FETHULLAH GÜLEN’İN İADE MESELESİ

FETHULLAH GÜLEN’İN İADE MESELESİ…

Ankara savcılığının yaptığı soruşturmada mesafe aldığı ve Fethullah Gülen’in iadesi için resmi süreci hazırlamaya başladığı haberleri gelmeye başladı. Dosyanın hangi safhada olduğunu bilmiyoruz, kamuoyundaki bilgilerin ne kadar sıhhatli olduğunu da bilmiyoruz. Ne var ki öyle ya da böyle Fethullah Gülen ABD’den istenecek, zamanlamasını bilmesek de soruşturmaların oraya doğru hızla ilerlediğini biliyoruz. Zaten Başbakanın bu konuda net açıklamaları da var.

Fethullah Gülen, ABD’den resmi olarak istendiğinde ne olur? Şimdi üzerinde düşünmemiz gereken konu bu… ABD, Fethullah Gülen’i verir mi vermez mi? Cevabını aramamız gereken ilk soru bu, bundan sonraki soru ise, verirse ne olur, vermezse ne olur?
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(16.04.2014)-TEŞHİSLERİMİZ DOĞRULANIYOR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(16.04.2014)-TEŞHİSLERİMİZ DOĞRULANIYOR

Ukrayna günlüklerinin sonuncusunu 14.04.2014 tarihinde yayınlamıştık, başlığı da “İç savaş başladı” şeklindeydi.

Önemli gelişmeleri özetleyelim;

1-Kiev yönetimi, sivillerden oluşan bir kolordu kuracaklarını açıkladı. Sivillerden oluşan kolordu demek, milis oluşturmak demektir. Kiev yönetimi, milis teşkilatları oluşturmakla, aslında batıdan, özelliklede ABD özel güvenlik şirketlerinden gelecek olan silahlı birimlerin kamuflajını hazırlamaktadır. Kiev yönetimi, batıdan askeri yardım (özellikle de muharip sınıftan asker desteği) almadan ülkenin doğusundaki Rus ordusunun “yerel milis” görünümlü askerlerine karşı operasyon yapmayı göze alması mümkün değil. Çünkü Rusya hem lojistik olarak meselenin arkasında hem de doğrudan muharip sınıftan askerlerini yerel milis olarak sahaya sürmektedir.

2-Kiev yönetimindeki silahlı birimler bölgede operasyonlara başladı, ilk çatışmalar yaşandı, karşılıklı kayıplar verildi. Ülkenin doğusundaki Rus birlikleri barikatları artırıyor, kuvvetlendiriyor, mühimmat yığınağı yapıyor. Kısa zaman içinde mevziler kazmaya, cephe hatları oluşturmaya başlayacaklar. Çatışmalar ilerlerken tarafların yaptığı açıklamalar, “son dakika müdahalesi” yaşanmayacağını gösteriyor. Taraflar sert tepkiler veriyor ve tansiyonu sürekli yükseliyor.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(14.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLADI

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(14.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLADI

Kiev yönetimi, ülkenin doğu bölgelerindeki Rus yanlılarının devlet kuruluşlarını işgaline daha fazla dayanamadı ve terör operasyonu başlattı. Müdahale için verilen sürede silah bırakmayan Rus (yanlısı) milisler, silahlı müdahaleye karşı direnişe geçtiler. Rus milisler Kiev yönetimine direniyor, Kiev yönetimi ise Rus işgaline karşı direniyor. İlginç bir durum…

Ülkenin doğusundaki Rus azınlıklar, Rusların eğitimli birliklerinin kamufle edilmiş sivil milis olarak bölgeye sevkedilmesiyle birlikte direnişe geçtiler. Rus ordu birliklerinin kıyafetlerini değiştirerek girdiği bölgede, Rus azınlıkları örgütleyip silahlandırmasıyla oluşan yerel direniş güçleri devleti işgal ediyorlardı. Kırım tecrübesinden sonra bu duruma göz yummayan Kiev yönetimi, anlaşılan o ki iç savaşı göze alarak müdahale etmeye karar verdi ve kararını tatbik etti.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLIYOR MU?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.04.2014)-İÇ SAVAŞ BAŞLIYOR MU?

Rusya, batının, “demokrasi” lafını kullanarak ülkeleri gizli veya açık şekilde işgal etmesine artık dayanamadı ve “madem ki güçlü olanlar kuralları koyuyor” diyerek, kendi kurallarını masaya sürdü. Seçimle işbaşına gelmiş Ukrayna devlet başkanının bir avuç azınlık tarafından, batının stratejik aklıyla iktidardan düşürülmesiyle birlikte “öyle olmaz böyle olur” diyerek askeri harekata başladı. Önceleri açıktan yapmadığı, kimliklerini gizlediği askerlerini “milis” görüntüsüyle Kırım’a sevketti ve orayı işgal ederek (demokrasi oyununu da bir miktar oynayıp referandum yaparak) ilhak etti. Aslında Kırım ABD ve AB için bir testti, batının nasıl tepki vereceğini bekledi, gördü ki gevezelik yapıyorlar. Bunu görünce aynı güzergahtan devam etmeye başladı ve Ukrayna’nın doğu ve güneyinde Rus azınlıkları harekete geçirdi, hükümet binalarını işgal etmeye başladı.

Rusya’nın yaptığı şey, özü itibariyle şuydu; anlamadığı demokrasi oyununu oynamak ve kaybetmek yerine, kendi oyununu oynamaya başladı ve batıyı kendi oyununa (sahasına) çağırdı. Batı Rusya’nın oyununa tabii ki gelmezdi ama bu oyun başkaydı, doğrudan işgal ediyor ve sonra da ilhak ediyordu. Batı, Kırım’da verdiği hafif tepkinin cezasını çekiyor, Rusya Kırım’da test ettiği batıyı fena halde zorluyor. O kadar ki, Rus dışişleri yetkilisi batıyla alay etmeye başladı.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(21.03.2014)-GERİLİM YÜKSELİYOR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(21.03.2014)-GERİLİM YÜKSELİYOR

Batının Ukrayna konusunda Rusya’ya uygulamaya başladıkları müeyyideler, hala komiklik sınırını aşabilmiş değil. ABD, bazı Rus yetkililerin malvarlıklarını dondurdu, onlarla ticaret yapmayı (kendi vatandaşlarına) yasakladı. Yani şunu demek istiyor; “seninle küstüm, al mektuplarını, ver mektuplarımı…”. Rusya ise başka bir aşık bulmuş gibi hemen atladı; “derhal, aha mektupların”. Yani Rusya’da ABD’li bazı yetkililere müeyyide uyguladı.

Gerilim yükseliyor, azalma istidadı da göstermiyor. Rusya meydan okuyor, ABD geri çekilemiyor. ABD, karizmasıyla mütenasip bir tavır takınma ihtiyacı duyuyor ama karizması eski güçlü dönemde elde ettiği bir imaj… Şimdilerde gücüyle imajı arasında büyük bir uçurum var, gücü imajını korumaya yetmiyor. Dünyada herkes hesap yapıyor, hiçbir ülkenin sahip olmadığı gücün karizmasını (imajını) taşımasına müsaade etmiyor. Kof bir imaj ile dünya kabadayılığına kimsenin boyun eğmeyeceği döneme geldik. Tüm ülkeler ve özellikle de ABD, gücü ile imajı arasındaki makası kapatmak zorunda. Ya güçlenmek ya da imajını değiştirmek zorunda, sürekli güç kaybettiği bir dönemde ise ancak ikincisini yapmaya muktedirdir.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.03.2014)-TARAFIMIZ VE TAVRIMIZ NE OLMALIDIR?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(09.03.2014)-TARAFIMIZ VE TAVRIMIZ NE OLMALIDIR?

Ukrayna krizinde Türkiye’nin tarafı ve tavrı ne olmalıdır, nasıl bir siyaset izlemeli, hangi stratejileri geliştirmelidir? Ukrayna meselesi, büyük kriz istidadı taşıdığı için, çok boyutlu siyaset, çok katmanlı strateji ve sayısız taktik manevra gerektirir. Kaba bir bakışla, sağ tarafta veya sol tarafta yerimizi almak gibi bir tavır takınamayız.

Siyasetimizin temelleri (sabitleri) nelerdir? Önce bu soruyu cevaplamalıyız. Nelerden vazgeçemeyeceğimizi bilmemiş şart, pahası ne olursa olsun vazgeçemeyeceğimiz esasları bilmeliyiz ki siyaset geliştirebilelim.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(08.03.2014)-SELİM ATALAY’IN TEŞHİSİ DOĞRU

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(08.03.2014)-SELİM ATALAY’IN TEŞHİSİ DOĞRU

ABD’den yazan Star gazetesi yazarı Selim Atalay, 08.03.2014 tarihli yazısında dikkat çekici teşhisler yapıyor. Yıllardır ABD’yi içeriden takip etmiş birisi olarak, teşhisleri takip edilmeye değer niteliktedir.

Selim Atalay, ABD’deki siyasi kültürün başarısızlık figürü haline gelmiş olan başkan Carter’dan bahsediyor.

“Bir ABD Başkanı için en büyük talihsizlik, Başkan Carter’a benzetilmektir. ABD Başkanı’na -Carter- demek, ağır hakarete girer. Demokrat Carter, 1977-81 arasında başkandı, iyi niyetli birisiydi. Ancak öyle talihsiz bir ortama düştü ki, içeride ABD ekonomisi yol kazasına uğradı. Dışarıda Rusya Afganistan’ı işgal etti, İran’da devrim koptu ve ABD elçiliği işgal edildi, diplomatlar rehin alındı. Carter seçimde Cumhuriyetçiler’e karşı ağır bir yenilgi aldı, arkasından teneke çaldılar.”

ABD’deki siyasi kültürün figürünü kısaca tarif ettikten sonra Başkan Obama’nın Carter’a benzetildiğinden bahsediyor.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(07.03.2014)-İÇSAVAŞIN ALAMETLERİ VAR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(07.03.2014)-İÇSAVAŞIN ALAMETLERİ VAR

Kırım’ı işgal eden Rus askerleri, yüzleri maskeli, rütbesiz, kimliksiz, asker-gerilla-militan karşımı bir görüntüye sahip… Rusya, o silahlı kişilerin kendi askeri olmadığını iddia ediyor, Kırım’ın milis güçleri olduğunu söylüyor. Buna karşılık dünya biliyor ki o silahlı kişiler profesyonel askerdir ve Rusya ordusuna mensuptur.

Rusya bunu neden yapıyor veya böyle bir şey neden yapılır? Hayati soru bu?

Bir ülkeyi askeri işgal ile ele geçirmeyi, milletlerarası hukuka göre uygun görmez ama işgal de etmek isterseniz, resmi olmayan yollarla silahlı kişileri sevk edersiniz. O ülke veya bölgedeki yerlilerden milis kurma imkanınız varsa, en doğru ve risksiz yol budur ama böyle bir imkanınız yoksa veya olmasına rağmen işiniz acil ise, kendi ordu armanızı taşımayan, resmi kıyafetlerinizi giymemiş silahlı kıtalar sevkedersiniz.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-İÇ SAVAŞ ÇIKAR MI?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(06.03.2014)-İÇ SAVAŞ ÇIKAR MI?

ABD dünya kabadayılığından vazgeçemiyor, her ne kadar dünya kabadayılığına devam edecek gücü kalmasa da, bir anda vazgeçmesi mümkün görünmüyor. “Tamam, ekonomik kriz yaşıyorum, savunma bütçemde kesinti yapıyorum, asker sayımı azaltıyorum, dışarıdaki askerlerimi anavatana çekiyorum ama neticede dünyanın tek süper gücüyüm, ben varken bu kadar pervasız hareket edemezsin” mealinde şeyler söylüyor, satır aralarında. ABD tabii ki bir anda dünyadaki tüm iddialarından vazgeçemez, ne haliniz varsa görün diyemez. Bu mesele en azından bir gurur mevzuudur ve fakir de olsa gururlu bir süper güç var. Esprisi bir tarafa, ABD’nin gerçekten de ciddi bir gücü kalmadı ve yurt dışı askeri operasyon yapacak halde değil. Buna rağmen bir anda cepheden çekilmeyi kendine yediremiyor ve AB’den çok daha sert tepkiler veriyor. Veriyor da ne oluyor? Rusya tınlamıyor, takmıyor, hatta gevezelik babından şeyler yapıyor.

AB ülkeleri ise ABD kadar bile tepki gösteremiyor. Gösteremezler çünkü AB ülkeleri hem ABD kadar güçlü değiller hem de Rusya’ya doğrudan ihtiyaçları var. ABD, AB ülkelerini en az kendisi kadar sert tepki vermeye ikna edemezse, kendisi de yumuşayacak ve AB’ye, ne haliniz varsa görün diyecek. Tabii ki bunu “resmi olarak” hiçbir zaman demeyecek ama kapalı kapılar arkasında “canınız cehenneme” demekten de kaçınmayacak.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(05.03.2014)-UKRAYNA MİLAT OLACAK MI?

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(05.03.2014)-UKRAYNA MİLAT OLACAK MI?

Ukrayna krizi derinleşiyor. Birkaç günlük gelişmelere bakıldığında, çözüme doğru giden bir süreç görünmüyor. Batı tarafı konuşmakla meşgul, Rusya tarafı ise işgal ile… İşte dengesizlik tam olarak bu noktada, yani Rusya hamlesini fiilen yaptı, batı tarafı ise nasıl bir hamle yapacağını tartışıyor. Tartıştıkları hamleler içinde ise askeri seçenek yok. En azından bugüne kadar askeri seçeneğin konuşulduğuna dair bir alamet yok.

Batı sürekli ve yoğun olarak ekonomik ve diplomatik tedbirlerden bahsediyor. Öncelikle diplomatik tedbirlerin hükmü kalmadı, Rusya sahaya girdi. G-8 toplantısı iptal edilecekmiş de, Rusya’ya ekonomik ambargo uygulamak mümkünmüş de… Rusya ise batıya nispetle sessiz duruyor, sessiz duruyor ama askerleri sahayı işgale devam ediyor.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(04.03.2014)-KIRIM’A YAPILAN YATIRIMLAR

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(04.03.2014)-KIRIM’A YAPILAN YATIRIMLAR

Akparti’nin bir özelliği var, bir işe başladıklarında kimsenin haberi olmuyor, yıllarca bir şeyler yapıyorlar ama kamuoyuna yansımıyor. Ortaya çıkması için çok önemli bir gelişme olması gerekiyor. Bu durumdan şikayetçiyim, Allah Rızası için yapmanızı anlıyorum ama biz de bilmek istiyoruz.

Bu misallerden biri de Kırım Tatarları ile ilgili yıllardır yapılan işler. Ukrayna karışmasa, Rusya asker göndermese konudan haberimiz olmayacak. Star Gazetesinden, Ardan Zentürk’ün Ahmet Davutoğlu ile yaptığı ve gazetede 03.03.2014 tarihinde yayınlanan röportajdan iktibas edelim;
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA’DA DENGELER YENİDEN KURULUYOR

UKRAYNA’DA DENGELER YENİDEN KURULUYOR

Ukrayna, Rusya ile AB (ve onun da arkasında ABD) arasında sıkışmış bir ülke. İki büyük güç merkezinin ortasında bulunan, her ikisine de komşu olan Ukrayna, iki tarafın güç mücadelesinin savaş alanı. Devrik iktidar Rus yanlısıydı, yeni fiili iktidar AB yanlısı… Ülkede Ukrayna yanlısı bir siyasi hareket yok. İki güç merkezinin çekim alanında bulunan ülke, bağımsız olma, bağımsız düşünme, kendi merkezinde varolma imkanına sahip değil. Tipik bir uydu-devlet modeli… Ülkedeki siyasi soru tek; “AB yanlısı mısın, Rus yanlısı mı?”.

Coğrafyanın jeo-stratejik konumu ve etkisi, siyasi düşünceleri vakumluyor. İki güç merkezini ayıran çizgide olmak, zıt kutuplar arasındaki çekimin geriliminden kurtulmayı imkansızlaştırıyor. İki zıt cereyanın çekim alanında olmak, düşüncenin kendinde merkezleşmesini, bağımsızlaşmasını, saflaşmasını engelliyor. Çekim ve çekimin oluşturduğu gerilim o kadar yüksek ki, Ukrayna taraftarı olan bir siyasi hareketin doğumuna fırsat vermiyor.
Okumaya devam et

Share Button

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ
Ukrayna’da ciddi hadiseler yaşanıyor. Rusya’nın askeri müdahalede bulunması, bugüne kadar siyasi süreçleri takip eden krizi başka bir alana taşıdı.
Ukrayna krizi büyük olaylara gebe gibi duruyor. Büyük güçlerin mücadele sahası haline gelen Ukrayna, sıcak çatışmaların ve askeri müdahalelerin başlamasıyla birlikte dünyanın bir numaralı meselesi haline gelme istidadı taşıyor.
Batı ile doğu bloklarının çatışma sahası haline gelir ve ihtilaf ile birlikte çatışma da derinleşirse, Türkiye için ciddi fırsatların ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Türkiye, batı ile doğu blokunun ortasında bulunan ve her iki tarafı da dengeleyebilecek veya aralarındaki denge halinden faydalanabilecek bir pozisyonda.
Birçok sebeple Ukrayna krizini yakından takip etmemiz gerekiyor. Bu sebeple “Ukrayna Günlüklerine” başlıyoruz.
Okumaya devam et

Share Button

ABD SURİYE’YE MÜDAHALE EDERSE…-3-

ABD SURİYE’YE MÜDAHALE EDERSE…-3-
Suriye meselesinde batının temel tavrı, daha önceleri yazdığımız gibi, Şiilerle Müslümanların (Sünnilerin değil Müslümanların) savaşını dengede tutmak, devam etmesini ve taraflar arasındaki husumetin derinleşmesini sağlamaktır. Esed yezidinin zayıfladığı zamanlar muhaliflere yardımı kıstılar, güçlendiğinde ise yardımı artırdılar ve sürekli bir denge halini gözettiler. Böylece Suriye’deki savaşı uzattılar ve katliam ve tecavüzleri artırdılar. Batı için bunların önemi yok, onlar sadece menfaatlerini ve menfaatlerini temin edecek stratejilerini önemserler.
Suriye’de Şiiler ile Müslümanlar arasındaki savaşı kimin başlattığı asla unutulmamalıdır. Savaşı Şiiler başlattı ve yüz binlerce Müslümanı katletti, daha fazlasına tecavüz etti. Biz Müslümanların tarafındayız, Müslümanlara savaş açanların kim olduğuna bakmaksızın Müslümanların tarafındayız. Müslümanlara karşı savaş açanlar Şiiler olduğunda da Müslümanların tarafındayız, ABD olduğunda da Müslümanların tarafındayız.
Batının ve ABD’nin Suriye’de tarafları birbirine kırdırdığı, bu savaşın devamı için gerekli tedbirleri aldığı, dengede devam etmesi için ince stratejiler takip ettiği doğru ama bu doğru, savaşı Şiilerin başlattığı gerçeğinden bağımsız düşünüldüğünde eksik kalır. Müslümanlar Suriye’de “meşru müdafaa” halindedir, bu sebepledir ki Müslümanların savaşı meşrudur. Batının Suriye’de tarafları birbirine öldürtmek için tüm tedbirleri almış olması, tarafları aynı derecede suçlu ve kusurlu kılmaz, suçlu ve kusurlu olan taraf Şia’dır çünkü savaşı onlar başlatmıştır. Okumaya devam et

Share Button

İSLAMSIZLIK İNSANSIZLIKTIR

İSLAMSIZLIK, İNSANSIZLIKTIR
İslam’ın son kalesi, son karargahı, son devleti, son medeniyeti olan Osmanlı yıkıldıktan sonra yeryüzü, şeytanların eğlence merkezi haline geldi. Şeytan, sadece Allah’a değil aynı zamanda insana da düşmandır, insanları Allah’ın dininden uzaklaştırdıktan sonra, insanlıktan da uzaklaştırır. Secde etmediği, kendinden hakir gördüğü insanı, kendinden hakir hale getirmek, zelil ve rezil etmek için elinden geleni yapar ve maksadını gerçekleştirdiğinde de keyifle eserini seyrederek eğlenir. Yeryüzünde Allah’ın dini hakim ve Müslümanlar kuvvetli değilse, dünyayı “insani” çizgide tutacak hiçbir ölçü ve kudret, makam ve teşkilat yok demektir.
Osmanlı, son İslam devlet ve medeniyeti olmakla, insanlığın kalesiydi, yeryüzünde insanların yaşadığının işareti, delili, merkeziydi. Bir asırdan beri Osmanlı yok, Osmanlı tasfiye edildiğinden beri yeryüzü şeytanın ikametgahı, insanlar da oyuncağı ve eğlencesi oldular. Batının, sahip olduğu zannedilen değerlerini bile umursamadan Mısır, Suriye, Filistin, Afganistan, Arakan ve diğer İslam beldelerinde katliam yapılmasına seyirci kalmasının temel sebebi, şeytanın yeryüzündeki hakimiyet karargahlarından biri olmasındandır. Unutulmasın ki, şeytanın prensipleri yoktur, sadece alçaklık, hainlik, melunluk yapmak gibi bir vazifesi vardır. İslam’a karşı mücadele etmek için uydurulan bir takım prensipler, insanları aldatmak içindir ve ilk fırsatta onları da tepelemekten ve onlara güvenenleri bile rezil ve zelil etmekten zevk alır. Unutulmasın ki, her zaman olduğu gibi karşımızda yine şeytan var fakat bu defa dünya imparatorlukları kurmuş bir şeytan var, dünya imparatorluklarını yöneten insi şeytanlar var. Okumaya devam et

Share Button

YENİ DENGE SİMÜLASYONU VE TÜRKİYE’NİN MİSYONU

YENİ DENGE SİMÜLASYONU VE TÜRKİYE’NİN MİSYONU
Soğuk savaş döneminde, adına her ne kadar “dehşet dengesi” denmiş olsa da, dünya da bir denge oluşmuştu. Gerçekten de dehşet dengesiydi çünkü nükleer silah (ve mühimmat) dengesiydi. Sovyet bloku, dengeyi askeri merkezde kurmuştu, batı bloku askeri tahterevallinin öteki tarafında oturuyordu ama kendine başka bir tahterevalli daha yapmıştı. İktisadi ve siyasi alan… Hürriyet ve refah… Batı bloku bu tahterevallide yalnız oturuyordu. Herhangi bir alanda denge unsuru olmak mümkün hatta denge amili olmak ve dengeyi tayin etmek de mümkündü. Hangi alanda olursa olsun, dengeyi “kuvvete” dayalı olarak kuruyorsanız, esas dengeyi kaçırıyorsunuzdur, hayatın dengesini… Hayatı, kuvvet ile bir müddet etkileyebilir, yönlendirebilir, yönetebilirsiniz. Fakat hayatın tabii mecraları, havzaları, ihtiyaçları var. Elinizi sürekli yumruk halinde tutamazsınız, sıkılı yumruğun ömrü kısadır. Yemek bile yiyemezsiniz, birisini sevemezsiniz, bir şey üretemezsiniz ila ahir…
Sovyet bloku askeri alanda dengeyi sağlayabilmek, geri kalmamak, boşa düşmemek için sürekli o alana yatırım yaptı. Anlamadığı şey, hayatın toplam dengesini kuramadığı takdirde dengenin tarafı olarak kalma imkanının olmadığıydı. Hayat, dengeleri en az üç alanda, siyasi, iktisadi ve askeri alanlarda kurar. Birinde ilerleyebilir, dünya ile yarışabilir, öne de geçebilirsiniz. Fakat diğer alanlarda geri kalırsanız, rakiplerinizin sizi yıkmasına gerek kalmaz, siz kendi içinize çökersiniz. Askeri alandaki silah ve mühimmat yığınağı, hayatın diğer alanlarını korumak içindir, eğer hayatın diğer alanlarında koruyacak bir kıymet kalmamış veya üretilememişse, askeri alandaki gelişmişlik gerekçesini (hedefini) kaybediyor. Sovyetlerin askeri alanda yaptığı yığınak ve stok, yıkılmasını ve dağılmasını önleyemedi çünkü diğer alanlarda batı bloku arayı fersahlarca açmış ve Sovyetlerin denge kurması imkansızlaşmıştı. On binlerce nükleer başlıklı füzenin tetiğine dokunmadan mağlup oldu çünkü esas yarış başka bir kulvardaydı. Askeri denge, birinci ve ikinci dünya savaşlarının yaşandığı dönemin anlayışıydı ve Sovyetler o anlayışta takılıp kalmıştı. Okumaya devam et

Share Button

SURİYE, LOKAL DÜNYA SAVAŞININ MUHAREBE ALANI

SURİYE, LOKAL DÜNYA SAVAŞININ MUHAREBE ALANI
İnsanlık tarihi, savaşsız geniş zaman dilimleri geçirmemiştir. Dünyanın herhangi bir coğrafyasında mutlaka savaş sahaları mevcut olmuş, savaşan taraflar küçük de olsa bulunmuştur. Teknolojinin geri ve nüfusun az olmasından dolayı bilinen tarihte, dünya savaşı olmamıştır, ta ki yirminci asra kadar. Yirminci asra gelindiğinde insanlık, nüfus ve teknoloji olarak dünya savaşı yapabilecek imkanlara kavuştu. Enteresan şekilde, bu imkana kavuştuktan sonra fazla beklemedi ve birinci cihan harbinin ateşi yakıldı. Birinci Cihan Harbi, katılan nüfus ve asker sayısı, kullanılan silah ve teknoloji ve yayıldığı coğrafya bakımından tarihte hiç misali görülmemiş bir çaptaydı. Tarih boyunca tecrübe üretimini akıl ve fikirle değil, deneme-yanılma yoluyla ürettiğine şahit olduğumuz insanlık, bir savaşla gerekli tecrübeyi üretemedi. Birinci harbin akabinde hınçla, hırsla, öfkeyle ikincisine hazırlanmaya başladı. Birinci harpteki sayısal göstergelerin büyüklüğü, ikincisinde küçücük kaldı. İkinci savaştaki rakamlar insanı dehşete düşürecek çaptaydı. Mesela bir Alman uçak fabrikasında aylık savaş uçağı üretim sayısı bin adetti. ABD, nükleer teknolojiye ulaşmada (ve nükleer bomba üretiminde) burun farkıyla öne geçti ve savaşı lehine bitirdi. Okumaya devam et

Share Button