Millet ve İslâm aynı mânadadır; tefrik edilemez

Millet ve İslâm aynı mânadadır; tefrik edilemez

Doksan yıldır İslâmî kavramlar tahrif edilerek milletle İslâm arasındaki köprüler yıkılmaya çalışılıyor. Millet hüviyetimizin dilimizde, mekteplerde, siyasette ve kamuda yasaklandığı yıllar geride kaldı fakat bugün millet kavramı hakkındaki târif ve anlayış yanlışları ciddi bir mesele olarak devam ediyor.

Cumhuriyet’le başlayan tahrifler ve yanlış târifler neticesinde üç kuşağın idrakinin kirlendiğini, milleti târif edemeyen milliyetçi-muhafazakâr çoğunluktan anlıyoruz. Batılı ve seküler milliyetçilik anlayışının tesirinde kalan bu zümreye göre millet “Dil, tarih, ülkü birliği, örf-âdet, vatan ve din gibi unsurlardan” meydana gelmektedir. Görüldüğü üzere din, yâni İslâm asıl zemin değil, unsurlardan bir unsur…
Okumaya devam et

Share Button

Cumhuriyet Devleti İslâmî mânada milliyetçi değildir

Cumhuriyet Devleti İslâmî mânada milliyetçi değildir

Cumhuriyet devletinin resmî ilkelerinden biri olan ve anayasada zikredilen milliyetçilik, kimliğin târifinde, kültür ve eğitim anlayışında modern-ulus anlayışını esas aldığı için İslâmî mânada bir milliyetçilik değildir.

Bu ârızalı anlayıştan dolayıdır ki Cumhuriyeti Devleti milliyetçi sayılamaz. Çünkü anayasada belirtilen iki madde gereğince ve yürürlükte olan eğitim müfredatı ile seküler milliyetçi anlayışa sahip.

Din-i İslâm üzere olan Millî Mücadele’nin ve İlk Meclis’teki anayasanın ilkelerine sâdık kalmayıp yüz seksen derece dönüş yapan Kemalist kadro tarafından kurulan Altı Ok Cumhuriyeti’nin dayattığı milliyetçiliktir bu…
Okumaya devam et

Share Button

Kur’an’î mânada milliyetçilik

Kur’an’î mânada milliyetçilik

Milliyet kelimesi İslâm mânasına gelen milletten olma ve dolayısıyla millî kavramının oluş hâlidir, Kur’an’î bir kelimedir, şeriattan yana olmaktır, dini ve dinin sosyal değerlerini savunmaktır. Be sebeptendir ki Müslümanların dimağında milliyetçilik “millet” ten olma şuurudur.

Ölçü kabul ettiğimiz D. Mehmet Doğan’ın “Büyük Türkçe Sözlük” ünde milliyet kelimesi “Aynı milletten, yâni aynı dinden olma hâli, bir milleti diğer bir milletten ayıran unsurların toplamı, aynı millete mensup olanların tamamı” mânasında ve milliyetçilik de “Millet, milliyet topluluğunu, kendi dininden olanları esas alan, onu sevmek ve yüceltmek ana fikrine dayanan görüş” olarak târif ediliyor.
Okumaya devam et

Share Button

MİLLET, ULUS DEĞİLDİR

Millet, ulus değildir

Millet kelimesini ulus karşılığında kullanmak mümkün değildir. Atatürkçü Cumhuriyet inkılâplarıyla Moğolca’dan ithal edilen ve İslâmî muhteva taşımayan ulus kavramı millet kavramına son derece zıttır. Her şeyden önce bu iki kavramla kastedilen topluluğun kimliğini belirleyen değerler aynı değil.

Cumhuriyetin dilde tasfiyecilik hareketiyle “millet” karşılığı olarak uydurulan ve İslâmî muhtevası olmayan “ulus” kavramı Batılılaşma yolunda modern milliyetçiliğin karşılığı olarak tercih edilir. Millet kavramına seküler-ulus değerler yüklenir ve milletin târifinden dinî muhteva çıkarılır. “Öz Türk / Hakiki Türk” gibi adlandırmalarla millet kavramına zıt istikâmette seküler “ulus” anlayışı resmîleştirilir.
Okumaya devam et

Share Button

MİLLET DEMEDEN SÖZE BAŞLAMAYIN

Millet demeden söze başlamayın

Millet, mübarek bir kelimedir. Millet demeden söze başlamayın. Her sohbetinizde, tebliğinizde, yazınızda, şiirinizde mutlaka millet kelimesini zikredin.

Câmide, bayramlaşmalarda, çarşıda ve cemiyet içinde muhakkak ki birkaç kez “biz bir milletiz” deyin, birbirinize millet olduğunuzu hatırlatın. Millet kimliğine soğuk duranı, kavga edeni, küskünleri, gruptan ayrılanları “biz bir milletiz” diyerek gönlünü yapın. Çünkü millet din, yâni şeriat üzere gidilen yol demektir.

MİLLET KAVRAMI TAHRİF EDİLMİŞTİR
Okumaya devam et

Share Button

Ordu, Cumhuriyet ve Anıtkabir aynı mânaya mı gelir?

Ordu, Cumhuriyet ve Anıtkabir aynı mânaya mı gelir?

Provokasyon gerekçesiyle iptal edilen “Anıtkabir’deki Ordu millet el ele” faaliyeti ne mânaya geliyor sizce?

Hükümetten, milletten ve milleti temsil eden kuruluşlardan evvel Anıkabir’e ve Atatürk ilkelerinin elan geçerli olduğu Cumhuriyete ordunun ismiyle sahip çıkılması ve bunu ulusalcı ve laikçi çevrelerin kendi eksenlerine çekerek gündem oluşturmaya çalışması sizin zihninizde neyi çağrıştırıyor?

Bu faaliyetlerin yıldönümlerinde artık millet ve temsilcileri kerhen davranıyorsa bu işin millet derûnunda karşılığının olmadığı veya kalmadığı mânasını mı çıkarmak lâzım.
Okumaya devam et

Share Button

MİLLET, DİN VE ŞERİAT ÜZERE GİDİLEN YOLDUR

Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur

Millet, din ve şeriat mânasında gidilen yol demektir; yâni millet kelimesinden maksat İslâm’dır. Peygamberlerin getirdikleri vahye bağlı düzen yazıya geçirildiği için bu kelimeden hareketle şeriata ve dine millet denilmiştir. Dolayısıyla “millet meclisi”, “milletvekili” gibi ifadeler İslâm’ın ve şeriatın yolunu tutan topluluğun meclisi ve vekilleri mânasına geliyor.
Din, şeriat ve millet kelimeleri birbirine yakın mânâda olup her biri başka yönden aynı mânayı ifade eder. Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, En’âm, A’râf, Yûsuf, İbrâhim, Nahl, Kehf, Hacc ve Sâd sûrelerinin birçok âyetlerinde “millet” kelimesi “din” mânasında kullanılmaktadır. Hadislerde de “millet” kelimesi din mânasındadır: “Kim ki İslâm’dan başka bir millet (din) adına yalan yere ve kasden yemin ederse, o kimse dediği gibidir…”
Millet kavramı, gönderildiği peygamberin adıyla söylenir. “İbrahim milleti”, “Musa milleti” gibi… Osmanlı’da millet sözünden Allah (c.c.)’ın, Peygamberleri vasıtasıyla kullarına meşrû kıldığı ahlâk ve nizamı” kastedilir. Bundandır ki Osmanlı ulemâsı, “Ehl-i sünnetin mezhebini naklederken: ‘millîler şöyle demiştir…” ifadesini kullanırlar.
MİLLET, KAVİM DEĞİLDİR
Okumaya devam et

Share Button

Yemen Türküsü M. Kemal’in değil, milletin türküsüdür

Yemen Türküsü M. Kemal’in değil, milletin türküsüdür
Âşina olduğumdan bu yana Yemen Türküsü’nü dinlerken milletimin târihî ve mâşerî hüznünü yüreğimde hissetmediğim vâki değildir. Milletime aidiyet sızısı mânasına gelen bu hüzün fikir ve gönül tâlimlerim arasındadır.

Cumhurun seçtiği 12.cumhurbaşkanının, Yemen Türküsü’nü söylemesini hayırlı bir vak’a olarak tavsif etmemden ve cumhurun değil, vesayetçi Kemalist kadronun kurduğu cumhuriyetin cumhurbaşkanı M. Kemal’in, “Yemen Türküsü’ne ruhî ve mâşerî aidiyeti yoktur” ifademden angut Atatürkçüler haksızlık ettiğim kanaatine varmışlar.

Yemen Türküsü’nün mâşerî sınırları ve kimliği ümmet coğrafyasının bir bölümü olan Balkanlardan Anadolu’ya, İstanbul’dan Halep’e, Edirne’den Van’a, Samsun’dan Maraş’a kadardır. Muhteviyatı, 1923 Cumhuriyetinden önceki Devlet-i Âliye’nin ve Müslüman milletin yüreğinden kopan hüzünden ibarettir ve Atatürk ilkeleriyle Batılı ulus projesine tâbi tutulmadan önceki din ü millet hüviyetini haiz olan insanımızın gurbet ve hasret nağmeleridir.
Okumaya devam et

Share Button

MİLLETTEN YANA MISINIZ, ULUSTAN YANA MI? İCRAATINIZI GÖRELİM

Milletten Yana mısınız, Ulustan Yana mı? İcraatınızı Görelim

Millet hüviyetinizi, pozitivizm ve şamanizm yüklü Türkçülüğü savunan, Türklüğü ırka indiren, “Müslümanlık semavî bir din değil, Arapların sosyolojik bir durumudur. Kur’ân, Muhammed’in talimatıdır…” diyen, İslâm tasavvufuna ve evliyaullaha ağır hakaret eden Nihal Atsız’ın fikirleriyle kavrıyorsanız, “millet” ten yana değil, “ulusal evrimci ırkçılık” tan yanasınız.
Türklüğü ve milleti, Durkheim’in pozitivist toplum nazariyesiyle târif eden, İslâm’ı, milletin temel belirleyiciliğinden çıkaran, “Dinde Türkçülük” adına Kur’ân ve ezanın Türkçe okunmasının ideologluğunu yapan, “Osmanlı’ya millet-i hâkime, onun aslî unsuru olan Türklere de millet-i mahkûme (bir ülkede din ve kavim bakımından azınlık olanlar)” diyerek fahiş derecede bir idrâk kayması yaşayan Ziya Gökalp’ın fikirlerinin takipçisiyseniz ya cehaletten yahut farkında olmadan, “millet”e hasım olan Cumhuriyet’in laikçi ulusçuluğunu destekliyorsunuzdur.
Okumaya devam et

Share Button

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-(24.03.2014)-İSTANBUL MİTİNGİ

İşte bu… İki milyon insan bir meydana toplanır mı? İki milyon insan bir meydana niye toplanır? İki milyon insan bir meydana kim için toplanır? Bu ne muhteşem bir hadisedir.

Maya tutuyor sanki… Büyük dirilişini, büyük hamlenin, büyük doğumun mayası tutuyor olmalı… Yeniçağın içtimai altyapısı oluşuyor, cemiyet kazanındaki mayalanma hızla devam ediyor. Nasıl olabilir böyle bir şey? İki milyon insanın menfaatinin aynı istikamette olması muhal… İstanbul mitingi, ruhi bir şahlanıştır. Ruhun istikameti aynileşebilir, milyonlarca ruh bir merkezde birleşebilir, bir istikamete yönelebilir. Nefs ve akıl bu işin altından kalkamaz, nefs ve akıl bu çapta bir ittifak gerçekleştiremez.

Aylardır tüm tezvirata rağmen millet istikametini değiştirmiyor, mevzilerini terk etmiyor, liderini yalnız bırakmıyor. Muhteşem bir şey… Büyük doğumların sancısı da büyük olur, her şeyin güllük gülistanlık olmasını tabii ki beklemiyorduk. Birkaç ayda seksen yıllık iftira atıldı, seksen yıllık yalan söylendi ama belli ki bunlar büyük doğumun şiddetli sancılarıymış. Millet tüm saldırılara karşı zihninde çelikten bariyerler kurmuş. Artık ümitlenmek zamanıdır.
Okumaya devam et

Share Button

Türkler, M. Kemal ve CHP Eliyle Millet Kimliğinden Çıkarılmak İstendi

Türkler, M. Kemal ve CHP Eliyle Millet Kimliğinden Çıkarılmak İstendi

Millet hüviyetini, pozitivizm ve şamanizm yüklü Türkçülüğü savunan, Türklüğü ırka indiren, “Müslümanlık semavî bir din değil, Arapların sosyolojik bir durumudur. Kur’ân, Muhammed’in talimatıdır…” diyen, İslâm tasavvufuna ve evliyaullaha ağır hakaret eden Nihal Atsız’ın fikirleriyle kavramak, İslâmî millet olmaktan vazgeçip, ulusal evrimci ırkçı Türklüğü savunmak mânasına gelir.

Türklüğü ve milleti, Durkheim’in pozitivist toplum nazariyesiyle târif eden, İslâm’ı, milletin temel belirleyiciliğinden çıkaran, “Dinde Türkçülük” adına Kur’ân ve ezanın Türkçe okunmasının ideologluğunu yapan, Osmanlı’nın bâni ve hâmisi olan Türklüğü yalnızca Anadolu köylerine ve Asya’ya irca eden, “Osmanlı’ya millet-i hâkime, onun aslî unsuru olan Türklere de millet-i mahkûme (bir ülkede din ve kavim bakımından azınlık olanlar)” diyerek fahiş derecede bir idrâk kayması yaşayan Ziya Gökalp’ın fikirleri, İslâmî millet hüviyetini kesbetmiş bir Türklüğü değil, Müslüman Türklüğe hasım olan Atatürkçü Cumhuriyet’in laikçi ulusçuluğunu taşır.
Okumaya devam et

Share Button

“MİLLET”TEN YANA MISINIZ, “ULUS”TAN YANA MI?

“Millet”ten Yana mısınız, “Ulus”tan Yana mı?

Millet hüviyetinizi, pozitivizm ve şamanizm yüklü Türkçülüğü savunan, Türklüğü ırka indiren, “Müslümanlık semavî bir din değil, Arapların sosyolojik bir durumudur. Kur’ân, Muhammed’in talimatıdır…” diyen, İslâm tasavvufuna ve evliyaullaha ağır hakaret eden Nihal Atsız’ın fikirleriyle kavrıyorsanız, “millet” ten yana değil, “ulusal evrimci ırkçılık” tan yanasınız.

Türklüğü ve milleti, Durkheim’in pozitivist toplum nazariyesiyle târif eden, İslâm’ı, milletin temel belirleyiciliğinden çıkaran, “Dinde Türkçülük” adına Kur’ân ve ezanın Türkçe okunmasının ideologluğunu yapan, Osmanlı’nın bâni ve hâmisi olan Türklüğü yalnızca Anadolu köylerine ve Asya’ya irca eden, “Osmanlı’ya millet-i hâkime, onun aslî unsuru olan Türklere de millet-i mahkûme (bir ülkede din ve kavim bakımından azınlık olanlar)” diyerek fahiş derecede bir idrâk kayması yaşayan Ziya Gökalp’ın fikirlerinin takipçisiyseniz, ya cehaletten yahut farkında olmadan, “millet”e hasım olan Cumhuriyet’in laikçi ulusçuluğunu destekliyorsunuzdur.
Okumaya devam et

Share Button

“KİMİN HİMMETİ MİLLETİ İSE, O TEK BAŞINA MİLLETTİR”

“Kimin Himmeti Milleti İse, O Tek Başına Millettir”

Said Nursi Hazretleri “Kimin himmeti milleti ise, o tek başına bir millettir” der ve “Kişinin himmeti ne derece yüce olursa o insanın da o derece yüceleceğini” ifade eder. Kişi, Allah yolunda gayret edip nefsini arıtabilirse kendini kurtarmıştır ve tek başına millettir. Bu sözün zımnında millet, din mânasında kullanılmaktadır. Kişinin, himmeti sâyesinde murat ettiği millet, dininin vecibeleriyle bütünleşerek sâlih bir mümin olması mânasına gelir.

Himmet, hamiyet ve gayret duygusunun inkişâfı ile ortaya çıkar. Gayret etme, iradeli ve ulvî gayeler istikâmetinde olma mânâlarına gelen himmet, yüksek bir ruh hâlidir. Nefsanî ve dünyevî olana meyletmeyenlerin ahlâkıdır. Ferdî olarak, kalbin ulvî olanı aşk ve vecd içinde arzu etmesi, kalbin ve imanın, Allah’a ulaştırmayan meşguliyetlerden uzak durması, mâsivadan gönlünü çekip sadece Allah’a yönelmesidir. Hz. Peygamberimizin “Himmet yüceliği imandandır” buyurması bu sebeptendir.

Tasavvuf tâlimi, millet olmak isteyene “Nefsin yücelmesini istersen himmet kanatlarını aç. Zira kuşu semalara yükselten kanadı olduğu gibi insanı da yücelten himmetidir” sözünün istikâmetini gösterir. Abdulkadir Geylânî Hazretleri himmeti “Nefsini dünya sevdasından, kalbini mâsivadan uzaklaştırıp bütün maddî ve manevî duyguları ile Allah’ın emrine ve rızasına yönelmek” olarak târif eder. Okumaya devam et

Share Button

MİLLETİMİN KİM OLDUĞUNU BİLİYORUM

Milletimin Kim Olduğunu Biliyorum

“Türkçülük ve Türklük” hakkındaki nâçizâne birçok yazımda, “işi gücü bırakmış Türklerle uğraşıyor” şeklinde bir gayem olmadığını beyan ederim. Bu mevzuları ele alan her yazımda, 1912’li yıllardaki Türkçü Dernekler ve Cumhuriyet’le sürüp gelen çizgide Türklerin hüviyetinin eksik ve yanlış öğretildiğini hüsnüzanla anlatmak çırpınışı içindeyim. Bendenizin hasbî bir dâvasıdır bu. Başka maksat aranmamalı. Türk milliyetçiliği yapanların nasıl bir düşünce yapısına sahip olduklarını âcizâne bilir durumundayım. Çünkü gençliğim bu câmiada geçti.

Bu gün fikirlerini bütünüyle paylaşmasam da onları karındaş bilip sevdiğimden, Türklüğün İslâmî bir hüviyet olduğuna dikkat çekmektir bütün maksadım. İnanarak ifade ederim ki mevcut Türklük anlayışında büyük bir yanlışlık söz konusudur. Bunun içindir ki, Türk milliyetçileri ne siyasette başarılı olabiliyor, ne de mütedeyyin cemiyetle kucaklaşabiliyor. Türk’ün İslâm milleti oluşunun köklerine indiğimde öğretilen Türklük bilgilerinin eksik ve yanlış olduğunu öğrendim. Bundandır ki yüreğim yaralıdır. Türk milliyetçiliği yapanların bu meseledeki tefekkürsüzlüğüne kahırlı olmam ve Cumhuriyet’le birlikte Türklük mevzuu cerahatli hâle getirildiği için sıkça neşter vurmam bu sebeptendir.

Fakiri, “Türkçülükle ve Türk kavramıyla uğraşıyor” diyerek yaftalayanlar bunu anlayacak mantalitede olmadıklarından, yazılarımıza tefekkürün tâlimine girmemiş ön yargılarla bakıp itham ediyorlar. Kur’ânî ölçüler içinde Türk’üm, Türk olmanın haysiyetini İslâm milletinin en şerefli bir temsilcisi ve hâdimi hüviyeti içinde taşımaktan gurur Okumaya devam et

Share Button

“MİLLET”İN HÜVİYETİ VE TARİFİ

“Millet”in Hüviyeti ve Târifi

“Millet” üstüne âlimlerin kitaplarından okuyup öğrendiklerimin hülâsası şöyledir:
“Millet” kelimesinden murad, dindir. Millet din ve şeriat mânasında tutulan ve gidilen yol demektir. “Bir sözü yazdırmak” mânasına gelen “imlâl” mastarından türe¬tilmiş. Peygamberlerin getirdikleri ilâhî yasalar çoğunlukla yazıya geçirildiği, yani imlâ edildiği için şeriata ve dine millet denilmiştir. Dolayısıyla “millet meclisi”, “milletvekili” gibi ifadeler de İslâm’ın ve şeriatın yolunu tutan topluluğun meclisi ve vekilleri mânasına gelir.
Kur’ân’da millet, din anlamında kullanılmıştır. Din, şeriat ve millet kelimeleri birbirine yakın mânâda olup, her biri başka yönlerden yaklaşık aynı mânayı ifade eder. “Millet, tıpkı din gibidir ki, Allah’ın kullarına peygamber diliyle gönderdiği şeriatın adı olmuştur. İnsanlar o şeriata uyarlar ve Allah’a yakınlık kazanmaya çalışırlar.”
“Millet” kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de 15 yerde geçer. (Bakara, 120, 130, 135 /Âl-i İmrân, 95 / Nisâ, 125 / En’âm, 161 /A’râf, 88, 89 12 / Yûsuf, 37, 38 / İbrâhim, 13 / Nahl, 123 / Kehf, 20 / Hacc, 78 /Sâd, 7). Bu âyetlerde “millet” kelimesi “din” mânasında kullanılır. Hadislerde de “millet” kelimesi din mânasındadır: “Kim ki İslâm’dan başka bir millet (din) adına yalan yere ve kasden yemin ederse, o kimse dediği gibidir. Kim de keskin bir âletle kendini öldürürse, bu kimse de Cehennem ateşinde o âletle azâb olunur.” Okumaya devam et

Share Button

“MİLLET”TEN YANA MISINIZ, “ULUS”TAN YANA MI?

“Millet”ten Yana mısınız, “Ulus”tan Yana mı?

Millet hüviyetinizi, pozitivizm ve şamanizm yüklü Türkçülüğü savunan, Türklüğü ırka indiren, “Müslümanlık semavî bir din değil, Arapların sosyolojik bir durumudur. Kur’ân, Muhammed’in talimatıdır…” diyen, İslâm tasavvufuna ve evliyaullaha ağır hakaret eden Nihal Atsız’ın fikirleriyle kavrıyorsanız, “millet” ten yana değil, “ulusal evrimci ırkçılık” tan yanasınız.

Türklüğü ve milleti, Durkheim’in pozitivist toplum nazariyesiyle târif eden, İslâm’ı, milletin temel belirleyiciliğinden çıkaran, “Dinde Türkçülük” adına Kur’ân ve ezanın Türkçe okunmasının ideologluğunu yapan, Osmanlı’nın bâni ve hâmisi olan Türklüğü yalnızca Anadolu köylerine ve Asya’ya irca eden, “Osmanlı’ya millet-i hâkime, onun aslî unsuru olan Türklere de millet-i mahkûme (bir ülkede din ve kavim bakımından azınlık olanlar)” diyerek fahiş derecede bir idrâk kayması yaşayan Ziya Gökalp’ın fikirlerinin takipçisiyseniz, ya cehaletten yahut farkında olmadan, “millet”e hasım olan Cumhuriyet’in laikçi ulusçuluğunu destekliyorsunuzdur.

“Dünyanın her tarafında Türkler Müslümandır. Müslüman ve gayr-ı müslim olarak iki kısma inkısam etmemiştir. Nerede bir Türk taife varsa Müslümandır. Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten çıkmışlardır (Macarlar gibi). Halbuki küçük unsurlar dahi, hem Müslüman, hem de gayr-ı Müslim olmuştur. (…) Ey Türk kardeş! Bilhassa sen dikkat et! Senin milliyetin İslâmiyetle imtizaç etmiş. Ondan kabil-i tefrik değildir” diyen Bediüzzaman Hazretleri gibi düşünüyorsanız, Türk milleti anlayışınız Kur’ânî’dir. Okumaya devam et

Share Button

KİME ATA DENİR VE ATALARIMIZ KİMLERDİR?

Kime Ata Denir ve Atalarımız Kimlerdir?
Bir insanın zihniyetini ve milletten ne anladığını öğrenmek için “ataların kimlerdir?” diye sorunuz. Eğer ısrarla “Kemalist önderleri” ata sayıyorsa, İslâm öncesi Türkî şahsiyetlerden ata sıralıyorsa o kişinin Müslüman millete aidiyeti tartışmalıdır.

İnsanın aynası, tercih ettiği atalarıdır. Kendini onlarda görür. “Atalarım dediği” şahsiyetler, insanın zihniyetini ele verir.

İslâmlaşmış devirlerde kutsiyet izafe edilen menkıbevî şahsiyetlere, dervişlere, âlimlere, ululara ve cemiyet içinde itibar sahibi büyüklere ata unvanı verilirdi. Korkut Ata, Zengi Ata, Sâhib Ata, Mansur Ata gibi…

Atanın bir mânası da ceddir. Çoğul ifadesi ecdât. 12. yüzyıla doğru Müslüman Türk mutasavvıflarınca terbiye eden, edep öğreten, yol gösteren, kendisine bağlananları kayırıp koruyan şeyh, pîr ve halife mânasında da kullanılmıştır. Okumaya devam et

Share Button