BİR EYLEMDEN KALANLAR

BİR EYLEMDEN KALANLAR
Mustafa hoca ile yola çıktık. Yalnız yola gidecek halim yok. Çok kötüyüm. Dizlerimde derman kalmamış gibi… Ruhum bedenimi taşımıyor. Garip bir durum. Ruh hangi haldeyse, beden o halde… Ruha rağmen bedenin sağlıklı ve dinç olması mümkün değil. İşin can yakıcı tarafı, haber alamamak… On dokuz şehit olduğuna dair haberler var ve bunların kimler olduğu bilinmiyor. Haber kaynakları suskun, haber kanalları tıkalı… Zihnim bir taraftan İsrail’deki esirlere ve oradaki arkadaşım Nuri beye gidiyor, diğer tarafta Nuri beyin hanımına… Tam bir sarkaç halinde… Hislerim zihnimi esir almış durumda. Ara sıra aklım burnunu gösterecek oluyor zihni çalkantılarımın içinde. Diyor ki bana, büyük ihtimalle Nuri bey orada senden daha rahat… Bu düşünceye sarılıyorum, denize düşenin yılana sarılmasındaki misal… Lakin ancak birkaç saniye sürüyor. Okumaya devam et “BİR EYLEMDEN KALANLAR”

BİR TEDAİNİN PEŞİNDE

BİR TEDAİNİN PEŞİNDE
Gazze deniz seferine katılan K.Maraş’lı beş yiğidin iştirak ettiği bir program yapıldı. Nuri YILDIZ, Erol TANSEL, Murat SARITÜRK, Mübeyyen KIZIL ve Hatice KARASAKIZ.
Nuri YILDIZ’ın yönettiği programda, yolcuların her biri, “o gemide neden bulunuyordunuz, sefere neden iştirak ettiniz?” sorusuna cevap veriyorlardı. Hatice hanımın verdiği cevap, alaka celbedici türdendi. Cevap şu; “Benim, nikah mihrim, Filistin’e gitmekti”.
Dinleyiciler tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Kimler ne düşündü bilmem ama bende uyanan tedai bambaşka oldu. İşte bu tedainin peşinden dolaştığım ruhi ve zihni labirentlerimden süzülenler. Okumaya devam et “BİR TEDAİNİN PEŞİNDE”

NAM-I DİĞER FETHULLAH HOCA

Dünyadaki mevcut durum özet olarak şu; İsrail ile İslam ümmeti arasında açık bir savaş var. Bu savaşı başlatan, sayısız defa ilan eden ve mutlak olarak haksız olan İsrail tarafıdır.
İslam ümmeti ile İsrail arasında sayısız cephede devam eden bu savaşta, her Müslüman’a düşen ilk iş, tarafını herhangi bir tereddüde mahal bırakmayacak kadar açıkça ilan etmektir. İsrail’in açtığı savaş, Allah ve Resulüne açılmış bir savaştır ve bu savaşta tarafını ümmetin her bir ferdinin anlayacağı açıklıkta tayin ve ilan etmeyen her Müslüman (Müslüman olduğu iddiasındaki her insan) imanı ile ilgili problemler yaşamaktadır. Okumaya devam et “NAM-I DİĞER FETHULLAH HOCA”

AKILSIZ VAHŞET ÇAĞI BAŞLADI

Gazze deniz seferine Yahudi domuzlar çetesinin silahlı saldırı yapacağını beklemiyordum. Neden beklememiştim? Silahlı saldırı yapması halinde dünyada meydana gelecek İsrail ve Yahudi düşmanlığının her alanda (diplomatik, askeri, iktisadi vesaire) zirve yapacağını ve küçücük bir akıl sahibinin bile böyle bir neticeyi öngörebileceğini düşünmüştüm. Bu neticeleri öngöreceği için Yahudi domuzlar çetesinin silahlı saldırı yapmayacağını düşünmüştüm. Bu düşüncemin temeli, Yahudi Domuzlar Çetesinin vicdan, merhamet ve insanlık gibi yüce değerlere sahip olması değil, kendi lehine hiçbir netice doğurmayacak fakat aleyhine devasa zararların meydana gelmesi kaçınılmaz olan bir işi yapmamayı akledebileceğiydi. Şimdi dönüp hadiseye baktığımda nerde yanıldığımı anlamaya çalışıyorum.
Yahudi Domuzlar Çetesi, vahşetini aklını kullanarak yapıyordu, anlaşılan o ki, artık vahşetini akılla yapmıyor zira aklını kaybetmiş. Artık Yahudi Domuzlar Çetesi, “akıllı vahşet” değil “akılsız vahşet” devrini başlatmış. Akıllı vahşet, sadece menfaatini düşünmek ve menfaatin dışında hiçbir “insani kıymet”i önemsememektir. Akılsız vahşet ise menfaatinin ne olduğunu bile hesaplayamayacak kadar insanlıktan uzaklaşmaktır. Vahşetin her türlüsü, sahibine zarar verir fakat akılsız vahşet sahibini imha eder. Yahudi Domuzlar Çetesi (nam-ı diğer İsrail) akılsız vahşet dönemini başlatmakla, kendi kafasına sıkmıştır ve bundan sonra hızla yokolacaktır. Okumaya devam et “AKILSIZ VAHŞET ÇAĞI BAŞLADI”

KAHRAMANLAR

KAHRAMANLAR
Gazze deniz seferi başladı. Kahramanlar yola çıktı. Sefere katılmayan birinin bu konuda söyleyeceği ne olabilir? Sefere katılmamak için mazeret aramak gerekirse, binlercesinin bulunacağı malum. Fakat sefere katılmayanların en azından mazeret arama yüzsüzlüğüne düşmemesi gerekir.
Sefere hakikaten mecburi sebeplerle katılamamış olanların da şunu bilmesi lazım, böyle bir “manevi sefere katılmak nasip değilmiş”. Nasip olmaması bile başlıbaşına büyük bir mukayese farkı ortaya çıkarır. Bedir gazvesine katılan sahabenin ömrü boyunca övülmüş olmasını hatırladıkça, katılamayanların sebebi ne olursa olsun, katılanlardan bir adım geride kalacakları kabul edilmelidir. Özellikle de katılamayanların bizzat kendilerinin bunu kabul etmesi lüzumu açıktır.
Bu sefere katılmamış birisi olarak, katılanların tamamını kendimden en azından bir adım önde kabul ediyorum.
İnsanların önüne öyle fırsatlar çıkar ki, değerlendirebilenler sanırım tüm ahiretlerini bir hadisedeki tavır ve davranış, hareket ve gayretleriyle kurtarırlar. İmanın sabit kaldığı ihtimal için söylüyorum, Allah, Gazze deniz seferine katılanların ahiretlerini teminat altına almış olmalıdır. (Bunu hüsnü zan ve dua olarak kabul edin). Biliyorum ki, günümüzde yapılabilecek en anlamlı iş, Gazze deniz seferine katılmaktı.
***
Gazze’nin manası nedir? Yeryüzünde bazı mekanlar vardır, Allah o mekanlarda bir başka tecelli eder. Mekandaki tecelli, orada yaşayan insanlara rahmet olarak iner. Oralar, dünyadaki cennettir. Günümüz dünyasındaki nadir cennet bahçelerinden birisidir, Gazze…
Niye cennet bahçesidir Gazze? Bir yer düşünün dünyada… O yerde yaşamanın hiçbir dünya menfaati bulunmasın… O yerde yaşamak için insan nefsinin hiçbir gerekçesi kalmasın… O yerde ikamet etmenin hiçbir geleceği olmasın… Peki ne olsun? O yerde yaşamanın sebebi, sadece Allah rızası olsun… O yerde yaşayabilmek için sadece Allah’a inanmak ve O’na itimat etmekten başka bir ihtimal bulunmasın… Yeryüzündeki güçlerin yardım etme ihtimali birçok sebeple sıfıra yakın olsun…
Bunlardan mı ibaret… Hayır… Okumaya devam et “KAHRAMANLAR”