Türkler Hakk’a tapan millettir

Türkler Hakk’a tapan millettir

Türkler, Türklüğünü asırlardır İslâm’la idrak ettiği ve soydaşı olsun, ümmetdaşı olsun bütün Müslümanlarla ünsiyeti bu kimlik üzerinden olduğu için;

Hüviyetini kavmiyete bağlı değil, İslâm’la vücut bulan içtimaî, medenî ve siyasî bir kimlik olarak addettiği için;

Hiçbir amel ve siyasetinde kavmiyetçi ve seküler ırkçı düşüncelerle varlığını dikte etmediği, kendini bütün İslâmların kardeşliğini tesis etmek, korumakla mükellef bildiği için;

İslâmlaşmış millet temsilcisi olarak bu hüviyetiyle İlâ-yı Kelimetullah’ı yaydığı, uhrevî vazifelerinde olduğu gibi dünyevî muamelat ve siyasetini Müslümanca yaptığı için;
Okumaya devam et

Share Button

Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?

Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?

Türk milliyetçisi olduğunu iddia eden biri, “Türk devletinin kurucusu, Türklüğün Himalayası ve büyük Türk milliyetçisi Mustafa Kemal Atatürk…” diye başlıyorsa söze, Türklüğünü Müslüman olunca kazanan Türk milletinin bin yıllık hâdim devlet geleneğine hürmetsizlik ediyor demektir.

Bir Türk milliyetçisi, “Atatürk’ün hayatı ve kişiliği milliyetçiliğimize ışık tutacak bir hazinedir” diyerek yola çıkıyorsa, İslâm zemininde Türk olmuş bir milletin milliyetçiliğini yaptığı söylenemez.

Bu mantaliteye sahip Türk milliyetçisi, Atatürkçülük Türkiye’dir, Cumhuriyet’tir, devlettir, Türk milletinin ortak ve kurucu değeridir diyorsa, Türklerin İslâm’la yekpâre bir şekilde bütünleşince millet, devlet ve medeniyet olduğunu ya göz ardı ediyor ya da bilmiyor, demektir.
Okumaya devam et

Share Button

Cumhuriyet Devleti İslâmî mânada milliyetçi değildir

Cumhuriyet Devleti İslâmî mânada milliyetçi değildir

Cumhuriyet devletinin resmî ilkelerinden biri olan ve anayasada zikredilen milliyetçilik, kimliğin târifinde, kültür ve eğitim anlayışında modern-ulus anlayışını esas aldığı için İslâmî mânada bir milliyetçilik değildir.

Bu ârızalı anlayıştan dolayıdır ki Cumhuriyeti Devleti milliyetçi sayılamaz. Çünkü anayasada belirtilen iki madde gereğince ve yürürlükte olan eğitim müfredatı ile seküler milliyetçi anlayışa sahip.

Din-i İslâm üzere olan Millî Mücadele’nin ve İlk Meclis’teki anayasanın ilkelerine sâdık kalmayıp yüz seksen derece dönüş yapan Kemalist kadro tarafından kurulan Altı Ok Cumhuriyeti’nin dayattığı milliyetçiliktir bu…
Okumaya devam et

Share Button

Kur’an’î mânada milliyetçilik

Kur’an’î mânada milliyetçilik

Milliyet kelimesi İslâm mânasına gelen milletten olma ve dolayısıyla millî kavramının oluş hâlidir, Kur’an’î bir kelimedir, şeriattan yana olmaktır, dini ve dinin sosyal değerlerini savunmaktır. Be sebeptendir ki Müslümanların dimağında milliyetçilik “millet” ten olma şuurudur.

Ölçü kabul ettiğimiz D. Mehmet Doğan’ın “Büyük Türkçe Sözlük” ünde milliyet kelimesi “Aynı milletten, yâni aynı dinden olma hâli, bir milleti diğer bir milletten ayıran unsurların toplamı, aynı millete mensup olanların tamamı” mânasında ve milliyetçilik de “Millet, milliyet topluluğunu, kendi dininden olanları esas alan, onu sevmek ve yüceltmek ana fikrine dayanan görüş” olarak târif ediliyor.
Okumaya devam et

Share Button

HÜDA PAR’DAN İKİ MEKTUP

Hüda Par’dan iki mektup

02.09.2015 tarihli “Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…” adlı yazımıza Diyarbakır, Batman gibi çevrelerden olumlu ve olumsuz tepkiler almış ve bu tepkileri değerlendirmiştim. Hayli zaman geçmesine rağmen Hüda-Par’dan (Hür Dâva Partisi) bu kez olgun, itidalli ve kardeşâne bir üslûpla iki mektup geldi.

Bu yapıcı mektupların sahibi Hüda Par Bingöl İl Başkanı Hamdullah Tasalı. Adresini ve telefonunu verecek kadar açık ve samimi bir üslûpla yazmış. Bu sebeptendir ki, dikkatli ve kardeşlik taraftarı olan okuyucu kamuoyu nezdinde bu meselenin vuzuha kavuşması için, yazdıklarımızla bize gelen iki olgun mektubun değerlendirilmesini yapmak istiyorum. 31 Aralık 2015 tarihinde gönderilen mektup şöyle: Okumaya devam et

Share Button

Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”

Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”

Türk milliyetçisi olduğunu iddia eden biri, “Türk devletinin kurucusu, Türklüğün Himalayası ve büyük Türk milliyetçisi Mustafa Kemal Atatürk…” diye başlıyorsa söze, Türklüğünü Müslüman olunca kazanan milletin milliyetçisi olmak düşüncesinde noksanlık vardır.

Bir Türk milliyetçisi, “Atatürk’ün hayatı ve kişiliği milliyetçiliğimize ışık tutacak bir hazinedir” diyerek yola çıkıyorsa, İslâm zemininde Türk olmuş bir milletin milliyetçiliğini yaptığı söylenemez.

Bu mantaliteye sahip Türk milliyetçisi, Müslümanlığını yekpâre bir şekilde Türklüğüne taşıyan milletin değerlerini Batıcı inkılâplarla değiştiren M. Kemal’in Fransız tarzı seküler milliyetçilik fikrini savunuyorsa o milliyetçilik iflah olmaz.

“İSLÂM’IN TÜRKLERİN BEYNİNİ SULANDIRDIĞINI” SÖYLEYEN M. KEMAL TÜRK MİLLİYETÇİSİ OLABİLİR Mİ?
Okumaya devam et

Share Button

Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı

Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı

Milliyetçi düşüncenin Meşrûtiyet ve Cumhuriyetle sürüp gelen yapısı “millet” kavramının asıl mânasıyla mutabık olmadığı için problemli çizgisi hâlâ devam etmektedir.

Dolayısıyla “Ben milliyetçiyim” diyenlerin bir kısmı iyi niyetli olsa da bu çizgi üzerinde gidildiği müddetçe Türkiye’yi “millet” etrafında yekpâre olarak toparlayıp hâdimül bir Türk devletinin iktidarına erecekleri mümkün görünmüyor.

“Ben milliyetçiyim, ulusalcı değilim” diyenlerin, ulusalcıların düşüncelerini savunduğunu görmek şaşırtıcı gelmemeli. Bundandır ki Türkiye’deki milliyetçi hareketler, İslâmî mânâya gelen “millet” i temsil edecek kabiliyetten mahrumdurlar.
Okumaya devam et

Share Button

MİLLİYETÇİLİK YOLA ÖZÜRLÜ ÇIKINCA…

Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…

Kavmiyetçilik, modern Batı türü milliyetçiliğin kadîm şeklidir. Fransız İhtilâli öncesi milliyetçilere “kavmiyetçi” dendiği gibi İslâm dünyasında milliyetçilik yapanlara da “kavmiyetçi” denirdi.

“Milliyetçilik” laik karakteriyle Batılı ulusçu yapıya benzeyerek İslâmî zeminini bütünüyle kaybediyor. Cumhuriyetin başından bugüne gelen çeşitli milliyetçi akımların yapısında görüldüğü üzere milliyetçiliğin İslâm’la bağı hem teorik, hem de sosyal mânada yeteri kadar açık değildir.

Bu özelliğini sürdüren milliyetçiler umumiyetle İslâm’ı, kendi eklektik bakışlarıyla “millî-mânevî ve mukaddes değerler” arasında sayar ve hizmet eder. Bu tavır milliyetçilerin muhafazakâr olarak görülmelerine vesile olabiliyor. Fakat mesele Cumhuriyet devletinin İslâmî yönden ıslahına ve anayasanın yapısının değiştirilmesine gelindiğinde İslâm’ın ağırlığıyla milliyetçilik arasındaki çatışma kendisini açıkça göstermeye başlıyor.

MİLLİYETÇİLİK BAŞTAN YOLA KÖTÜ ÇIKTI
Okumaya devam et

Share Button

TÜRKİYE’DEKİ MİLLİYETÇİ HAREKETLER LAİK KARAKTERLİDİR

Türkiye’deki Milliyetçi Hareketler Laik Karakterlidir

Milliyetçi düşüncenin Meşrûtiyet ve Cumhuriyetle sürüp gelen yapısı “millet” kavramının asıl mânasıyla mutabık olmadığı için problemli çizgisi hâlâ devam etmektedir. Dolayısıyla “Ben milliyetçiyim” diyenlerin bir kısmı iyi niyetli olsa da bu çizgi üzerinde gidildiği müddetçe Türkiye’yi “millet” etrafında yekpâre olarak toparlayıp hâdimül bir Türk devletinin iktidarına erecekleri mümkün görünmüyor.

“Ben milliyetçiyim, ulusalcı değilim” diyenlerin, ulusalcıların düşüncelerini savunduğunu görmek şaşırtıcı gelmemeli. Bundandır ki Türkiye’deki milliyetçi hareketler, İslâmî mânâya gelen “millet” i temsil edecek kabiliyetten mahrumdurlar.
Günümüzdeki milliyetçi hareketler, modern milliyet fikrine bağlı olarak ortaya çıkan ulus devletin bir ideolojisidir. Bu ideolojinin dayandığı zihniyet, Batılı laik bir zemindir. Millet târifleri ve anlayışları İslâmî değil, seküler ve eklektiktir. Bu tür milliyetçiliği, Babanzâde Ahmet Naim, Mehmet Âkif, Sait Halim Paşa gibi İslâmcılar karşı çıkarak, “Müslümanlara zarar veren bir Avrupa hastalığı (Frenk illeti) olarak görürler. Türkçüleri “halis Türkçü” ve “İslamcı Türkçü” olmak üzere ele alarak, “ilk grubu yoldan çıkmış” görürken, ikincileri “hâlâ öğüt almaya müsait ve dolayısıyla ikna edilmesi gereken” bir hareket olarak görürler. Okumaya devam et

Share Button

KUR’ANİ MANADA MİLLİYETÇİ, ŞERİATÇI VE İSLAMCI DEMEKTİR

Kur’ânî Mânada Milliyetçi, Şeriatçı ve İslâmcı Demektir

Ulusçuluk, ırkçılık ve kavmiyetçilik, milliyetçilikle karıştırılmaktadır. Kavram kargaşası vebadan, âfetten, savaştan daha kötüdür. Türkiye’de bu kötülüğü yapanlar Cumhuriyet ilkeleriyle düşünenlerdir. Milliyetçi olduğunu söyleyenler, milliyetçiliğin İslâm ve şeriat üzere bir araya gelerek millet olanların değerlerini sevmek ve ihya etmek mânasına geldiğini bilmekle sorumludurlar.
Millet kelimesinden neşet eden “milliyetçilik”, dini ve dinin sosyal değerlerini savunmak demektir. 20. Asrın başlarına kadar Osmanlı’da millet ve milliyet kavramları dinî açıdan müsbet mânaya sahipti. Çünkü millet kavramı İslâm’la aynı mânaya geliyordu.
“Milliyetçiyim” diyenlere, milliyeti, İslâm ve şeriatı sahiplenme mânasında kullanıp kullanmadığını sorun. Cumhuriyetin modern seküler zihniyetiyle “milliyetçiyim” diyorsa, yanlış kullandığını ikaz edin. Milliyetçiliği İslâmî mânada kullanmayan siyasî partileri, dernek, kuruluş ve grupları aydınlatmak ve uyarmak millî, yani Kur’ânî bir vazifedir.
20. Yüzyılda Türkiye’ye ideolojik bir kavram olarak giren ulusçuluk karşılığında kullanılan milliyet ve milliyetçilik kelimeleri Batı’daki muhtevasıyla anlaşılagelmiş ve İslâmî olan bu kavramlar kirletilmiştir.
Milliyet kelimesi, İslâm ve şeriat mânasına gelen millet ve dolayısıyla millî kavramının oluş hâlidir, Kur’ânî bir kelimedir ve şeriattan yana olmak demektir. Müslümanlar açısından milliyetçilik “millet”ten olma şuurudur. Milliyetçi fikirlerde, İslâmî kaynak ve deliller olup olmadığına bakmak şarttır. Okumaya devam et

Share Button

KEMALİST TABULAR VE ÜLKENİN UFKU-2- ÜNİTER DEVLET TABUSU

                        KEMALİST TABULAR VE ÜLKENİN UFKU -2-

 

ÜNİTER DEVLET TABUSU

 

            Üniter devlet tabirini ülkeye yerleştiren temel saik, Kürt hareketlerin federal devlet talepleri oldu. Her şeyle ilgili ucuzculuk “üniter devlet” konusunda da kendini gösterdi. Hiçbir konunun fikri temelleri tartışılmadan batıdan kötü bir taklitçilikle ülkeye taşınmasındaki hastalık, üniter devlet bahsinde de kendini gösterdi.

            Batıdan ülkeye taşınan ve felsefi çerçevede ne manaya geldiği hiçbir zaman tartışılmayan siyasi konular ülkeye pahalıya patlıyor. Ülkedeki herhangi bir siyasi hareketin güçlenmesi ile meydana gelen rejime karşı siyasi tehdit, batıdan taklit yoluyla aparılan ve izahı yapılmamış hangi konuya denk geliyorsa, o konudaki rejim hassasiyeti artmıştır. Hiçbir teorik tartışmadan kaynaklanmaksızın, pratiğin bazı itelemeleri neticesinde, Kemalist siyasi sistemin olur olmaz noktalara “hassasiyet yığınağı” yaptığına şahit oluyoruz.

Okumaya devam et

Share Button