KALBİM DAYANMIYOR

KALBİM DAYANMIYOR

Gazze’de parçalanan çocuk ve bebek bedenlerine kalbim dayanmıyor, bakamıyordum. Çin denen cüsseli domuz Şarki Türkistan’da katliama başladı, kalb mi dayanıyor buna. Daha önce Suriye’deki katliama dayanamamıştı fakat Suriyeli mültecilere birazcık olsun yardım yapmak ruhi mukavemetimi artırmış gibiydi. Mukavemetim artmış gibi olduğu esnada Suriyeli mültecilere karşı ülkedeki bir avuç serserinin saldırıları başladı, kalb nasıl dayansın ki. Öyle ya da böyle dayanacak ama bitmiyor ki, kah Mısır’dan haber geliyor, kah Irak’tan, kah Somali’den, kah Arakan’dan… Hangisine dayanacaksın, nasıl dayanacaksın…

Katliamlardan daha dayanılmaz olan varmış, onu gördük birkaç yıldır, ihanet… Önce Şia isimli büyük fitnenin ihanetini gördük, Suriye’de katlettiği birkaç yüz bin masum ve mazlumdan daha ağır bir duyguydu ihanet etmiş olması. Utanıyorum bunu yazmaktan, ihanetin yüz binlik katliamlardan daha dayanılmaz olduğunu söylemekten. Ama bana öyle geldi, arkasından Fethullah Gülen terör örgütünün ihaneti ortaya çıkınca, ihanetin katliamdan daha ağır ve daha dayanılmaz olduğuna kanaat getirdim.
Okumaya devam et “KALBİM DAYANMIYOR”

İSRAİL ZULMÜ MÜ YOKSA Şİİ ZUMÜ MÜ?

İSRAİL ZULMÜ MÜ YOKSA Şİİ ZULMÜ MÜ?

Yıllardır İsrail’in Filistin’deki zulmüne isyan ettik. Yine yıllarca İran, Hizbullah, Esed alçaklarının İsrail’e karşı bir cephe oluşturduğu yalanına inanmayı tercih ettik. Yaklaşık on üç asırlık Şia tarihindeki tüm alçaklıkları, hainlikleri, hileleri unuttuk, unutmayı tercih ettik. Dilimizin ucuna kadar gelen Şia ihanetini, İsrail’in karşısında kurulan, kurulduğuna dair reklamı yapılan cephe hatırına konuşmadık, gündeme getirmedik. On iki asırdır ihanet içinde olan Şia’nın, bir sihirli el değmişçesine düzelmiş olmasını umduk. İsrail ile muvazaalı kavgalarının gerçek olmasını ümit ettik. Saflıkla iyi niyet arasındaki sınırı umursamadık, saflık hatta ahmaklıkla itham edilme pahasına İsrail karşısında kurulduğunu ümit ettiğimiz Şia cephesinin gerçek olmasını bekledik.

Bilemedik, on üç asır süren ihanetin ruh ve beden genetiğine işlediğini. Bilemedik, Kur’an-ı Kerim okuduklarını söylediklerinde ümitlendik, oysa Kur’an-ı Kerimi mızraklara geçirmişler. Onunla bizi aldatmış, arkamızdan, o meşhur takiyyeleriyle tuzak kurmuşlar. Dudaklarının arasından ayet-i kerimeler dökülüyordu, anlayamadık, arkamızı döndüğümüzde dişlerini bilemekle meşgullermiş.
Okumaya devam et “İSRAİL ZULMÜ MÜ YOKSA Şİİ ZUMÜ MÜ?”

“Sizi Allah’a Söyleyeceğim” Diyen Suriyeli Çocuğun Kaatilleri

“Sizi Allah’a söyleyeceğim” Diyen Suriyeli Çocuğun Kaatilleri

Beş yaşındaki Suriyeli çocuk en ağır acılar içinde ölürken diyor ki: “Bana yaptığınız her şeyi Allah’a söyleyeceğim! Her şeyi diyeceğim Allah’a!”
O beş yaşındaki çocuğun söylediklerinin bedelini ödemeyen İslâm dünyasına yazıklar olsun! O çocuğun, “sizi Allah’a söyleyeceğim” sözünün vebali Sünnî ve Şiî bütün Müslüman devletlerine aittir.

Onlara şöyle demek isterdim: Utancınızdan ölün, yüreğinizi söküp petrol kuyularına atın. Din Günü’nde o çocuğun sözlerinin hesabını veremeyeceksiniz. O çocuğun sözleri sizi dünyanın ateşleri içinde kıvrandıracak, Gayya kuyusunda inim inim inletecek. O çocuk sizin rüyalarınıza girecek ve delireceksiniz, eminim buna.

KAATİL DEVLETLER ÇAĞINDAYIZ
Okumaya devam et ““Sizi Allah’a Söyleyeceğim” Diyen Suriyeli Çocuğun Kaatilleri”

ŞİA İNSANLIĞA HİÇBİR ŞEY KATMAMIŞTIR

ŞİA İNSANLIĞA HİÇBİR ŞEY KATMAMIŞTIR
Şia tarihi bomboştur. Müslümanlara ve insanlığa hiçbir katkıları olmamıştır. Yaklaşık on üç asırdır bu dünyada yaşıyorlar ama insanlığa bu kadar uzun bir tarih sürecinde hiçbir katkıda bulunmamayı becermişlerdir. İslam coğrafyasının bir metre karesi bile Şia tarafından fethedilmemiştir. Tarihleri boyunca bir tane ilmi keşif yapamamışlardır. Hiçbir çağa damgasını vuramamış, ümmetin hiçbir problemini çözmemiştir. Ümmetin ve insanlığın tek bir ihtiyacını karşılayacak fikri ve ilmi faaliyet içinde bulunamamıştır. Şia tarihi, sadece ümmete problem çıkarmaktan ibaret bir gevezelik tarihidir.
Yeni bir ilim kurmamışlar, herhangi bir ilimde yeni bir keşif yapmamışlar, bir müessese ihdas etmemişlerdir. Matematik, fizik gibi akli ilimler ve müspet ilimlerde isimleri hiç geçmez. İslami ilimlerde ise yaptıkları çalışmalar, İslam’ın kamu hukukunu askıya almaktan başka bir neticeye ulaşamamıştır. Sanatta yeni bir cereyan geliştirmemişlerdir. Farsçanın özelliğinden dolayı edebiyat gelişmiştir ama ondan ibarettir.
Tarihin hiçbir döneminde bir medeniyet inşa edememişlerdir. Medeniyetler tarihinde koskoca bir sıfır olarak sırıtmaktadır. Tarihte hiç medeniyet kuramamak, tarih boyunca “bedevi” bir hayat yaşamaktır. On üç asırdır medeniyet kuramayan dolayısıyla medenileşemeyen bir cereyandır Şia… Okumaya devam et “ŞİA İNSANLIĞA HİÇBİR ŞEY KATMAMIŞTIR”

ŞİA FİTNESİ

ŞİA FİTNESİ
İran-Suriye-Hizbullah hattındaki gelişmeler ve bu gelişmelerin merkezinde yer alan Şia ile ilgili yazılarımız, bazı insanlar tarafından ağır ve sert şekilde tenkit edildi. Bazı insanların içinde yakın arkadaşlarımız da var. Doğrusu üslubumuz ile ilgili “aşırılıklarımız” var mı diye yazılarımızı kontrol etmek ihtiyacı hissettik. Gördük ki üslubumuz “aşırı” değil, aksine Şia’nın tavır ve tatbikatları karşısında fevkalade yumuşak kalmış. Çok daha ağır ifadelerle tenkit etmemizi gerektiren olaylarla karşı karşıyayız.
Hakikaten daha ağır tenkitlere ihtiyaç var. Zira Tahran ve Kum şehrindeki Şia’nın ileri gelenleri (devlet ve ilim adamları) Suriye’deki çocuk, kadın, ihtiyar, hasta, yaralı ayrımı yapmadan toplu katliamlar yapanlara “devrim muhafızlarını” gönderiyor ve Suriye’deki rejimle birlikte daha büyük katliam yapıyorlar. Kılları kıpırdamıyor, vicdanları sızlamıyor, ruhları titremiyor, hiçbir rahatsızlık alameti görülmüyor. Tek rahatsızlıkları, Şam’da ikamet eden can yoldaşları “vampirin” her gün biraz daha zayıflamasıdır. Okumaya devam et “ŞİA FİTNESİ”