CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(11.03.2014)-EKREM’İN DUMANI TÜTMEYE BAŞLADI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(11.03.2014)-EKREM’İN DUMANI TÜTMEYE BAŞLADI

Fethullah Gülen örgütünün psikolojik süreçlerini takip ettiğimiz birkaç kişi var, başta “kainat imamı” olan Gülen’in kendisi… Lakin Gülen konuşmayı bırakıp “anlamlı sükuta” gömülünce elimizde kalan Ekrem Dumanlı ile Hüseyin Gülerce oldu.

Bir hareketin psikolojik halleri ve süreçleri, tetikçiler üzerinden takip edilmez, tetikçiler “emir kulu” olduğu için, onlarda tezahür etmez. Gazetelerindeki yazarlar, televizyonlarındaki programcılar, sahadaki abiler ve ablalar, birinin gördüğünü iddia ettiği rüyaya inanıp ölüme gidecek ahmaklardır veya Gülen’in “zafer yakındır” mealindeki bir cümlesinden her şeyin yolunda olduğuna inanacak kadar aptallardır. Buna karşılık, meselenin esasına vakıf, fırıldağın nasıl döndüğünü bilen kişiler, yani karar merciindekiler, yaşadıkları psikolojik süreçlerin ipuçlarını veriyor.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-“KAİNAT İMAMI”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-“KAİNAT İMAMI”

Başbakan Erdoğan, Osmaniye’de düzenlenen mitingden sonra Ankara’ya dönerken, uçakta gazeteciler ile sohbet etmiş. Bu sohbet, haber ve köşe yazısı olarak birkaç gazetede yayınlandı. Yeni Şafak’ta yayınlanan ve bir tür röportaj niteliği taşıyan o sohbetin yazımızı ilgilendiren kısmı şöyle;

“Örgütlenme şemasını, imamları, kimin kime bağlı olduğunu biliyor musunuz?
Tabii, hepsini. Kainat imamı diye başlıyor. Altta kıta imamları. Mesleki imamlar… Aklınızın, hayalinizin almayacağı şeyler.”

Başbakan, örgüt şemasının ellerinde olduğunu, o şemanın tepesinde “kainat imamı”nın bulunduğunu söylüyor. Kim bu kainat imamı? Ve nasıl oluyor da “kainat imamı” diye isimlendiriliyor?
Okumaya devam et

Share Button

TABANI AYIRALIM, TAMAM, AMA NASIL?

TABANI AYIRALIM TAMAM AMA NASIL?

Fethullah Gülen örgütünün tabanı ile tavanı arasında ciddi bir uçurum var, tavanıgerçekten bir ihanet şebekesine dönüşmüş durumda. On metre ilerisini görecek kadar feraset sahibi her Müslüman bunu anladı. Gizli örgütlenmelerin gerçekten de böyle bir problemi var, taban, tavandan haberdar değil. Gizli örgütlenmede kural, tabanın tavanı sorgulaması yasaktır. Zaten prensip olarak serbest olsa da, sorgulama imkanı fiilen yoktur. Fiilen sorgulama yolu açık tutulsa da, tavanın ne yaptığından tabanın haberi olmayacağı için sorgulama havanda su dövmek gibidir.

Gizli örgütlenmede teşkilatın tüm bünyesi “sır” mefhumu üzerine kurulur. Her ferd ve her birim kendi işiyle ilgili meseleleri bilir, başkalarının alanına giremez, girmeye çalıştığında “ajan” damgası yer ve ihraç edilir. Hiç kimse bilmemesi gereken bilgiye talip olamaz, o bilgiye talip olmanın ajanlık olduğunu bilir. İllegal örgütlenmenin tabiatı budur, eğer illegal örgütlenmeye karar vermişseniz, bu prensipler doğrudur da. Hem illegal örgüt kuracaksınız hem de tüm bilgileri herkes bilecek… Böyle bir şey olmaz.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(04.03.2014)-DEĞER MİYDİ?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(04.03.2014)-DEĞER MİYDİ?

Saman gazetesinde, savaş ilanından sonra “değer miydi?” başlıklı yazı yazma geleneği başladı. Belli aralıklarla bu başlık altında yazı yayınlıyorlar, o kadar ahlaksızca bir dil kullanıyorlar ki, kendileri sütten çıkmış ak kaşık, başkaları ise cehennemin dibini hak etmiş günahkarlar… Güya munis bir dil kullanıyorlar, güya tevazu sahibidirler, yayınladıkları metin, dehşet bir kibir abidesi. Gayet ılımlı bir üslupla sadece muhatabını suçlayan, buna karşılık kendilerini günahsız gören bir kibir ki, İslam tarihinde böyle bir misal yok. Günahsızlık tavrının ve düşüncesinin “büyük günahlardan” olduğunu bilmeyecek kadar ilmihalden bile habersiz bu güruh, edalarına bakınca, mahşerde kabadayı kabadayı yürüyecekmiş hissi uyandırıyor. Allah’ın huzuruna, “Senin dinini biz koruduk” iddiasıyla çıkacak ve haşa O’nunla pazarlık yapacakmış duygusu saçılıyor etrafa. Be adam, kendinizin de günah işlediğine, yanlış yaptığına dair bir ihtimal bırak hiç değilse… Böyle bir ihtimal bırak da, “insan” olduğunu anlayalım, yani hata yapabileceğini, yanlış yapabileceğini, günah işleyebileceğini bilelim, yani insan olduğunu görelim.

*

Saman gazetesinin internet sitesinde, Veysel Ayhan isimli birisi, 02.03.2014 tarih ve “Değer miydi?” başlıklı yazısında geleneği sürdürmüş. Yazının sonundaki ifadeden anlaşıldığına göre Veysel Ayhan, Saman gazetesi genel yayın editörüymüş. Bu da demek oluyor ki, gazetenin resmi görüşüyle karşı karşıyayız.
Okumaya devam et

Share Button

PARALEL ÖRGÜT, GÜCÜ İLE MÜTENASİP BİR AKLA SAHİP DEĞİL

PARALEL ÖRGÜT, GÜCÜ İLE MÜTENASİP BİR AKLA SAHİP DEĞİL

Güç, yani gövde, yani yumruk yalnız başına bir anlam taşımaz. Ona bir baş, bir akıl, bir kalp lazım, bunlar yoksa serseri mayın gibi nerede patlayacağı belli olmaz ki, kendi içine de patlayabilir, kendini de yok edebilir. Gövdeye bakıp korkanlar, aklı gözünde olan ahmaklardır. Genellikle gövdenin büyüklüğü, başın görünmesini engeller, özellikle de aşağıdan yukarıya doğru bakanlar için… Aşağıdan yukarıya doğru bakmak, gövdenin büyüklüğünü görünce psikolojik dünyasında küçülenlerin bakışıdır. Oysa aşağıdan yukarıya doğru değil, aynı seviyeden baksalar, bazı büyük gövdelerin üzerinde duran mercimek kadar küçük başları görecekler ve korkmayacaklar.

Paralel örgüt, gövdesi büyük bir yapıdır, ne var ki esas kıymet baştadır. Son birkaç aydır yapıp ettiklerine bakınca, büyük gövdenin gizlediği başın çok küçük olduğu anlaşıldı. Gizli bir örgüt olmasından kaynaklanan “gizemli etki”, akl-ı selim sahipleri için değil, aklı gözünde olanlar için caridir. Görmediğinden korkan basit akıl, zaten incecik bir perdenin arkasını bile görmekten acizdir.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(03.03.2014)-HZ. CEBRAİL’İN (AS) DEĞİL, CHP’NİN YANINDA OLAN ALİM(!)

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(03.03.2014)-HZ. CEBRAİL’İN (AS) DEĞİL, CHP’NİN YANINDA OLAN ALİM(!)

Fethullah Gülen’in üslubunda en fazla dikkat çeken özellik, mübalağadır. Her şeyi mübalağa ile anlatır, dengeli bir ifadesine rastlamak çok zordur.

Mübalağanın sanat olduğu alan, edebiyattır. Edebiyatta, şartlarını bulursa ifade güzelliği halinde tezahür eder. Edebiyat dışındaki her alanda mübalağa, çok ciddi problemlerin kaynağıdır. Zaten akl-ı selim sahibi bir insan, edebiyat dışında mübalağaya meyletmez, söyleyeceği veya yapacağı her ne ise, onu ifade etmek veya yapmak bakımından mübalağayı kullanmaz.
Okumaya devam et

Share Button

LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR?

LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR?

Lider yetiştirmek mümkün değil, hiçbir eğitim programı lider yetiştiremez. İdarenin için bile “okulu yok” denir, değil ki lider… İyi insan yetiştirebilirsiniz, akıllı ve donanımlı insanlar yetiştirebilirsiniz, uzman insan yetiştirebilirsiniz ama lider yetiştiremezsiniz. Liderler için bir eğitim programı geliştirilememiştir, geliştirilmesi de mümkün değildir.

Bakın Cumhuriyet tarihine, Özal ve Erdoğan’dan başka lider görebilir misiniz? Siyasi parti genel başkanları görebilirsiniz, cumhurbaşkanları, başbakanlar görebilirsiniz ama lider görebilir misiniz? Her siyasi görüşün, her fikriyatın kıymet verdiği insanlar var ama milletin yarısının gönülden bağlı olduğu bir lider bulabilir misiniz?
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(25.02.2014)-YAKALANDINIZ, KANALİZASYONLARA KAÇIN

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(25.02.2014)-YAKALANDINIZ, KANALİZASYONLARA KAÇIN

Binlerce kişiyi dinlemişler hem de üç yıl boyunca… Savcıların anlaması biraz kıt olmalı ki, dinleme süresini uzattıkça uzatmış, anlamamış bir türlü, dinlemiş de dinlemiş. Suçluları yıllarca dinleyeceklerine, üç tane hikmetli cümleyi dikkatle dinleseydiler anlayışları gelişirdi. Böyle adamlarla yola çıkarsanız, ulaşacağınız menzil ne olabilir ki?

Dinlenen kişi üç bin mi, yedi bin mi, dinlenenlerin temas kurduğu (telefon ettiği) kişiler de eklendiğinde yüz bine mi ulaşır, mesele sayı değil. Mesele işin mahiyetinde yatıyor. Sayılar farklı olabilir, bir dosyadan veya birçok dosyadan dinlenmiş olabilir. Bütün bunlar teknik teferruat… İşin özünü kaçırmayalım, işin özü, savcıların kanunsuz iş yapması, hakimlerin kanunsuz karar vermesi. Daha doğru bir ifadeyle, savcıların ve hakimlerin, kanunu istismar etmesi, yaptıkları işe kanuni kisve giydirmesi…
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(24.02.2014)-MAZA TEF’ALU EKREM DUMANLI?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(24.02.2014)-MAZA TEF’ALU EKREM DUMANLI?

Maza tef’alu Ekrem Dumanlı (Ne yapıyorsun Ekrem Dumanlı)?

Ekrem Dumanlı, bugünkü (24.02.2014) yazısına “Fe eyne tezhebun” başlığını koymuş, ifadeyi Kur’an-ı Kerim’den alarak… Kendinin ve medya temsilcisi olduğu örgütün neler yaptığını hiç umursamadan, Müslümanlara “nereye gidiyorsunuz?” diye soruyor. Öncelikle senin bu soruyu Müslümanlara değil, Hıristiyan ve Yahudilere sormanı gerektiriyor, Müslüman mahallesinde salyangoz ticaretinin distribütörlüğünü yapma.

(Bir not; sitedeki arkadaşlar, “yeniden günlüklere başla, özellikle de Ekrem Dumanlı’yı takip et” dediklerinde şiddetle itiraz ettim. Ekrem Dumanlı’nın nasıl bir psikolojik tertibe sahip olduğunu bildiğim için, onu takip etmek ve yazılarını tenkit etmek kabil değil. Çünkü istismarın ve suiistimalin tecessüm etmiş halidir Ekrem Dumanlı, nasıl tenkit edebilirsiniz ki. Ama “vazife vazifedir” deyip bağrıma taş basarak işi yapmak zorunda kaldım. Bunları niye anlatıyorum? Ekrem Dumanlı’yı takip ve tenkit etmek benim için ruh karartıcı bir iştir, Müslümanları bu tür fitnelere karşı ikaz etme mesuliyeti olmasa, milyonluk ücretlerle bile yapacağım iş değil)
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(23.02.2014)-İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(23.02.2014)-İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI

Başbakan bir müddettir ikinci kurtuluş savaşının (milli mücadelesinin) başladığını söylüyor. En son dün (22.02.2014) Sivas’taki mitinginde ikinci milli mücadelenin başladığını söyledi.

Önce konu ile ilgili bir tespit yapalım;

Yazarlarımızdan İbrahim Sancak, 23.12.2013 tarihinde sitemizde yayınlanan, “Erdoğan ikinci kurtuluş savaşı lideridir” başlıklı yazısıyla gündeme getirdiği, ondan sonra da Erdoğan’ın konuşmalarında bahsini etmeye başladığı bu mesele çok önemlidir. İbrahim bey, o yazısında ikinci kurtuluş savaşının başladığını, liderliğinin de Erdoğan tarafından temsil ve icra edildiğini söylerken, tarihi bir teşhis yapmış, tarihi sürecin adını doğru koymuştur. O yazıdan sonra Erdoğan başta olmak üzere birçok kalem tarafından kullanılmış ve gündeme yerleşmiştir.

Bir tespit daha…
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(18.02.2014)-EKREM BEY HASAN SABBAH’IN SUÇU NEYDİ?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(18.02.2014)-EKREM BEY, HASAN SABBAH’IN SUÇU NEYDİ?

Ekrem Dumanlı, son zamanlarda sürekli Fethullah Gülen’in şahsını merkeze alan yazılar yazıyor. Son iki yazısı (dün ve bugünkü) tamamen Fethullah Gülen’in şahsı etrafında örülen bir kompozisyondur. Tüm mevzileriyle sürekli ağırlaşan bir savaşın içinde sadece Fethullah Gülen’in şahsıyla ilgili yazmasının sebebi nedir? Çünkü tüm mevziler sapır sapır dökülüyor, teslim oluyor, çökertiliyor, hiçbir mevzide dayanamıyorlar. Ekrem Dumanlı, savaşın kazanılamayacağı anlaşıldığı için, “karargahı” ve orada mukim olan başkomutanı yani Fethullah Gülen’i koruma derdine düştü.

Ekrem Dumanlı, karargahı (ve komutanı) korumak için İslam tarihine ve mümtaz şahsiyetlerin hayatlarına müracaat ediyor. Bugünkü (18.02.2014) yazısının başlığı, “Dört İmamın Suçu Neydi?”. Mezhep imamlarımızın (müçtehid imamlarımızın) maruz kaldığı zulmü anlatıp, oradan ihanet şebekesinin başkomutanı için malzeme devşiriyor. Mezhep imamlarımızı misal vererek, ihanet şebekesinin başimamını onların seviyesinde göstermeye çalışıyor.
Okumaya devam et

Share Button

2023 HEDEFİNİN SANCILARI

2023 HEDEFİNİN SANCILARI

Akparti ve Erdoğan bir müddettir “Yeni Türkiye” tabirini siyasetin merkezine yerleştirdi. Yeni Türkiye tabiri, muhtevası netleştirilmese, tarifi yapılmasa, temel karakteristiği tayin edilmese de, “Eski Türkiye”nin ne olduğu bilindiği, bilinenin de kötü özellikler olduğu için kulağa hoş geliyor. Tarifi yapılmamış tabir, mefhum veya terkip, her muhatap tarafından kendi fikri müktesebatınca anlaşılır. Bu manada, “Yeni Türkiye” ifadesi, Eski Türkiye’den şikayeti olan herkes tarafından benimsendi ama hala “ne olduğu” hususunda vuzuha kavuşmuş bir tarif yok.

Ülke, Eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasındaki geçiş sürecini yaşıyor. Geçiş süreçlerinin tabiatı girift bazen de kaotiktir. Kaos, hem teorik anlamda zihinlerde, hem de pratik anlamda cemiyette, devlette, hayatta görünür haldedir. Özellikle de, Akparti’nin kamuoyuna sunduğu üzere, “sessiz devrim” gibi bir değişim süreci, eski sistemi tamamen yıkıp, yeni sistemi baştan ve sıfırdan kurmak değil de, tedrici bir değişimi öngördüğü için, ülkede, hem eski sistemin hem de yeni sistemin unsurlarının yan yana bulunma durumu var. Zihni ve fiili kaosun sebebi de tam olarak budur.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT CHP’LİLEŞTİ

CEMAAT CHP’LİLEŞTİ

CHP aday belirleme sürecinde karıştı. Belediye başkanlarının CHP’li olduğu ve CHP’nin kazanacağı düşünülen il ve ilçelerdeki aday belirlemelerinde kıyamet koptu. CHP genel merkezinin önü sürekli eylem alanı haline getirildi. İnsanlar kapıları yumrukluyor.

Anladık ki CHP’de hiçbir mefkure yok, hiçbir ideal yok. Sadece menfaat var, aday yapılmadığında istifa ediyor adamlar. Kendi adamları aday yapılmayan kalabalıklar da parti genel merkezi önünde eylem yapıyor. Neticede bir ilçede bir tane belediye başkanı var, dolayısıyla bir tane aday olacak. Ama aday adayı fazla, aday yapılmayanlar, çevreleriyle birlikte istifa ediyorlar, eylem yapıyorlar. Her kim aday olursa olsun, istifa edecek ve eylem yapacak birileri mutlak var çünkü aday adayı bir tane değil.

Kendisi aday yapılmayınca partisinden istifa eden adamın bir düşüncesi ve bir ahlakı var mıdır? Aday yapılmadığı için partisinden istifa eden kişi, neden aday ve başkan olmak istiyordur? Bu sorunun, “menfaat” kelimesinden başka bir cevabı olabilir mi? Allah’a şükürler olsun ki CHP iktidar olamıyor. İktidar olsa neler olabileceğini hayal etmek mümkün değil.
Okumaya devam et

Share Button

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(12.02.2014)-“ÖRGÜT LİDERİ”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(12.02.2014)-“ÖRGÜT LİDERİ”

Taner Yıldız açıkça ilan etti, “üç yıldır uzun adamın ölümünü bekliyorlar”. Arkasından başbakan açıkça söyledi, Fethullah Gülen örgüt lideridir. Uzatmadan söyleyelim, tüm bunlar meselenin safha atladığını gösteriyor. Artık imalar, ihsaslar, dolaylı ifadeler devri bitti, açık savaş başladı. Hedefler belli, şimdi yollar, güzergahlar, usuller belirleniyor.

Fethullah Gülen, ihanet örgütünün lideridir, Tayyip Erdoğan ise o ihanet örgütünün baş hedefi. Erdoğan’ın baş hedef yapılması, Gülen’in baş hedef yapılmasının meşru gerekçesidir. Artık Fethullah Gülen, bir alim değil, bir arif değil, bir kanaat önderi değil, artık o baş ihanet çemberinin reisidir ve Türkiye’nin son iki asırdır gördüğü en büyük hainidir.

Neden son iki asır? Çünkü son iki asır bu milletin tarihinde, “ihanetler çağı”dır. Son iki asırda ümmet, tarihinde gördüğü ihanetlerin toplamından daha fazla ihanet görmüştür. Son iki asırdan önceki dönemlerde bu ümmetin gördüğü ihanet, Şia ihanetidir ve onlarda ihanetin ilk müesseseleşmiş halidir. Şia’yı dışarıda tutarsak, son iki asırdaki ihanet toplamı, on dört asırlık ihanet toplamından fazladır. Bu manada Fethullah Gülen ve ihanet şebekesi, son iki asrın en büyük ihanetidir. Dolayısıyla toplam İslam tarihinin, Şia’dan sonraki müesseseleşmiş ikinci en büyük ihanet hareketidir.
Okumaya devam et

Share Button