Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır

Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır

İstanbul Beşiktaş’taki 44 şehidin ardından Kayseri’den gelen 14 şehidimizin haberi yürekleri dağladı.
Gün, vatan ve şehitler günüdür. Din ü devlet mülk ü millet için kıyama duralım!
Ey Türk Ülkesi’nin sahipleri! Kardeşlerin bir bir şehit olup geliyor.
Ey Türk askeri! Ey Türk polisi! Vakit kışlalarda kışlamanın vakti değil.
Şehitlerin kanı yüzümüe değiyor, canımız acıyor, şühedanın ruhu yüreğimizi sızlatıyor.
BU GELEN ŞEHİTLER KİMLERDİR?
Bu gelen şehitler kimlerdir? Bilir mi Vatan-ı İslâmiyye şuurundan mahrum zümreler? Bu ülkenin kremasını yiyen mütegallibe beyaz zümrelerin, liberal-laikçi seçkinlerin, nemelâzımcıların, lüpçü ve eyyamcıların umurlarında mıdır niçin şehit oldukları?
Vurun askerler vurun PKK’lıları! Gün vatan ve şehitler günüdür. Şüheda adına vurun Allah aşkına! Tekbir eşliğinde bütün savletinizle vurun PKK kâfirine! Vurun ki bitsin bu belâ.
Peygamber ocağı olan Türk ordusunun varlığı bombalanıyor. ABDHDPKK denen kahpe câniler fütursuzca saldırıyor. Okumaya devam et

Share Button

TÜRKİYE ŞEHİTLERLE İMTİHAN EDİLİYOR

Türkiye şehitlerle imtihan oluyor

Ellerinden tutun şehit analarının ve babalarının. Onlarla bir olup ağlayın bugün. “Gök ekin gibi biçilen” polis ve asker şehitlerimize dua edin. Her yer şehit, her yer dua bugün.

Evlat kaybı, hayatın belki de en zor imtihanı. Ölümün sebebi şehitlik olunca ana ve babanın acısı daha da ağırlaşıyor ve yüreklerindeki hüzün hiç kaybolmadan ulvi bir sızı gibi sürüp gidiyor.

“GÖK EKİNİ BİÇER GİBİ” ŞEHİT EDİYORLAR
Okumaya devam et

Share Button

Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…

Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…

Ölüsevici PKK ve dış düşmanların provokasyonu iş başında. Ankara’daki kanlı hadiseden HDPKK son derece memnundur. Ölümler çoğaldıkça, ölüsevicilik, yâni nekrofili tutkunlukları kabarmaktadır. Öldürmek bu kanlı örgüt “faydalı” ve “en iyi gelişmedir.”
Ankara’daki kanlı hadise gibi Türkiye’de PKK’nın işine yarayan bütün cinayetler HDPKK’nın siyasî yayılmacılığını kolaylaştırmak için yapılmış kanlı senaryolardan biridir.
Kanlı “Dâvaları” için ölenlerin tükenmesinden korkarlar. Ölümseverliği ilâhî buyruk gibi “kutsallaştırarak”, “birkaç arkadaş kendini yaksın, intihar bombacısı olsun” demeyi kanlı ideolojilerinin bir vecibesi olarak görürler.
Okumaya devam et

Share Button

Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları

Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Şehitler geliyor Türkiye’nin Doğu’sundan, din ü devlet mülk ü millet için yekinin!

Kardeşlerin bir bir şehit olup geliyor ey millet ayağa kalk! Vakit kışlalarda kışlamanın, tâtil mekânlarında geviş getirmenin vakti değil.

PKK işini yavaş tutuyorsa devletin yakasına yapış, dâhili hainleri görüp biliyorsan yüzüne tükür, lânet et. Bir gün olur ki şühedanın ruhu sizi taciz etmesin.

BU GELEN ŞEHİTLER KİMLERDİR?
Okumaya devam et

Share Button

Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli

Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli

Türkiye hiç tereddüt etmeden ve tarihî çizgisini unutmadan Cenevre Masası’nda PYD tehlikesinde karşı Bayırbucak Türkmenlerinin pozisyonu şartsız olarak gündeme getirmelidir. Lozan’da suni sınırla koparılan Bayırbucak Türkmenleri, Türkiye’nin tabîi bir parçasıdır.

Bir asırlık problem olan güney sınırlarımızdaki hâkimiyet ve güvenlik için Türkmenlerin hukukunu, statüsünü çözüm heyetine kabul ettirmelidir. Başka şansı yok.

Suriye’deki 3,5 milyon Türkmen merkezli bir dış siyaset Türkiye’nin olmaz olmazıdır artık. Sevr Antlaşması’nda olduğu gibi bir Kürt devleti kurmak niyetini hiç unutmayan Batılı güçlere Türkmenlerin varlığını bundan böyle daima ve kararlılıkla dış siyasette yürürlüğe sokmalıdır.
Okumaya devam et

Share Button

Ölüsevici PKK ve dış düşmanların provokasyonu iş başında

Ölüsevici PKK ve dış düşmanların provokasyonu iş başında

Ankara’daki kanlı hadiseyi İŞİD yapmış olsa da HDPKK bu hadiseden son derece memnundur. Ölümler çoğaldıkça, ölüsevicilik, yâni nekrofili tutkunlukları kabarmaktadır. Öldürmek ve ölü bu kanlı örgüt “faydalı” ve “en iyi gelişmedir.”

Ankara’daki kanlı provokasyon gibi Türkiye’de PKK’nın işine yarayan bütün cinayetler, katliamlar HDPKK’nın siyasî yayılmacılığını kolaylaştırmak ve mazlum gösterilmesi için yapılmış kanlı senaryolardan biridir

Kanlı “Dâvaları” için ölenlerin tükenmesinden korkarlar. Teşkilâtları ölümseverliği ilâhî buyruk gibi “kutsallaştırarak”, “birkaç arkadaş kendini yaksın, intihar bombacısı olsun” demeyi kanlı ideolojilerinin bir vecibesi olarak görürler.
Okumaya devam et

Share Button

Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri

Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri

Dindar ve ümmetçi Kürt kardeşlerimiz özerklik konusunda tavırlarını netleştirmelidir konulu yazımıza birkaç cevabî mektup daha geldi. Bunların içinden mektubuna “HDPKK Gerçeği” başlığını atan Diyarbakırlı Faruk Sevgi,‏ Kürt olarak Türkiye’nin bütünlüğünden kopmanın doğru olmadığını anlatıyor. HDPKK’nın Türkiye’ye zarar verdiği gibi, bütünlük içinde olmak isteyen dindar Kürtlere de zarar verdiğini söyleyerek devletin âcilen yapması gerekenleri bizzat yaşadığı tecrübelerden hareketle belirtmiş. Hülâsası şöyle:
Okumaya devam et

Share Button

Adam gibi devlet ve istihbarat olsaydı bu şehitler verilmezdi

Adam gibi devlet ve istihbarat olsaydı bu şehitler verilmezdi

Nato’nun “Dördüncü büyük ordusuymuşuz.” Otuz yıldır düzenli bir ordu olmayan HDPKK terör örgütüyle baş edemeyen ordunun kemmiyet olarak Nato’nun dördüncü ordusu olması zamâne savaşlarında bir şey ifade etmiyor.

Keyfiyet lâzım. Yâni yeni savaş metodlarına ve birinci elden kuvvetli istihbarat imkânına sahip ordu veya polis kuvveti gerek. En küçük birliğin dahi operasyona çıkmadan önce inisiyatif kullanma yetkisi olmalı.

Yola çıkmadan önce teröristlerin her adımına, her faaliyetine dair istihbarat edinmeli. Yukarıdan aşağıya hiyerarşik bilgi ve tâlimatın irade zaafına sebebiyet verdiği bilinen bir gerçek.

Bugünkü askeri teknolojisiyle yola çıkan askerî birlik operasyon ve takip yapılacak güzergahta mayın olup olmadığını her beşyüz metrede bir tesbit ederek hareket etmeli değil midir?
Okumaya devam et

Share Button

“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı

“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı

Aç canavara (HDPKK’ya) tahabbüb, yâni sevgi göstermek, muhabbet beslemek, siyaseten de olsa, müdârâ icabıda olsa hayırlı bir netice hâsıl etmeyeceği belliydi.

“Aç canavara karşı tahabbüb, onun merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister… Bu sebeple canavara karşı şefkat, merhamet ve muhabbet değil, onu defedecek tedbirleri bulmak ve cesaretle uygulamak gerekir” diyor Said Nursî Hazretleri.
Okumaya devam et

Share Button

Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları

Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Şehitler geliyor Türkiye’nin Doğu’sundan, din ü devlet mülk ü millet için yekinin!

Kardeşlerin bir bir şehit olup geliyor ey millet ayağa kalk! Vakit kışlalarda kışlamanın, tâtil mekânlarında geviş getirmenin vakti değil.

PKK işini yavaş tutuyorsa devletin yakasına yapış, dâhili hainleri görüp biliyorsan yüzüne tükür, lânet et. Bir gün olur ki şühedanın ruhu sizi taciz etmesin.

BU GELEN ŞEHİTLER KİMLERDİR?

Bu gelen şehitler kimlerdir? Bilir mi Vatan-ı İslâmiyye şuurundan mahrum zümreler? Bu ülkenin kremasını yiyen mütegallibe beyaz zümrelerin, liberal-laikçi seçkinlerin, nemelâzımcıların, lüpçü ve eyyamcıların umurlarında mıdır niçin şehit oldukları?
Okumaya devam et

Share Button

Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir

Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir

“HDPKK” ye kimler oy verdi? Kimler semirmesine yardım etti? HDP’nin desteklediği PKK’nın son kanlı eylemleri karşısında susanlar, medya ve “cemaat” ayaklarıyla yardım edenler kimler?

Liberal iş çevreleri, İsrail yanlısı holdingler, marjinaller, sapık gruplar, Nazlıyev Ilıcakoviç gibi gazeteciler, ahlaksız sanatçılar ve film artistleri, Pensilvanya’ya bağlı sözde cemaatin bağlısı polisler, askerler, bürokratlar, hâkim ve savcılar, levantenler, azınlıklar ve benzeri bilumum güruh HDPKK’ye oy vermiş ve oy verilmesi için propaganda yapmışlardır ki Türkiye’nin anarşiye sürüklenmesinde pay sahibidirler.

Kim “HDPKK” nın kanlı eylemlerine itiraz etmiyorsa ve oy vererek Türkiye’nin başına belâ olmasına sebep olmuşsa haindir.

Kim HDPKK’ye dili ve eliyle, köşe yazarlığı ve gazetesiyle, cemaatı ve televizyonuyla destek vermişse bölücülerin şerikidir.
Okumaya devam et

Share Button

ŞEHİDİN KANI YERDE Mİ KALACAK?

Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?

Her şehit haberi geldikçe, şehitlerle birlikte “vurulup vurulup kıvranıyor” millet. Öfke ve figan Anadolu’yu sarıyor, öfke ve gözyaşı anaların, babaların, eşlerin, çocukların ciğerlerini dağlıyor, öfke ve acı damar damar, yürek yürek büyüyor.

Bu öfkede nefs ve kin, menfaat ve hınç yok. Bu öfkede Allah (c.c)’ın âyetlerine, Hz. Peygamber (s.a.v)’in sünnet ve hadisine aykırılık, kader ve ecel vaktini inkâr yok.

Şüphesiz ki Allah (c.c), âyetinden bildirdiği üzere her kul bir vesile kılınarak ölecektir ve şehitlik mertebesine ulaşacaktır. Âmenna!
Okumaya devam et

Share Button

Nizam-ı âlem için PKK’lılar asılmalı ve sıkıyönetim ilân edilmeli

Nizam-ı âlem için PKK’lılar asılmalı ve sıkıyönetim ilân edilmeli

PKK ve yandaşlarının “Suruç protestosu” adı altında Türkiye’nin birçok şehir ve ilçelerinde vahşice, vandalca yaptıkları terör, devlet ve milletin varlığına karşı yapılmış bir savaş çağrısıdır. Öldürüyorlar, yakıp yıkıyorlar…

Savaştır bunun adı. Savaş açan düşman alçaklığın, vahşetin bütün şenaatını taşıyarak saldırıyor. “Kendilerine haksız yere saldırılan kimselere savaşma izni verilmiştir. Şüphesiz Allah onlara yardım etmeye kadirdir (Hacc suresi / 39-40).

O zaman açıp Kur’ân-ı Kerim’i böyle bir düşmana ne yapılır, gereğini yerine getirmeli. Merhamet, sevgi ve otoriteyi âyet üzere tatbikata koymalı:
Okumaya devam et

Share Button

TÜRKLERLE KÜRTLERİN PAYLAŞAMADIKLARI

TÜRKLERLE KÜRTLERİN PAYLAŞAMADIKLARI
Bir gurup doktorla bir gurup muhasebeci bir araya geliyor, dernek kuruyor. Muhasebecilerin sayısı doktorlardan az, doktorlar diyor ki, “derneğin isminde sadece bizim ismimiz olsun”. Muhasebeciler buna itiraz ediyor, “hayır, derneğin isminde bizim de ismimiz olsun”. Başlıyorlar kavgaya… Yıllar sürüyor kavgaları, birbirlerine verdikleri zararın haddi hesabı yok. Doktorlar çoğunluk oldukları için sadece kendi isimlerinin yazılmasından vazgeçmiyorlar, bunu gururlarına yediremiyorlar, nasıl bir gurur ise… Muhasebeciler de, kendilerinin de olduğunu, doktorların adı varsa kendilerinin de olması gerektiğini söylüyor, kendilerine göre bir gurur üretiyorlar. Yıllarca süren kavgada birbirlerine verdikleri zararı umursamadan dernek tüzüğünde (siz anayasa olarak anlayın) hangi ismin veya isimlerin yazılması gerektiğini, iki tarafı da tatmin edecek şekilde karara bağlayamıyorlar.
Bu kadar basit değil tabii… Doktorlar diyor ki, “derneğin kurucu iradesi ve sahibi olan kişi, böyle buyurmuş, ona ihanet edemeyiz”. Muhasebeciler diyor ki, “kurucu irade ve kurucu kişi yanlış yapmış, yıllarca bu yanlış devam ettirildi ve bizi yok saydınız, mesleğimiz muhasebeci olduğu halde doktor gibi davranmamızı istediniz, bunu yapamayız”. Doktorlar diyor ki, “Derneğimizin kurucusu hata yapmış olamaz, o asla hata yapmaz, size ‘muhasebeci kökenli doktor’ demiş, böyle kalacak ve hayatınıza devam edeceksiniz”.
Komik değil mi bu durum? Karikatürize ettiğimizi mi düşünüyorsunuz? Zihni angajmanlarınızdan sıyrılın ve meseleye biraz sakin şekilde bakmayı deneyin, bu kadar komik bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anlayacaksınız. Aslında meselenin esas komik tarafını daha yazmadık, mizansenimizden devam edelim… Okumaya devam et

Share Button

“ÜÇ PKK’LININ SEVDİKLERİNE BAŞSAĞLIĞI” DİLENİR Mİ?

“Üç PKK’lının Sevdiklerine Başsağlığı” Dilenir mi?
Sayın Mümtaz’er Türköne,
Bu târiznâmeyi Allah şahittir ki “ulusalcı-milliyetçi” bir düşünce ve parti sempatizanı olarak değil, Türkiye’yi bu hâle getirenlerin Türk ve Kürt ulusalcı Ergenekoncular olduğunu, PKK elebaşısının darbecilerin kontrollü bunalım stratejisi piyonu olarak kullanıldığını, vesayetçi generallerin çöktüğünü âcizane dile getiren biri olarak yazıyorum.
15 Ocak 2013 tarihli Zaman Gazetesi’ndeki “Başsağlığı” yazınızdaki “Kim olursa olsun, ölenlerin peşinden kem söz söylenmez” ve “Asgari olarak kim olursa olsun herkesin kaybına saygı duyacaksınız. Bu cümleden olmak üzere Paris’te suikastta hayatını kaybedenlerin sevdiklerine başsağlığı diliyorum” cümleleriniz, Atatürkçü Cumhuriyet’in mezâlimini dile getiren yazılarınıza, “millî” mefhumları ulusalcı milliyetçilerin yanlışlarından ayırarak ortaya koyuşunuza hâlel getirmiş? Size düşer miydi PKK’lıların sevdiklerine başsağlığı dilemek? Yazılarınıza zül getiren o ifadeleri kullanmak size hiç yakışmamış. Okumaya devam et

Share Button

BOŞANMADIK, NİKAH TAZELİYORUZ

BOŞANMADIK, NİKAH TAZELİYORUZ
Cumhuriyet döneminde başlayan Kürt isyanlarının sebebi, Türkçülük ve batıcılık hastalığının ülkede hakim siyasi kültür haline gelmesidir. Türkçülük ideoloji ve siyasetinin Kürtçülüğü tetiklediği artık herkes tarafından anlaşıldı ama batıcılık siyasetinin Kürtçülüğü tetiklediği hala farkedilemedi. Batıcılık siyaseti Kürtçülük cereyanını iki cihetten etkiledi, birincisi, ülkede uygulanan ateist laiklik, Müslüman kimlikli Türkü de Kürdü de isyan ettirdi. İkincisi, batılılaşmayla beraber canlanan, meşru altyapı bulan batı kaynaklı ideolojik hareketler Kürtçülük cereyanını tetikledi. PKK’nın ideolojik kimliğine bakıldığında mesele anlaşılır, PKK, hem Kürtçü hem de sosyalist bir örgüttür. Batılılaşma, bu ülkede batının felsefe ve kültürüne karşı olan Türk ve Kürt unsurlar tarafından reddedilirken isyan siyasi rejime yöneldi, ilginçtir Batılılaşmış Türk ve Kürt unsurlar ise bazen siyasi rejime karşı isyan etse de, umumiyetle bu coğrafyada yaşayan milletin, Türk ve Kürt kavimlerinin asli kimliğine, İslam’a isyan etti. Kısaca Batılılaşmış ve batıcı siyaset, bu ülkeye, derinliğine bir bölünme ve parçalanma, husumet ve düşmanlık getirmiştir.
Yeni bir Türkiye kurulurken bu durum devam edebilir mi? Cumhuriyet döneminin birçok özelliği tasfiye edilirken, halka sirayet etmiş, sirayetinin neticesi sadece parçalanma meydana getirmiş batılı dil ve üslup tasfiyeden kurtulabilir mi? Ulus devlet diye diye Kürtleri isyan ettiren, “geçerli ve doğru olan “ulus devlet” ise, bizim de bir ulus devlet hakkımız var, bu hakkımızı istiyoruz” diye dağa çıkmalarına sebep olan, özünde batıcı bir dil hangi sebeple tasfiyeden kurtulabilir? “Türkçülük ve Kürtçülük nasıl oluyor da batılı ve batıcı bir dil oluyor?” diye soracak kadar sığ idrakliler hala var mıdır bu ülkede? Milliyetçilik ve ırkçılık batıda doğan ve dünyaya bela getiren siyasi cereyanlardır, Türkiye’ye (Osmanlıya) oradan gelmiş ve bizi tüketmiştir. Okumaya devam et

Share Button

AKPARTİ’NİN SEÇİM PLANI NETLEŞMEYE BAŞLADI

AKPARTİ’NİN SEÇİM PLANI NETLEŞMEYE BAŞLADI
Akparti’nin, 2014 Cumhurbaşkanlığı ve 2015 milletvekili seçimleri için yaptığı planlar netleşmeye başladı. Seçim projeksiyonları oluşturan parti birimi, hükümet uygulamaları ile seçim projeksiyonları arasındaki paralelliği oluşturmaya çalışıyor. Bazılarının iddia ettikleri gibi Kürt meselesinin çözümü veya başka hadiseler, seçim yatırımı değil, bunlar hükümetin, ülkenin temel meselelerini çözmek için yaptığı hamleler. Akparti’deki teşkilat yapısını hala çözemeyenler, bu teşebbüsleri seçim yatırımı olarak görmek yanlışına düşüyor. Oysa partinin seçim projeksiyonu oluşturan birimi, hükümet uygulamalarını takip ediyor ve o uygulamalar ile seçim projeksiyonu arasındaki zaman ayarını yapıyor. Bu çalışma tarzı sadece seçim projeksiyonları oluşturan birime has bir özellik değil, başka birimler de benzer metotlarla çalışıyor.
Zamanlama bakımından hedefe (seçim zamanına) ulaşacağı düşünülen gelişmeler, Kürt meselesinin çözümü, Suriye devriminin neticelenmesi, Irak merkezi hükümetinin yıkılması veya zorlanması, Mısır’daki devrimin yeni bir devlet inşasına başlaması ve Türkiye ile “hayal” bile edilemeyecek ittifakların kurulması, AB ülkelerindeki iktisadi krizin ağır hasarlar vermesi ve Türkiye’ye ihtiyacın artması, İsrail’in Mavi Marmara konusunda diz çökmesi gibi her biri bir seçim kazanmaya kafi gelecek hacimli konular. Daha önceki hükümetlerin, bu gelişmelerden birisi için ütopik bedeller ödeyeceği fakat bunların bir kısmının bu hükümet zamanında denk geldiği bir kısmının ise hükümet uygulamalarıyla başarıldığı konuşuluyor Ankara’nın muhtelif mahfillerinde. Gerçekten de durum aynen böyle… Okumaya devam et

Share Button

ADAM GİBİ KOMUTAN OLSAYDINIZ BU ŞEHİTLER VERİLMEZDİ

Adam Gibi Komutan Olsaydınız Bu Şehitler Verilmezdi

Nato’nun “Dördüncü büyük ordusuymuş.” Öyle mi? Çeyrek asırdır düzenli bir ordu olmayan kırsal bir terör örgütü PKK’yla baş edemedi bugüne kadar. Askerden başka bir şeye benzer bizde kurmay ve komutanlar. Ama gerçek bir kurmay asker olmadıkları belli.

Hantallaşmış, mücadele ve taktik geliştirme cehdleri çökmüş. Öyle olmasaydı şayet, Elazığ Askerî Toplama ve Kabul Kampı’ndan otobüs ve zıhlılarla kıtasına katılan askerlerimizin pespaye bir şekilde nakline izin vermezlerdi.

Gerçek bir kurmay ve komutan olsalardı bu metodun kaç kez zaafa uğradığını, düşman PKK’nın anında bilgi alabileceğini, sağır sultanın bile duyduğu Asker Kabul ve Nakil Kamplarının dağıtım günlerini PKK’nın da bilebileceğini, dahası içeriden birilerinin hainlik edip bilgi sızdırabileceğini bilirlerdi.

SANAYİ DÖNEMİ BÜROKRATLARINA BENZER BİZDE ASKERİ KURMAYLAR VE KOMUTANLAR Okumaya devam et

Share Button

TEŞKİLATIN 2014 SEÇİM PROJEKSİYONU

TEŞKİLATIN 2014 SEÇİM PROJEKSİYONU
Teşkilat iki seçim için özel olarak çalışıyor. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2015 genel seçimler. Bu iki seçimi büyük ihtimalle birleştirecekler. “Teşkilatın Suriye Projeksiyonu” başlıklı yazımızda anlattıklarımız 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığından önce tamamen gerçekleşirse, erken genel seçim kararı alınarak iki seçim mutlaka birleştirilecek.
2014 seçim projeksiyonunun konuları şunlar; birincisi Suriye entegrasyonu, ikincisi önümüzdeki yıl beklenen dünya (aslında batı) ekonomik krizi, üçüncüsü içerideki Kürt sorunu… Başka konularda var ama seçim projeksiyonu temelde bu sacayağı üzerine kurulu.
Teşkilat bu sene yapılacağı söylenen yeni anayasanın yapılamayacağını düşünüyor. Yeni anayasa yapılamayacağı için de “başkanlık” konusu askıda kalacak. Seçimin hedefi de yeni anayasa ile başkanlık konusu olacak.
Şimdi… Okumaya devam et

Share Button

NEKROFİL (ÖLÜSEVİCİ) PKK VE RECULİYETİ OLMAYAN DEVLET

Nekrofil (Ölüsevici) PKK ve Recüliyeti Olmayan Devlet

PKK’lı nekrofiller, yani ölüseviciliği katliama dönüştürmüş olanlar, eylemlerinde ölenlerin sayısal varlıklarını hedeflerine ulaşmakta en önemli vasıta kabul ederler. Dolayısıyla her PKK’lı ve bu câni örgütü destekleyen BDP’li yandaşları da nekrofildir. Bu şenî örgüt ve yandaşlarının ideolojilerinde öldürmek patolojik bir şiddete dönüşmüştür. Sözde “Kürtlük” adına öldürmeyi doktrinleştirdiler. “Öl ve öldür”, bu katil örgütün nekrofilik sloganıdır. Tek gayeleri Türkiye’yi “ölüm tarlalarına” dönüştürmek.

PKK VE BDP İÇİN EN İYİ KÜRT ÖLÜ VE ÖLDÜREN KÜRTTÜR

PKK, “Daha çok ölü istiyorum” tâlimatını veriyor cânilerine. Hasan Sabbah’ın Alamut Kalesi’nde yetiştirdiği kaatil haşhaşîyyun militanlarından daha âdi, daha cânidir PKK ve yandaşları. Bu alçak örgüt ve BDP için en iyi Kürt, ölü ve öldüren Kürttür. Dostluğa, medenîliğe, barışa ve Türklerle devam eden bin yıllık İslâm kardeşliğine düşmandırlar. Okumaya devam et

Share Button