BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-KÜTÜPHANE-

BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-KÜTÜPHANE

Akademya Riyasetine bağlı “kütüphane müdüriyeti”nin en mühim vazifesi, dünyanın en büyük kütüphanesini kurmak, kesintisiz yenilemek, dünyadaki ve ülkedeki ilim, fikir, sanat alanlarındaki gelişmeleri günlük olarak takip ve eserleri temin etmektir. Her türlü kaydı (kitap, dergi, cd vesaire) usulüyle muhafaza altına almak ve kullanılabilir, faydalanılabilir halde azalarının hizmetine sunmakla mesuldür. Kütüphane, en gelişmiş tertip, tanzim ve tedvin usullerince hazırlanır, azalara, kütüphanede veya kütüphane dışında (mesela evlerinde) hizmet vermek üzere teşkilatlanır, azaların herhangi bir mevzudaki talebi, her nerede iseler en kısa sürede hazırlanır ve ulaştırılır. Kütüphanenin personel istihdamı, her azaya bir adet yardımcı olmak üzere hazırlanır, bu yardımcılar, azalar kütüphanede çalıştıklarında sekreterya hizmetini sunar, azalar kütüphane dışında çalıştıkları zamanlarda kütüphane de hazır olurlar ve azanın kütüphaneden herhangi bir talebi olduğunda hazırlar ve ona ulaştırırlar.

Kütüphane, aynı zamanda ülkedeki ve mümkün olduğunca İslam dünyasındaki her türlü yayının sicilini tutar, tertip ve tanzimini yapar.
Okumaya devam et “BAŞYÜCELİK AKADEMYASI-KÜTÜPHANE-“

ŞEHİR VE MEDENİYET-10-ŞARTLAR MÜSAİT, ZAMANI GELDİ

ŞEHİR VE MEDENİYET-10-ŞARTLAR MÜSAİT, ZAMANI GELDİ
Medeniyet şehri inşa etmek, sıfırdan yapmak gerekeceği için çok zor… Mevcut şehirlerin üzerine “medeniyet şehri” inşa etmek neredeyse imkansız. Mümkün olsa bile çok uzun bir zaman ister, belki elli yıl, belki yüzyıl… Oysa bu kadar vaktimiz yok, buna tahammülümüz de yok.
Anadolu göz önüne alındığında, yeni şehirler inşa etmek zor olduğu kadar makul de değil. Anadolu, iskan edilmiş durumda, coğrafyanın büyüklüğü, mevcut nüfus için fazla değil, bazı ülkeler gibi uçsuz bucaksız boş bölgeler yok. Kaldı ki yeni şehir inşası, sadece iktisadi maliyeti bakımından da makul fikir sayılmaz.
Fakat önümüzde bir fırsat var; berbat isimlendirmesine takılmazsak eğer o fırsat, “kentsel dönüşüm” meselesi…
“Kentsel dönüşüm” projelerinin gündeme alındığı bu gün, üzerinde çalışmamız gereken birinci mevzuu, şehir fikri ve inşasıdır. Kentsel dönüşüm, sık sık yapılabilecek, her istediğimizde yapabileceğimiz bir iş değil. Türkiye, yeni yeni sahip olduğu iktisadi imkanlarla kentsel dönüşümü başlatabilecek noktaya geldi, ilk defa siyasi güç bakımından bu işe cesaret edilebilecek safhaya geldi. Doksan yıllık Cumhuriyet tarihinde kurulan şehirler tam bir pespayelik misalidir, bunları yıkıp yeniden kurmanın eşiğine geldik. Bu eşikte meseleye “şehir fikri” zaviyesinden bakabilmeli, şehir inşa edebilecek bir kadro arayışına başlamalıyız. Bu fırsatı kaçırırsak, asgari elli yıl (normalde yüz yıl) bu fırsatı tekrar bulamayız. Okumaya devam et “ŞEHİR VE MEDENİYET-10-ŞARTLAR MÜSAİT, ZAMANI GELDİ”

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-2-MEDENİYET KADROSU

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-2-MEDENİYET KADROSU
Medeniyet kadrosunun oluşturulması gerekiyor. Teşkilatın elinde teknokrat kadro zengin ama medeniyet kadrosu bambaşka bir şey…Hayata vaziyet etmek mümkün oluyor, hayatı idare etmek de… Hayatı ve toplumu bir yerden başka bir yere taşımak, hayatı ve toplumu istenilen şekilde etkilemek, onlar için yönler tayin etmek, mecralar oluşturmak, havzalar kurmak mümkün. Bunun için elinde yeterli kadro var, hatta kadro fazlası da var, zaten fazlasını İslam ülkelerine serpiştiriyor. Fakat bunlardan çok ilerisine ihtiyaç duyuyor, hayatı üretmek, hayatın altyapısını oluşturmak, hayatın doğasına müdahale etmek… Bunları yapabilmek için yeni bir medeniyet inşa edilmesi gerekiyor, yani yeniden İslam medeniyeti…
Medeniyet inşa etmek, öncelikle iki şeyi gerektirir. Medeniyet tasarımı, medeniyet kadrosu… Medeniyet kadrosunu yetiştirmenin yolu da, deha eğitim merkezidir.
Problem iki noktada düğümleniyor. Birincisi, İslam dünyasının mevcut düşünce, bilim ve sanat kadrolarının kifayetsizliği, ikincisi, deha eğitim merkezinin kurulamaması… Okumaya devam et “TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-2-MEDENİYET KADROSU”

AKPARTİ TENKİDİ-4-MEDENİYET KADROSU NEREDE?

AKPARTİ TENKİDİ-4-MEDENİYET KADROSU NEREDE?
Akparti’nin hakkını teslim etmek gerekirse, cumhuriyet döneminde, Kemalist rejimi sarsabilen ilk siyasi kadrodur. Bu zamana kadar Kemalist siyasi rejimle hesaplaşmayı düşünen bir siyasi parti bile çıkamadı. Merhum Erbakan’ın böyle bir niyete sahip olmadığını söylemek kabil değilse de, ilk parti olan Milli Nizam Partisinin kuruluş aşamasından itibaren yaptığı vahim teorik ve pratik hatalar, mesafe almasına mani oldu. Kemalist siyasi rejim, tarihinde ilk defa “can derdine” düştü. Okumaya devam et “AKPARTİ TENKİDİ-4-MEDENİYET KADROSU NEREDE?”