. Okumaya devam et

Share Button