FİKİRTEKNESİ’NİN BAŞARISI VE BİR KİTABIN TANITIMI

Fikirtekne’sinin başarısı ve bir kitabın tanıtımı

Mehmet Şahin, Fethullah Gülen ve paralel örgüt hakkında yazılanları toplamış, tertip etmiş ve kitap haline getirmiş. Kitapta makaleler olduğu gibi mülakatlar da var.

Kitabın ismi, “Fethullah Gülen’in Dini Söyleminin Eleştirisi”. Kitap Evre Yayınlarından Temmuz 2014 tarihinde çıkmış. Toplam 422 sayfa…

Kitapta www.fikirteknesi.com sitesinin üç yazarının yazıları var. Haki Demir, İbrahim Sancak ve Selehattin Adanalı…
Okumaya devam et “FİKİRTEKNESİ’NİN BAŞARISI VE BİR KİTABIN TANITIMI”

İBRAHİM SANCAK’IN YAZISI YENİ ŞAFAK’TA

Yazarımız İbrahim Sancak’ın yazısı Yeni Şafak’ta… Yazarımızın “Kazalar, Kurtarma Çalışmaları ve Siyaset” başlıklı yazısı, gazetenin “Düşünce GÜnlüğü” sayfasında bugün yayınlanmıştır.

Yazının internet linki;
http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/kazalar-kurtarma-calismalari-ve-siyaset-17.05.2014-647957

Yazarımız İBRAHİM SANCAK’ın yazısı YENİ ŞAFAK’ta

Yazarlarımızdan İbrahim Sancak’ın, “Akparti niye mağlup edilemiyor?” başlıklı yazısı Yeni Şafak gazetesinin bugünkü nüshasında yayınlanmıştır. Gazetenin “Düşünce Günlüğü” sayfasında yayınlanan yazının internet linki şudur; http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/ak-parti-niye-maglup-edilemiyor-06.04.2014-634470

İBRAHİM SANCAK’IN İSABETLİ TEŞHİSİ

Yazarlarımızdan İbrahim Sancak Beyin, 23.12.2013 tarihinde “ERDOĞAN, İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞININ LİDERİDİR” başlıklı yazısı yayınlandı. İki gün sonra, 25.12.2913 tarihinde, Başbakan, son günlerdeki hadiseleri izah ederken, “Yeni Türkiye’nin İstiklal Mücadelesi” dedi.

Başbakanın ifadesi, “Yeni Türkiye’nin istiklal savaşı” şeklinde, İbrahim Beyin ifadesi ise “İkinci Kurtuluş Savaşı”… Başbakan kaçınılmaz olarak diplomatik dil kullanıyor ve ikinci kurtuluş savaşı demiyor. Ama zaten “Yeni Türkiye” ancak “İkinci Kurtuluş Savaşı” ile kurulabilir.

Yumuşak geçişler, “beyaz devrimler”, kolay değişimler bekleyenler yanılıyor. “Yeni Türkiye” kuracaksanız, kaçınılmaz olarak ikinci kurtuluş savaşını yapacaksınız. Başbakan da zaten bunu kastediyor ama İbrahim Sancak’tan iki gün sonra…

Burada üç tane soru var; 1-İbrahim Bey Başbakanla görüşen ve ondan bilgi alan birisi midir?
2-İbrahim Bey başbakanla görüşen birisi değil de, isabetli tahmin ve teşhis mi yapıyor?
3-Başbakan iyi bir www.fikirteknesi.com okuyucusu mudur?

Üç soru aynı zamanda üç ayrı cevap demektir. Peki hangisi doğrudur? Kimbilir?

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI
Fikirteknesi taksim hadiselerini yakından izledi, mahiyetinin ne olduğunu derinliğine teşhis etmeye çalıştı, meseleye birçok açıdan baktı, neticede teklif sundu.
Hadiseleri günlük olarak takip eden İbrahim Sancak, günü gününe yazılar yazdı, bazı teşhis zaaflarını tespit etti, doğru teşhisleri yaptı ve gösterdi, nihayet bir teklifte bulundu.
Ahmet Selçuki, meselenin istihbarat yönünü yazdı, gerçi doğrudan hadiselerin istihbari boyutunu yazmadı ama ülkedeki istihbarat anlayışındaki eksiklere dikkat çekti, o yazılar anlaşıldığında taksim kalkışması ve benzerleri hakkında nasıl tedbirler alınacağı görülür.
Nihayet Nurettin Saraylı son iki yazısında meselenin içeride ve dışarıdaki irtibatlarına dikkat çekti, daha önce İbrahim Sancak’ın teklif ettiği karşı hamleyi dikkatlere sundu.
*
Fikirteknesinin özelliklerinden birisi, hadiselerin akış yönünü isabetle teşhis etmek, buna uygun tekliflerde bulunmaktır. Yayın hayatına başladığından bu yana birçok öngörüsü gerçekleşti, birçok teklifi resmi ve özel kişiler tarafından kabul gördü ve tatbik edildi. Teklif ve öngörülerindeki isabet nispeti o kadar yüksek ki, “düşünce kuruluşları” bile aynı isabet oranına yaklaşamadı. Okumaya devam et “FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI”

MÜSLÜMANLARA ON MİLYAR YIL KAZANDIRMAK MÜMKÜN

MÜSLÜMANLARA ON MİLYAR YIL KAZANDIRMAK MÜMKÜN
Yazının başlığı ilk bakışta tuhaf görünüyor, biliyoruz ama dikkat çekmek için koymadık o başlığı, bir gerçeği ifade etmek için seçtik. Yazının devamında görüleceği üzere, matematik hesabını yaptık, neticeyi yaklaşık olarak yazdık.
Mesele şu; çocukların eğitim çağını altı yaşından başlatıyorlar, sıfır ile altı yaşına kadar çocukları eğitim dışı tutuyorlar. Eğer, sıfır ile altı yaş aralığında eğitim mümkünse ve yapılabilirse, her çocuğa, hayatında altı yıl kazandırmış olmaz mıyız? Her çocuğa (yani insana) altı yıl kazandırabilirsek, bir buçuk milyar Müslümana toplamda on milyar yıla yakın bir zaman kazandırmış olmaz mıyız?
Öncelikle Haki Demir’in, “Talim ve Terbiye süreçleri” yazı serisinin “Ruhi-Akli süreçler” kısmının, “Ruhi safha” faslındaki konu ile ilgili tespitlerini nakledelim.
“Bebeği sadece bedeni (biyolojik) cihetiyle ele aldığımız için, onu beş-altı yaşına kadar talim ve terbiyeden muaf tutuyoruz. İnsanın hayatından, hayatının en mühim safhasından altı yılı almak, o çağı bomboş bırakmak çok hazin. Bomboş bıraktığımız o çağda bebek, hayatı boyunca en derin idrak faaliyetini gerçekleştiriyor, lisan öğreniyor. Hem de hiçbir talim ve terbiyeden geçmediği halde… Evdeki karı kocanın kavgasını dinlemekten başka hiçbir talimden geçmeyen bebeğin, o vasatta ve yaşta lisan öğreniyor olması neden kimsenin dikkatini çekmez, neden bu muhteşem hadiseye rağmen o yaşta talim ve terbiye tatbikatları geliştirilmez ve uygulanmaz? Çünkü tedrisat anlayışımızı (her alanda olduğu gibi) batıdan aldık, çünkü batının insan ve tedrisat anlayışı materyalisttir. Adına üniversite dedikleri, ilim merkezi olması gerektiği halde ilim katili olan, batının gönüllü fikir ajanlarının örgütü, İslam’da kaynakları, İslam irfanında ilimleri ve İslam tarihinde tatbikatları olan sıfır yaşından itibaren talim ve terbiye tatbikatlarını tarihe gömmek, çıkarılmasını ve yeniden keşfedilmesini engellemek için dehşetengiz bir çaba gösteriyor. Hazin olan tarafı ise Müslüman fikir ve ilim adamlarının da aynı istikamette, küçük farklılıklarla hayatlarına devam ediyor olmasıdır. Müslüman fikir ve ilim adamlarının İslam irfanına yabancılaşmasından dolayıdır ki, tarihte, dört-beş yaşlarında Kur’an-ı Kerim hafızı olmuş büyük insanlar ile ilgili bilgiler, tatbik edilen talim ve terbiyenin başarısı olarak görülmüyor, aksine ütopya, hayal, efsane muamelesi görüyor.” Okumaya devam et “MÜSLÜMANLARA ON MİLYAR YIL KAZANDIRMAK MÜMKÜN”

RASİM ÖZDENÖREN’İN CEVABINA CEVAP

RASİM ÖZDENÖREN’İN CEVABINA CEVAP
Rasim ÖZDENÖREN’in Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde, 09.12.2012 tarih, “Cibilliyet labirenti” başlıklı yazısına dair, 10.12.2012 tarihinde www.fikirteknesi.com sitesinde, “Şimdi de Rasim Özdenören” başlıklı bir tenkit yazısı yayınlamış, yazıyı aynı zamanda Rasim beyin e-mail adresine göndermiştik. Rasim Özdenören, 20.12.2012 tarihinde gazetedeki köşesinde “Bu da bir başkası” başlıklı yazısı ile tenkit yazımıza cevap vermiş. Bazı hususların izahı için meseleye dönme ihtiyacı hissettik.
Rasim Özdenören’in, ehemmiyetine binaen yazısının sonundaki ifadesiyle başlamakta fayda var, şöyle diyor yazısının “hüküm kısmında”; “Resulullah (sav) hakkındaki hassasiyetimizi kimse teste tâbi tutmaya gayret etmesin. Bu hassasiyet bizim zihnimizde ve kalbimizde onların tahayyülünün ötesinde konuşlanır. Vesselam…”
Özdenören’in bu beyanı, küçük bir değişiklikle doğru… Zaten önceki yazımızda da ifade ettik, Rasim Özdenören’in imanından, İslam’ından tereddüdümüz yok, Müslüman bir fikir adamı olduğu için kıymet veriyor, yazılarını takip ediyor, yine Müslüman bir fikir adamı olduğu için yazılarını tenkit ediyoruz. İfadesinde yapacağımız “küçük değişiklik” şu; hassasiyet yerine hissiyat kelimesini koymak… Zaten çabamızda tam bu nokta için… Okumaya devam et “RASİM ÖZDENÖREN’İN CEVABINA CEVAP”

RASİM ÖZDENÖREN’İN İBRAHİM SANCAK’A CEVABI

Rasim Özdenören, bu günkü yazısında (20.12.2012) yazarlarımızdan İbrahim Sancak beyin 10.12.2012 tarihinde sitemizde yayınlanan “ŞİMDİ DE RASİM ÖZDENÖREN” başlıklı tenkit yazısına cevap vermiş.

ibrahim bey Rasim beyin yazısına (cevabına cevap) şeklinde yazısını bu gün yayınlayacak. Duyurulur.

AHMET SELİM O KADAR DA DERİN DEĞİLMİŞ

AHMET SELİM O KADAR DA DERİN DEĞİLMİŞ
Zaman gazetesi yazarı Ahmet Selim, Türkiye fikir piyasasına göre gerçekten fikir adamı. Fakat Türkiye fikir piyasası çok kısır olduğu için “gerçek fikir” adamı. Üstadın 27.05.2012 tarihli “Bunu da anlamadınız” başlıklı yazısı, hem Türkiye’nin fikir çarşısını tasvir etmek hem de kendinin fikir derinliğini anlamak için iyi bir malzeme oluşturuyor ve iyi bir misal teşkil ediyor. Bu sebeple konu ile ilgilenme ihtiyacı hissettik.
Bir müddettir devam eden “muhafazakar sanat olur mu?” başlığı altındaki tartışmalar, ülkenin fikir hayatı için ciddi veriler temin etti. “Muhafazakar sanat olmaz” diyen batılı kafalar derinliklerini (seviyesizliklerini) sergilerken, Müslüman fikir ve ilim adamları da doğrusu ciddi patinajlar yaptı. Ahmet Selim’in yazısı da bu konuya dair bazı verileri piyasaya sundu. Okumaya devam et “AHMET SELİM O KADAR DA DERİN DEĞİLMİŞ”