TAYYİP ERDOĞAN

TAYYİP ERDOĞAN

Semaver kaynıyordu içeri girdiğimde, başka da ses yoktu zaten odada. Usulca selam verdim, sessizliği bozmaktan ürken bir ses tonuyla, duydu mu bilmem, aldı selamımı başucuyla. Semaverin bir tarafından oturuyordu “dost”, öteki tarafına da ben oturdum sessizce… Semaveri kendime çevirdim, sakilik yapmak niyetiyle, tebessüm etti belli belirsiz. Kendime bir çay doldurdum, önüme aldım, şöyle bir yerleştirdim bardağı, simetrik olsun istedim. Çay ile münasebetini nizami şekilde kuramayanların adam olmakla ilgili eksikleri varmış gibi gelir bana, ehemmiyet veririm o sebeple çaya…
Okumaya devam et “TAYYİP ERDOĞAN”

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ

İşte bu… İki milyon insan bir meydana toplanır mı? İki milyon insan bir meydana niye toplanır? İki milyon insan bir meydana kim için toplanır? Bu ne muhteşem bir hadisedir.

Maya tutuyor sanki… Büyük dirilişini, büyük hamlenin, büyük doğumun mayası tutuyor olmalı… Yeniçağın içtimai altyapısı oluşuyor, cemiyet kazanındaki mayalanma hızla devam ediyor. Nasıl olabilir böyle bir şey? İki milyon insanın menfaatinin aynı istikamette olması muhal… İstanbul mitingi, ruhi bir şahlanıştır. Ruhun istikameti aynileşebilir, milyonlarca ruh bir merkezde birleşebilir, bir istikamete yönelebilir. Nefs ve akıl bu işin altından kalkamaz, nefs ve akıl bu çapta bir ittifak gerçekleştiremez.

Aylardır tüm tezvirata rağmen millet istikametini değiştirmiyor, mevzilerini terk etmiyor, liderini yalnız bırakmıyor. Muhteşem bir şey… Büyük doğumların sancısı da büyük olur, her şeyin güllük gülistanlık olmasını tabii ki beklemiyorduk. Birkaç ayda seksen yıllık iftira atıldı, seksen yıllık yalan söylendi ama belli ki bunlar büyük doğumun şiddetli sancılarıymış. Millet tüm saldırılara karşı zihninde çelikten bariyerler kurmuş. Artık ümitlenmek zamanıdır.
Okumaya devam et “İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ”

STRATEJİK HEDEF; LİDER

STRATEJİK HEDEF; LİDER

Meseleyi, ana hatlarıyla şu üç unsur üzerinden değerlendirmek mümkün; dava, lider, taban…Dava, insanların duygu ve düşüncelerinin toplam ifadesidir. Bir hayat tarzı, bir hedef, bir hareket teklif eder. Tabanı tek şemsiye altında toplayan, onları belli bir istikamete sevkeden, ataletten kurtarıp harekete geçiren, kendi halindeki insanları büyük bir hareketin parçası haline getiren kişi ise liderdir.

Dava, bir insan kalabalığını belli bir çerçevede disipline eden teorik kaynaklardır. Aynı davaya (dünya görüşüne) mensup olmak, ruhi ve akli olarak aynı istikamete yönelmektir. Aynı istikamete yönelen insanların hareket haline gelmesi veya bir hareket oluşturması için teşkilat gerekir. Teşkilat, aynı istikamete yönelen insanlara içtimai bünye kazandıran örgüdür. Lider, dünya görüşü ile halkı harmanlayarak harekete dönüştüren şahsiyettir.
Okumaya devam et “STRATEJİK HEDEF; LİDER”

LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR?

LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR?

Lider yetiştirmek mümkün değil, hiçbir eğitim programı lider yetiştiremez. İdarenin için bile “okulu yok” denir, değil ki lider… İyi insan yetiştirebilirsiniz, akıllı ve donanımlı insanlar yetiştirebilirsiniz, uzman insan yetiştirebilirsiniz ama lider yetiştiremezsiniz. Liderler için bir eğitim programı geliştirilememiştir, geliştirilmesi de mümkün değildir.

Bakın Cumhuriyet tarihine, Özal ve Erdoğan’dan başka lider görebilir misiniz? Siyasi parti genel başkanları görebilirsiniz, cumhurbaşkanları, başbakanlar görebilirsiniz ama lider görebilir misiniz? Her siyasi görüşün, her fikriyatın kıymet verdiği insanlar var ama milletin yarısının gönülden bağlı olduğu bir lider bulabilir misiniz?
Okumaya devam et “LİDERLER PAZARDAN MI ALINIYOR?”

ERDOĞAN’IN DİRİ DİRİ DERİSİNİ YÜZERLER

ERDOĞAN’IN DİRİ DİRİ DERİSİNİ YÜZERLER

Erdoğan bu ülke ve Müslümanlar için o kadar büyük işler yaptı ki, bu ülkenin, bu milletin, bu ümmetin düşmanları, fırsatını bulurlarsa diri diri derisini yüzerler. Yaptığı işleri burada sıralamak lüzumsuz, zaten imkansız. Neler yaptığını, az bir vicdan sahibi olanlar görüyor.

Yaptıklarının hepsi bir tarafa, Türkiye ve dünya Müslümanlarına bir ruh üfledi. Ümmetin birkaç asırdır mahkum olduğu “sürekli mağlubiyet” devrini bitirdi, yerleşik hale gelen “beceriksizlik hissini” imha etti, batı karşısındaki “aşağılık kompleksini” yendi. Meselenin özü bu değil miydi? Biz, sürekli yenilmeye mahkum olmuş nesiller değil miydik, batının bizden üstün olduğunu kendi okullarımızda öğrenmemiş miydik, hiçbir şey beceremeyeceğimiz konusunda derin bir psikolojik organizasyona savrulmamış mıydık? Tüm başarısızlığımız bundan kaynaklanmıyor muydu? Müslümanlar kendi ülkelerinde parya değiller miydi? İkinci sınıf vatandaş olmak bile bir imtiyaz haline gelmemiş miydi?
Okumaya devam et “ERDOĞAN’IN DİRİ DİRİ DERİSİNİ YÜZERLER”

ERDOĞAN’I, TUVALETİ SOM ALTINDAN SARAYDA YAŞATIRDINIZ

ERDOĞAN’I, TUVALETİ SOM ALTINDAN SARAYDA YAŞATIRDINIZ

Fethullah Gülen, o muhteşem tevazuu kisvenin altındaki muazzam kibrin ifşa oldu. Bundan sonra tevazuu gösteriyorum diye boyun bükme, eğilip yamulma. Suretin siretinin, bedenin ruhunun, ahlakın imanının tezahürü olsun. Biliyoruz, takiyyenin kaşiflerine (Şiilere) ders verecek çap ve kıvamda bir takiyye ustasısın ama artık kendini zorlama, deşifre oldun. Kırk yıldır takiyye yapa yapa muhtemeldir ki hakiki hüviyetini kaybettin, bul onu, kuşan onu, mümkünse yeniden kendin ol. Oyun bitti, maske düştü, takiyye anlaşıldı, yalan söyleme artık.

Bilmiyor muyuz, anlamıyor muyuz zannediyorsun? Hani o “arkadaş”ın var ya, hani Recep Tayyip Erdoğan ismiyle maruf ve meşhur, işte onu tuvaleti bile som altından olan saraylarda yaşatırdın, sana teslim olsaydı. El etek öpseydi eğer divanında, cennetten köşk sözü bile verirdin de, bu dünyasını da altına boğardın. Diz kırsaydı huzurunda, her gün binlerce sahtekar adamın rüyasında görürdü Erdoğan’ı, hem de cennette, hem de Efendimiz Aleyhisselatü Vesselama komşu olarak.
Okumaya devam et “ERDOĞAN’I, TUVALETİ SOM ALTINDAN SARAYDA YAŞATIRDINIZ”

2023 HEDEFİNİN SANCILARI

2023 HEDEFİNİN SANCILARI

Akparti ve Erdoğan bir müddettir “Yeni Türkiye” tabirini siyasetin merkezine yerleştirdi. Yeni Türkiye tabiri, muhtevası netleştirilmese, tarifi yapılmasa, temel karakteristiği tayin edilmese de, “Eski Türkiye”nin ne olduğu bilindiği, bilinenin de kötü özellikler olduğu için kulağa hoş geliyor. Tarifi yapılmamış tabir, mefhum veya terkip, her muhatap tarafından kendi fikri müktesebatınca anlaşılır. Bu manada, “Yeni Türkiye” ifadesi, Eski Türkiye’den şikayeti olan herkes tarafından benimsendi ama hala “ne olduğu” hususunda vuzuha kavuşmuş bir tarif yok.

Ülke, Eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasındaki geçiş sürecini yaşıyor. Geçiş süreçlerinin tabiatı girift bazen de kaotiktir. Kaos, hem teorik anlamda zihinlerde, hem de pratik anlamda cemiyette, devlette, hayatta görünür haldedir. Özellikle de, Akparti’nin kamuoyuna sunduğu üzere, “sessiz devrim” gibi bir değişim süreci, eski sistemi tamamen yıkıp, yeni sistemi baştan ve sıfırdan kurmak değil de, tedrici bir değişimi öngördüğü için, ülkede, hem eski sistemin hem de yeni sistemin unsurlarının yan yana bulunma durumu var. Zihni ve fiili kaosun sebebi de tam olarak budur.
Okumaya devam et “2023 HEDEFİNİN SANCILARI”

MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-36-TEŞKİLAT VE LİDERLİK

TEŞKİLAT VE LİDERLİK
Teşkilat ile liderlik arasındaki münasebet yanlış anlaşılır, aslında bunlar özü itibariyle çatışır, normal ve doğru olan teşkilatta liderliğin olmamasıdır, ne var ki bunun tam aksi kanaat yaygındır. Liderlik, yönetilme ihtiyacından doğar, bu cihetiyle de halk için sözkonusudur. Teşkilat, yönetilme ihtiyacı içinde olan insanlardan teşekkül etmez, bilakis kendi kendini yönetebilen insanlardan teşekkül eder. Teşkilat kadrolarının hem yönetebilme hem de yönetilebilme maharetine sahip olması, yönetilme ihtiyacından kaynaklanmaz, sadece teşkilatın idare uzvunun bulunması, faaliyetinin nizami çerçevede gerçekleştirilmesi gibi şartlara tekabül eder.
Teşkilat, her mensubunun elindeki enstrümanla musiki eserini kendi kendine çalabilecek maharet ve seviyede olan orkestradaki “şef” ihtiyacı gibi bir idare heyetine ve başkana ihtiyaç duyar. Teşkilat başkanı ile liderlik başka şeydir, orkestra şefinin zaman ayarını yapması gibi, başkan da faaliyetin nizami çerçevede gerçekleşmesini takip ve murakabe eder. Teşkilat mensuplarının ne yapacağını bilmediğini, başkandan emir beklediğini düşündüğümüz andan itibaren teşkilattan bahsetmiyoruz demektir. Emir bekleyebilir ama bu durum “ne yapacağını bilmemek” derekesine kadar düşmekten değil, faaliyetin nizami altyapısının temini içindir.
Bir teşkilatın, teşkilatlanma seviyesini tespit edebileceğimiz ölçülerden birisi, liderliğe ihtiyaç duyma nispetidir. Teşkilatın liderlik ihtiyacı sıfıra inmişse veya liderliğe hiçbir zaman ihtiyaç hissetmemişse, o teşkilatın notu zirvededir. Okumaya devam et “MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-36-TEŞKİLAT VE LİDERLİK”