TATBİK İLİMLERİ VE TEKNOLOJİ

TATBİK İLİMLERİ VE TEKNOLOJİ

Birkaç asır var ki, alet ilmi (teknoloji) aşırı gelişti. Öyle ki artık “bilim ve teknoloji” şeklinde kullanılmakta, teknolojiyi bilimin yanında zikretmekte, birbirine denk kıymetler gibi göstermekteyiz. Sanki alet ilmi, ilimlerin tek tatbik ilmiymiş gibi… Sapmanın derecesine bakın…
Alet ilmi (teknoloji), matematiğin tatbik ilimlerindendir ve matematiğin de tek tatbik ilmi değildir. Muhtemelen en fazla tatbik ilmine sahip olan, olması mümkün ilim dalı, bizdeki ismiyle riyaziyedir. Ne var ki riyaziyenin tatbik ilimlerinden olan alet ilmi, inşa ettiği aletlerin hayatın her sahasında ve her ilim dalında kullanılmasından dolayı büyük bir ihtiyacı karşılamakta, şöhretini ise hak etmektedir. Faydasının fazla olması, doğru tefekkür faaliyetini çoktan kaybeden dünyada, teknoloji fetişizmini doğurdu ama kimin umurunda.
* Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİ VE MESLEKLER

TATBİK İLİMLERİ VE MESLEKLER

Tatbik ilimlerinin içinde küçük bilgi alanları vardır ki, bunlar ilim dalı haline gelecek kadar bilgi birikimine sahip değildir. Bu sebeple, öğrenilmesi de titiz bir ilmi disiplini gerektirmeyecek basitliktedir. Zanaatlar bunun en fazla görünen misalleridir.
Zanaatlar, nihai tahlilde bir tatbik ilminin içinde küçük bir yer işgal eden bilgi alanıdır. Bir ustadan öğrenilmesi mümkün, umumiyetle iş içinde eğitim (çıraklık) cinsinden tahsili olan zanaatlar, tatbik ilimleri içinde mütalaa edilse de olur, edilmese de… Bununla birlikte zanaatlar, tüm çeşitleriyle birlikte düşünüldüğünde büyük bir yük taşır.
* Okumaya devam et

Share Button

BİLGİ İŞGALİNİN ÖNCÜ KOLU TATBİK İLİMLERİ

BİLGİ İŞGALİNİN ÖNCÜ KOLU TATBİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Tatbik ilimleri, ilmin maddi-dünyevi fayda ciheti ağır basan halidir. Bu kötü bir şey değildir, bilgiden (ve ilimden) dünyada ve dünyevi anlamda da faydalanmak gerekir, yeter ki ölçü kaçırılmasın. Müslümanlar için böyledir, yani nefs bile ölçülü şekilde hakkı verilmesi gereken bir düşman kardeştir. İslam, en özet haliyle söylemek gerekirse “ölçü”dür, ölçüden ibarettir, kıymeti ise ki ilahi ölçü olmasındandır. İnsana kalan mesele ise ölçüyü anlamak ve tatbik etmektir.
*
Batı, dünyanın her yerinde kültürel mukavemetle karşılaşmıştı. Ferdi manada iman, içtimai manada kültür ve gelenek kadar güçlü mukavemet kaynağı yoktur. Son birkaç asırdır maddi ölçülerle ilerleyen, kalkınan, dünyaya fark atan batı, buna rağmen bir kabilenin bile kültür ve geleneğinin direnişini kıramamıştı. Gelenekteki mukavemet gücü akıl alır gibi değildi.
Batı, geçtiğimiz iki asırda dünyanın yarısından fazlasını işgal etmiş ve sömürgeleştirmişti ama orduyla zapt altına altığı ülkelerdeki geleneğin mukavemetini kıramamıştı. Bu mukavemeti kırmak için birçok şey yaptı, bunların en etkilisi ise tatbik bilimlerinin öncü rolüydü. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA

TATBİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Tatbik ilimleri, ilmin reşit olmayan çocuğudur. Tetkik ve terkip ilimleri tarafından kesintisiz şekilde vesayet altında tutulmalı, bağımsızlaşmasına müsaade edilmemelidir.
Tatbik ilimleri, “ilim” mefhumunun tüm unsurlarını bünyesinde taşımadığı için, reşit olma, yani kendini ikmal etme imkanı yoktur. Bu sebeple sürekli tetkik ilimlerinden süt emmek zorundadır, bunun için tetkik ilimlerinin de mütemadiyen bilgi üretmesi gerekir. Tetkik ilimlerindeki inkişaf durduğu (süt üretemez olduğu) zaman tatbik ilimleri aç kalacağı için, süt yerine rakı içmeye (batıdan veya başka bilgi evreninden bilgi transferine) başlar. Tetkik ilimleri bilgi üretmeye devam ederken de tatbik ilimleri oradan süt emmekten imtina edebilir, kendini reşit görmek, müstakil ilim olduğu vehmine yakalanmak gibi ihtimaller mevcuttur. Bu sebeple tatbik ilimlerindeki ihtisaslaşma ve tetkik ilimlerinin vesayeti meselesi ehemmiyet arz eder.
* Okumaya devam et

Share Button

YENİ TATBİK İLİMLERİNİN İNŞASI

YENİ TATBİK İLİMLERİNİN İNŞASI

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Mücerret ilim, onu idrak eden şahsiyete vaziyet eder, bunlar alim, arif, mütefekkirlerdir. Bunların sayısı az olduğu için, mücerret ilim hayata vaziyet edemez. İlmin hayat ile münasebetini kuran, ilmin hayata vaziyet etmesini sağlayan, hatta hayatı inşa etme imkanını oluşturan tatbik ilimleridir.
Kadim müktesebatımız, insanın ve hayatın dağılmaması için ilmi derli toplu halde tutmak hususunda yüksek hassasiyet sahibidir. Mesela ahlak, tüm hayatı kuşatmış, ferdi (şahsiyeti) ve cemiyeti inşa etmiş, içtimai bilgi sahalarını bünyesinde toplamıştır. Ahlak o kadar derin ve muhittir ki, mesela iktisat müstakil bir ilim dalı haline gelmemiştir. İslam ahlakının derinliğine kuşattığı bir cemiyette iktisat ilmine, geçmiş zamanlardaki hayatın sadeliği de dikkate alındığında ihtiyaç hissedilmemiştir. Böylece Müslüman şahsiyet ve cemiyet, hem vahdetini temin etmiş, hem girift ve yoğun münasebet ağını kurabilmiş, mesuliyet şuurunu da yaygın ve derin şekilde tatbik etmiştir.
Fakat… Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİNİN ANA TASNİFTEKİ YERİ

TATBİK İLİMLERİNİN ANA TASNİFTEKİ YERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Fikirteknesi külliyatında ilimlerin tasnifine dair teklif; önce tasnif üstü tasnif nev’inden; “Mutlak İlim”, nispi ilim, izafi ilim şeklinde yapılmıştır. Mutlak İlim; kitap ve sünnetten ibarettir. Nispi ilim; Müslümanların (yani akl-ı selimin) Mutlak İlimde keşif ve telif ettikleri ilimlerdir. İzafi ilimler ise gayrimüslimlerin (bugünkü haliyle pozitif aklın) serazat ürettiği bilgidir.
Tasnif üstü tasniften sonra, nispi ilimlerin tasnifi yapılmıştır. Nispi ilimler; yatay zeminde dört mecra halinde tertip edilmiş olup bunlar; “Kur’an ilimleri mecrası”, “Tevhid ilimleri mecrası”, “Beşeri ilimler mecrası” ve “Müspet ilimler mecrası” şeklinde tespit edilmiştir. Sonra her mecra kendi içinde, “Terkip ilimleri”, “Tetkik ilimleri” ve “Tatbik ilimleri” şeklinde taksim edilmiştir. Böylece hem yatay sahada tüm bilgi alanlarını kuşatan hem de dikey sahada tüm ilim mertebelerini ihtiva eden bir tasnif haritası hazırlanmıştır.
Tatbik ilimleri, yatay sahadaki dört ilim mecrasının her birinin içindeki dikey tasnif haritasının en alt basamağını oluşturmakta, ilmin artık tatbik safhasını göstermektedir. Tatbikat safhasına, yani yeryüzüne kadar indiği için, muhtevadan çok şekil bilgisi mahiyeti taşımakta, muhtevayı ise işaret etmektedir. Muhtevayı arayanları ise tetkik ve terkip ilimlerine sevk eder. Okumaya devam et

Share Button

“İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

Doç. Dr. HACI ALİ BOZKURT İLE “İLİMLERİN TASNİFİNE” DAİR MÜLAKAT

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

*Mülakatın takdimi
Hacı Ali Bozkurt Beyefendi, 1943 Erzincan doğumlu, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca ve Arapça bilen ilim adamlarımızdandır. Doçenttir, felsefe sahasında mütehassıstır.
Anadolu’nun “kıymet mahzeni” olduğu fikrimiz ve umudumuz, bizi sürekli arayışa sevk etmekte, Allah Azze ve Celle ümit ve gayretimizi boşa çıkarmamaktadır. Bu cümleden olarak bulduğumuz kıymetlerden birisi de Hacı Ali Bozkurt Beyefendidir. Hacı Ali Bozkurt Beyefendi; ilmi teçhizatı, fikri derinliği, tecrit ve terkip mahareti takdire şayan bir ilim (bilim değil) adamlarımızdandır. Hem kadim müktesebatımıza vukufiyeti hem de felsefeye nüfuzu dikkat çekici derinliktedir. Ümmetin mühim ve acil meselelerinden olan “ilimlerin tasnifi” bahsine gösterdiği hassasiyet ve atfettiği kıymet, bu mevzuun unutulmuş olmasına hayret edecek kadar derindir.
Şahsiyeti hürmete, idraki itibara layık olması cihetiyle daha uzun soluklu müşterek çalışmalar yapmak temennisindeyiz. Bu mülakat, telefonda yapıldığı için hacmi küçük lakin muhtevası büyük bir çalışma oldu. Rızaları istikametinde, bununla iktifa etmek niyetinde değiliz.
Okumaya devam et

Share Button

TATBİK VE İNŞA FİKRİ

TATBİK VE İNŞA FİKRİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İslam’ın anlaşılmasına mani olan çok sayıda zihni bariyer var. Bunlardan birisi de terkip, tatbik, inşa gibi bahislerin idrak süreçlerine dahil olmadığı vehmidir. Aslında idrak nedir, hangi sürece tabidir, hangi safhaları bulunmaktadır türünden soruların bile gündeme gelmediği, bu sebeple anlamanın tarifinin bile yapılmadığı bir dönemde bu, beklenen bir seviyesizliktir. Zihni süreçlerin; ezberleme ve öğrenme, anlama ve keşif, tecrit ve terkip gibi yukarıya doğru irtifa kazandıran güzergahı, oradan aşağıya doğru ise inşa, tatbik, tecrübe gibi bir güzergahı olduğunu bile bilmiyoruz. Bunun aynı zamanda bilgi deveran haritası olduğunu, tecrübe ile biten deveranın tekrar başladığını, hem tatbikatla elde edilen tecrübenin doğru-yanlış cetvelinde test edilmesi hem de daha derinlere nüfuz için ihtiyaç duyduğumuzu, duymamız gerektiğini fark bile edemedik. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİNİN BAĞIMSIZLAŞMASI

TATBİK İLİMLERİNİN BAĞIMSIZLAŞMASI

(TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 8. SAYI)

Tatbik ilimleri hayatla doğrudan temas halindedir, hayatın altyapısını inşa eder. Hayatla temasının yoğunluğu ve şekil bilgisi ağırlığı sebebiyle, anlaşılması kolaydır, tatbiki birçok kişi tarafından yapılabilir mahiyettedir. Zaten tatbik ilimleri olması, ilmin ve her türlü bilginin tatbik edilebilir hale getirilmesi, tatbikini mümkün kılacak şekilde tertip edilmesini gerektirir. Bu hususiyeti, hem anlaşılmasını hem de tatbikatını kolaylaştırır.
Anlaşılması ve tatbikatının kolaylaştırılması, halkta ve hayatta yaygınlık kazanmasına sebep olur. Maksat da budur zaten, mümkün olduğunca cemiyetin her ferdinin anlaması ve tatbik etmesi hedeflenir, böylece halk ve hayat ilim ile irtibat kurmuş olur. Ne var ki tüm bu özellikler, tatbik ilimlerin aşırı bir itibar kazanmasına sebep olur, tetkik ve terkip ilimlerinden daha fazla muhatabı olduğu, doğrudan tatbik edilebildiği, onunla mesela para kazanılabildiği, makam sahibi olunabildiği için, itibar ve kıymet şişmesi yaşar. Bu hususiyet, tatbik ilimlerinin tabiatından kaynaklanan bir tenakuzdur, tatbik edilebilmesi için kolaylaştırılmıştır, kolaylaştırıldığı için halkın diğer ilim seviyelerinden daha fazla itibar kazanmasına sebep olmuştur. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİ NEDİR?

TATBİK İLİMLERİ NEDİR?

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayısı)

Öncelikle “ilim”, saf manaya verilen isimdir. Bu sebeple tüm ilimlerin kaynağı olan Mutlak İlim (Kitap ve Sünnet), saf manadır. Mutlak İlmin kendi içindeki tasnifi bakımından Kur’an-ı Kerim, Allah Azze ve Celle’nin kelamı olduğu için hakikattir, yani saf manadır. Sünnet-i Seniyye ise, Mutlak İlmin kendisine inzal edildiği ve ancak O’nun taşıyabileceği hakikatin, O’nun tarafından tatbikatı, Risalet tatbikatıdır, yani saf tatbikattır. Saf mananın saf tatbikatı da, mutlak ilme dahildir.
Mutlak İlmin tatbikatı mevkiinde olan Sünnet-i Seniyye, ilimlerin dikey tasnif haritasındaki tatbik ilimlerinden değildir. Sünnet-i Seniyye, değiştirilmesi muhal olduğu, kendisinde en küçük şüphe bulunmadığı için “Mutlak İlim” çerçevesindedir. Böylece Kitap ile hakikatin muhtevası, Sünnet ile hakikatin doğrudan tatbikatı sübut bulmuştur ki, İslam bu ikisinden ibarettir. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİ

TATBİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İlim, öncelikle insan ve varlıktan müstakildir. Bu haliyle “Mutlak İlim” mahiyetindedir ve onun adı hakikattir. Hakikat, insan ve varlıkta mahfuz değil, onlarda ancak tecelli ve tezahür halindedir. Kadim ilim müktesebatımızda “Eşyanın hakikatinin sabit olması”, eşyanın “hakikati” taşıyabileceği manasına gelmez, eşya ancak hakikatin tezahürlerinden biridir ve hakikatin ipuçlarını veren kesret cümbüşüdür. Hakikatin yolu, varlığın (mahlukatın) zirvesi olan insanın kalbi dünyasındadır ve o yola ancak ruh girebilir.
İlim, aşağıların aşağısında yaşayan insanın, yukarıların yukarısı olan hakikate ulaşması için ihsan edilmiş meratip güzergahıdır. Buna varoluş güzergahı da dense olur, hakikat güzergahı da dense olur, geldiğimiz yere avdet etmenin deveran güzergahı da dense olur. Netice olarak ilim; son tezahür safhası olan eşyadan, eşya seviyesinden, aşağıların aşağısından (dünyadan) başlayarak, önce Mutlak İlme, sonra Mutlak Varlığa ulaşmanın yoludur. Bu kadar aziz, bu kadar mukaddes, bu kadar kıymetlidir. Bu sebepledir ki, batının materyalist felsefesi üzerine bina edilmiş pozitif bilim (ilim değil) anlayışına, o anlayışın verilerine “ilim” muamelesi yapmak, ilmin son safhası olan maddi tezahürlere mahkum olmak, aşağıların aşağısına razı olmak, madde seviyesinde debelenmeyi ilmi yolculuk (inkişaf) zannetmektir. Kadimden beri ümmetin hiçbir nesli, ilmin son tecelli safhası olan maddeye, madde seviyesine, maddi tezahürlerine ilim muamelesi yapmamış, ilmi basit (maddi) bilgiden ibaret görmemiştir. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Mevzu haritası, bilgi sahasının tesviyesidir. Bilgi sahalarının ilmi çerçeveye alınabilmesi, ilim dallarına tevzi edilmesi, ilim dallarının temellerinin atılması, yeni ilim dalına ihtiyaç olup olmadığının anlaşılması için hazırlık çalışmasıdır. Mevzu haritası, terkip ilimlerinin murakabesi altında tetkik ilimleri tarafından hazırlanacak bir saha taramasıdır.
Bir bilgi sahasının mevzu haritası hazırlanmadığında orada ilim binası inşa edilemez. Mevzu haritası bir manada ilim dalının mimari haritasıdır, o harita yoksa inşaatın başlatılmasında fayda yoktur. Üst üste ve yan yana dizilen malzemelerle (bilgilerle) ilim sarayı ortaya çıkmaz, olsa olsa bir gecekondu vücut bulur. Oysa bilginin ilim hali, muhteşem bir saraydır. Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİNİN ALTYAPISI TETKİK İLİMLERİDİR

İLİMLERİN TASNİFİNİN ALTYAPISI TETKİK İLİMLERİDİR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Fikirteknesi külliyatında ilimlerin tasnifi, yatay ve dikey olmak üzere iki boyutlu olarak yapılmıştır. Yatay boyut, dört ilim mecrasını tespit etmiş, dikey boyut ise üç mertebeyi esas almıştır. Yatay boyut ana ilim mecralarını göstermektedir, bu da kainattaki dört ana mevzua denk gelir; Kur’an ilimleri mecrası, Tevhid ilimleri mecrası, Beşeri ilimler mecrası, Müspet ilimler mecrası… Dikey tasnif ise; terkip ilimleri, tetkik ilimleri, tatbik ilimleri şeklindedir.
Terkip ilimleri, her ilim mecrasının zirvesinde oturan bir adet terkip ilminden ibarettir, dört ilim mecrasını temsil etmek üzere toplam da dört adettir. Fakat tetkik ilimleri, her ilim mecrasının zirvesindeki bir adet terkip ilminin altında olmak üzere çok sayıdadır. Bu sebeple ilimlerin tasnifinin teferruata doğru devam eden haritası tetkik ilimlerindedir. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİ KEŞİF MAHARETİ VE NEVZUHUR DÜŞÜNCELER

TETKİK İLİMLERİ KEŞİF MAHARETİ VE NEVZUHUR DÜŞÜNCELER

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Keşif meselesi, özü itibariyle girift ve çetin bir mevzudur. Keşif, tombala çeker gibi meçhule uzatılacak bir elin gelişigüzel yakaladığı herhangi bir şey değildir. En azından Müslümanlar için böyle değildir, zira Müslümanlar tevhide (hakikate) iman etmişlerdir. Kainatta, sınırsız sayıda batıl olmasına karşın, bir tane hakikat vardır. Tombala veya zar atmak, bizim için keşif değil, ancak entelektüel serseriliktir.
Mutlak İlim olan Kitab-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyedeki bir mana ve hikmetin keşfi, lügat karıştırarak bir şeyler yakalamaktan ibaret değil, o şeyin kainattaki tecellisini, insandaki tezahürünü, hayattaki tatbikatını da bulmak; varlık, insan ve hayat bahislerinden mürekkep mana ve hikmet keşfini yapmaktır. Kitap ve Sünnetten, etimolojik tahlillerle keşfedildiği zannedilen hikmet, insanda aksi tesir, hayatta yanlış netice veriyor. Bunu dert etmeyenler ise entelektüel serserilik yapmaya devam ediyor. Okumaya devam et

Share Button

İLMİ İNKİŞAFIN EMNİYETLİ ÇERÇEVESİ

İLMİ İNKİŞAFIN EMNİYETLİ ÇERÇEVESİ

(Terkip ve İnşa Dergisi 7. sayı)

İlmin, herhangi bir zaman dilimindeki mevcut hali, emniyetli halidir. Zira mevcut hal, kadimden beri murakabe ve muhasebe edilmiş, tenkit ve tazirlere karşı mukavemet kazanmış, tatbikat ve tecrübe ile harmanlanmıştır. İlmin mevcut haliyle iktifa etmek gerektiğinde mesele yoktur, mesele inkişaf ve terakkide ortaya çıkar.
İlmin emniyetli hali, zaman zaman keşif hamlelerinden uzak durma hissini uyandırır. Zira emniyet, hafife alınacak ihtiyaçlardan değildir. Ne var ki sübut, sükuttur (düşmedir). Sübut eden zamandan aşağı sükut eder, zamanın dışına savrulur. Emniyetli halde sübut, bir müddet sonra o hali emniyetsiz kılar. Çünkü sübut çürütür, çünkü sübut atalettir. Bu sebeple inkişaf ve terakki zarurettir. Okumaya devam et

Share Button

TERKİP İLİMLERİ YOKSA TETKİK İLİMLERİ ANLAMSIZDIR

TERKİP İLİMLERİ YOKSA TETKİK İLİMLERİ ANLAMSIZDIR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Kalb ve aklını hakikate teslim etmiş bir ümmetin bilgi ile münasebeti, şüphesiz ki vahdet ve tevhid üzeredir. Kainat, kesret alemidir, kainata ait bilgiler de kesretten ibarettir. İmtihan da zaten hakikati itibariyle kesretten vahdet ve tevhide ulaşmaktır.
Terkip ilimleri, bilgide vahdeti, imanda tevhidi gerçekleştirmenin ilmi çerçevedeki zirvesidir. Mutlak İlim olan Kitab-ı Kerim ve Sünnet-i Resulullah, Lailaheillallah kelime-i tevhidinin izah ve tatbikatından ibarettir. Müntehası tevhide ulaşmayan her yol batıldır, bu sebeple İslam ilim telakkisindeki herhangi bilgi vahidi, bilgi evrenimizdeki irtibat ağıyla tevhide ulaşır. Bunun dışındaki her bilgi ve bilgi örgüsü batıldır. Okumaya devam et

Share Button

İLİM TELAKKİMİZ VE TETKİK İLİMLERİ

İLİM TELAKKİMİZ VE TETKİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Tetkik ilimleri ilim telakkimizin omurgasını oluşturur. Tetkik ilimleri İlim mecralarının dikey tasnifinde ortada yerini alır. Tetkik ilimleri, terkip ilimlerinin altyapısı görevini görür. Tetkik ilimleri tarafından elde edilen bilgiye, İslam’ın mührünü terkip ilimleri vurur. Tetkik ilimlerinin hem terkip ilimleri ile hem de tatbik ilimleri ile irtibatı vardır. Aynı zamanda tatbik ilimlerinde uygulamaya yönelik bilgi üreten keşif ve bilgi üretim merkezidir.
Tetkik ilimleri konusunu bir misal üzerinden anlatacak olursak, tespih tanelerini tetkik ilimleri sahası olarak düşünebiliriz. Tespih tanelerini üretilen bilgi olarak tasavvur ettiğimizde, bu dağınık haldeki bilginin bir mihraka yani imameye bağlayarak dağılmasını engellemeyi de, terkip ilimleri olarak düşünebiliriz. Terkip olmuş, kullanılır hale gelmiş bilgi(tespih) tatbik ilimler sahasında hayata geçirilecek duruma getirilir. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİ VE BİLGİNİN DEVERANI

TETKİK İLİMLERİ VE BİLGİNİN DEVERANI

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Bilginin deveranı hayati bir bahistir. Bilginin hareketi deveran ile kaimdir, deveran kesildiğinde hareket durur ve bilgi ölür. Deveranı duran, durdurulan bilgi diriliğini kaybettiği için, hayata (diriliğe) nüfuz edemez, tesir edemez. Bilgi hayata nüfuz etmezse, hayat da durur, ölür. Hayat ölmemek için bilgi ihtiyacını karşılamak ister, bir bilgi evrenindeki (bilgi telakkisindeki) deveran durmuşsa, hayat bilgi ihtiyacını başka bir bilgi evreninden karşılar, zira hayat kendini kaim ve daim kılmak için fevkalade bir cehde sahiptir.
Bir içtimai bünye (cemiyet) belli bir bilgi evreninden beslenerek ayakta kalabilir. İçtimai deveranın mecralarında belli bir dünya görüşünün bilgileri akmaz hale gelirse, damarlar önce suni şekilde dışardan bilgi ithal etmeye, sonra da onu kendi bünyesinde üretmeye başlar ve kendileştirir. Değişmenin temeli burada aranmalıdır. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİNİN ANA TASNİFTEKİ YERİ

TETKİK İLİMLERİNİN ANA TASNİFTEKİ YERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayıs

İlimlerin tasnifini, Fikirteknesi külliyatındaki tasnifi esas alarak izah etmeye devam ediyoruz. Fikirteknesi külliyatında ilimlerin tasnif haritası, yatay ve dikey olmak üzere iki boyutlu şekilde yapılmıştır. Önce yatay sahada dört mecra tespit edilmiş, sonra her mecranın içinde üçlü meratip kabul edilmiştir. Tetkik ilimleri, dört mecranın içinde yapılan dikey tasnifin ortasında yer alır. Üstünde terkip ilimleri, altında ise tatbik ilimleri mevcuttur.
*
“İlim” dendiğinde kastedilen, öncelikle tetkik ilimleridir. Yukarıya doğru terkip ilimleri, bilginin dağılmasını önleyen, bilgi telakkisini oluşturan, bilgi ve ilim üzerinde tarassutta bulunan yüksek ilim mahiyetindedir ve bilgi üretmez. Aşağıya doğru tatbik ilimleri ise, tetkik ilimlerinin ürettiği, terkip ilimlerinin murakabe ettiği bilgileri tatbik eder. Bu sebeple ilmi keşif ve terakki tetkik ilimlerindedir.
Terkip ilimlerinin tespit ettiği istikamet ve o istikamete paralel birçok güzergah haritası, tetkik ilimlerinin keşif faaliyetlerinin yolunu gösterir. Tetkik ilimleri, doğru istikamet ve meşru güzergahlarda keşif, telif, tertip hamleleriyle terakki eder.
* Okumaya devam et

Share Button

MUTLAK İLİM-NİSPİ İLİM-İZAFİ İLİM…

MUTLAK İLİM NİSPİ İLİM İZAFİ İLİM

(Terkip ve İnşa dergisi 7.sayı)

İlimlerin tasnifi bahsi çok mühim ve girift bir meseledir. Özellikle de bugünün dünyasında hayati mahiyet taşımaya başlamıştır. Uzun zamandan beri ihmal edildiği için, son birkaç asrı bilgi kaosuyla geçirdik. Meselenin ehemmiyetinden dolayı tetkik etmeye devam ediyoruz.
Haki Beyin, “İslam medeniyet tasavvuru” serisinin dördüncü cildi olarak Eylül ayında yayınlanan “İlimlerin tasnifi” eserinde meselenin ana haritası hazırlandı. Bu eserin “Tasnif üstü tasnif” kısmında ilimlerin tasnifine girmeden bir üst tasnif yapılmıştır. Tasnif üstü tasnif ana başlığı altında ilimler üçe ayrılmış, mutlak ilim, nispi ilimler, izafi ilimler şeklinde tespit edilmiştir. Okumaya devam et

Share Button