RASİM ÖZDENÖREN İLE ÇOK İŞİMİZ VAR

RASİM ÖZDENÖREN İLE ÇOK İŞİMİZ VAR
Bir konunun esasına dair bir fikrimiz olmalı, temel konularda ise bir “telakkimiz”… Esasına dair fikir sahibi olmadığımız, kafa patlatmadığımız, fikir çilesi çekmediğimiz bir mevzuun, müştaklarını, tezahürlerini, neticelerini, eserlerini konuşmak, konuşmaya çalışmak, bunları yaparken de iddialı olmak çok ciddi bir problem. Misal, İslam’ın sanat telakkisi ile ilgili hiçbir temel tefekkür çabasına girmeden, kuşatıcı bir fikir imal etmeden, muayyen bir çerçeve oluşturmadan, tezahürlerine dair beyanda bulunmak, esas itibariyle tefekkür değil olsa olsa gevezeliktir. Sanat telakkisi yoksa, şiir telakkisi (poetika) yoktur, şiir telakkisi yoksa, herhangi bir şiir hakkında söylenebilecek ne olabilir ki?
Silsile belli, önce İslam’ın yekununu en azından tefekkür alanında anlamak, sonra ona dair temel meseleler ile ilgili telakkilere sahip olmak, sonra her mevzuun eserlerini, o mevzuun oluşturduğu havzada (veya çerçevede) vermek ve değerlendirmek… Türkiye’de İslam’ın sanat telakkisini (tabii ki her konudaki temel anlayışını) anlamak, anlamak için çabalamak gibi bir gayret yok, buna mukabil her konuda İslam ile ilgili fikir(!) beyan etmek moda…
Temel meseleler tarassut edilse görülür ki, en zor, en girift, en muhataralı olanı sanattır. Sanat, tabiatı gereği çerçeveye alınması, nizami bir izaha kavuşturulması, terkip ve bütünlüğün yakalanması zor olan konuların başında gelir. Fikir, ilim, sanat üçlemesinde, sanat, fikir ve ilmin vuzuhuna hiçbir zaman sahip olmamış, sarahat çabaları daima akim kalmış, terkip teşebbüslerini yolda bırakmıştır. Mevzuun tabiatındaki giriftlik, ya meseleyle ilgilenilmesine engel olmuş veya sanatı düpedüz hoyratlık alanı haline getirmiştir. Okumaya devam et “RASİM ÖZDENÖREN İLE ÇOK İŞİMİZ VAR”

RASİM ÖZDENÖREN’İN CEVABINA CEVAP

RASİM ÖZDENÖREN’İN CEVABINA CEVAP
Rasim ÖZDENÖREN’in Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde, 09.12.2012 tarih, “Cibilliyet labirenti” başlıklı yazısına dair, 10.12.2012 tarihinde www.fikirteknesi.com sitesinde, “Şimdi de Rasim Özdenören” başlıklı bir tenkit yazısı yayınlamış, yazıyı aynı zamanda Rasim beyin e-mail adresine göndermiştik. Rasim Özdenören, 20.12.2012 tarihinde gazetedeki köşesinde “Bu da bir başkası” başlıklı yazısı ile tenkit yazımıza cevap vermiş. Bazı hususların izahı için meseleye dönme ihtiyacı hissettik.
Rasim Özdenören’in, ehemmiyetine binaen yazısının sonundaki ifadesiyle başlamakta fayda var, şöyle diyor yazısının “hüküm kısmında”; “Resulullah (sav) hakkındaki hassasiyetimizi kimse teste tâbi tutmaya gayret etmesin. Bu hassasiyet bizim zihnimizde ve kalbimizde onların tahayyülünün ötesinde konuşlanır. Vesselam…”
Özdenören’in bu beyanı, küçük bir değişiklikle doğru… Zaten önceki yazımızda da ifade ettik, Rasim Özdenören’in imanından, İslam’ından tereddüdümüz yok, Müslüman bir fikir adamı olduğu için kıymet veriyor, yazılarını takip ediyor, yine Müslüman bir fikir adamı olduğu için yazılarını tenkit ediyoruz. İfadesinde yapacağımız “küçük değişiklik” şu; hassasiyet yerine hissiyat kelimesini koymak… Zaten çabamızda tam bu nokta için… Okumaya devam et “RASİM ÖZDENÖREN’İN CEVABINA CEVAP”

RASİM ÖZDENÖREN’İN İBRAHİM SANCAK’A CEVABI

Rasim Özdenören, bu günkü yazısında (20.12.2012) yazarlarımızdan İbrahim Sancak beyin 10.12.2012 tarihinde sitemizde yayınlanan “ŞİMDİ DE RASİM ÖZDENÖREN” başlıklı tenkit yazısına cevap vermiş.

ibrahim bey Rasim beyin yazısına (cevabına cevap) şeklinde yazısını bu gün yayınlayacak. Duyurulur.

ŞİMDİ DE RASİM ÖZDENÖREN

ŞİMDİ DE RASİM ÖZDENÖREN
İslam Medeniyetinin tarihte ilk defa başka bir coğrafyada uç vermeden çökmesi, Müslümanları çok ağır şekilde etkiledi. İslam’a muhatap olmak, İslam ile münasebet kurmak, İslam’a teslim olmak, İslam’ı kalp ve zihin evrenine tüm safiyetiyle taşımak, kalbi ve zihni evreni baştan sona İslam ile inşa etmek, kalbi ve zihni evrendeki unsur, mecra, hamle, malzeme, merkez gibi her şeyi İslam’dan hareket eden ve İslam’a yönelen bir bünye ve muhtevaya kavuşturmak sanki artık imkansız hale geldi. Anlayış ayarı bir türlü tutturulamaz oldu, bir türlü İslami hassasiyet kuşanılamaz oldu. Nasıl oluyorsa Müslüman fikir adamları bir şekilde savruluyor, bir konuda savruluyor, bir açıdan savruluyor, bir seviyede savruluyor.
Şimdi de Rasim Özdenören… Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde, 09.12.2012 tarih, “Cibilliyet labirenti” başlıklı yazısıyla gözümüze çarptı.
Özdenören, iyi bir konu tespit etmiş, tetkik ettiği konu aktüel ve mühim. Konu seçimindeki isabet takdire şayan… Konu, insanların mesuliyet üstlenmekten kaçınması, mesuliyetsizliği ahlak edinmesi, hesap vermeye yanaşmaması gibi bir muhtevaya temas ediyor ki zamanımızın ağır ve yaygın hastalıklarından biri.
Lakin Özdenören’in konuyu işleme şekli ve anlama seviyesi tam bir facia… Okumaya devam et “ŞİMDİ DE RASİM ÖZDENÖREN”

İSLAMCILIK TARTIŞMASININ “HARİCİLERİ”-7-TARTIŞMAYA KATILMAYANLAR

İSLAMCILIK TARTIŞMASININ “HARİCİLERİ”-7-TARTIŞMAYA KATILMAYANLAR
Bir de tartışmaya katılmayanlar var, ülkede ilk defa önemli bir tartışma başlamış ama fikir adamlarının bir kısmı tartışmaya katılmıyor. Birçok kişinin merak ettiği fikir ve ilim adamları var bunların içinde. Tartışmaya katılmadıkları gibi, neden katılmadıklarını da izah etmiyorlar. Hani tartışmaya katılmamanın özel bir sebebi olabilir, en azından neden katılmadığınızı açıklayın.
Bazılarında tam bir ölü sessizliği… Kendi sütununun karşısındaki sütunda canhıraş bir tartışma sürüyor, köşe komşusu bir mevzii tutmuş ve canla başla uğraşıyor, zannedersiniz ki, yazı yazdığı gazeteyi (ve diğer gazeteleri de) okumuyor.
Bazı insanlar vardır, çok sinsiler, içten hesaplılar. Bir kavga varsa, kenara çekilip, taraflarını belli etmek için bitmesini seyrederler, çünkü her zaman kazanan taraftadırlar. Aşağıda isimlerini sayacağımız insanlar için böyle bir şey söylemek mümkün değil. Fakat adamlar, kör, sağır, dilsiz… Hallerine bakınca, insanın aklına bin bir türlü düşünce geliyor.
*
Herkesin takip ettiği, itibar ettiği, fikrini merak ettiği yazar listesi farklıdır tabii ki, benim ilk aklıma gelenler, Ahmet Taşgetiren, Rasim Özdenören, Akif Emre… Bunlar gazetelerde köşeleri olan adamlar. Bir de gazetelerde yazmayan fikir adamları var ki mesela birisi fevkalade önemli; Sezai Karakoç… Sezai bey nerede yazsın diye itiraz etmeyin, yazısını hangi gazete basmaz ki. Okumaya devam et “İSLAMCILIK TARTIŞMASININ “HARİCİLERİ”-7-TARTIŞMAYA KATILMAYANLAR”