Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”

Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”

Bu çağda Müslümanlarda bir hastalık var ki tabîi âfetlerden daha tehlikeli. Müslümanları ölçülerinden saptıran, amelinden uzaklaştıran modernizmin ve kapitalist tüketim ideolojisinin bulaştırdığı bu hastalığın adı “İhtiyaç” tır.

Ali Yurtgezen hocanın Semerkand Dergisi’nde (Ağustos 2015 sayısı) T. Ziya Ergunel müstearıyla yazdığı “İhtiyaç Tuzağı” başlıklı yazısı, her Müslümanın bilerek veya bilmeyerek bulaştığı modern zaman hastalıklarından biri olan ihtiyaç illetine teşhis koyuyor.
Okumaya devam et

Share Button

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-4-TEFEKKÜR BUHRANI VE İNSANİ FELAKET

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-4-TEFEKKÜR BUHRANI VE İNSANİ FELAKET

İnsanlığın düşünce dünyası sıkıştı. Birkaç asırdır insanlığın düşünce dünyasını batı felsefesi ve bilimi işgal ve temsil ediyordu. Dünyada zaten iki tefekkür mecrası vardı; birisi İslam irfanı, diğeri de batı felsefesi… İslam irfanının bir-iki asırdır inkıtaa uğraması, batı felsefesini, fiili olarak tek ve rakipsiz bıraktı.

Felsefe, düşünce üretimini devam ettirebilmek için nihayetinde diyalektik işleyişi keşfetti. Tez, antitez, sentez silsilesinden mürekkep olan diyalektik işleyişi, düşüncenin deveranı için tek mecra haline getiren batı ve batı felsefesi, son antitez olan sosyalizm-komünizmin, tezden (liberalizm-kapitalizm) önce çökmesiyle zincirini kopardı. Antitez teze karşı dayanmalıydı ki, onunla sentezi gerçekleştirebilsin, böylece diyalektik işleyiş devam etsin. Antitezin çökmesi, önceleri tezin zaferi gibi anlaşıldıysa da, sitemizde (www.fikirteknesi.com) yıllardır yazdığımız üzere, tezin de çökmesini mukadder kıldı. Felsefenin diyalektik işleyişe emanet edilmesi zaten derin bir krizdi, antitezin tezden önce çökmesiyle kriz satha çıktı ve herkes tarafından görülmeye başlandı.
Okumaya devam et

Share Button

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-3-TEKNOLOJİNİN PARADOKSLARI

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-3-TEKNOLOJİNİN PARADOKSLARI

Teknoloji çok hızlı gelişiyor. Tasavvur ve imalat hızı, değerlendirmeye bile fırsat vermeyecek kadar yüksek, öyle ki bidayetindeki maksat bile unutuldu. İnsanlık teknolojiye neden yönelmişti, teknolojiye olan ihtiyaç ne kadardı? Teknoloji, temelindeki maksattan bağımsızlaştı ve kendi başına bir vakıa haline geldi, böyle olunca hiçbir ölçü tanımaz, hiçbir tahdit kabul etmez oldu ve sadece “mümkün olan yapılmalıdır” yaklaşımına mahkum oldu.

Mesele sadece ahlakilik sınırıyla ilgili değil, aynı zamanda “ihtiyaç gayesi” de kayboldu. Önce ihtiyaç sonra teknoloji silsilesi caridir, hayatın tabiatı ve sıhhati bunu gerektirir. Bidayetinde de böyleydi, teknoloji ihtiyacı takip ederdi. Teknoloji önce ahlaktan sonra da ihtiyaçtan bağımsız hale geldi.
Okumaya devam et

Share Button

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-2-BATININ TEKNOLOJİ ANLAYIŞI

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-2-BATININ TEKNOLOJİ ANLAYIŞI

Batının teknoloji anlayışı, tek bir esasa istinat eder; “Mümkün olan yapılmalıdır”… “Mümkün olan yapılmalıdır” anlayışı, ahlaktan tamamen bağımsızlaşmaktır, teknolojiyi de ahlaktan mutlak anlamda müstakil kılmaktır.

“İmkan alanı”, imtihan sahasıdır. Mümkün olanın yapılması, imtihanın reddidir. İmtihan, İslami manada “istikamet” demektir, istikameti işaretler. İnsani manada ise, insan ile sureta insan veya hayvan arasındaki sınırı tayin eder. Hiçbir bilgi telakkisi, “doğru-yanlış”, “güzel-çirkin”, “iyi-kötü” mikyaslarından azade değildir. Ortaya koyduğu mikyasların isabet edip etmemesi ayrı bir meseledir ama bu mikyasların varlığı zarurettir. İnsan olmak, bir ölçü manzumesine tabi olmaktır. “Mümkün olan yapılmalıdır” yaklaşımı, epistemolojik (bilgi telakkisi) tefessühtür.
Okumaya devam et

Share Button