TEPKİLERİN ÖLÇÜSÜ NE OLMALIDIR?

TEPKİLERİN ÖLÇÜSÜ NE OLMALIDIR?
ABD de yaşayan bir melun heyetin hazırladığı anlaşılan ve adına film denilen propaganda paçavrası İslam dünyasını ateşledi. Öyle bir ateşledi ki, can kayıpları ve yaralananlar oldu, öfke kan ile karıldı ve taştı. Ortaya çıkan sahneler, bir tarafıyla heyecan verici ve sevindirici bir tepki dalgası halinde tüm coğrafyayı dolaşmaya başladı diğer taraftan kaygı ve endişe verici şekilde yer yer aşırılaştı ve kan döküldü. Bu iki kutup arasında, “tepkinin ölçüsü ne olmalıdır?” sorusunun cevabı merak edilmeye ve cevaplanmaya çalışıldı. Gerçekten de bu sorunun doğru cevabı nedir?
Bazıları çokbilmiş edalarında, “Müslümanların oyuna geldiğini, gelmemesi gerektiğini” söylerken, sadece kendisi “oyunu” anladığını ve tahriklere kapılmadığını beyan çabasında… Oysa çokbilmişin farkına varmadığı nokta, “oyuna” gelmemek ve tahriklere kapılmamak için gösterdiği çaba ile “tepkisiz” kaldığı ve asıl “büyük oyuna” geldiğidir. İslam ülkelerinde ve Müslümanlar üzerinde oynanan “Büyük oyun”, her ne olursa olsun tepkisiz kalmaya ayarlı zihin ve kişilik (şahsiyet değil) organizasyonunu gerçekleştirmektir. Yaklaşık bir asırdan beri tutan bu oyun, bir müddetten beri Müslümanlardaki hassasiyet ve şuur gelişmesiyle bozulmaya yüz tutmuştur. Şimdi provokatörler, hassasiyetleri kaşıyarak ortaya çıkacak bazı kuralsız tepkiler üzerinden, gelişen şuur ve hassasiyet seyrini durdurma çabasına girdiler. Bu nokta unutulmamalı ve bu tür densizliklere ve dinsizliklere asla tavırsız ve tepkisiz kalınmamalıdır. En kötü tepki bile tepkisizlikten iyidir. Çünkü tepkisizlik, ölüm halidir, bizi bir asırdan beri ölüm uykusuna yatıranlar, uykudan uyanmaya başladığımız bu devirde, tekrar uykuya yatmamız için farklı metotlar geliştiriyorlar. Okumaya devam et

Share Button