Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!

Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Müslüman Türklüğü ifsad eden Bâtıl Türkçü’ye göre millet târifinde İslâm’ı esas aldığımızda Şaman, putperest, Budist, Musevî, Hıristiyan ve hattâ dinsiz olan Türkleri bu dairenin dışında tutmak gerekecektir.

Diyor ki bâtıl Türkçü: Orta Asya veya Asya’nın kuzey bölgelerinde Şaman ve putperest denilebilecek Türkler olabildiği gibi, Moğolistan ve Çin gibi ülkelere yakın yerlerdeki Türkler arasında az da olsa Budizm’e veya bu ülkelerdeki diğer dini inançlara mensup Türkler vardır. Bugün Azerbaycan’da bile Musevîlik dinine mensup olup, Hazar İmparatorluğu’nun bakayası olan Karaim Türkleri yaşamaktadır. Moldova’daki Gagavuz, yâni Gökoğuz Türkleri ise Hıristiyan’dır. Şu halde, din unsuru bir milleti millet yapan asli bir unsur değildir, olsa olsa tâli bir unsurdur.
Okumaya devam et

Share Button

Kur’an’î mânada milliyetçilik

Kur’an’î mânada milliyetçilik

Milliyet kelimesi İslâm mânasına gelen milletten olma ve dolayısıyla millî kavramının oluş hâlidir, Kur’an’î bir kelimedir, şeriattan yana olmaktır, dini ve dinin sosyal değerlerini savunmaktır. Be sebeptendir ki Müslümanların dimağında milliyetçilik “millet” ten olma şuurudur.

Ölçü kabul ettiğimiz D. Mehmet Doğan’ın “Büyük Türkçe Sözlük” ünde milliyet kelimesi “Aynı milletten, yâni aynı dinden olma hâli, bir milleti diğer bir milletten ayıran unsurların toplamı, aynı millete mensup olanların tamamı” mânasında ve milliyetçilik de “Millet, milliyet topluluğunu, kendi dininden olanları esas alan, onu sevmek ve yüceltmek ana fikrine dayanan görüş” olarak târif ediliyor.
Okumaya devam et

Share Button

ÜÇ YARALI KAVRAM: ASABİYET KAVMİYET MİLLİYET

Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet

İslâm, modernizmin öngördüğü “ulusçu” zihniyetle milliyet ve kavmiyetçiliğe karşıdır. Hazret-i Peygamberimizin “Kavmiyetçilik yapan ve kavmiyetçiliğe davet eden de bizden değildir” hadisi ve Veda Hutbesi’ndeki “Asabiyecilik ayaklarımın altındadır” mealindeki sözleri en temel ölçüdür.
Milliyet kavramına karşı olanlar, gerekçelerini Hazret-i Peygamberimizin “Kavmiyetçilik yapan bizden değildir. Kavmiyetçiliğe davet eden de bizden değildir” hadisine ve Veda Hutbesi’ndeki “Asabiyecilik ayaklarımın altındadır” mealindeki sözlerine dayandırırlar. Fakat hadisteki “Kavmiyetçilik” ve Veda Hutbesi’ndeki “Asabiyecilik”in, İslâmî bir kavram olan milliyetle aynı mânaya gelmediğine, aralarında mahiyet farkı olduğuna dair Bediüzzaman Hazretleri ve birçok İslâm âliminin görüşleri mevcuttur. “Kavmiyetçilik” ve “Asabiyecilik” duygusunun, İslâmî ölçüler içinde milliyetini sevmekle benzerliği yoktur. Efendimiz (s.a.v) kavmiyetçilik ve asabiyeciliği ırkçılık, kabilecilik, soyculuk mânasında kullanmış, başka kavim ve kabileleri hor gören, ezen anlayışı İslâm’a aykırı bulmuştur.
İslâmlaşmış Türkler tarihinin hiçbir döneminde“milliyet” asabiyesi gütmemiş, ırkçı olmamış, başka ırkları ezmemiş ve küçümsememiştir. İslâmî mânasıyla milliyetçi duygular taşıyanlar, Hz. Peygamberimizin buyruğu ile soyculuk asabiyesi yapılmayacağını bilirler: “Asabiyetçiliğe (kökenciliğe, ırkçılığa) çağıran bizden değildir. Asabiyetçilik için savaşan bizden değildir.”
Okumaya devam et

Share Button

SAİD NURSİ HZ.LERİNİN “MİLLİYET FİKRİ” ALINSAYDI TÜRKİYE BÖYLE OLMAZDI

Said Nursi Hz.lerinin “Milliyet Fikri”
Alınsaydı Türkiye Böyle Olmazdı

Milliyet fikri üstünden etnikçiliğe yol açan laik karakterli milliyetçiliğin Cumhuriyetle resmîleşmesi ve bu mecradan çeşitli akımlar doğması, Türkiye’nin doksan yıllık huzurunu heba etmiştir. Milliyetçilik bir ideoloji hâline getirilmiş, etnik aidiyetler üzerinden yapılan târiflerle beslenmiş ve İslâm mânasına gelen millet kavramıyla irtibatı koparılmış, neticede problemli bir yapıya dönüşmüştür.

Menfî milliyetçilik hareketlerinden Araplar ve Türkler zarar görüp tarihteki mâlûm trajedi yaşandı. Bu günde Kürtler bu menfî etnik milliyetçiliğin içinde kıvranıyorlar ve kardeşleri Türklere zor zamanlar yaşatıyorlar. Müslümanların beraberliğinden rahatsız olanlar, ehl-i iman kardeşlerin bin yıllık muhabbetlerini propaganda ve tahriklerle bitirmeye çalışıyorlar. Milliyetlerin esası ve rûhu İslâmiyettir hükmünden dün Araplar ve Türk aydınları kopmuştu. Bu günde Kürtler kopuyor.

20. Asrın münevveranı içinde İslâmcılar “Dâva-yı kavmiyye” olarak gördükleri milliyetçiliği “millet” birliğini bozucu bir akım olarak telin ettiler. Asrın getirdiği problemler içinde bu kavrama Said Nursi Hz.leri İslâm medeniyeti zemininden bakarak, milliyet duygusunun İslâm milletini haiz Türkiye’de müsbet bir yola sokulabileceğini düşünüyordu: Okumaya devam et

Share Button

ÜÇ YARALI KAVRAM: ASABİYET, KAVMİYET, MİLLİYET

Üç Yaralı Kavram: Asabiyet, Kavmiyet, Milliyet
İslâm, modernizmin öngördüğü “ulusçu” zihniyetle milliyet ve kavmiyetçiliğe karşıdır. Hazret-i Peygamberimizin “Kavmiyetçilik yapan ve kavmiyetçiliğe davet eden de bizden değildir” hadisi ve Veda Hutbesi’ndeki “Asabiyecilik ayaklarımın altındadır” mealindeki sözleri en temel ölçüdür.

Milliyet kavramına karşı olanlar, gerekçelerini Hazret-i Peygamberimizin “Kavmiyetçilik yapan bizden değildir. Kavmiyetçiliğe davet eden de bizden değildir” hadisine ve Veda Hutbesi’ndeki “Asabiyecilik ayaklarımın altındadır” mealindeki sözlerine dayandırırlar. Fakat hadisteki “Kavmiyetçilik” ve Veda Hutbesi’ndeki “Asabiyecilik”in, İslâmî bir kavram olan milliyetle aynı mânaya gelmediğine, aralarında mahiyet farkı olduğuna dair Bediüzzaman Hazretleri ve birçok İslâm âliminin görüşleri mevcuttur. “Kavmiyetçilik” ve “Asabiyecilik” duygusunun, İslâmî ölçüler içinde milliyetini sevmekle benzerliği yoktur. Efendimiz (s.a.v) kavmiyetçilik ve asabiyeciliği ırkçılık, kabilecilik, soyculuk mânasında kullanmış, başka kavim ve kabileleri hor gören, ezen anlayışı İslâm’a aykırı bulmuştur.
İslâmlaşmış Türkler tarihinin hiçbir döneminde“milliyet” asabiyesi gütmemiş, ırkçı olmamış, başka ırkları ezmemiş ve küçümsememiştir. İslâmî mânasıyla milliyetçi duygular taşıyanlar, Hz. Peygamberimizin buyruğu ile soyculuk asabiyesi yapılmayacağını bilirler: “Asabiyetçiliğe (kökenciliğe, ırkçılığa) çağıran bizden değildir. Asabiyetçilik için savaşan bizden değildir.” Okumaya devam et

Share Button

KUR’ANİ MANADA MİLLİYETÇİ, ŞERİATÇI VE İSLAMCI DEMEKTİR

Kur’ânî Mânada Milliyetçi, Şeriatçı ve İslâmcı Demektir

Ulusçuluk, ırkçılık ve kavmiyetçilik, milliyetçilikle karıştırılmaktadır. Kavram kargaşası vebadan, âfetten, savaştan daha kötüdür. Türkiye’de bu kötülüğü yapanlar Cumhuriyet ilkeleriyle düşünenlerdir. Milliyetçi olduğunu söyleyenler, milliyetçiliğin İslâm ve şeriat üzere bir araya gelerek millet olanların değerlerini sevmek ve ihya etmek mânasına geldiğini bilmekle sorumludurlar.
Millet kelimesinden neşet eden “milliyetçilik”, dini ve dinin sosyal değerlerini savunmak demektir. 20. Asrın başlarına kadar Osmanlı’da millet ve milliyet kavramları dinî açıdan müsbet mânaya sahipti. Çünkü millet kavramı İslâm’la aynı mânaya geliyordu.
“Milliyetçiyim” diyenlere, milliyeti, İslâm ve şeriatı sahiplenme mânasında kullanıp kullanmadığını sorun. Cumhuriyetin modern seküler zihniyetiyle “milliyetçiyim” diyorsa, yanlış kullandığını ikaz edin. Milliyetçiliği İslâmî mânada kullanmayan siyasî partileri, dernek, kuruluş ve grupları aydınlatmak ve uyarmak millî, yani Kur’ânî bir vazifedir.
20. Yüzyılda Türkiye’ye ideolojik bir kavram olarak giren ulusçuluk karşılığında kullanılan milliyet ve milliyetçilik kelimeleri Batı’daki muhtevasıyla anlaşılagelmiş ve İslâmî olan bu kavramlar kirletilmiştir.
Milliyet kelimesi, İslâm ve şeriat mânasına gelen millet ve dolayısıyla millî kavramının oluş hâlidir, Kur’ânî bir kelimedir ve şeriattan yana olmak demektir. Müslümanlar açısından milliyetçilik “millet”ten olma şuurudur. Milliyetçi fikirlerde, İslâmî kaynak ve deliller olup olmadığına bakmak şarttır. Okumaya devam et

Share Button