İSLAM ŞEHRİ-10-ŞAHSİYET VE AHLAKIN TECELLİSİ

İSLAM ŞEHRİ-10-ŞAHSİYET VE AHLAKIN TECELLİSİ
İslam şehri, İslam’ın fertte inşa etmek istediği şahsiyetin, cemiyette pırıldamasını arzu ettiği ahlakın tecelli mekanıdır. İslam şahsiyetinin yaşamasına mani olacak hiçbir münasebet şekli olmadığı gibi, İslam ahlakının tecellisine mani olacak tek bir kıvrım bile yoktur. İslam şahsiyetinin “vakar”ını muhafaza etmesini mümkün kılacak mesafe anlayışı hakim olmuş ve hiçbir telaşa, hiçbir koşuşturmaya mahal bırakmamıştır.
İslam, her şeyi birbiriyle alakasız bir başıboşluk içinde görmez, varlıklar arasında insicam arar. Serkeşlik ve sarhoşluk, serserilik ve sebepsizlik yoktur. İnsan cemiyeti için böyle olduğu kadar, medeniyet yekunu içine giren hayvan, bitki ve maddeye kadar böyledir. Tabiat, tabii haliyle mevcuttur ama tabiattan ödünç alınan şehir (medeniyet) bir insicam harikası, bir nizam şaheseri halinde, madde, bitki, hayvan, insan topluluklarını belli başlı bir tertibe tabi tutar.
İslam medeniyeti, ferdi, şahsiyet olarak, cemiyeti ise ahlak olarak görür ve inşa ettiği şehirde bu iki unsur için gerekli tüm tedbirleri alır. İnsan kalabalıklarının akacağı caddeler değil, fertlerin vakur bir eda ile yürüyeceği, cemiyetin tecessüm etmiş ahlak olarak deveran edeceği bir mekan tertibine İslam şehri denir. Okumaya devam et

Share Button