İstiklâl Marşı’nın başına gelenler

İstiklâl Marşı’nın başına gelenler

Ezanı Türkçe okutan, Kur’an-ı Kerîm’den laikliğe aykırı sûreler çıkarılıp, yerine uydurma sûreler ilâve edilmesini Millet Meclisi’ne sunan, Türkçe ibadet için “dinde reform” hazırlayan Atatürkçü Cumhuriyet’in, “laikliğe aykırı olduğu” gerekçesiyle yeni bir İstiklâl Marşı yazılması için tâlimat verdiği resmî tarih kitaplarında anlatılmaz.

Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphânesi Müdürü Bekir Şahin’in “Mehmet Âkif Ersoy Araştırmaları Merkezi” sitesindeki “İstiklâl Marşı’nı Değiştirme Girişimleri ve Belgeleri (1925)” adlı yazısına göre, Cumhuriyet oligarşisi Âkif’in yazdığı İstiklâl Marşı’ndan pişmanlık duyar. Cumhurbaşkanı M. Kemal, Başbakan İnönü ve Maarif Vekili Mustafa Necati Bey’in imzalarını taşıyan tâlimatın ardından, Maarif Vekâleti Hars Müdürü Dr. Hamit Zübeyir Koşay tarafından “Yeni İstiklâl Marşı için Yarışma Şartnâmesi” hazırlanır.

M. KEMAL’İN ADININ GEÇMEMESİ KUSUR SAYILIYOR
Okumaya devam et

Share Button

İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?

İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?

“Vatanında Cüda’ İstiklâl Şairi, Kod Adı: İrtica 906 Mehmed Âkif Ersoy” kitabının yazarı Muharrem Coşkun’un 19 Nisan 2015 tarihli Diriliş Postası gazetesindeki mülakatından Tek Parti Cumhuriyeti’nin Mehmed Âkif düşmanlığını “derin istihbarat” hattında da sürdürdüğünü öğreniyoruz.

Adı geçen yazar, Âkif’in bütün adımlarının takip edildiğini, kanser tedavisi görürken dahi kendini ziyaret edenlerin fişlendiğini, konuşmalarının takibata alındığını, Safahat isimli eseri için imha edilmesi tâlimatı verildiğini, istihbarat, emniyet, valilik, içişleri bakanlığı arasındaki gizli belgelerde Âkif’in “kod adı: irtica 906” olarak fişlendiğini, belgelerin hazırlandığı tarihlerin 1925’de başlayıp 1937’ye kadar sürdüğünü, İsmet İnönü’nün Başbakan ve M. Kemal’in Cumhurbaşkanı olarak imzasının olduğunu söylüyor.
Okumaya devam et

Share Button

İstiklâl Marşı’nın başına gelenler

İstiklâl Marşı’nın başına gelenler

Ezanı Türkçe okutan, Kur’an-ı Kerîm’den laikliğe aykırı sûreler çıkarılıp, yerine uydurma sûreler ilâve edilmesini Millet Meclisi’ne sunan, Türkçe ibadet için “dinde reform” hazırlayan Atatürkçü Cumhuriyet’in, “laikliğe aykırı olduğu” gerekçesiyle yeni bir İstiklâl Marşı yazılması için tâlimat verdiği resmî tarih kitapları dışında her yerde yazılıdır.

Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü Bekir Şahin’in “Mehmet Âkif Ersoy Araştırmaları Merkezi” sitesindeki “İstiklâl Marşı’nı Değiştirme Girişimleri ve Belgeleri (1925)” adlı yazısına göre, Cumhuriyet oligarşisi Âkif’in yazdığı İstiklâl Marşı’ndan pişmanlık duyar. Cumhurbaşkanı M. Kemal, Başbakan İnönü ve Maarif Vekili Mustafa Necati Bey’in imzalarını taşıyan tâlimatın ardından, Maarif Vekâleti Hars Müdürü Dr. Hamit Zübeyir Koşay tarafından “Yeni İstiklâl Marşı için Yarışma Şartnâmesi” hazırlanır.

M. KEMAL’İN ADININ GEÇMEMESİ KUSUR SAYILIYOR
Okumaya devam et

Share Button

Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu

Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu

Âkif’in cenazesinde Altı Ok Cumhuriyetinin kara yüzlü yandaşları ve İstiklâl Savaşı’nda ona irşad vazifesi verip sonra aldatan Kemalistler yoktu. Ne gam! Tabutuna ay yıldızlı bayrağı sardırmayan Atatürkçü resmî zevatın kara vicdanlarına karşı, “Hakk’a tapan millet” mensupları ve “Asım’ın Nesli” vardı.

Midhat Cemal Kuntay, Beyazıt Meydanı’ndaki hüzünlü cenazeyi şöyle anlatıyor: “Cenaze Beyazıd’dan kalkacak. Oraya gittim. Kimseler yok. (…) Çok sonra birkaç kişi göründü biraz sonra çıplak bir tabut geldi. Bir fıkara cenazesi olmalı dedim. O anda Emin Efendi Lokantasının sahibi elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda yüzlerce genç peyda oldu. Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanışmıştım.” (M. Âkif, Hayatı, Seciyesi Sanatı)

ÂKİF’İN TABUTU KÜLLÜK’ÜN ÖNÜNE GETİRİLİR
Okumaya devam et

Share Button

Âkif, İslâm Milleti; M. Kemal, Laik Ulus Diyordu-2-

ÂKİF, EFENDİMİZ (S.A.V.)’E SEVDALIDIR; M. KEMAL PEYGAMBERLİĞE İNANMAZ

Âkif, Efendimiz’e (s.a.v) sevdalıdır ve her üç şiirinden birinde Ondan (s.a.v.) yardım ister: “Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi” şiirinde gözyaşlarını dökerek yalvarır: “Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed / Aylar bize hep Muharrem oldu! / Akşam ne güneşli bir geceydi… / Eyvah, o da leyl-i mâtem oldu! / Âlem bugün üç yüz elli milyon / Mazlûma yaman bir âlem oldu: / Çiğnendi harîm-i pâki şer’in / Nâmûsa yabancı mahrem oldu! / Beyninde öten çanın sesinden / Binlerce minâre ebkem oldu /Allâh için, ey Nebiyy-i ma’sum / İslâm’ı bırakma böyle bîkes / İslâm’ı bırakma böyle mazlum.”

M. Kemal ise, “Medeni Bilgiler” kitabında “Hazret-i Muhammed ve İslâmiyet” başlığıyla “Peygamberliğin sosyolojik bir gelişme olduğunu, vahiy fikrine karşı çıktığını ve Kur’an sûreleri açık semada peyda olmuş bir şimşek gibi günün birinde birdenbire inmiş değillerdi. Muhammedin söylediği sûreler uzun bir devirde dini düşüncelerinin ürünü olmuştu. Muhammed bu sûrelere birçok çalıştıktan ve incelemeler yaptıktan sonra edebî bir şekil vermişti…” diyor.
Okumaya devam et

Share Button

Âkif, İslâmlaşmış Türk’ü; Gökalp, Laikleşmiş Türk’ü Savunuyor

Âkif, İslâmlaşmış Türk’ü; Gökalp, Laikleşmiş Türk’ü Savunuyor

Mehmed Âkif, Türkçülüğü savunmaz, İslâm milletinin şartlarını siyasî ve medenî muhtevasıyla taşımak, yaşatmak ve temsil etmek kabiliyetinde olan İslâmlaşmış Türk milletini savunur. Âsım şiirlerinde, İslâm’sız bir “Turan ili hayâli”nin, Türk-Moğol tarih düşüncelerinin ve Müslüman Türk düşmanı Cengiz Han’ın fenâlıklarını anlatır.

Onun inandığı Türk, Devlet-i Âliye’yi kurandı, Osmanlı vatanını İslâmlaştırandı, İslâm’ın hâdimi “Nesli Mücahid” di. Fatih’ler, Osman’lar, Orhan’lar ve Sultan Selimlerdi.

Bozgun yıllarında İslâm milletleri içinde Türk’ün seciyesi ve hâdimliği diğer ümmetdaşlarından daha değerliydi: “Haydarâbâd´a giderken, beni teşyîe gelen / Mîzebânın ne hazin çıktı şu ses kalbinden: /Ah biz hayra yarar unsur-i îman değiliz… / Hind´in İslâm´ını pek Türk´e kıyâs etmeyiniz / (…) Varsa ümmîdimiz Osmanlıların şevketidir / Onu bir kerre işitsek… Bu sa´âdet yetişir.”
Okumaya devam et

Share Button

İstiklal Marşı’nda “M. Kemal’in Adı Yok” Diye Yarışma Açan Devlet

İstiklâl Marşı’nda “M. Kemal’in Adı Yok” Diye Yarışma Açan Devlet

Ezanı değiştiren, Kur’ân-ı Kerim’den laikliğe aykırı sûreler çıkarılıp, yerine uydurma yeni sûreler ilâve edilmesini Meclise sunan, Türkçe ibadet için “dinde reform” hazırlayan Atatürkçü devlet, “laikliğe aykırı olduğu” gerekçesiyle yeni bir İstiklâl Marşı yazılmasını istemiştir.

1925 yılı kanlı Atatürkçü inkılâpların hız kazandığı dönemin başıdır. Cumhurbaşkanı M. Kemal, Başbakan İnönü ve M. Kemal yanlısı Maarif Vekili Mustafa Necati Bey’in imzalarını taşıyan tâlimatın ardından, Maarif Vekâleti Hars Müdürü Dr. Hamit Zübeyir Koşay tarafından “yeni İstiklâl Marşı için Yarışma Şartnâmesi” hazırlanmıştır.

Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü Bekir Şahin, Mehmet Âkif Ersoy Araştırmaları Merkezi’ndeki “İstiklâl Marşı’nı Değiştirme Girişimleri ve Belgeleri (1925)” yazısında Kemalistlerin İstiklâl Marşı’na karşı oluşlarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Hülâsası şöyle:

“TÜRK ADI VE M. KEMAL’E ŞÜKRÂNE YOKLUĞU” KUSUR SAYILDI Okumaya devam et

Share Button

MEHMET AKİF, KEMALİST CUMHURİYET’E KARŞIYDI

Mehmet Âkif, Kemalist Cumhuriyet’e Karşıydı

İstiklâl Marşı’nın fikirleri hayatımıza ve kamuya girdikçe Atatürkçü Cumhuriyet gücünü kaybedecek, Mehmet Âkif’e “Arapçı ve şeriatçı” diyen generallerin ruhî durumları yine bozulacak.

Zorba Cumhuriyet’in zihniyetine göre, İstiklâl Marşı’nın devri çoktan kapanmış gözüküyor. İstiklâl Marşıyla millet arasındaki köprüleri yıkmaya çalışanlar pusuda bekliyorlar. Bundandır ki, Mehmet Âkif ve İstiklâl Marşı Atatürkçü Cumhuriyet’e karşıdır.

Resmî elden yapılan Mehmet Âkif ve İstiklâl Marşı anma günleri, millet çocuklarının dimağında ihya edici tesiri kısırlaştırılmış ve seküler hâle getirilmiş kültürel gevezeliklerdir. Ali Yurtgezen, “İstiklâl Marşı söylenirken çocuklar niye gülüyor?” sualiyle, İstiklâl Marşı’nın millete aidiyet fikriyle ve inancıyla söylenme gücünün sulandırıldığını, vakarını kaybettiğini ve mecburî bir merasim sıkıcılığına dönüştürüldüğünü dile getiriyor. Okumaya devam et

Share Button