FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-1-BİLİM ANLAYIŞI

FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-1-BİLİM ANLAYIŞI

Yeni Şafak gazetesi köşe yazarı Faruk Beşer, birbirini takip eden üç yazı yazdı. Birincisi 15.08.2014 tarihli “İlim, bilgi ve bilim” başlığını, arkasından 17.08.2014 tarihli “İlim ve marifet” başlığını, üçüncüsü de 22.08.2014 tarihli “Zan ve tahminden marifet doğar mı?” başlığını taşıyor. Bizim anladığımız şekliyle özetlemek gerekirse üç yazının mevzuu, bilgi, ilim, irfan bahislerini ihtiva ve cem etme arayışından ibaret.

Türkiye’deki temel meselelerden ve zafiyetlerden biri olan “çerçevesizlik” bahsi Faruk Beşer’de de açıkça görülüyor. Herhangi bir meselenin çerçevesine vakıf olmadan veya bir çerçeve oluşturmadan o bahsin veya bahislerin anlaşılabileceği iddiası tüm komikliğine rağmen ülkemizde genel kabul gören bir savruk anlayıştır. Çerçeve meselesine girmeden önce Faruk Beşer’in meseleye nasıl baktığında dair bazı misalleri zikredelim.

Faruk Beşer, yazı serisinin birincisi olan “İlim, bilgi ve bilim” başlıklı yazısında, başlıktaki kelimeleri tarif etmeye çalışıyor. Son dönemlerde çok yaygın olan kelimelerin kökleriyle ilgili bilgi vererek giriyor meseleye;
Okumaya devam et

Share Button

İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ-2-İLİMLERİN TASNİFİNİN ÇERÇEVESİ

İSLAM MEDENİYET AKADEMİSİ-2-İLİMLERİN TASNİFİNİN ÇERÇEVESİ
Ülkenin üniversitelerinde hala batının bilim anlayışı ve onun tasnifi kullanılıyor. Bu o kadar Batının bilim (pozitif bilim) anlayışını esas alan ilahiyat profesörleri, o bilim anlayışına uymadığı için mucizeyi reddetmeye başladılar. Batının bilim anlayışını temel mikyas alınca, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyenin hangi manaları ihtiva ettiğini değil, o mikyasa uygun olan anlamların neler olduğunu araştırmak esas haline geliyor.
İslam irfan müktesebatındaki ilimlerin neler olduğunu, hangi tasnife tabi tutulduğunu, hangi bilgi disiplinlerine ilim dendiğini unuttuk ve umursamaz hale geldik. Oysa ilimlerin tasnifi, bilginin “nazım planı”dır, ilimlerin tasnifini yapamayan bir kültür iklimi kendi kaynaklarının bilgisini imal edemez hale gelir.
Bilgi üretmeyince üretenlerin bilgisine mahkum olunduğu gibi, ilimlerin tasnifini kendi müktesebatımızdan hareketle yapmayınca, başkalarının tasnifine mecbur oluyoruz. Batı ikliminin yaptığı bilimlerin tasnifi, bizim ilimlerimizi ihtiva etmiyor. Batının yaptığı tasnifi esas alınca, o tasnife uymayan bize has ilimlere karşı da mesafeli davranıyoruz. Oysa batı bilim anlayışının zirvesi, bizim ilim anlayışımızın eteklerine ancak ulaşır. İslam ilim anlayışı ve tefekkür çerçevesi, batı felsefesinin ve bilim anlayışının milyonlarca kat daha üstündedir. Pozitif bilim anlayışı (batı bilim anlayışı), ufku miraç olan ilim anlayışının eteklerine ulaşabilir mi? Okumaya devam et

Share Button