PARAPSİKOLOJİ VE RUHİ İLİMLER

PARAPSİKOLOJİ VE RUHİ İLİMLER

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Batıda bilim mecrası, materyalist, rasyonalist, pozitif çerçeveye oturduğu günden itibaren idrakini “beş hassa”nın dışına kapadı. Beş hassa ile bilemediği varlığın ve vakıanın olmadığına inandı. Dikkat, inandı… Çünkü bilim ya kaynağında bir inanç taşır veya bir müddet sonra bazı kaideleri inanç haline getirir. Materyalist felsefe zaten bir inançtı, maddeyi de sadece akılla anlamaktan ibaret bir rasyonalist inanç eklendi, bunların bilim mecrası olarak da pozitivizm geliştirildi. Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİ-5-İNSAN İLMİ

İLİMLERİN TASNİFİ-5-İNSAN İLMİ
Bugünün dünyasında insan ile ilgilenen çok sayıda bilim(!) var. Batı kültürünün ürettiği ve bununla sınırsız şekilde övündüğü, psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, iktisat, idare, siyaset vesaire beşeri ilimler sınıfından sayılacak çok sayıda bilim mevcut. İlginç olan ise mesela biyolojiyi beşeri ilimler sınıfında değil, müspet ilimler sınıfında saymasıdır, oysa biyoloji, tıp gibi bilimler de beşeri bilimler sınıfındadır. Bunların her birinin alt dalları da istiklalini ilan etmek üzere gelişmeye devam ediyor. Her ihtisaslaşma ve her bağımsızlaşma, bilgiyi dağıtıyor, parçalıyor ve anlamsızlaştırıyor. Önceki yazılarımızda anlaşıldığı üzere mesele, ihtisaslaşmaya reddiye değil, ihtisaslaşmanın sınırını tayin hususudur.
Beşeri ilimlerin tek bir “terkip ilmi” bünyesinde toplanması ihtiyacı çok yüksek… Müspet ilimlerin “tekevvün” ilminde toplanması ve terkip edilmesine yöneltilecek itiraz şüphesiz daha az olacaktır. Çünkü müspet ilimler arasındaki müşterek pay, beşeri ilimlerdeki müşterek paydan daha fazladır. Beşeri ilimleri tek bir ilim çatısı altında toplama teşebbüsü, bu ilimler arasındaki ortak payın azlığına dayalı ciddi itirazlara muhatap olacaktır.
Beşeri ilimlerdeki müşterek pay, insandır. Fakat insan ortak payı, müspet ilimlerdeki müşterek payın hususiyetlerine sahip değildir. Beşeri ilimler, insan ortak payından çok daha uzaklaşmış durumdadır. Batının ürettiği kültür, beşeri ilimler ile insan arasındaki mesafeyi çok fazla açmış ve bu ilimlerle insana ulaşılamaz olmuştur. İnsandan doğan, insanın meseleleriyle ilgilenen (ilgilenmesi gereken) beşeri ilimler, insandan bağımsızlaşmış ve insanı kendine uydurmaya başlamıştır. Batı medeniyet, kültür ve hayatından bağımsızlaşmadan, beşeri ilimleri terkip etmek ve bir terkip ilmi inşa etmek kabil olmayacaktır. Diğer taraftan, beşeri ilimleri bir terkip çatısı altında toplama ihtiyacı, batıda, dünyadaki herhangi bir kültür ikliminden daha fazladır. Zira batının çöküşünün ana sebeplerinden birisi de, beşeri ilimlerdeki atomize olduğu görülen “aşırı ihtisaslaşma” ve buna bağlı olarak beşeri ilimlerin insandan bağımsızlaşmasıdır. Ne var ki bizim derdimiz batı değil, bizzat kendi insanımız ve İslam medeniyetidir.
*
Her ilim insan için olduğu ve insan tarafından keşfedildiği ve kullanıldığı için, insan ile ilgisi vardır. Bu sebeple beşeri ilimleri tespit ederken, insan ile ilgisini “muayyen bir yoğunluk” olarak tayin etmek gerekir. Bu sebeple doğrudan insan ile ilgili ilimler, beşeri ilimler sınıfına alınmalıdır. İlimlerin tasnifinde kullanılacak mikyaslar, batıdaki mikyaslardan farklı olmalıdır. Batının kullandığı mikyaslar, ilmi esas alır ve ilmin hususiyetlerine göre bir tasnif yapar. Bu sebeple biyoloji, onların tabiriyle “nesnel bilgiler” ihtiva ettiği, edebileceği için müspet ilimler sınıfında mevzilendirilmiştir. Bu türden tasnif mikyasları, terkibe manidir. Biyolojinin müspet ilimlere alınması, konusu olan insanı, eşya gibi tetkik etmesine sebep oluyor. Bu çok vahim bir şaşkınlık hali…
Doğrudan insan ve hayat ile ilgili ilimler “insan ilmi” çatısında terkip edilmelidir. Doğrudan insan ile ilgili olmak, merkezi konusu insan veya hayata ait olmaktır. İnsanın bir cihetini veya hayatın bir alanını tetkik eden ilimler, doğrudan insan ile ilgili ilimlerdir.
İnsan ilimleri ile müspet ilimleri kesin hatlarla birbirinden tefrik etmek gerekir. Müspet ilimlerin özü, “cansız varlıkları” tetkik etmektir. Beşeri ilimlerin özü ise “canlı” varlığı tetkik etmektir. Canlı varlık ile cansız varlığı tetkik eden ilimlerin aynı sınıf içinde tertip edilmesi, en hafif tabiriyle “bilim fetişizmidir”, aslında ise bilime tapınmaktır.
*
Dünya, tarihinde hiç bugünkü kadar bilgi üretmemiş olmalıdır. Bu günkü bilgi miktarı ve çeşidi o kadar çoktur ki artık bilgi kendinden beklenen maksadı yerine getiremez oldu. Bu günün dünyasında zararı cahillik değil bilgi üretiyor. Cahillik de zarar üretmeye devam ediyor muhakkak ama bilginin ürettiği zararın yanında artık cahillerin ürettiği zararın istatistiği bile tutulmuyor. Bilgi ve bilim, sürekli bir manipülasyon aracı haline geldi ve “dolandırıcılıklar” bilim maskesi ile yapılma başlandı. Bu kadar çok ve dağınık bilgi, dünyaya saçılmış milyonlarca serseri mayına benzer.
En büyük manipülasyonlar, beşeri ilimler üzerinde yapılıyor. Çünkü doğrudan paraya tahvil edilebilir bilgiler, doğrudan insan ile ilgili bilgilerdir. Bir sebzenin satışını (hem de yüksek fiyattan satışını) gerçekleştirebilmek için birkaç profesörden, filan hastalığa (mesela tansiyona, şekere filan) iyi geldiği raporu ve bilimsel(!) görüşü almak kafi geliyor. Veya hastalık icat ediliyor (kolestrol hadisesine bakın, tam icat edilmiş hastalık) ve ilaçlardan hesapsız para kazanılıyor.
Beşeri ilimlerdeki dağınıklık ve birbirine olan uzaklık, bu sahalardaki bilginin manipüle edilmesini kolaylaştırıyor ve aynı zamanda terkip edilmesini zorlaştırıyor. İlimleri, merkezlerinin oturduğu mevzuu üzerinde terkip etme ihtiyacı her geçen gün artıyor fakat her geçen gün de zorlaşıyor. Dünya bu hızla ve aynı istikamette bir asır daha giderse, terkip imkansız hale gelecek, bilgi tüm manasını ve maksadını kaybedecek ve insanlık bilgiden ve ilimden hızla kaçmaya başlayacaktır. Hiç vakti yok, derhal terkip hareketi başlatılmalı, insan ilmi (insaniyet ismi teklif edilebilir) inşa edilmelidir.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİ-3-İLİMLERİN TEMEL TASNİFİ

İLİMLERİN TASNİFİ-3-İLİMLERİN TEMEL TASNİFİ
İlimlerin tasnifi birçok cihetle yapılmıştır. Tarih boyunca yapılan birçok tasnif olmuş ve bir kısmı da hakikaten isabet kaydetmiştir. İsabetli tasnifleri reddetmek gibi manasız fikri istiklal edalarına savrulacak hasislikte değiliz. Fakat içinde yaşadığımız zamanın ortaya çıkardığı bir ihtiyaca mebni yeni bir tasnif denemesi yapılmalıdır. Yeni tasnif denemesi, önceki isabetli tasniflere bir reddiye olmadığı gibi onları lüzumsuz da kılmaz. Onların üzerine, çağımızın ihtiyacını da ekleyerek yeni bir tasnif bina etmek gerektiğini düşünüyoruz.
Bugünün dünyası, ihtisaslaşmadan doğan bir keşmekeş içinde. Tam bir bilgi ve bilim (ilim değil) terörüne muhatap haldeyiz. Bu terör, ihtisaslaşmadan dolayı gerillaların küçük birimler halinde uyguladığı “vur-kaç” taktiği ile üzerimize geliyor. Yapılması gereken, bilginin tanzimidir. Büyük tanzim, temel tasniflerle gerçekleştirilir. İlimlerin temel tasnifi…
İlimlerin temel tasnifini, “terkip ilimleri”, “tetkik ilimleri” ve “tatbik ilimleri” olarak yapmak gerekiyor. Bilgilin bu günkü dağınıklığını giderecek ana tasnif bu olsa gerek.
Terkip ilimleri, bilgi üreten değil, bilgideki manayı keşfeden, bilgiye mana zerkeden, bilgiyi terkip eden, bilgiyi yoğuran, bilgiyi şekillendiren, bilgiyi tasnif eden, bilgiyi yeniden üreten ilimlerdir.
Terkip ilimleri, tetkik ve tatbik ilimlerinin terkip ve vahdet mimarisidir. Terkip ilimleri, hiçbir bilginin manasız olmadığı, başıboş bırakılamayacağı, mutlaka yerli yerinde olması gerektiği noktasından hareket eder. Bilgilerin, genişliğine ve derinliğine doğru, “mana mimarisini” kurar. Herhangi bir bilginin “yerini” bulamadığı zaman kendini eksik kabul eder. Mana mimarisinde eksik gördüğü bilgiyi üretmeleri için tetkik ilimlerini harekete geçirir.
Terkip ilimleri, tetkik ve tatbik ilimlerinin tasnif ve tanzimini yapar. Tetkik ilimlerinin mecralarını açar, istikametlerini tayin eder, faaliyetlerini tahrik ve teşvik eder, üretimlerini takdir, tenkit, teyit ve tekzip eder.
Terkip ilimleri “doğru”nun yani hakikatin peşindedir. Sanat mecrasında “güzel”i, tetkik ilimlerinde “iyi”yi, tatbik ilimlerinde “faydayı” takip eder ve bunların hepsini kendinde toparlayarak, “doğru” da cem ve terkip eder.
Terkip ilimleri, “malum ilme tabiidir” ölçüsünü takip eder. Manaya nüfuz, suretini inşa etmek üzere bina edilmiştir. Manayı saf haliyle idrak edemeyenlerin bu sahalarda işi yoktur. Tetkik ilimlerinin “ilim maluma tabiidir” ölçüsüne uygun olarak, aşağıdan yukarıya doğru keşfettikleri ve ürettikleri bilgiyi, yukarıdan aşağıya doğru, murakabe eder.
Terkip ilimleri, “mana ilimleridir”. “Mana” ile meşgul olurlar. Mana mimarisi kurarlar. Mana mimarisi, tevhid merkezinde kurulur. Terkip ilimlerinin tüm maksadı, tevhide yaklaşmak, yaklaşılmasını mümkün kılmak, Müslümanların tevhid üzere bulunmasını temin etmektir.
*
Tetkik ilimleri, bilgi üreten, bilgiyi keşfeden, bilgiyi arayan ilimlerdir. Tetkik ilimleri, şube şube terkip ilimlerinin altında mevzilenir.
Tetkik ilimleri, bir taraftan “ilim maluma tabiidir” ölçüsünün peşinden gitmek ve eşyanın hakikatine nüfuz etmektir, diğer taraftan, terkip ilimlerinin inşa ettiği mana mimarisini gerçekleştirecek mühendislik işlerini yapmaktır. Aşağıdan yukarıya doğru keşfetmek, üretmek, anlamlandırmaktır, yukarıdan aşağıya doğru, mananın suretini inşa etmek, mana bütünlüğünün bilgi malzemesini temin etmek, mananın hayatta “gerçekleştirilebilmesi” için ihtiyaç duyulan manivelaları temin etmektir.
Tetkik ilimleri, terkip ilimlerinin tatbik ilimleridir. Tatbik ilimlerinin ise kaynağıdır. Terkip ilimlerinde mana kazanan, mana haritasında yeri tespit edilen bilgiyi, hikmet sarayının inşasına elverişli malzeme haline getirmektir. Hikmet sarayının mimari planında ihtiyaç duyulan malzemeleri üretmektir.

*
Tatbik ilimleri, ihtisaslaşma alanlarıdır. Tetkik ilimlerinin keşfettiği, ürettiği bilgiyi, terkip ilimlerinin anlamlandırma ve terkip etmesinden sonra tatbik eden ilimlerdir. Tatbik ilimleri kol kol tetkik ilimleri altında sıraya girer.
Tatbik ilimleri, hikmet sarayında nasıl yaşanacağını gösterir. Tetkik ilimleri tarafından tatbik edilebilir hale getirilen bilgileri, hayatta gerçekleştirir. Tetkik ilimleri, mananın suretini inşa eder, manayı ilmi çerçevede gerçekleştirir. Tatbik ilimleri ise ilim haline gelen, ilmi bilgi mahiyetini kazanan, doğruluğu test edilmiş bulunan bilgiyi hayatta gerçekleştirme vazifesini deruhte eder. Tetkik ilimleri, mananın ilk “gerçekleştirilmesi” ile, tatbik ilimleri ise mananın son “gerçekleştirilmesi” ile vazifelidir. Tatbik ilimleri, bilginin son kullanım safhasıdır ve bu safhada bilgi harcanır ve tüketilir. Tüketildiğinde ortaya “fayda” çıkar.
*
Mana kullanılmaz, tüketilmez, hayatta gerçekleştirildiğinde miadı dolmuş olmaz. Bu sebeple tatbik ilimleri “manayı” gerçekleştiremez, gerçekleştirmeye çalışmamalıdır. Çünkü tatbik ilimleri, son kullanım tarihi gelen malzemeyi hayata saçar. Tetkik ilimlerinin temel vazifesi de tam olarak bu noktada ortaya çıkar. Mana ile malzeme arasında bulunan mühendisler. Yani mimar ile usta arasındaki mühendisler.
Meseleye yukarıdan aşağıya doğru bakıldığında; Terkip ilimleri “mana ilimleri”dir. Tetkik ilimleri manayı bilgiye tahvil eden, bilgiyi kullanılabilir halde zarflayan, onlara suret inşa eden ilimlerdir. Tatbik ilimleri de bilgiyi hayatta gerçekleştiren ve tüketen disiplinlerdir. Terkip ilimleri “mana ilimleri” olduğu için zamanüstü bir meşgaleye sahiptirler. Manayı, en başta zamandan korurlar. Tetkik ilimleri, manayı, zaman içine alır, “gerçek” ile irtibatını kurar ve kullanılabilir hale getirir. Bütün bunları yaparken, terkip ilimlerinden emanet aldığı “manayı”, her türlü faaliyetinin merkezine yerleştirir, yaptığı her işten o mananın tütmesi beklenir. Asla manayı katlederek suret inşa etmesine müsaade edilmez. Mananın zaman içine alınması, uzay aracının atmosfere girmesindeki sarsıntıya benzer, o bariyer aşılırken ciddi zayiatlar verilebilir. Bu sebeple hem terkip ilimlerindeki allamelerin hem de tetkik ilimlerindeki alimlerin ehil olması ve azami dikkat sarfetmesi şarttır.
*
Terkip ilimleri, temel bahisleri esas alır. Temel bahisler, varlık, insan ve hayat… Bu bahisler, felsefede de mevcut. İslam, bu bahislerin en üstüne “yaratıcı” bahsini ekler. Öyleyse İslam’dan hareketle terkip ilimlerinin tasnifini yapacak olursak; varlık ilimlerinin (yani müspet ilimlerin), terkip ilmi, “tekevvün” ilmi (bir çeşit ontoloji) olmalıdır. İnsan ve hayat ilimlerinin (yani beşeri ilimlerin) terkip ilmi olarak, “insan ilmi” inşa edilmelidir, ferd şubesiyle ruhiyat, cemiyet şubesiyle ahlak… Yaratıcı bahsi için tevhid ilmi mevcuttur, yani hakikat ilmi, yani tasavvuf… Bütün bunların nihai kaynağı olan Kur’an ilimleri vardır ki onun terkip ilmi, tefsirdir. Kur’an ilimleri, tüm ilimlerin merkezinde bulunur, tüm ilimleri murakabe eder, tüm ilimleri ihata eder.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button