AKPARTİ’NİN SEÇİM PLANI NETLEŞMEYE BAŞLADI

AKPARTİ’NİN SEÇİM PLANI NETLEŞMEYE BAŞLADI
Akparti’nin, 2014 Cumhurbaşkanlığı ve 2015 milletvekili seçimleri için yaptığı planlar netleşmeye başladı. Seçim projeksiyonları oluşturan parti birimi, hükümet uygulamaları ile seçim projeksiyonları arasındaki paralelliği oluşturmaya çalışıyor. Bazılarının iddia ettikleri gibi Kürt meselesinin çözümü veya başka hadiseler, seçim yatırımı değil, bunlar hükümetin, ülkenin temel meselelerini çözmek için yaptığı hamleler. Akparti’deki teşkilat yapısını hala çözemeyenler, bu teşebbüsleri seçim yatırımı olarak görmek yanlışına düşüyor. Oysa partinin seçim projeksiyonu oluşturan birimi, hükümet uygulamalarını takip ediyor ve o uygulamalar ile seçim projeksiyonu arasındaki zaman ayarını yapıyor. Bu çalışma tarzı sadece seçim projeksiyonları oluşturan birime has bir özellik değil, başka birimler de benzer metotlarla çalışıyor.
Zamanlama bakımından hedefe (seçim zamanına) ulaşacağı düşünülen gelişmeler, Kürt meselesinin çözümü, Suriye devriminin neticelenmesi, Irak merkezi hükümetinin yıkılması veya zorlanması, Mısır’daki devrimin yeni bir devlet inşasına başlaması ve Türkiye ile “hayal” bile edilemeyecek ittifakların kurulması, AB ülkelerindeki iktisadi krizin ağır hasarlar vermesi ve Türkiye’ye ihtiyacın artması, İsrail’in Mavi Marmara konusunda diz çökmesi gibi her biri bir seçim kazanmaya kafi gelecek hacimli konular. Daha önceki hükümetlerin, bu gelişmelerden birisi için ütopik bedeller ödeyeceği fakat bunların bir kısmının bu hükümet zamanında denk geldiği bir kısmının ise hükümet uygulamalarıyla başarıldığı konuşuluyor Ankara’nın muhtelif mahfillerinde. Gerçekten de durum aynen böyle… Okumaya devam et

Share Button

PKK VE BDP’NİN STRATEJİSİ

PKK VE BDP’NİN STRATEJİSİ
Dünyadaki gelişmeler, yeni denge teşebbüsleri, İslam coğrafyasındaki halk hareketleri Türkiye’yi bir eşiğe getirdi. Batı blokunun iktisadi bunalımlarla boğuşması, doğu blokunun kendini inşa çabası, dünyayı, soğuk savaş dönemindeki yoğun işgal durumundan kurtardı ve nispi bir rahatlama meydana getirdi. Batının ve hususen ABD’nin Afganistan ve Irak işgallerinin pahalıya patlaması ve işgal düşüncenin nihai maksadına ulaşamaması, aksine bu işgallerin iktisadı maliyetlerinin devasa krizleri tetiklemesi, dünyadaki rahatlamayı arttırdı. Bunlara paralel olarak Türkiye, ciddi bir iktisat kadrosunun yönetimiyle krize savrulmadığı gibi kalkınmasını devam ettirerek özellikle İslam ülkelerine bir model haline geldi.
Arap baharı eksenindeki gelişmeler, İslam coğrafyasındaki halkların harekete geçtiğini, ülkelerine sahip çıktıklarını, yabancı güçlerce kurulan rejimleri ve iktidarları devirdiğini gösteriyor. Türkiye’deki gelişmelerin Arap baharını etkilediği, tetiklediği, güç kattığı artık sır değil. Dünyada, İslam coğrafyasında ve Türkiye’de yeni bir devir başlıyor, bu yeni devirin İslam coğrafyasındaki kısmı ise büyük oranda Türkiye mührünü taşıyor. Türkiye’nin geldiği eşik, en azından İslam ülkelerine yeni bir siyasi rejim modeli sunmaktır. Bu durumun rejim ihracı şeklinde anlaşılması gerekmiyor, “güzel bir rejim” inşa etmek, İslam coğrafyasındaki halk hareketlerinin model alması için kafidir. Şu anda olagelen de budur, şimdi yapılması gereken ise siyasi rejimin içerdeki problemleri halletmiş bir model haline gelmesidir. Okumaya devam et

Share Button

BÜYÜK MUTABAKAT BÜYÜK BARIŞ

BÜYÜK MUTABAKAT BÜYÜK BARIŞ
İçinde yaşadığımız devir (konjonktür) her şeyi yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor, hem Türkiye’de hem de dünyada… Eski şablonlarımız, ezberlerimiz, mantık formlarımız, akıl terkiplerimiz yeni durumu anlamaya kafi değil. Dünyada ve Türkiye’deki değişme ve gelişmeleri eski anlayışımızla değerlendirmeye çalışmak, hiçbir değişmenin ve gelişmenin olmadığını kabul etmektir. Dünyada ve Türkiye’de hiçbir değişme ve gelişme olmadığını düşünmek, aklı, aksesuar olarak taşımaktır. Ciddi değişme ve gelişme olduğunu kabul edip de, eski akıl terkibimizle düşünmeye ve değerlendirmeye devam etmek ise ahmaklık olsa gerek.
Dünyadaki ve Türkiye’deki değişme ve gelişmeleri herkes görüyor. Değişme ve gelişme o kadar açıktan ve o kadar şok edici şekilde meydana geliyor ki, akıl sağlığı yerinde olan birisinin görmemesi kabil değil. ABD ve AB’nin devasa iktisadi krizlerini bir müddet ciddiye almayan, bu çaptaki krizlerin bile onlar tarafından planlanan bir oyun olduğunu düşünenler çıkmadı değil. Akıl sağlığından bahsetmemizin sebebi bu, bu türden akıl sahiplerinin bir kısmı hala gelişmeleri doğru okumakta zorlanmaya devam ediyor. Çünkü bunlar, ABD ve AB gibi batılı güçleri “yeryüzü tanrısı” olarak kabul etmişlerdi ve onların asla yanlış yapacağına, gerileyeceğine, çökeceğine ihtimal vermeyen “iman” sahipleriydi. Bunların bir kısmı ABD düşmanı bir kısmı da dostuydu fakat her iki gurup da, ABD’nin dünyada her şeye hakim olduğuna, o izin vermeden yaprak bile kımıldamayacağına inanıyordu. Bu tür kavrayış formları büyük oranda geriledi, özellikle AB ülkelerinin kriz için sıraya girdiği bu günlerde, artık o kadar saçmalamak marjinalleşti. Okumaya devam et

Share Button