ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ABD’DEKİ HADİSENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ABD’de polisin bir siyahi genci, silahsız olmasına rağmen öldürmesinin neticesinde ortaya çıkan manzaralar nasıl okunmalı? Elleri havada, silahsız olduğu görüldüğü halde bir siyahi gencin, yedi-sekiz civarında mermiyle vurulması, bunların da üç adedinin kafasına sıkılmış olması, vakayı adiyeden kabul edilebilir mi? Veya sadece asayiş meselesi olarak değerlendirilebilir mi?

ABD’nin her yıl dünya ile ilgili (yani her ülke ile ilgili) insan hakları raporu yayınlaması ve bu rapor üzerinden ülkeleri siyaseten dövmeye alışmış olması dikkat çekici. Özellikle de polislerin göstericilere karşı aşırı (orantısız) güç kullanması meselesini yüksek sesle eleştiren ABD, silahsız ve elleri havada bir gencin öldürülmesi hadisesini devlet arşivlerinden ve insanların hafızalarından silmek zorunda. Tam da bu sebeple, yani devlet arşivlerine girmemesi ve insanların hafızalarında fazla yer edinmemesi için olmalı ki, kasabada yapılan gösterilerin üzerine muharip sınıftan asker giysileriyle polis sevketti. Kasaba siyasi karantinaya alındı ve esas şiddeti medya gördü. Zaten ABD medyası, arşivlerine girmemesi, kayıt altına alınmaması, daha sonra hatırlanmasına sebep olmaması için kasabaya uğramadı önce, sokağa çıkma yasağına rağmen ana haber bültenlerinde birkaç dakikalık, “asayiş berkemal” cinsinden haberlerle geçirdi. Devlet arşivine girmeyen olaylar böylece ABD medyasının arşivine de girmedi.
Okumaya devam et

Share Button

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-11-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-9-

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-11-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-9-
“Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü” ölçüsü, her mevzuu gibi müktesebattaki çerçevesinden koparılınca kafi derecede anlaşılmaz oldu. Oysa bu ölçü, İslam’ın insan fikrinin zirvesiydi. İslam ilim mecrasında harikulade bir mikyas var; “İnsana (mesela kafire, günahkara) değil, fiile (mesela küfre, günaha) karşıyız”. Her varlık gibi insan da (kafir de), Allah Azze ve Celle’nin yaratma iradesinin tecellisidir, O’nun yaratması ise misilsiz bir sanatkarlık ihtiva eder. Müslümanlar, her varlıktaki harikuladeliğe meftundur. Varlığa düşmanlık etmek, haddi aşmaktır. Kafire düşmanlık, Müslüman olmasına mani olmaktır veya Müslüman olma ihtimalini yok etmektir, yok saymaktır.
İnsan ile fiilini birbirinden tefrik etmek, nazari çerçevede kolay olsa da, ameli sahada fevkalade zor. Çok zaman, küfür fiiline karşı göstereceğimiz tepkiyi, o fiilin failine gösteriyor ve İslam’ın yolunu kapatıyoruz. Nazari çerçevede sathi kalan anlayışlar, hayatın içinde (pratikte) derinlik boyutunu zaten yakalayamıyor. Fikri derinlik yoksa, fiili derinliğin gerçekleşmesi fevkalade zor. Birçok illete maruz kalan akıl bünyemiz, Yahudilerin dinlerini tüm insanlığa kapatmasındaki gibi, gayrimüslim insanların bizzat kendilerini düşman edinmekle, dinimizi onlara kapatmış olmuyor muyuz? Bir Müslümanı böyle bir şey yapmakla itham etmekten Allah’a iltica ederiz fakat meselenin ehemmiyetinden dolayı Müslümanların, böyle bir tehlikeyle karşı karşıya oldukları ikazını da yapmak gerekiyor. Gerçekten de insan ile Müslüman arasındaki farkı anlamış gibi görünmüyoruz. Bir tarafa Müslümanı koyunca, diğer tarafa mutlaka gayrimüslimi koyuyoruz. Oysa bu denklem eksik, önce Müslüman ve insan denklemi kurulmalı, sonra Müslüman ve gayrimüslim denklemi kurulmalıdır. Müslüman ve insan denklemini kurmadığımızda, tamamını gayrimüslim olarak gördüğümüz insanlığa hitap edemeyiz, onlarla ancak savaşmak durumunda kalırız. Oysa cihattan önce insanlara İslam’ı götürmemiz gerekiyor. “İnsan” olarak görmediğimiz birine İslam’ı götürmekte fevkalade zorlanırız. Cihat, insanlarla değil, belli bir sınıra kadar gayrimüslimlerle de değil, İslam düşmanları ile yapılır. İslam düşmanlarına (İslam’a savaş açanlara) karşı cihattan başka bir yol arayanlar ne kadar yanılıyorlarsa, insanlara karşı cihattan başka bir yol olmadığını zannedenler de en az o kadar yanılıyorlar. Okumaya devam et

Share Button

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-10-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-8-

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-10-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-8-
İslami tefekkür ile insani tefekkürü birbirine karıştırıyoruz. İslam’ı eksik anlama itiyadımızın, eksiği “tam” zannetme hatamızın en bariz tezahür mevzularından birisi de bu meseledir. İslam’ın bir parçasını birazcık anlayan birisi, Müslümanlar dışında, insanlık için de bir fikir ihtiva ettiğini el yordamıyla hissediyor fakat merkezi bakış, çerçeve ihtiyacı, nispet ve mikyas anlayışı oluşmadığı için İslami tefekkür ile insani tefekkürü birbirine karıştırıyor. İnsani tefekküre dair bir şeyler sezenler, hızlı şekilde “evrensel değerler” jargonuna savruluyor. Kendi “insanlık fikrini” üretemeyince, muhtevasını batının doldurduğu evrensel değerler şablonuna teslim oluyor.
İslam’ın cihanşümul (evrensel) olması başka şeydir, batı kültürünün “evrensel değerler” olarak kabul edilmesi başka bir şeydir. Batı mahreçli insan hakları beyannamelerini tenkit etmeyenler, evrensel değer tabiriyle doğrudan doğruya batı değerlerine teslim olmaktadır. Dikkat çekici değil midir batının yayınladığı insan hakları beyannamelerine (insan hakları evrensel beyannamesi, kadın hakları beyannamesi, çocuk hakları beyannamesi ila ahir) ciddi bir tenkit getirilmemesi. Bu durum, onların, sarahaten veya zımnen kabulü manasına gelmiyor mu?
Bir taraftan batının kültürel hakimiyetini kabul eden aciz bir ruh hali diğer taraftan İslam’da da “insanlık fikri” olduğuna dair bazı sezişlerden ibaret kalan bir anlama seviyesi Müslümanların bir kısmını kaotik bir zihni evrene mahkum etti. Son zamanlarda Müslümanlar arasında “evrensel değerler” türünden lakırdılar duyulması, bu zafiyetin tezahürü olmasın.
* Okumaya devam et

Share Button

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-5-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-3-

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-5-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-3-
İslam insanları zorla Müslüman yapmak niyetinde değildir ve bu yolu men etmiştir. Öyleyse insanların Müslüman olmadan yaşamasını mümkün kılan bir “insani çerçeve” fikrine de sahiptir. Bir türlü anlaşılamayan noktalardan birisi burasıdır. İslam, insanların Müslüman olmadan yaşamasını kendi siyasi hakimiyeti altında bile kabul etmiştir, öyleyse bir “insanlık beyannamesine” maliktir.
İslam, insanlığa iki muhteva (veya teklif) ile hitap eder; birincisi Müslüman olmalarını talep eder, bu hitap bizzat kendisini izahtır, ikincisi ise insanları “insanlık çerçevesinde” tutmaktır, insani hitaptır. Bu iki hitap birbirine karıştırıldığı (aslında insani hitap hiç anlaşılmadığı) için, Müslümanların gayrimüslimlerle münasebet altyapısı tamamen çökmüştür, daha vahim olanı ise, kendileri dışındaki insanlık alemiyle ilgili hiçbir fikirleri yokmuş intibaı oluşturmaktadır. Bu hal, “ya Müslüman olacaksınız ya da canınız cehenneme…” türünden bir duygu ve düşünce mecrası oluşturuyor. Böyle bir duygu ve düşünce altyapısı, “insanlık” ile ilgili fikir imalini imkansızlaştırıyor, bunun neticesi olarak da gayrimüslimlere hitap etmenin zemini kayboluyor.
İslam’ın, “insanlık” hakkında bir fikrinin olmadığını düşünmek, İslam’ın “insan fikri” olmadığını kabul etmektir. İnsan fikri olmayan bir din olur mu? İnsan fikri, insanlık fikri, insanlığa dair fikri olmayan bir dünya görüşü, insanlığa ne teklif edebilir ki? İslam’ın insan tarifi de (fikri de), insanlık tarifi de (fikri de) mevcut, mesele bunu keşfetmek, çerçevesini tespit etmek, ilan etmekte. Okumaya devam et

Share Button

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-4-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-2-

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-4-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-2-
Tüm insanlığa hitap edecek olan “İnsan hakları beyannamesi”, insan tabiat haritasının “insani alanını” esas almalıdır. İnsan tabiatı, kainattaki tüm varlığı ihtiva ve cem eden bir hacim belirtir, bu manada alt sınırı hayvandan daha aşağı, üst sınırı ise melekten daha yukarıdadır. İnsanın temel problemi zaten tabiat haritasının, hem hayvanı hem insanı hem meleği ihtiva etmesindeki uçsuz bucaksız ufuktur. Her varlık kendi tabiatına mahkumdur, hiçbir varlık kendi tabiatını aşağı veya yukarı doğru aşamaz. Varlığın tabiatı, en muhkem hapishanedir, varlık çeşitleri içinde tabiatını aşacak bir cins yoktur. İnsan, tüm varlık çeşitlerinin (cemadat, nebatat, hayvanat, insaniyet, melekut) tabiatını ihtiva etmek ve hepsinin tabiat özelliklerini yaşayabilmek iktidarındadır, bu sebepledir ki imtihana muhataptır. Tüm varlık çeşitlerinin tabiatına malik olarak doğar ve en aşağısından başlayarak en yukarısına çıkmak ile mesuldür. (www.fikirteknesi.com sitesinde, “İnsan tabiat haritası” başlıklı seri yazıyla mesele tetkik edilmişti)
Mutlak hür olan akıl ölçü koyamaz. Doğruyu bulamaz, bulduğunda doğru olup olmadığından emin olamaz, dolayısıyla bulduğu doğruda ısrar edemez. Bu sebeple “değişmeyen tek şey değişimdir” demek zorunda kalmıştır. Batı aklı, Hristiyanlığa karşı mutlak hürriyet talebiyle ortaya çıktığından beri batıda, bir müddet sonra batının kültürel hakimiyetinin uzandığı her yerde “ölçü” kalmamıştır. Batı, kendi dışındaki dünyaya kendini tek ölçü olarak empoze etmiştir ama kendi bünyesinde asla bir “mikyas” bulamamış, bulunamayacağını da itiraf etmiştir. Devir devir bazı ölçülere ulaştığını vehmetmiş, onları kutsamış, bazen materyalist kutsalları için bazen dini garnitür olarak kullandığı kutsalları için milyonluk katliamlar yapmıştır. Katliamların envanterini çıkardığında dehşete düşmüş, sadece yirminci asırda yüz milyondan çok fazla sayıdaki katliama bakarak, “hakikat fikrinin” olmadığını, olamayacağını, böyle bir iddiada bulunmanın ancak katliamlar için gerekçe oluşturduğunu düşünmeye başlamıştır. Akıl ile aklı reddetme noktasına gelen batı, bir tür rasyonel çılgınlık haline mahkum olmuş, önce ferdi tamamen hür bırakmış, sonra cemiyetin hayat için şart olduğu esasından hareketle tüm kaideleri “zaruret” merkezinde açıklamak durumunda kalmıştır. “Her ferd sonsuz hürdür, beraber yaşamak istediğinde zaruret olarak bazı kurallara uymalıdır.” Bu prensip, hem ferdin mutlak hür kabul edilmesi itibariyle yanlıştır hem de içtimai kaidelerin izahının zaruret üzerine bina edilmesi yanlıştır. Okumaya devam et

Share Button

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-3-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-1-

BÜYÜK VE DERİN HAMLE-3-İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ-1-
Yirminci asırda batının kaleme aldığı ve dünyayı bir asır onunla sömürdüğü insan hakları beyannamesi miadını doldurdu. Hala batının ve Batılılaşmış mahalli ajanların, insanlar üzerinde demoklesin kılıcı gibi salladıkları bu metinler, felsefi tez olmaktan çıktı. Hala gündemi işgal etmeye devam etmesinin ise iki mühim sebebi var, birincisi batının ve batılılaşan ahmakların ezberlerinden ve istismardan vazgeçmemesi, ikinci ve daha mühim olanı ise, yerine hala yeni bir beyanname yazılamamasıdır.
Ezberlerin tekrarlanması ve istismarın devam etmesi önlenebilecek bir hadise değil, bu sebeple mesele, yeni bir beyanname hazırlanması noktasından düğümleniyor. Açık bir şekilde biliyoruz ki, hayatı veya hayatın bir alanını işgal eden bir bilgi veya fikir, ne kadar saçma olursa olsun, eğer o alanda tek ise varlığını ve tesirini devam ettirir. Saçma ve yanlış olması hayattan çekilmesi için kafi değildir, illa ki yerine yeni bir fikrin piyasaya sürülmesi gerekir. Hiçbir fikir kendiliğinden hayatı terketmemiştir, mutlaka başka bir fikir tarafından hayattan kovulmuştur. Bir fikir kendiliğinden ölebilir, bu mümkün ama kendiliğinden hayatı terketmez, işgal ettiği sahayı boşaltmaz. Kendiliğinden öldüğünde ise tortulaşır, betonlaşır ve ceset haline gelerek hayatın ilgili alanını işgal etmeye devam eder. Okumaya devam et

Share Button

İNSAN TABİAT HARİTASI-2-“İNSANİ ALAN” ARAYIŞI

İNSAN TABİAT HARİTASI-2- “İNSANİ ALAN” ARAYIŞI
İlk insandan başlamak üzere, tüm insanlığın bu güne kadar yaptığı her iş, insan tabiat haritasının misallerini gösterir. İnsan cinsinin baştan beri yaptığı ve bu günden kıyamete kadar da yapacağı her şey, insan tabiat ufkunun dışında değildir. Milyonlarca insanı öldürmek, insanları hayvanlardan daha vahşi şekilde katletmek, işkencenin (ilgilenmeyenlerin) hayaline bile gelmeyecek her çeşidini insan ve hayvan üzerinde denemek fiillerinin hepsi, insan tabiat haritasının tabii neticeleridir. Tabii neticeleridir çünkü tabiatının mümkün kıldığı hadiselerdir. İnsan, tabiatı üzere bırakıldığında bunların hepsini yapabilir, yapmıştır.
İnsan tabiat haritasını bilmeyenler, anlamayanlar, bunun üzerinde çalışmayanlar eğitim sistemi kurmaya çalıştıklarında, tabiat haritasının hangi koordinatlarında insan yetiştirdiklerini bilmedikleri için, “en vahşi alanda” merkezleşmenin misalleri de görülmüştür. Eğitim sistemi, insan tabiat haritasının herhangi bir alanına denk gelmekte, o alanı kuvvetlendirmekte, o alan üzerinde bir insan inşa etmektedir. Bilindiği üzere, her eğitim sistemi, “insani eğitim” maksadı güder ve tam anlamıyla “insan” yetiştirdiğini iddia eder. Fakat insan tabiat haritasından habersiz olanlar (bu derinlikte fikir ve idrak sahibi olmayanlar) eğitim ile hedefledikleri “insan modeli” konusunda zar atıyorlar. İnsanlık tarihi, medeniyet mecraları (peygamberler silsilesi) haricinde, zar atma tarihidir. Tarih, zar atma kavgasının vahşi neticelerini arşivlediği için, belli belirsiz zar atmaya karşı bir tavır geliştiğini söylemek de mümkün. Okumaya devam et

Share Button

İNSANIN TABİAT HARİTASI-1- İNSAN HAKLARI FİKRİ

İNSANIN TABİAT HARİTASI-1-İNSAN HAKLARI FİKRİ
İnsan anlayışı olmadan insan haklarından bahsediliyor. İnsan tabiat haritasını çıkarmadan insan anlayışına sahip olunduğu zannediliyor. İnsanların imkan alanı, hak listesi çıkarabilmek için kafi sayılıyor. Yapabileceği her iş ve fiili haklar listesine ekleniyor. Liberal anlayışın meşhur formülü; “yapabiliyorsa, bırak yapsın”. Sadece imkan ve kuvvete atıf yapan bir anlayış… Aslında anlayış da değil, “kendi haline bırakın” demek gibi bir şey. Hiçbir tefekkür çilesi, hiçbir akletme (akli faaliyet) gerektirmeyen yaklaşım…
Nereden bakarsanız sığ ve ucuz. İnsan nükleer silah da yapabiliyor, bırakalım yapsın mı? İnsanların, hayvanların, bitkilerin genetiği ile oynayabiliyor, bırakalım oynasın mı? İnsanlar hayvanlarla cinsi münasebete de girebiliyor, bırakalım girsinler mi? İnsan, testereyle hemcinsini kesebiliyor, bırakalım kessin mi? “Yapabiliyorsa yapsın” anlayışının buralara kadar ulaşmasına mani olan nedir? Bu soruya verecekleri cevabı biliyoruz, “suç teşkil eden fiilleri işlemek yasak”. Tamam, testereyle insanları kesmek açıkça suç fakat tüm hayat için sınırı nereye koyacağınızı nasıl tespit edeceksiniz? Okumaya devam et

Share Button