Hapishâne risâlesi-7

Hapishâne risâlesi-7

Hapishâne çilesiyle imtihan olan dost! Fikirli ve şanlı mahpusluğun büyük kahramanı Bediüzzaman Hazretlerinin hapishâne öğütlerini çokça okuyup etrafındakilere anlatmalısın.

Bediüzzaman Hazretleri “Sözler” eserinin “Onüçüncü Söz” ünde (s.133-137) hapishâneye düşenleri şöyle teselli ediyor:

“Ey hapis arkadaşlarım ve din kardeşlerim! (…)
Evet, bir genç, hapiste yirmi dört saat her günkü ömründen tek bir saatini beş farz namazına sarf etse ve ekser günahlardan hapis mâni olduğu gibi o musibete sebebiyet veren hatâdan dahi tövbe edip sâir zararlı, elemli günahlardan çekilse hem hayatına, hem istikbâline, hem vatanına, hem milletine, hem akrabasına büyük faidesi olması gibi o on-onbeş senelik fâni gençlikle ebedî parlak bir gençliği kazanacağını…”

“Eğer mahpus, zulmen mahkûm olmuş ise, farz namazını kılmak şartiyle, her bir saati, bir gün ibâdet hükmünde olduğu gibi, o hapis onun hakkında bir çilehane-i uzlet olup eski zamanda mağaralara girerek ibâdet eden münzevî sâlihlerden sayılabilirler.”
Okumaya devam et

Share Button

Hapishâne risâlesi-6

Hapishâne risâlesi-6

Genç yaşta hapis donları giyen dost! Hapishânede sabır üstüne tâlim nasıl yapılır? En evvel öğrenmen gereken budur. Kader bu ya, her insanın bir gün düşebileceği hapishânede mukavemetli olmak için bu sızlatıcı sualin cevabını önceden bilmesi lâzım. Hapisliğin panzehiri sabırdır deyip, sabrın insan için kuvvetli bir mânevî meziyet olduğunu din büyüklerimizin sözlerine ve üstadlarımızın tecrübelerine müracaat ederek her gün tefekkür etmelisin.

Hz. Yusuf’un zindandaki sabrı Allah’a olan inancına dayanıyordu. Zindan hayatının ecrini gördü; hürriyetine kavuştu. Bu sabrın, yâni zindan hayatının sahibini ne bahtlı günlere çıkarttığını ve nebî makamına yükselttiğini unutabilir mi aklı başında insan? Bir türkümüzde söylendiği gibi: “Yusuf sabır ile vardı Mısır’a / Bu da gelir bu da geçer ağlama.”
Okumaya devam et

Share Button

Hapishâne risâlesi-5

Hapishâne risâlesi-5

Bu mektubumda Müslüman câmiasında yakın tarihin en dirençli, en fâziletli kadın mahpusundan, dâvası için bir adım bile geri atmayan Yusufiye ehli Mısırlı Zeyneb Gazâli’den bahsedeceğim.

1950’li ve 60’lı yıllarda Mısır diktacılığına başkaldıran İslâmcı hareketin öncülerinden Hasan El Benna ve Seyyid Kutub’un hapishânelerde zulüm görmelerine rağmen hücrelerde dahi dâvalarını tebliğ etmekten geri durmadıkları malûmdur. Bu âlimlerin şâkirdi olan ve tefsir yazan âlime bir hatun, yâni “Müslüman Kardeşlerin annesi” Zeyneb Gazâli de aynı şekilde ağır zulme rağmen altı yıllık hapishâne hayatında namazını eda etmiş ve dâvasından tâviz vermemiştir.

Bu mücahide mahpusun anlattıklarını okurken ta’zim duygusu içinde olmalısın: “34 numaralı zindan, kabir gibi dar, karanlık ve korkunç bir yer, bir hücre. Yanıma iki köpek vererek kapıyı kilitlediler. Teyemmümle namaz kıldım. Kıblenin bile ne taraf olduğunu bilemiyordum. Bir namazı bitirip diğerine duruyordum. Allah’a, bu zâlimlerin elinden beni kurtarması için dua ediyordum. Rükû’da, secdede köpekler üzerime tırmanıyor, başımı, el ve ayaklarımı, yüzümü tırmalıyorlardı. Öldürmeden önce acı çektirmek için eğitilmişlerdi. Bir saat sonra kapı açıldı ve köpekler çıkarıldı. Tutukluğum boyunca işkenceler devam etti. Bayılıncaya kadar kırbaçladılar. Belime kadar su içinde bekletildim, fakat yılmadım. Dâva arkadaşlarım hakkında ağzımdan tek bir suizan cümlesi çıkmadı.” (Zindan Hâtıraları, Zeyneb Gazâli)

YAZARLIĞINI HAPİSHÂNEDE KEMÂLE ERDİRENLER
Okumaya devam et

Share Button

Hapishâne risâlesi-4

Hapishâne risâlesi-4

Genç yaşta hapis donları giyen dost! Bu mektubumda hapishâne çilesine eyvallah etmeyen, hepimizin bildiği ve imrendiği dâva adamlarının ve yazarların hapishânede inançlarını daha da kavîleştirdiklerini, boş durmayıp dâvalarına hizmet ettiklerini anlatacağım.

Evlâd-ı fâtihan Bosna’nın Bilge Kralı Aliya İzzetbegoviç 1949-1954 yılları arasını ve 1983 yılını mütevazı ve hikmet sahibi dâva adamı olarak en tefekkürlü hâllerini hapishânede geçirerek Bosna’nın millî dâvasını yazar ve etrafına tebliğ eder. “Hapis, insana son derece acı bir bilgi takdim ediyor. İnsan, yer eksikliği ve zaman çokluğu sıkıntısını çeker” diyen Aliya’nın “Özgürlüğe Kaçış” kitabı, zindanda fikir tâliminin nasıl yapıldığını öğreten bir kitaptır.

MAHPUSLUĞUN ALPERENİ FENA FİZ-ZİNDAN OSMAN ABİ
Okumaya devam et

Share Button

Hapishane risâlesi-3

Hapishane risâlesi-3

Genç yaşta hapis donları giyen dost! Bu mektubumda da, ulaşıp yanlarına varamadığımız Türk dünyasından birkaç fikir ve dâva adamının hapis hayatını anlatacağım.

Doğu Türkistan “Maarif Hareketinin” lideri şair ve İslâm âlimi Abdulhekim Mahsum Hacı (1925 – 1993)1959’da Çin hapishânelerinde müebbet hapse mahkûm edilir. Domuz bakıcılığı yaptırılır, azılı katil ve hırsızların koğuşuna atılarak dövdürülür. Günde 50 gram ekmekle hayatta kalmaya çalışır.

Hapishânede bir vakti bile terk etmeden teyemmümle namazlarını eda eder. Ağır şartlarda dahi mahkûmlara İslâm’ı tebliğ ederek sabır ve inançlarını korumaları için telkinde bulunur. Ziyaretine gelen talebelerine dinî eğitim faaliyetlerine devam etmelerini tembih eder. Onun sâyesinde birçok mahkûm hapishânede ilim ve hizmet ehli olup çıkar. (Doğu Türkistan.Net./ Doğu Türkistan Maarif Hareketinin Önderi Abdulhekim Mahsum Hacı, 12 Nisan 2011)

Yine Doğu Türkistan’ın efsanevî İslâm önderlerinden Barat (Berat) Hacı (1910-
2003) 1960’larda ikinci hapisliğinde yirmi yıl “pantürkizm” suçlamasıyla Çin zindanlarına atılır. 1981’e kadar aralıksız hapiste kalır. Yıllarca seksen santim eninde, yüz elli santim boyunda beton bir hücrede, elleri ayakları zincirlenerek tek başına tutulur ve işkence görür. İyice zayıflar, takatten düşer.
Okumaya devam et

Share Button

Hapishâne risâlesi-2

Hapishâne risâlesi-2

Fikirli ve inançlı insanlar için hapishâneye düşmek mesele değil. Hapishânede nasıl yatılacağını ve vaktin nasıl “ibnülvakt” olarak geçirileceğini bilmek için tarihten bugüne İslâm âlimlerinin, üstadların, fikir adamlarının ve ediplerin hapishâne hayatlarını okuyup tâlim etmek ve onların hapishâneyi Medrese-i Yusufiye’ye nasıl çevirdiklerini öğrenmek gerek.

Kendini bilen için hapishâne türlü türlüdür. Üdeba ve fikir erbabı için hapishâne tecbrübesi çok olan Necip Fâzıl’ı dinleyelim önce: “Bu zindan?.. O da dünya hapishânesinin içinde başka bir hapishâne… Büyük hapishâne içindeki küçük hapishânenin içine atılmış vücut hapishânesi içinde mahpus, zavallı ruh! Düşünün; büyük ve engin hürriyete kavuşmak için, bu ruh, kaç bin kapının kilidini kırmaya mecburdur?” (Cinnet Mustatili)

Mezhep imamımız İmam-ı Âzam Hz.lerinin, Abbasi Halifesi Mansur’un başkadılık teklifini kabul etmediği için işkence altında hapiste yattığını her beş vaktin ardından hatırlayıp tâzimde bulunmalısın. İkinci defa hapse girdiğinde günlerce ağır şekilde kırbaçlanıp zehirlenmiş ve hapishânede vefat etmiştir. Yetmez mi bu büyük misâl sana? (İslâm âlimleri Ansiklopedisi, cilt:4, s.71)
Okumaya devam et

Share Button

Hapishâne risâlesi-1

Hapishâne risâlesi-1
Hapishâneye düştüğünü anlattığın teessür dolu mektubunu okudum. Demek ki artık kelimelerinde hüzün olacak, hapishâne gurbetini ve efkârını anlatan nâmeler gelecek, fikir cenklerinden dosthânesine çekilmiş olan fakir emekliliğin âsûde zamanlarını yaşayamayacak. Çünkü, Fazlı dost kader kurbanı olmuş, demir kapılar ardında imtihan olmaya gitmiş, sabır ve tahammül tedrisinden geçmek üzere hapishâneye girmiş. Fesüphanallah!

Zaten keyiften, emeklilikten bir muradım yoktu. Âhir ömrümde yine dost nâmına yüreğim hapishâne türkülerinin nağmeleriyle sızlayacak. Her yer dost, her yer hasret diye figan edeceğim. Sulh ve selâmet ehli olmaya vesile olacak hapishâne tâliminden mülhem hapisnâmeleri zayıflamış kalbimle okuyacağım.

Çok hapis gördüm. Nice hapislerin derdiyle derdmend oldum da yıkılmadım. Amma ki, senin hapisliğin yüreğimi yaktı. Bunu da savuşturur muyum bilmem? Daha çok hapis eskitirim. Bu da gelir bu da geçer dost!

GENCECİKKEN HAPİS DONLARI GİYECEK NE VARDI?
Okumaya devam et

Share Button