KURTULUŞ VE KURULUŞ COĞRAFYASI, ANADOLU

KURTULUŞ VE KURULUŞ COĞRAFYASI, ANADOLU
Medeniyetlerin kuruluş ve yükselişlerinde en önemli ihtiyacın havza olduğu görülüyor. Her şeyden önce merkezleşeceği, kendini gerçekleştireceği, verimlerini insanlığa sunabileceği bir havza ihtiyacı var. Her ne kadar kendine bir karargah (başkent) edinse de, esas ihtiyacı muhit yani merkezin çevresidir. Siyasi, idari, askeri meselelerde başkent (karargah) fevkalade önemlidir ama medeniyette merkezden daha fazla önemli olan muhittir, çevredir, korunmuş coğrafya parçasıdır.
Medeniyet inşası, insanlık verimlerinin en büyük, en hacimli olanıdır. Büyük inşaatın büyük arsaya ihtiyacı var. Ve tabii ki büyük inşaatın çok sayıda insan gücüne ihtiyacı var. Anadolu büyüklüğündeki bir coğrafya, yetmiş-seksen milyonluk bir nüfus, medeniyet havzası ve inşası için aslında asgari kaynaklardır. Asgari sınırda olması, medeniyet inşasını başlatabileceğini ama genişlemediği takdirde devam ettiremeyeceğini gösterir.
Birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra İngiltere başta olmak üzere batı tarafından İslam dünyasının siyasi haritaları çizildi. Bu haritalar üzerinde birçok değerlendirme yapıldı ama esas nokta hep gözden kaçırıldı. İslam dünyasının siyasi haritası, medeniyet inşasını mümkün kılacak havza (yani ülke) ve nüfusun parçalanmasıydı. Hiçbir ülke medeniyet inşasını başlatacak büyüklükte coğrafyaya ve insan kaynaklarına sahip değildi. Türkiye’den daha büyük coğrafyalara sahip İslam ülkeleri var ama toprakları dağlıktır, çöldür vesaire… Okumaya devam et

Share Button