ŞEHİR VE MEDENİYET-9-ŞEHİR, DEVLET, MEDENİYET

ŞEHİR VE MEDENİYET-9-ŞEHİR, DEVLET, MEDENİYET
Bir şehirle medeniyet olmaz ama bir şehirde olmayan medeniyet hiçbir yerde olmaz. Şehir, medeniyetin nüvesidir, numunesidir, timsalidir. Şehrini inşa edemeyen bir mefkure, medeniyetini inşa edemez, bir medeniyet tasavvuruna sahip olduğunu iddia edemez. Bu manada her İslam Şehri, bir medeniyet timsalidir, böyle olmalıdır.
İslam medeniyet tasavvuru muhakkak ki bir şehre sığmaz. Şehrin büyüklüğü bu meselede ehemmiyetsizdir, mevzuu, medeniyet tasavvurunun bir şehirle sınırlandırılamayacak olmasıdır. İslam medeniyet tasavvuru, bir şehri, o şehrin içinde olduğu ülkeyi, o ülkenin içinde olduğu İslam coğrafyasını ve nihayet tüm dünyayı kuşatacak hacimdedir. Ne var ki medeniyet tasavvurunun ilk inşa edeceği (veya ilk imtihan sahası) şehirdir, bu manada bir ülkedeki siyasi sistem de değildir. Bir ülkede İslam’ın hukuku, siyaseti, ahlakı devlet çapında kurulsa bile, o ülkede İslam medeniyetinin kurulduğunu söylemek kabil olmaz, ta ki İslam şehri inşa edilene kadar.
İslam medeniyetine giden güzergahın ana istasyonu devlet değil şehirdir. Belki de şehir, İslam medeniyet inşasında karargah mahiyetinde ve ehemmiyetindedir. Devlet kurmak güç ile ilgilidir ve devlet kuracak güce ulaşanlar onu elde edebilirler, devleti kurduklarında güçleri daha da artar. Fakat medeniyet o kadar hassas ve naif bir meseledir ki, dünyanın en büyük gücüne (bu günkü dünya ölçülerinde ABD’nin gücüne) sahip olsanız bile medeniyet kuramayabilirsiniz. Medeniyet inşası için belli miktarda güce ihtiyaç olduğu doğrudur ama güç, devlet kurmak için yalnız başına kafi olsa da medeniyet inşası için asla kafi değildir ve zaten birinci unsur da değildir. Okumaya devam et

Share Button