TEŞKİLAT VE HAYAT

TEŞKİLAT VE HAYAT

Hayatı inşa etmek için ihtiyaç duyduğumuz unsurlar; fikir, kuvvet, teşkilattır. Fikir, özet olarak yeni bir hayat anlayışını ihtiva eden mana; kuvvet, yeni hayat anlayışını, hayatın içinde ikame etmek için gereken güç; teşkilat ise bunları yapacak maniveladır. Teşkilat, kendini fikre bağlayan, fikrin kuvvetini imal ve temin eden, onu hayatın ortasına diken manivela vazifesi görür.
Teşkilat sadece tatbikat vazifesini görmez, ihtiyaç hasıl olduğunda fikri imal, kuvveti temin ve bunları harmanlayarak hayata vaziyet eder. Teşkilatı bir noktada mevzilendirmek ve orada hapsetmek doğru olmaz. Sadece tatbikatı gerçekleştirecek “kol” vazifesi vermek teşkilatı anlamamak olur. Okumaya devam et

Share Button

Türkiye’nin sulh ve selâmeti nizâm-ı âlem siyasetiyle mümkün

Türkiye’nin sulh ve selâmeti nizâm-ı âlem siyasetiyle mümkün

Prof. Dr. Osman Turan “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi” adlı eserinde nizâm-ı âlem kavramını asıl mânâsını iyi bildiği halde İslâm’la milliyetçiliği birleştirmek isteyen kitlenin fikir gücüne güç katmak ve gaye ufkunu genişletmek için dünyaya nizam vermek mânasında kullandığını onu tanıyan birçok yazar söylemektedir.

Bu sebeptendir ki Osmanlı Devleti’nde sıkça geçen nizâm-ı âlem kavramının sadece dünyaya nizam vermek demek olmadığını, devletin bekâsı, kamu istikrarı ve asayiş gibi mânalarda kullanıldığını çok sonra öğrendik.

1980 öncesi ve sonrası İslâmî gayeler taşıyan bir kısım milliyetçi kitle tarafından “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi…” ndeki târifiyle dünyaya nizam vermek ülküsü mânasında kullanıldığı hatırlardadır.
Okumaya devam et

Share Button

NİZAM VE HÜRRİYET

NİZAM VE HÜRRİYET

(NOT: Bu yazı, “İnsan Ahlak Hukuk” isimli kitabımızdan nakledilmiştir)

Madde üzerinde nizam tesisi kolaydır, hendese ve bazı aletlerle o iş halledilir. Maddenin katı hali üzerinde nizam tesis imkanı, sıvı ve gaz haline geçince zorlaşmaktadır. Sabit halden hareketli hale doğru ilerledikçe nizam tesisi zorlaşmaktadır.
Sabit halden hareketli hale doğru ilerledikçe nizam ile birlikte hürriyet de mevzu olmaya başlamakta, mesele giriftleşmektedir. Hakikatte nizam ile hürriyet birbirinin mütemmimi olmasına rağmen, hayatta ve tatbikatta birbirinin zıddı gibi anlaşılmakta, bu anlayışı besleyecek türden tezahürlere de rastlanmaktadır.
Mevzu insan ve hayata kadar geldiğinde, nizam tesisi fevkalade zorlaşmaktadır. İnsan hareketin zirvesine ulaşmış varlık çeşididir aynı zamanda… Ve hareketinin hem akli (fikri) hem de hissi kaynakları bulunan, nizami hareketi bazen hürriyetine tehdit olarak görebilen sebepler ve gerekçeler kumkumasıdır. İnsan, hareketin zirvesine ulaşan varlık olması cihetiyle hürriyete en fazla ihtiyaç duyan ve bunu da talep eden varlıktır.
Sükunet nizamın, hareket hürriyetin tezahürlerinden birisidir. Tabii ki tek tezahürleri bunlar değildir ama meselenin anlaşılması için bu tezahürler tetkik edilebilir. Mesela trafik akışını tanzim etmek (nizami akış haline getirmek) için, muhtelif mesafelere ve kavşaklara ışıklı sinyalizasyon koyuyoruz, bir cihetten gelen akışı kırmızı ışıkla durdurup (sabitleyip) başka bir cihetten gelene yol veriyoruz. Anlaşıldığı üzere kesintisiz hürriyet (hareket) mümkün olamıyor.
Okumaya devam et

Share Button

DEVLET ANLAYIŞINA DAİR…

DEVLET ANLAYIŞINA DAİR…

Devlet (ve teşkilat) idaresinde üç ana istinat noktası var. İnsan, müessese, anlayış… Devlet, üçünden birine, ikisine veya tamamına istinat ile kurulabilir, idare edilebilir. Her devlette, bu üç istinat noktası, farklı oranlarda da olsa mevcuttur. Bazı durumlarda birisi veya ikisi üzerine kurulur ki, bu durum ifrattır ve sıhhatsizdir.

İnsan, kendini, “şahsiyet” ile inşa eder, şahsiyet ise ahlak ile kaimdir. Devletin insana istinat ettiği her husus, şahsiyet ve ahlaka dayanmak mecburiyetindedir. Ahlaksız ve şahsiyetsiz insanlara istinat eden devlet ve her türlü teşkilat, zoraki (güç ve zulüm ile) ayakta kalır ve ömrü kısa olur.
Okumaya devam et

Share Button

TALİM ve TERBİYE SÜREÇLERİ (RUHİ-AKLİ SÜREÇLER)

Backup_of_Backup_of_İNSAN ZİHNİİnsan telakkisi her meselede karşımıza çıkan, her meseleyi temellendirmek için ihtiyaç duyduğumuz ana mevzudur. İslam maarif anlayışı ise doğrudan insan telakkisi ile alakalı bir alan olup, sıhhatli ve muhkem bir insan tahlilini şart kılar. Bu meyanda mevzumuz hala “insan”dır.

İslam maarif nizamının talim ve terbiye süreçlerinde, insan bahsi doğrudan tedrisatın mevzuu olarak insandır. Tedrisatın hedeflerine atıf yapılsa da bu çalışmada esas olan, tedrisatın gerçekleştirilme süreçleridir. Bir taraftan hedefler işaretlenirken diğer taraftan insanı o hedeflere sevkedecek tedrisat tatbikatını, o hedeflere akacak mecraların tespitini, o hedefleri gözden kaçırmayacak güzergahın tayinini göstermektir. Okumaya devam et

Share Button

AKIL-HÜRRİYET AÇMAZINDA PSİKİYATRİ

AKIL-HÜRRİYET AÇMAZINDA PSİKİYATRİ
Akıl, belirli sınırlar içinde bulunmak, herhangi bir faaliyeti bir sebebe dayanarak ve bir maksadı hedefleyerek yapmak, toplumsal ölçülere sahip olmak gibi özellikler taşır. Her şeyi yapan melekeye akıl denmiyor, bilakis her şeyi yapmayan, yaptığını açıklayabilen melekeye akıl deniyor. Öyleyse akıl, hürriyetin değil, nizamın adıdır. Nizama tabi olmak, bir nizam çerçevesinde kalmak akıllılık halidir. Herhangi bir nizama tabi olmamak, hiçbir ölçüye riayet etmemek, akıllılık hali olarak tarif edilmiyor. Öyleyse kadim nizam-hürriyet paradoksu (ve tartışması), akıllılık-delilik tartışmasıdır. Akıllılık hali nizam, delilik hali ise hürriyet…
Her delilik hali, hürriyet fakat her hürriyet, delilik hali değil. Münasebeti tersinden kuranlar, her ikisini aynı şey zannederler.
Nizamı akıl temsil ediyorsa, nizamsızlığı (nam-ı diğer hürriyeti) ne temsil ediyor. Nizam, pozitif bilimlerde, aynı sebebin aynı neticeyi vermesi değil midir? İçtimai alanda ise nizamı, hangi sebebin hangi neticeye vereceğinin bilinebilir olması şeklinde tarif etmiyor muyuz? Ne zaman ne yapacağı veya hangi etkiye karşı hangi tepkiyi vereceğini bildiğimiz insana akıllı demiyor muyuz? Deliliği ise, ne zaman nasıl davranacağı bilinmeyen, hangi etkiye hangi tepkiyi vereceğini bilemediğimiz psikolojik hal olarak tarif etmiyor muyuz? Aynı zamanda hürriyet de böyle değil midir? Ne zaman ne yapacağını bilmemek, hürriyet hali değil midir? “Hür olmak istiyorum” diye bağıran adam, ne istiyor? Ne zaman ne yapacağımı planlamayın, ne zaman ne yapacağımı bilmeyin, beni bana bırakın, demiyor mu? Okumaya devam et

Share Button