“DARBECİ KOMUTANLARI GÖREVDEN ALACAKTIK”

“DARBECİ KOMUTANLARI GÖREVDEN ALACAKTIK”
Tansu Çiller, hatırlamayanlar için, hani şu bir zamanların “sarışın güzel kadın başbakanı” vardı, işte o, 28 şubatı soruşturan savcıya, “mağdur” sıfatıyla ifade verdi. İlerleyen günlerde Çiller’in ifadelerinin ayrıntıları ortaya çıkar, bu safhada dikkatimizi çeken nokta, komutanları görevden alma meselesi…
Çiller’e atfedilen ifade de, genelkurmay başkanını ve kuvvet komutanlarını görevden almak istediklerini, Erbakan’ın, görevden alma yazısını Cumhurbaşkanı Demirel’in imzalamayacağı kanaatinde olduğunu söylediği zikredilmiş. Bu bilgi doğrulanırsa, ilginç bir durum çıkacak ortaya.
28 Şubat sürecindeki hükümet, RP ve DYP koalisyonuydu. Erbakan vefat etti ama Refah Partisinden o dönemi yaşayan ve bilgisi olan çok insan var, onlarda ifadelerini versinler, bilgi iki taraflı toplansın da, konuyu sağlıklı şekilde değerlendirelim. Okumaya devam et

Share Button

ERBAKAN’IN VASİYETİ

Necmettin ERBAKAN hakkında çok şey söylenebilir. Söyleniyor ve söylenecek de… Benim üzerinde durmak istediğim konu, cenaze merasimi ile ilgili vasiyeti. Kamuoyunca malum olduğu üzere, vasiyeti, resmi tören istememesi ve sade bir merasim ile İslami usule uygun defnedilmesidir.
Bu vasiyetin iki manası var. Veya ben bu vasiyette iki mana gördüm. Birincisi, iman… İkincisi ise ülkedeki resmi siyasi rejime karşı temel bir protesto…
Necmettin ERBAKAN ile ilgili en yaygın ve yerleşik tenkit, hırslı olduğuydu. Hırslı olmak kendi başına tenkit mevzu değildir. Necmettin ERBAKAN’ın hırsı ile ilgili tenkit hususu, hırsının istikametine dönüktü. Ki biz bugün bunun üzerinde duracak değiliz. Ne var ki, hırslı olduğu doğruydu. Konumuz da zaten tam olarak bu. Hırslıydı ve imanlıydı. Mümin insan ne kadar hırslı olursa olsun hırsı, imanını imha etmiyor, edemiyor. Bunun en calib-i dikkat misali Erbakan’dır. Zira Erbakan, hırsının miktarı konusunda tereddüt edilmeyen biriydi. İmansız insanların içinde Erbakan kadar hırslı olanların insanlığa nelere malolduğu hem tarih tarafından tecrübe edilmiş hem de halen tecrübe edilmektedir. Stalin, Hitler gibi eskimiş hırslı imansızların insanlığa maliyeti herhalde tartışma dışıdır. Keza bu gün için Kaddafi gibi imansızların insanlığa ve halkına maliyeti canlı yayında izlenmektedir.
İman böyle bir şeydir. “Ahirete iman” böyle bir şeydir. İslam’ın sadece kefenle defin anlayışının hikmeti bilinir. “Ahirete sadece siz geleceksiniz, yanınızda getirebileceğiniz hiçbir şey yok, sevap ve günahınızdan başka…”. Mümin Erbakan da bu anlayışa uygun bir merasimi vasiyet etti. Allah rahmetini esirgemesin.
Vasiyetin ikinci manası olan siyasi rejimi protesto bahsine gelirsek…
Bu ülkede, ağır sanayi, tam bağımsızlık, lider ülke, manevi kalkınma gibi ana başlıklarda toplayabileceğimiz siyasi projesi, halkın düşmanı silahlı ve sivil bürokrasi tarafından sürekli engellenmiştir. Hayatında bir defa (ilk defa) başbakan olduğunda, ülkenin de ilk “denk bütçesini” hazırlamasına rağmen üzerine tanklar sürülen bu adam, “kör ölünce badem gözlü olur” cinsinden övgülerle yadediliyor. Timsah gözyaşlarını bile 14 yıl sonra ancak döken alçaklar, ülkeye kattığı ve katabileceği değerleri imha etmek için sıraya girmiş aç sırtlanlar gibi üzerine saldırıyorlardı, 28 şubat sürecinde… Erbakan hoca, tüm bu alçaklara karşı en manidar tavrını, cenaze merasimi ile ilgili vasiyetiyle koydu.
Resmi merasim istememekle aslında, “sizin rejiminizin de, devletinizin de, ideolojinizin de…” diye başlayan bir cümleyi mezkur alçakların suratına, cenaze merasimi konusundaki vasiyeti ile tokat gibi vurdu. İkinci tokadını da muhtemelen cenaze merasimindeki, ülke tarihinin (Atatürk’ün cenazesi de dahil) en kalabalık nümayişiyle vuracaktır.
Kendinin edeben söyleyemediği o cümleyi ben söyleyeyim. Alın rejiminizi, devletinizi, ideolojinizi de başınıza çalın. Siz de gebereceksiniz. Bu dünyada nemrut ve firavun bile kalamamış ebediyen, siz kim oluyorsunuz ki? Gebereceksiniz ve hesaba çekileceksiniz. O inanmadığınız Allah, inanmadığınız mahşerde “mahkeme-i kübrayı” kuracak ve hesabınızı görecek. O inanmadığınız cehennemde, ebediyen kalacaksınız. Şehadet ederim ki, o güvenmediğiniz Erbakan’ın mahşerdeki hesabı sizin hesabınızdan sonsuz kere daha kolay olacak. Şehadet ederim ki, Erbakan hocanın gasp ettiğiniz hakları için sonsuz cehennem hayatınız içinde ayrıca sonsuz süre yanacaksınız. Aynel yakin biliyorum ki, cehennemde sonsuza kadar yanacaksınız. Cehennemi seviyorum, kafirler için… Cehennemi seviyorum, zalimler için… Cehennemi seviyorum, alçaklar için, katiller için, hainler için… Cehennemi seviyorum, sizin için… Allah’ı seviyorum, kafirleri adaleti ile yargılayacağı için… Allah’ı seviyorum, müminlere rahmetiyle muamele edeceği için…
Mahşerdeki halinizi televizyondan izler gibi görüyorum. Köpekler gibi yalvaracaksınız Erbakan hocaya, hakkını helal etmesi için… Fakat kafirler için af yok… Kafirler için rahmet yok… Zalimler için mağfiret yok… Sizin için ahrette cehennemden başka hiçbir şey yok. Allah’ın laneti ve gazabı üzerinize olsun.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

NUMAN KURTULMUŞ’UN DİKKATİNE…

Numan Kurtulmuş, Saadet partisinden ayrılmak zorunda kaldı. Yeni bir parti için çalışmalara başladığına dair haberler geliyor. Eski partisini (Saadet Partisini) dönüştürmekte ne kadar zorlandığını bildiğine göre, kuracağı partinin de dönüştürülmesi gereken bir parti olmaması lazım. Ki iyi bir parti kurabilmiş olsun…
Siyasi partilerin hedefi, iktidar (Hükümet) olmaktır. Devleti yönetmeye talip olmak… Devleti, milleti ve ülkeyi yönetmek… “Nasıl bir parti?” sorusunun cevabının aranacağı konu başlığı bu… Okumaya devam et

Share Button