HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-26- HZ. ALİ(RA)-4-

Gerçekten harikulade… Bu meselenin zirvesi de, her bahiste olduğu gibi Peygamber Efendimizdir, O’nda nasıl tecelli ediyor vakıa?

Teşekkür ederim azizim. Bir meseleyi bidayetine bağlamazsanız, o mesele yarım kalır. Yarım kalan meselenin doğru anlaşılması fevkalade zordur.

Meselenin özü şu; az kelam ile çok manayı ifade edebilmek… Veciz söz söyleme sanatı denir ya işte o. Yeryüzünün en veciz metni, Kur’an-ı Kerim, sonra Hadis-i Şeriflerdir. Bunlardan sonra ise, bunlara ne kadar derinden nüfuz edebiliyorsanız o nispette bu maharete sahip oluyorsunuz.

Kur’an-ı Kerim, her şey gibi kelamın da yaratıcısının beyanı olduğu için, kelamın zirvesidir. Kainattaki her varlık ve vakıayı, dünyada yaşanmış ve yaşanacak her hadiseyi dürüp büküp bir kitapta cem etmek, ancak sonsuz kudret sahibi bir yaratıcının iktidarındadır. Kur’an-ı Kerim’i okurken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar var, birisi ve belki de birincisi bu noktadır. Kur’an-ı Kerim, aklı olan her insana hitap eder, en küçük akıldan en hacimli akla kadar, en derin anlayıştan en sığ anlayışa kadar… Bu hususiyet, Kur’an-ı Kerim’in mucizelerindendir. Okumaya devam et “HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-26- HZ. ALİ(RA)-4-“

HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-18-HZ. OSMAN(RA)-2-

Haki bey bu nokta önemli… Hz. Resulü Ekrem Efendimizin meşvereti ile tedrisatının birleştiği nokta. Hem meşveret hem tedrisat… Talebelerinizle müşavere eder misiniz? Buradaki kıvam müthiş değil mi? Bu konudan bahsedelim biraz.

Değil mi? Talebenizle istişare eder misiniz? Doğru bir soru ve doğru bir yaklaşım, talebelerinizle istişare eder misiniz? Bu soruya, müderrisin “Hatem’ül Enbiya” olduğunu, dini son olarak getiren en büyük Risalet sahibi olduğu hususunu da ekleyiniz ve tekrar sorunuz. Talebelerinizle istişare eder misiniz? Bu sorunun cevabı, hayırdır. Kimse böyle bir şey yapmaz. Fakat O yapmıştır. Çünkü O, her şeyin en mütekamil ölçüsünü getiren, o ölçüleri en mütekamil şekilde tatbik eden, insanlığın ufku bir şahsiyettir. Tedrisatla meşvereti harmanlayan, ikisi arasında müthiş bir terkip ve terkip kıvamı gerçekleştiren bir Resuldür ve bu yolla sahabe gibi güzide bir kadroyu inşa etmiştir. Yine yeri geldi, “sahabenin ehemmiyeti nedir?” sorusunu bu meseleyle ilgili olarak tekrar cevaplayalım. Sahabenin ehemmiyetinin sebeplerinden birisi de, müderrislerinin Risalet olmasıdır. Risalet tarafından talim ve terbiyeye tabi tutulmuş olmasıdır. Sahabeyi hafife alanlar için söylüyorum, O müderrisin ders halkasını asla bulamayacakları için, kendilerini veya başka birilerini sahabeyle mukayese etmek küstahlığına düşmesinler. Risalet tedrisatının da bir hususiyetini ifade ettik, meşveret ile tedrisatın mütekamil kıvamda terkip edilmesi… Hem Risalet’in talim ve terbiyesinden geçmiş bir kadrodur sahabe hem de böyle bir kıvamın meyvesidir. Buyurun, yakalayabilirseniz yakalayın o kıvamı. Okumaya devam et “HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-18-HZ. OSMAN(RA)-2-“

HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-16-HZ. ÖMER(RA)-8-

Nasıl? Dört halifede zuhur eden vasıflarla hayatın toplamı arasında nasıl bir münasebet var?

Hz. Ebubekir’de (RA) temayüz eden vasıf ve hal, sadakat ve rikkattir, Hz. Ömer’de (RA) temayüz eden vasıf ve hal, celadet ve adalettir, Hz. Osman’da (RA) temayüz eden vasıf ve hal, edep ve hayadır, Hz. Ali’de (RA) temayüz eden vasıf ve hal, idrak (akıl) ve ilimdir.

Sadakat hayatın özüdür, o yoksa hayat bir kabuktan ibarettir. Adalet hayatın gövdesi, iskeletidir, o yoksa hayat ayakta duramaz, yıkılır, çöker. Edep hayatın ölçüsü ve ziynetidir, tezyin edilmemiş hayat, yaşanılabilirlik istidadını kaybetmiştir. İdrak hayatın muhtevasıdır, o yoksa hayat sebep ve neticelerinden varestedir.

Hayat bu dört temel sütun üzerine bina edilmiştir. Bunlardan biri yoksa eksiktir, sallanmaya başlamıştır, eksiklik arttıkça zafiyet artar ve nihayet çöker. Raşit halifelerin hepsinde İslam’ın talep ettiği ahlaki meziyetler mevcuttur. Fakat her birinde, sahip oldukları mizaç ve ahlak meziyetleri, temsil ettikleri hususiyet merkezinde terkip olmuştur.

Dört halifede tecelli eden mana, hem hayatın tabiat altyapısını gösterir hem de İslami hayatın ana unsurlarını ve terkip kıvamını… Bu sebeple İslami hayatı doğrudan doğruya dört halifenin şahsiyetinde ve hayatında takip etmek mümkündür. Okumaya devam et “HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-16-HZ. ÖMER(RA)-8-“

HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-15-HZ. ÖMER(RA)-7-

Bu sadece Türkiye ile sınırlı olan bir şey değil. Beşeri sistemlerde, yani tüm dünyada olan bir yapı değil mi?

Evet fakat şu beklenir. Beşeri sistemlerde bile şu beklenir. İnsan aklı tecrübeyi biriktirebilir. Tecrübe edebilir ve tecrübesini biriktirebilir. Ve bunlardan da bir fayda temin eder. Hz. Ali’nin bir sözünü hatırlayalım; “Tecrübe faydasıyla beraber ayrı bir ilimdir”. Herhangi bir insan tecrübe kazanabilir, bunu biriktirebilir. Devlet de arşiv tutuyor, dolayısıyla asırlara sâri uzun zamanların tecrübesini biriktirip ona göre davranabilir. Ama mesela Türkiye’de cumhuriyet döneminde bir tecrübe biriktirilmemiştir. Osmanlıyı kenara itmiştir. Bin yıllık bir tecrübe birikimimiz yok edilmiştir. Asırlarca büyük bir coğrafyayı yönetecek tecrübe birikimimiz var ama seksen yıldır bir iki tane etnik unsurla yaşayabilmenin tecrübesini üretemiyoruz. Önceki birikmiş olanları attınız. Seksen doksan yılda bunu nasıl biriktiremezsin. Hala aynı tekrarlar, aynı hatalar yapılıyor.

O halde Hz. Ömer’in uygulamış olduğu yapıdan almamız gereken birçok ders olmalı, tecrübelerimiz olmalı, günümüzde aile reisinden ustaya, küçük bir kurumdaki idareciden bir müdüre, devlet teşkilatının en altından en üstüne kadar herkesin faydalanması gereken büyük bir tecrübe yekunu var. Okumaya devam et “HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-15-HZ. ÖMER(RA)-7-“