RAPOR-15-BEŞERİ RİYAZİYE VE SİYASET

TAKDİM

Beşeri Riyaziyenin tatbik edilebileceği sahalardan birisi de siyasettir. Siyasetin her sahasında tatbik edilebilir mahiyettedir. Başarılı tatbikatları hayal bile edilemeyecek çapta neticeler ve faydalar doğurur.
Beşeri riyaziye, mevcut matematik gibi sadece “tespit” yapmaz, aynı zamanda siyasi faaliyetleri mümkün kılan muhteva ve usullere sahiptir. Denklemlere müdahale etmek demek, mevcut siyasi haritada, ilerleme (dostlar için), geriletme (hasımlar için), harekete geçirme, sevk ve idare etme anlamına gelir. Siyasi sahanın tamamı, belli bir karargahtan tetkik ve idare edilebilir.
*
Muhakkak ki beşeri riyaziyenin siyasetteki tatbikatı; yeni ruhiyat ilmi ve yeni içtimaiyat ilmi ile birlikte gerçekleştirilir. Zaten meselenin özü, bu üç ilmin tatbikatta birleşmesini gerektirir. Her biri nazari olarak ayrı ilimler olsa da, tatbikatta üçünün birlikte kullanılması zarurettir. Aksi takdirde, bu üç ilmin her birinden ayrı ayrı beklenen netice ve fayda elde edilemez.
* Okumaya devam et

Share Button

“İKTİDARDA KİM VAR?”

“İktidarda Kim Var?”

Semerkand dergisinin Aralık 2015 sayısında Ali Yurtgezen hocanın “Ahmet Nafiz Yaşar” müstearıyla yazdığı “İktidarda Kim Var? yazısında siyasî iktidarlara ve seçimlere gösterilen heyecan ve önemin “beden ülkemizi yöneten kalp iktidarına gösterilmediği…” anlatılıyor ki Müslümanlar olarak gaflet dozumuz bin miligram…

Sadece ülkemiz değil, bütün İslâm âleminin had safhada siyasî iktidarlara gösterdiği önemi “kalp iktidarına göstermediğini, nefsin iktidarına meyledip yenildiğini” öğreniyoruz bu kuvvetli ikaz edici yazıdan. Yüreğimizi toplayarak hep beraber okuyalım:
Okumaya devam et

Share Button

ERDOĞAN, ARINÇ, GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA

ERDOĞAN ARINÇ GÖKÇEK VEYA ŞAHSİYET VE DAVA
Recep Tayyip Erdoğan Akparti’nin lideridir, Bülent Arınç ise partinin ve hükümetin “akl-ı selimi”dir. Melik Gökçek ise, belediye başkanlarından birisi… Melih Gökçek’in mizaç deposundaki istidatları ve onlarla inşa ettiği (aslında gelişigüzel oluşan) şahsiyeti, ancak bir belediye başkanı olmaya kafidir ve daha ötesi o madenden çıkmaz.
Erdoğan ile Arınç arasındaki münasebet ve bu münasebetin üzerine oturduğu hukuk, hususi ve mahrem bir mahiyet taşır. İkisi arasındaki münasebetlere (itirazlar ve tartışmalar da dahil) kimsenin burnunu sokmaması gerekir. Erdoğan liderliğin ne olduğunu bilecek seviyede, Arınç ise bir meselenin nasıl çözüleceğini anlayacak seviyededir. Arınç’ın akl-ı selimi, meselenin suhuletle halline ve hasarın asgari seviyede tutularak neticelendirilmesine kafidir.
*
Bülent Arınç’ın Erdoğan hakkında, “hükümeti, kamuoyu önünde azarlar gibi tenkit etmemelidir” mealindeki ifadeleri doğrudur. Erdoğan, hükümetin başkanı da dahil olmak üzere tüm üyeleriyle istediği zaman ve istediği konularda konuşma ve fikirlerin söyleme imkanına ve iktidarına sahiptir. Ahmet Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın kıymet ve itibarını kabul ve teslim etmesi, çocuk gibi azarlanmasını meşru hale getirmez. Cumhurbaşkanının otoritesini ortaya koyması ve devlet cihazını cevval bir şekilde çalıştırması doğru ve haklıdır lakin üslubu ve meselenin konuşulma zemini hususunda dikkatli seçimler yapılmalıdır.
Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA DEVLETİ-1-GİRİŞ

DÜNYA DEVLETİ-1-GİRİŞ

Dünya devleti nedir, dünya devleti olmanın şartları nelerdir, dünya devleti olmaya giden yol neresidir? Türkiye artık ufkunu bu soruların cevabını verecek kadar genişletmeli, tüm ekonomik, siyasi, diplomatik ve istihbari çalışmalarını, projelerini, hamlelerini bu ufka göre geliştirmeli ve uygulamaya koymalıdır. Bugünkü şartların dünya devleti olmamıza geçit verip vermeyeceği konusu bir tarafa, bu hedefin ideal olarak görülmesi, kabul edilmesi, planlamalarda merkez alınması lüzumu açıktır.

Dünya devleti kavramı, dünyayı yalnız başına yöneten devlet değildir. Dünyadaki hadiselerin tamamıyla ilgilenebilmek, bu hadiselerin tamamı ile ilgili milletlerarası müzakerelerde “ne düşündüğü” merak edilmek, fikri sorulmak noktası veya seviyesi, dünya devleti olmaktır. Dünyadaki her hangi bir konuda, “o devlet ne düşünür, ne yapar, ne planlar?” sorusu zihinlere tabii bir refleks olarak gelmeye başlandığı andan itibaren o devlet dünya devletidir. Süper güç olmak, dünyaya yalnız başına nizamat vermek, dünyanın her yerinde yalnız başına inisiyatif alabilmek içinde yaşadığımız çağda hiçbir devlete nasip olmayacak bir hadisedir. Teknoloji sayesinde dünyanın küçüldüğü ve küresel bir köye döndüğü düşüncesi yanlış değildir ama teknolojinin yaygınlığı ve bir çok ülkenin artık üretebiliyor olması, bu köyün tek merkezden (bir süper güç tarafından) yönetilemeyecek kadar da büyüdüğünü gösteriyor.
Okumaya devam et

Share Button

SELAHATTİN DEMİRTAŞ MİSALİNDE SİYASET VE GERÇEKLİK

SELAHATTİN DEMİRTAŞ MİSALİNDE SİYASET VE GERÇEKLİK

Cumhurbaşkanlığı seçimi, ne milletvekili seçimine ne de mahalli seçime benzer. Seçilmek için yüzde elli artı bir oy gerekiyor. Milletvekilliği seçimindeki yüzde on barajı, seçime bağımsız olarak girmek şeklinde aşan adaylar var, mahalli seçimlerde ise zaten baraj yok. Özellikle mahalli seçimlerde, yüzde on beş oyla bile belediye başkanlığını kazanmak mümkün olabilir, seçime giren parti ve adayların oyları dengeli dağılır ve birinci gelen parti oyların toplamının yüzde on beşini alırsa belediye başkanlığını kazanır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise baraj yüzde ellidir, birinci turda yüzde elli artı bir oyu alan olmazsa, en çok oyu alan iki aday ikinci tura katılır ve yine baraj yüzde elli artı bir oydur. Hal böyle olunca, küçük partilere ancak ittifak etmek, büyük partilerin yedeğinde seçime girmek gibi bir ihtimal ve yol kalıyor.

Selehattin Demirtaş işte bu şartlarda cumhurbaşkanı adayı oldu. Kendisini aday yapan milletvekillerinin mensup olduğu partinin aldığı/alacağı oy, ancak yüzde 6-7 civarındadır. Bu durumda ortaya çıkan manzara nedir? Tavuğun kendini darı ambarında görmesi gibi bir şey…
Okumaya devam et

Share Button

DEVLET ANLAYIŞINA DAİR…

DEVLET ANLAYIŞINA DAİR…

Devlet (ve teşkilat) idaresinde üç ana istinat noktası var. İnsan, müessese, anlayış… Devlet, üçünden birine, ikisine veya tamamına istinat ile kurulabilir, idare edilebilir. Her devlette, bu üç istinat noktası, farklı oranlarda da olsa mevcuttur. Bazı durumlarda birisi veya ikisi üzerine kurulur ki, bu durum ifrattır ve sıhhatsizdir.

İnsan, kendini, “şahsiyet” ile inşa eder, şahsiyet ise ahlak ile kaimdir. Devletin insana istinat ettiği her husus, şahsiyet ve ahlaka dayanmak mecburiyetindedir. Ahlaksız ve şahsiyetsiz insanlara istinat eden devlet ve her türlü teşkilat, zoraki (güç ve zulüm ile) ayakta kalır ve ömrü kısa olur.
Okumaya devam et

Share Button

“TURPUN BÜYÜĞÜ” HAŞİM KILIÇ MI?

“TURPUN BÜYÜĞÜ” HAŞİM KILIÇ MI?

Türkiye’de hangi mecraya girdiğinizde nereye varabileceğinizi bilmiyorsunuz. Veya hangi menzile varmak için hangi mecraya girmeniz gerektiğini kestiremiyorsunuz. Devlet haritası, mesela kariyer planlaması için uygun güzergahları sunmuyor. Mesele tabii ki kariyer değil, ülkenin siyasi ve hukuki rejiminin ortaya koyduğu “devlet haritası”, nereden başlanırsa nereye varılacağına dair net bir güzergah çizmediği için, hangi siyasi veya hukuki mecrada olursa olsun herkesin iştihasını kabartıyor.

“Devlet” mefhumunun en bariz vasfı, siyasiliktir. Devlet, siyasi teşkilatların en büyüğüdür. Bu sebeple devlet ve milletin vahdetini (birliğini) ifade ve temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamı, öncelikle siyasi bir makamdır. Tüm devlet ve milleti temsil ettiği için siyaset dışı tüm hayat alanlarını da temsil ettiği tartışmasızdır ama bünyesinde taşıdığı sıfatların birinci sırada oturanının “siyasi” olduğu hususu da tartışmasızdır.
Okumaya devam et

Share Button

Muhalefet: Eyvah bu oyunda bizler yine yandık

Muhalefet: Eyvah bu oyunda bizler yine yandık
Kaç zamandır şenî çevreler millet iradesiyle gelen Meclisi güçsüz düşürüp, avantadan Türkiye’yi yönetmek ve 28 Şubat’taki gibi oligarklara, dükalara hizmet edecek koalisyon iktidarı kurmak istiyorlardı.

Ecinniler, iblisler, İsrail oğulları, İngiliz cıfıtları, alkolcüler, Kemalistler, Dhkcp’ciler, Pkk’lılar, Taksim çapulcuları, sahte Antikapitalist İslâmcılar, Amerikancı ve Atatürkçü çakma cemaatler, millet karşıtı işadamları, içeriden ve dışarıdan türlü türlü provokatörler bir olmuşlardı aylardır.

Ey birleşik muhalefet birliği! Aylarca sokakları ateş topuna çevirdiniz, çamur attınız. Bilemediniz Türkiye’nin kim dostu, kim düşmanı? Kustunuz, millet iradesiyle gelen hükümet aleyhinde ne varsa karnınızda fitne fesad…

SİZE DİYORUM, ULUSALCILAR, ERGENEKONCU GENERALLER, CHP’LİLER, ATATÜRKÇÜLER, BDP’LİLER!
Okumaya devam et

Share Button

SEÇİM MİTİNGLERİ İÇİN SLOGANLAR-1-

SEÇİM MİTİNLERİ İÇİN SLOGANLAR-1-
Seçim programının önemli unsurlarından birisi sloganlardır. Slogan, veciz ifadedir ki, bir cümle ile birçok şeyi anlatır. Veciz ifade, zeka eseridir. Gerçekten de bir cümle veya birkaç kelime ile bir ciltlik eserin muhtevasını ifade edebilmek, yüksek bir zeka, derin bir idrak, zengin bir kültürel müktesebata tekabül eder. “Slogan” kelimesi, fikre uzak gibi durduğundan genellikle hafifmeşrep bir anlam taşımaya başlamış, fazla itibar edilmez hale gelmiştir. Oysa slogan, fikir adamlarının, fikri yoğura yoğura bir cümlede cem edebilmesiyle ortaya çıkan en yoğun fikir cümlesidir. Mesele bu çerçeveden çıkarıldığı, yanlış anlaşılmaya başlandığı için muteber bir çalışma alanı olmaktan uzaklaşmıştır.
Başbakanın seçim mitinglerindeki kalabalıkların ihtişamına uygun sloganlar olmadığını görüyoruz. Bu manzara, meseleyle ilgilenmemizi gerektirdi. Bez afişlere veya başka türlü araçlara yazılacak ve miting meydanlarını işgal edecek sloganlarla ilgili çalışmamızı yayınlıyoruz. Her ildeki mitinglere katılacak insanlar bu sloganları yazabilirler, telif ücreti bir duadır.

Bundan sonra da ürettiğimiz sloganları yayınlamaya devam edeceğiz.

*

Seni telekulakla değil, can kulağı ile dinliyoruz

Pensilvanya bile seni dinliyor, büyüksün usta

O kadar uzunsun ki, Pensilvanya’dan bile görünüyorsun

Davan, davamızdır
Okumaya devam et

Share Button

ŞEHİR VE MEDENİYET-7-ŞEHİR VE SİYASET

ŞEHİR VE MEDENİYET -7-ŞEHİR VE SİYASET
Siyaset, ilk imtihanını şehirde verir, köy siyaset için imtihan alanı değildir. Siyaset, devlet cihazını köyde kurmaz, siyaset cihazı tüm unsurlarıyla şehirde kurulur. Devlet denilen o dev teşkilat, tüm unsurlarıyla şehirde ilk numunesini oluşturur.
Köy ve kasabalar cemaat çapındadır, şehir cemiyetin ilk teşkil edildiği iskan alanı… Siyaset (tabii ki devlet) kendini şehirde farkeder, insanlar siyasete şehirde ihtiyaç duyar. Bu sebeple siyaset, ya cemiyetle birlikte ya da toplumla (cemiyet ve toplumun farkları önceki yazımızda izah edildi) birlikte ortaya çıkar. Şehir, devlet ve siyasetin ana rahmidir, devleti ya toplum doğurur ya da cemiyet… Toplumun doğurduğu devlet müstebittir, cemiyetin doğurduğu devlet ise adil ve munis… Toplum, beyni (aklı) küçük, gövdesi büyük insan topluluğudur, kendi başlarına yaşayamazlar, ihtilaflarını kendileri çözemezler, bu sebeple siyasi otoriteye olan ihtiyaçları azami seviyededir. İhtiyaçlarının hacmi, cismi muazzam iri fakat idraki tam aksine sığ bir devlet doğurur. Kasları güçlü, aklı geri olan bu devlet, ihtilafları maddi müeyyide ile halletmekten başka bir yol bulamaz, zaten aramaz ve umursamaz. Cemiyet, kendi ihtiyaçlarını kendisi karşıladığı, kendi ihtilaflarını kendisi hallettiği için, kendi çapını ve imkanlarını aşan zaruri işler için devlete ihtiyaç duyar ve buna muadil bir devlet doğurur. Bu devletin aklı gelişmiş fakat cüssesi hafif ve naif kalmıştır, zira ihtilafları adalet ile halleder. Cemiyet adaletin karşısında hazır ola geçtiği için, adaletin infazı, zecri tedbirleri gerektirmez. Okumaya devam et

Share Button

DARBELER VE TEDBİRLERİ-2-DARBENİN TARİFİ

DARBELER VE TEDBİRLER-2-DARBENİN TARİFİ
Türkiye’de meseleler, misaller üzerinden konuşulur, umumiyetle fikri çerçeveye temas edilmez. Bir mevzuun misaller üzerinden konuşulması, o mevzuu “gerçekleşmiş” örneklere mahkum eder. Oysa darbe geleneği olan Türk ordusunda bile hiçbir darbe diğerinin tekrarı değildir, muhteva olarak tekrar olsa bile tatbikat olarak her biri farklıdır. Mevzu misaller üzerinden konuşulduğu takdirde, tedbir geçmiş örneklere göre alınır, oysa hayat gelişmekte, şartlar değişmektedir ve yeni darbe farklı şekilde gelecektir. Geçmişe dönük tedbirler ise gelecek için hiçbir mana ifade etmez, bu sebeple de darbeler (veya hayattaki başka hadiseler) muhteva olarak tekrarlanmaya devam eder.
1960 darbesi, 1971 muhtırası, 1980 darbesi, 28 Şubat müdahalesi, 27 Nisan muhtırası ve hazirandaki taksim teşebbüsü birbirinden farklıdır. Mısır’daki darbe misalini görünce, taksim hadiselerinin de darbe teşebbüsü olduğu, kaos oluşturularak ordunun müdahalesine meşruiyet kazandırılacağı anlaşılıyor. Hükümetin meseleyi erken farketmesi ve tedbirli davranmasıyla akim kalan taksim denemesi, tahrirde neticeye ulaşacak gibi görünüyor.
Misaller (müşahhas haller) üzerinden konuşma alışkanlığı ve sığlığı, mevzuların anlaşılmasına mani oluyor. “Darbenin tarifi” başlığını görenlerin bu yazıyı okuma ihtiyacı bile duymaması, konuyu bildiği zannından kaynaklanıyor. Bir hadisenin muhteva olarak tekrarlanabilmesi de tam olarak bu tür cahilliklere dayanıyor. Misallerle sınırlı bilgi ve anlayışı olan insanların meseleler üzerinde derinliğine çalışmaması, aynı muhtevanın farklı şartlarda farklı şekillerle tekrarlanmasının en büyük sebebidir. Okumaya devam et

Share Button

ONTOLOJİK ÇATIŞMA…

ONTOLOJİK ÇATIŞMA…
Türkiye’de tartışmalar, çatışmalar ve mücadeleler siyaset üzerinden yürüyor. Siyaset, fikir değil, fikrin kaynağı da değil, buna rağmen ölüm kalım mücadelelerinin siyaset üzerinden yürütülmesi çok sığ bir yaklaşım. Siyaset, fikrin (ideolojinin, dünya görüşünün) tezahür alanlarından birisidir, mühim olduğu doğrudur ama öncelikle kaynak olmadığı, netice olduğu hatırlanmalıdır. Siyaseti fikrin kaynağı olarak kabul etmek, konjonktürel dalgalanışlara göre fikri sahibi olmak sonra da onlarla dünya görüşü inşa etmek olur.
Siyaset tatbikat sahasıdır, bir fikir olmalıdır ki tatbik edilebilsin. Tatbikatı nazariyat yerine ikame etmek, insanı amuda kalkmış halde yaşamaya mahkum etmek ve normal olanın böyle bir hayat olduğunu iddia etmektir.
Siyasi tartışmaların yapılabilir hale gelmesi için çerçeve gerekir. Aynı dünya görüşünün farklı tatbikat şekilleri (yani farklı siyasetleri) olabilir, farklı heyetler, cereyanlar, teşkilatlar, aynı dünya görüşünü daha doğru, daha güzel, daha iyi tatbik edebileceklerini iddia edebilirler, bunun için farklı tatbik fikri ve programları geliştirebilirler, bunlar arasında siyasi tartışmaların olması tabidir, hatta lüzumludur, faydalıdır. Farklı dünya görüşleri karşı karşıya gelmişse, orada siyasi tartışma değil, fikri (ideolojik, felsefi) tartışma vardır, böyle olmalıdır. Okumaya devam et

Share Button

İSLAM BİRLİĞİNİN TEMEL MÜESSESELERİ-2-HİLAFET-1-

İSLAM BİRLİĞİNİN TEMEL MÜESSESELERİ-2-HİLAFET-1-yayınlandı-
Tevhide tecrit ve tenzih ile ulaşmak kabildir. Namütenahi tenzih güzergahı, Allah Azze ve Celle’nin lütuf ve ihsanı dışında katedilmesi muhal bir mesafedir. Öyleyse Müslümanların tevhide ulaşma cehd ve gayreti yanında, dünyada, birlik ihtiyacını karşılayacak bir müessese gerekir. Tevhidden hemen sonra vahdet meselesini konuşuyor olmamızın temel sebebi bu değil midir? Vahdet bahsi, tevhid bahsine bitişiktir ve arasındaki münasebet zorlu sırlardan biridir.
Müslümanlar tevhidden bahsetmeden vahdetten bahsedemezler ama vahdetten bahsetmeden de tevhidden bahsedemezler. Vahdet, ikamesi, inşası, gerçekleştirilmesi mümkün olan bir menzilde bulunduğu için, kalbi-ruhi süreçlerinde tevhid ile meşgul oldukları kadar, zihni-akli süreçlerinde ve tatbikatta vahdet ile meşgul olmalıdırlar.
Aynı dine mensup olanlara ümmet diyorsak, ümmetin (ve tabii ki dinin) tek mümessili olmalıdır. Tevhid münhasıran Allah Azze ve Celle içindir, vahdet ise kainattaki her varlık ve vakıada müşahede edilebilen, hayatın her alanında inşa ve ikamesi mümkün olan bir kıymettir. Yeryüzünde vahdeti gerçekleştiremeyen Müslümanların, tevhid güzergahında mesafe aldıkları iddiası ham hayaldir. Vahdeti bozan unsurların olması, hatta vahdete kasteden gurup ve anlayışların bulunması mümkündür, aslolan, her Müslümanın kendi kalbi ve zihni evreninde, ruhi ve akli mecrasında vahdeti inşa etmesi, yeryüzünde de ikamesi için çalışmasıdır. Okumaya devam et

Share Button

DEMOKRASİ KRİZİ

DEMOKRASİ KRİZİ
Basit ve klasik bilgilerden başlayalım. Diktatörlükler (her çeşidi) halka seçim imkanı vermedikleri için halkın öfkesine muhatap olurlar. Öfkenin birikmesi ve patlaması zaman alsa da, mutlaka bir karşı düşüncenin ve duygunun birikiyor olduğu vakadır. Demokrasiler ise aksine halka seçim imkanı sundukları için, halkta öfke birikmesine mani olurlar, bu sebeple de siyasi ve hukuki düzen olağanüstü haller yaşanmadan, büyük içtimai patlamalar oluşmadan varlığını devam ettirir. Bu düşünce yaygın olarak batıda ikinci cihan harbinden sonra tatbikat sahası bulabildi çünkü batı ikinci dünya savaşına kadar nazi, faşist ve benzeri diktatörlüklerin kıskacı altındaydı. Demokrasinin yaygınlaşmış haliyle tarih sahnesine çıkışının altmış yıllık bir hikayesi var. Bir insan ömrü kadar süren bu düşünce, on yıl öncesine kadar ilanihaye sürecek zannediliyordu.
Batıda, önce halk seçimden uzaklaştı, seçimlere katılım oranı çok azaldı. Bunun bir çok sebebi var mutlaka, siyasi ve hukuki rejimin oturmuş olması, kültürün oluşturması, halkın farklı sebeplerle apolitikleşmesi ila ahir… Bütün sebepler üzerinde çalışmalar yapıldı ama o sürecin bir demokrasi krizine doğru akan bir mecra olduğu görülmedi. Şimdi batı demokrasi krizine girdi. Okumaya devam et

Share Button

SİYASETİN PATLAMASI

SİYASETİN PATLAMASIAK PARTİ, Türkiye ve dünyada “özelliği” olan bir zaman dilimi içinde kurulan ve iktidara gelen bir siyasi teşekküldür. Kuruluşu, zaman diliminin Türkiye’deki özelliğinden kaynaklanmasına rağmen dünyadaki özelliği konjonktürel bir rastgelişten ibarettir. Ancak dünyadaki konjonktürden, iktidara gelmesi ve iktidarda kalması için faydalandığı vakidir.

Özelliği olan zaman diliminin Türkiye’deki yansıması, asırlar süren bir süreç sonunda; Üniversitelerinde bilim, fabrikalarında marka, meclisinde hukuk (kanun değil) üretilemeyen, ailesinde çocuk, okulunda öğrenci, kurslarında uzman yetiştirilemeyen, siyasetinin devlet adamı, toplumunun lider, ülkesinin mütefekkir çıkaramadığı, hukukçusunun adil, doktorunun sağlıklı, aydınının sakin olamadığı, din adamının riyadan, tüccarının hileden, memurunun rüşvetten kurtulamadığı, erkeği asaletten, kadını zarafetten hızla uzaklaşan, ahlakın anlamını, hukukun hükmünü kaybettiği, hedefleri olmayan, idealleri bulunmayan, korkuları artmış, ümitleri bitmiş insanların oluşturduğu bir toplum yapısının oluştuğu bir dönemdir. Okumaya devam et

Share Button

DÜŞÜNCE ve SİYASETİN SEVİYESİZLİĞİ – E-KİTAP-Haki DEMİR-

Siyasi alan fazla görünür halde. Bunun sebebi malum, iktidar alanı olmasıdır. İktidar, iktidar mücadelesi, devlet ve halk üzerinde kullanılan yetkilerin siyasi alana yığılmış olması, siyaseti fazla görünür kılıyor. Hem kullandığı yetkiler bakımından hem de fazla görünür olmasından dolayı, ülkedeki tartışmaların kahir ekseriyeti siyasi alanda gerçekleşiyor. Bu durum ne kadar sağlıklı, olması gereken bu mudur, siyaset hakettiğinden fazla bir ilgiye mi sahiptir gibi bir çok sorunun cevabı tartışılmalıdır. Okumaya devam et

Share Button

DÜŞÜNCE VE SİYASETİN SEVİYESİZLİĞİ

Siyasi alan fazla görünür halde. Bunun sebebi malum, iktidar alanı olmasıdır. İktidar, iktidar mücadelesi, devlet ve halk üzerinde kullanılan yetkilerin siyasi alana yığılmış olması, siyaseti fazla görünür kılıyor. Hem kullandığı yetkiler bakımından hem de fazla görünür olmasından dolayı, ülkedeki tartışmaların kahir ekseriyeti siyasi alanda gerçekleşiyor. Bu durum ne kadar sağlıklı, olması gereken bu mudur, siyaset hakettiğinden fazla bir ilgiye mi sahiptir gibi bir çok sorunun cevabı tartışılmalıdır.
Bir ülkedeki yetki temerküzünün merkez üssünün siyasi alan olması, siyasi alanın mahiyetinden dolayı yanlış gelmiyor. Ne var ki bu durum, ülkenin Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan bir kültüre işaret ediyor. Siyasi alandaki yetki yığınağının bu çapta olması aslında sağlıklı bir yapıya işaret etmez. Yetkinin mümkün olduğunca dağıtılması, paylaşılması, halka yayılması gerekir. Burada bahsettiğimiz yetki dağılımı, yasama, yürütme, yargı arasındaki paylaşım değil. O paylaşımın yapılması zarureti açık. O taksimatın dışında da bir yetki dağılımı ve paylaşımı şart. Okumaya devam et

Share Button