İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-4-TEFEKKÜR BUHRANI VE İNSANİ FELAKET

İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ-4-TEFEKKÜR BUHRANI VE İNSANİ FELAKET

İnsanlığın düşünce dünyası sıkıştı. Birkaç asırdır insanlığın düşünce dünyasını batı felsefesi ve bilimi işgal ve temsil ediyordu. Dünyada zaten iki tefekkür mecrası vardı; birisi İslam irfanı, diğeri de batı felsefesi… İslam irfanının bir-iki asırdır inkıtaa uğraması, batı felsefesini, fiili olarak tek ve rakipsiz bıraktı.

Felsefe, düşünce üretimini devam ettirebilmek için nihayetinde diyalektik işleyişi keşfetti. Tez, antitez, sentez silsilesinden mürekkep olan diyalektik işleyişi, düşüncenin deveranı için tek mecra haline getiren batı ve batı felsefesi, son antitez olan sosyalizm-komünizmin, tezden (liberalizm-kapitalizm) önce çökmesiyle zincirini kopardı. Antitez teze karşı dayanmalıydı ki, onunla sentezi gerçekleştirebilsin, böylece diyalektik işleyiş devam etsin. Antitezin çökmesi, önceleri tezin zaferi gibi anlaşıldıysa da, sitemizde (www.fikirteknesi.com) yıllardır yazdığımız üzere, tezin de çökmesini mukadder kıldı. Felsefenin diyalektik işleyişe emanet edilmesi zaten derin bir krizdi, antitezin tezden önce çökmesiyle kriz satha çıktı ve herkes tarafından görülmeye başlandı.
Okumaya devam et

Share Button

HALİL BERKTAY’IN “ARAYIŞI”

HALİL BERKTAY’IN “ARAYIŞI”
Halil Berktay, Ahmet Altan gibi değil, gerçekten entelektüel birisidir. Taraf gazetesinin iki ağır topundan birisi, diğeri ise Murat Belge… Ahmet Altan’ın hiçbir derinliği olmayan yazılarının aksine, Halil Berktay, analiz (tahlil) ve sentez (terkip) çabası içinde. Bu cihetten bakıldığında, ciddi bir düşünme gayreti göze çarpıyor.
Halil Berktay eski Marksistlerden. Eski halini fazla bilmem, Taraf’ta yazmaya başladığından beri takibimde olan birisi. Yazılarında sürekli olarak gördüğüm, görülmemesi mümkün olmayan vaka, tefekkür cehdidir. Bu özelliğinden dolayı da kıymetli buluyor ve takip ediyorum. Farklı dünya görüşlerine sahip olmak ayrı bir şey, insan haysiyeti “tefekkür” ile, en azından tefekkür çabası ile kaim. İnsan hangi dünya görüşüne mensup olursa olsun, tefekkür çabası ile “insan” oluyor, bu çabayı kaybettiği nispette ise “insanlıktan” uzaklaşmaya başlıyor.
Berktay, 20.10.2012 tarihli, “Bak, kimlerle berabersin” başlıklı yazısında, “düşünce dünyasının” evrim sürecini, Marksist tarih üzerinden yapıyor. Hoş bir yazı, Marksist tarihin açmazlarını tespit ederek, o tarih üzerinden oluşan zihni organizasyonların bir takım hastalıklarına dikkat çekiyor.
“Bir zamanlar büyük anlatılar ve onlara karşılık gelen ideolojik çatılar vardı. Dünyayı, kapitalizm cephesine karşı sosyalizm cephesi gibi düşünmek böyle bir zihinsel yapılanmaya yol açıyordu. Hiçbir konu diğerinden bağımsız değildi; öyle bir dizi mevzi vardı ki, hepsini birleştirdiğinde uluslararası komünist hareketin genel çizgisini oluşturuyordu ve hangi noktadan bunun dışına çıkarsan çık (ve o nokta ne kadar önemsiz gözükürse gözüksün) burjuvazinin kampına iltihak etmiş sayılıyordun.”. Güzel bir tespit… Okumaya devam et

Share Button

BATIYA MEYDAN OKUMAK…

BATIYA MEYDAN OKUMAK…
Batıya meydan okumak, ABD veya AB’ye meydan okumak değil, batı, batıdaki devletlerin her birinden ve toplamından fazla ve farklı bir şey. Batıdaki devletler, “Batı”nın neticelerinden biridir ama batının kendisi değildir. Herhangi bir batılı devlete meydan okumak mümkün hatta onunla hesaplaşmak da mümkün ama batıya meydan okumak ve onunla hesaplaşmak başka bir şeydir. Batıya meydan okunamayacağını ve onunla hesaplaşılamayacağını söylüyor değiliz, tabii ki o da mümkün fakat nasıl meydan okunacağını ve nasıl hesaplaşılacağını bilmek şartıyla…
Batı bir kültür havzasıdır, bu kültür havzasının merkezi Avrupa ve Kuzey Amerika’dır ama muhiti tüm dünya haline gelmiştir. Batı kültürü, yirminci asrın sonuna gelindiğinde tüm dünyayı işgal etmiş, tüm kültür ve medeniyet havzalarını yok etmiştir. Batıdan farklı kültür havzalarına sahip olduklarını düşünün coğrafya parçalarına ve buralarda yaşayan halklara o kadar derin bir nüfuzu vardır ki, bunların insan tariflerini ve hayat anlayışlarını şekillendirmiştir. Netice olarak dünya, Batılılaşmıştır, bilerek veya bilmeyerek, farkında olarak veya olmayarak.
Dünyanın her tarafında batıya karşı bir mukavemet, bir isyan, bir hesaplaşma duygusu var. Fakat batıyla hesaplaşmanın en yaygın şekillerinden birisi, “batılılaşmak” yoluyla gerçekleşiyor. Ülkeler, milletler, nispi kültür havzaları, batı ile hesaplaşmak istedikleri oranda Batılılaşıyor ve batı ile batının kültür havzasına dahil olduktan sonra hesaplaşabiliyorlar. Bu, çok vahim bir durum… Okumaya devam et

Share Button