İSLAMCILIK MESELESİ-33-TEMEL TEFEKKÜR SİLSİLESİ VE İKTİSAT ANLAYIŞI

İSLAMCILIK MESELESİ-33- TEMEL TEFEKKÜR SİLSİLESİ VE İKTİSAT ANLAYIŞI
İslam iktisadına başlamadan önce, İslami tefekkürün silsilesi veya nispet mimarisi veya kaide hiyerarşisini anlamalıyız. Nispet mimarisi veya tefekkür silsilesi olarak isimlendirmenin doğru olacağını düşündüğümüz ana yapı, İslam’ın yekununu doğru anlama imkanı verecektir. Müslüman fikir ve ilim adamlarının tefekkür dünyaları, muayyen bir merkeze bağlı, nizami bir muhit içinde oluşur. Tevhidi, özü olarak kabul eden bir din, mensuplarını serazat şekilde dünyaya saçmış olamaz.
İslam iktisadı veya herhangi bir mevzuu, İslam’ın mana mimarisi içindeki “mahalli” doğru tespit edilmeden idrak ve izah edilemez. Hiçbir mevzuu, mana mimarisini imha edecek, ihlal edecek, tahfif edecek şekilde ele alınamaz, bu umursamazlıkla izah edilemez. Bu sebeple hiçbir konu (ve bu arada iktisat) İslam’ın yekununu, nispet mimarisi içinde anlamamış olan “mütehassıslara” bırakılamaz. Bir insanın iktisat profesörü olması (Murak Çizakça misalinde olduğu gibi), iktisat alanında istediği gibi konuşabileceği, yazabileceği, caka satabileceği manasına gelmez. Okumaya devam et “İSLAMCILIK MESELESİ-33-TEMEL TEFEKKÜR SİLSİLESİ VE İKTİSAT ANLAYIŞI”

İSLAMCILIK MESELESİ-32-İBRAHİM KİRAS’IN ZİHNİ DAĞINIKLIĞI

İSLAMCILIK MESELESİ-32-İBRAHİM KİRAS’IN ZİHNİ DAĞINIKLIĞI
Murat Çizakça mülakatının İslamcılık meselesine ve tartışmasına tek bir faydası oldu, o da İslamcılık meselesinin iktisadi veçhesinin gündeme gelmesi, getirilmesidir. Nitekim İbrahim Kiras da bu mülakat üzerin İslam ve iktisat başlığı altında iki yazı yazdı.
İbrahim Kiras’ın 30.08.2012 tarih ve “Kapitalist İslam, sosyalist Müslüman” başlıklı yazısının girişi çok hoş. “İktisat iktisatçıların tekeline bırakılamayacak kadar mühim bir konu. Değerli iktisat profesörü Murat Çizakça’nın arkadaşımız Fadime Özkan’a verdiği ilgi çekici röportajı okuyunca bunu düşündüm.”
İbrahim Kiras, yazıya (meseleye) hoş bir giriş yapıyor ama girişinin muhtevasına uygun şekilde devam edemiyor. İktisat, iktisatçılara bırakılamayacak kadar mühim bir konu” tespiti, “külli” anlayışa sahip olmadan, “cüz’i” olanın idrak ve izah edilemeyeceği anlayışına geçit açmak için kullanılmalıydı, doğrusu buydu. Fakat Kiras, bu girişten sonra tam aksi istikamete savruluyor ve İslam’ın temel anlayışının dışında bir mantık örgüsüne (fikir örgüsü değil, mantık örgüsü) teslim oluyor. Okumaya devam et “İSLAMCILIK MESELESİ-32-İBRAHİM KİRAS’IN ZİHNİ DAĞINIKLIĞI”

İSLAMCILIK MESELESİ-31-CEMİL ERTEM’İN TEKNİK TAHLİLİ

İSLAMCILIK MESELESİ-31-CEMİL ERTEM’İN TEKNİK TAHLİLİ
Cemil Ertem, 19.08.2012 tarih ve “Kapitalizm, faiz ve İslamcılık tartışmasına giriş” başlıklı yazı ile meseleye dahil oldu. İslam ve kapitalizm bahsine tabii olarak içinde bulunduğu disiplinden (ekonomistlikten) girdi, iyi de etti çünkü bazı teknik izahlar yaptı.
Yazısından anlaşıldığı kadarıyla Cemil Ertem’i tetikleyen Emre Aköz’ün 16.08.2012 tarih ve “Hatırlar mısınız? Eskiden faiz haramdı” başlıklı yazısı… Emre Aköz bu yazısında özet olarak faizsiz iktisadi hayatın olamayacağını, faizsiz kredi kullanmadan büyük yatırımlar yapılamayacağını, dolayısıyla faizsiz iktisadi anlayış oluşturulamayacağını iddia ediyordu. Bu iddia, meseleye derinliğine nüfuz etmemiş, gözü aklında olan, mevcut gerçekliği, tek ve nihai gerçeklik zanneden garibanların dört elle sarıldığı malzeme… Bu tür adamlar düşünce dünyasının en sığ olanlarıdır, zira ufukları, “fiil ufku” ile mahduttur. Fiili durum neyse, her şeyi o çerçevede anlama (ki anlamazlar, sadece öğrenirler) çabasındadırlar. Ukala edalarla, yüksek perdeden, “hadi söyle bakalım, faizsiz sistemi nasıl kuracaksın?” türünden ucuz tavır alışlara sahiptirler.
Cemil Ertem, Emre Aköz’e cevap vermekten ziyade, mezkur iddia üzerinde çalışmış görünüyor, o iddiayı en son dile getiren de Aköz olduğu için, onun yazısını referans almış. Aköz’ün yazısını referans almış ama değerlendirmeleri Aköz’ün yazısı ile sınırlı değil, iyi ki değil. Okumaya devam et “İSLAMCILIK MESELESİ-31-CEMİL ERTEM’İN TEKNİK TAHLİLİ”

İSLAMCILIK MESELESİ-30-AKİF EMRE, NİHAYET…

İSLAMCILIK MESELESİ-30-AKİF EMRE, NİHAYET…
Akif Emre ısrarlı tartışmaya katılmadı. Tartışma boyunca takip ettik, yazdıkları konuların hiçbiri İslamcılık tartışmasından daha kıymetli değildi. Neden katılmamakta ısrar etti? Kim bilir, vardır bir sebebi…
Nurettin Saraylı, “İslamcılık tartışmasının haricileri-7-Tartışmaya katılmayanlar” başlıklı yazısında Akif Emre’den de bahsediyor ve tartışmaya neden katılmadıklarını soruyordu. Nurettin beyin yazısının etkisi oldu mu, bilinmez ama Nurettin bey o yazıda sağlam sorular soruyordu. Meramımızı anlatmak için şu paragrafı iktibas etmek kafi…
“Fikir adamı, fikri gördüğü yerde ne yapar? Önemli bir konu tartışılmaya başlandığında, zihni refleksleri hangi davranışı tetikler? Köşe yazmaya devam etmeseler diyeceğim ki, “bir telif çalışması için kampa girdi, dünyaya dönüp bakmıyor”. Gazetelerde periyodik olarak boy gösteren adamların, önemli bir tartışmada arz-ı endam etmemesi, izaha muhtaç bir durum. Her gün gazeteleri açıp bakıyoruz, tartışma büyüyerek sürüyor ama bu adamlar, mahalle yanarken, ıslık çalıp seyredenlere benziyor. Kimse bunlara, “neden tartışmaya girmiyorsunuz?” diye sormuyor.”
Profesör Murat Çizakça’nın mülakatı Star Gazetesinde yayınlana kadar Akif Emre tartışmaya girmeyecek gibi görünüyordu. O mülakat yayınlandı da, Akif Emre tartışmaya girdi. Arka arkaya iki yazı yazdı, 28.08.2012 tarih ve “İslam kapitalizmin suç ortağımı?” başlıklı yazısı ile 30.08.2012 tarih ve “İslam’ı kapital/izm/e biat ettirmek” başlıklı yazısı… Zaten Murat Çizakça’nın hezeyanları karşısında da tartışmaya girmeseydi, hassasiyet zafiyeti olduğunu ilan etmek gerekirdi. Okumaya devam et “İSLAMCILIK MESELESİ-30-AKİF EMRE, NİHAYET…”