SOSYAL HARKETLER VE DEVRİMLER-5-SOSYAL HAREKETLERİN FİKİR İHTİYACI

SOSYAL HAREKETLER VE DEVRİLER-5-
SOSYAL HAREKETLERİN FİKİR İHTİYACI
Sosyal hareketler kolay oluşturulur. Hamiyetli birkaç insanın bir araya gelmesi, çapı küçük olsa da sosyal hareketi başlatabilir. Siyasi hareket ciddi kadrolar ve hazırlıklar isteyen devasa hareketlerdir.
Sosyal hareketler, başlamak ve belli bir mesafe almak için fikre de ihtiyaç duymazlar. İyiliksever insanların bir araya gelerek cemiyetteki bir eksikliği doldurması, bir problemi çözmesi, bir ihtiyacı karşılaması başlangıç için kafidir.
Cemiyetteki bir eksikliği görmek için deha olmak gerekmez. Basit problemleri çözebilmek için de yetişmiş insana ihtiyaç duyulmaz. Bu sebeple sosyal hareketin başlaması, çok hızlı, çok kolay ve çok ucuz maliyetli iştir. Zaten cemiyetlerde bu gür kıpırdanışlar her gün sayısız vakada müşahede edilir.
Hayatı kuşatacak çapta fikir sahibi olan insanlar gerekmez. Hayatın her alanı ile ilgili fikirleri olan, her problem için çözümler teklif eden yani bir dünya görüşünden beslenen insanlar olması şart değil. Hamiyetli, yardımsever, diğerkam insanlar, hayatın tabii akışı içinde sosyal hareketleri başlatabiliyorlar. Büyük fikir sahiplerinin umumiyetle siyasi alana aktığı (meylettiği) görülüyor.
Doğrudan siyasi hareketlere başlayanlar, siyasi hareketin ihtiyaç duyduğu şartlar ve imkanlara sahip değillerse mesafe alamıyorlar. Her işte olduğu gibi siyasi hareketlerde de mesafe alamamak, hareketi (işi) çürütüyor. Az kadro ve kıt kaynaklar, siyasi hareketleri başlatmak için kafi olmadığı için, küçük gurupların sosyal hareket başlatmaları, akıllıca bir iştir.
*
Başlangıcında olmasa da ilerleyen safhalarda fikir ihtiyacı, her işte olduğu gibi sosyal hareketlerde de ilk sıradadır. Hiçbir ciddi iş, “fikirsiz” olmaz, olamaz. Zaten fikir ihtiyacı duymayan insanların büyük işler yapmaları veya yaptıkları işi devam ettirmeleri imkansızdır.
Ne var ki, sosyal hareketlerin büyümesi şart değildir. Küçük guruplar halinde cemiyette yuvalanırlar. Büyüme iştiyakına sahip olanlar çıkar içlerinden elbette fakat birçoğu küçük yapılar halinde varlığını devam ettirir. Sadece mizaçlarındaki hamiyetten ve imanlarındaki keskinlikten dolayı harekete geçen insanlar, mütevazı bir hayat ve hareket içinde yaşamaktan şikayetçi değillerdir.
Küçük teşkilatlar halinde kalmak, enerji israfı mıdır? Veya hedefsizlik midir? Veya boşa gayret manasına mı gelir? Hayır… Fonksiyonel olan, bir boşluğu dolduran, bir ihtiyacı karşılayan, bir problemi çözen her yapı, boşuna değildir, israf değildir. Yaptığı işi yapamaz hale gelenler israfa savrulurlar ki onlar zaten kısa süre içinde yok olurlar.
Küçük guruplar halinde cemiyete serpiştirilmiş haldeki bu yapıların toparlanması gerekir. Çatı müesseseler veya üst yapılar veya onların muhtariyetini imha etmeyen birlikler tesis edilebilir. Küçük yapıların çokluğu, onları organize etmeyi zorlaştırır. Bu sebeple küçük yapıları müşterek platformlarda bir araya getirebilmek ince bir stratejiyle mümkündür. Yaygın olan “bunlardan adam olmaz” türü düşünce ve akıl hastalıklarıyla konuya bakanlar, aslında kendileri adam olmadığı için bu türden ciddi işleri yapamazlar.
*
Küçük yapıları ve gurupları organize etmenin en etkili yolu, kuruluşları birleştirmek değil, faaliyetleri birleştirmektir. Müşterek faaliyetler yürütmek mümkündür ve küçük gurupların tamamına yakını bu ihtiyacı hissederler.
Birlikte faaliyet yapabilmek için, sözkonusu faaliyetin merkezini teşkil edecek güçlü ve donanımlı teşkilatlar gerekir. Küçük gurupların üzerinde hakimiyet kurma çabasına girmeksizin, onları faal hale getirmek, onların kendi varlıkları için gereken faaliyet imkanını sunmak doğru bir yaklaşım olur. Küçük guruplar, fikir hareketi değil, hamiyet ve fedakarlık hareketi olduğu için, orijinal fikirleri üretemeseler de, önlerine konulduğunda ihtiyaç duyacaklardır. Kendi bağımsız varlıklarıyla faaliyet göstermelerine de imkan sunulduğunda, hayır deme imkanı kalmaz.
Büyük fikir (dünya görüşü) sahiplerinin, hayatın tabii akışı içinde meydana gelen ihtiyaçlara dair bir fikir beyan etmemesi, fikir ile hayat arasındaki irtibatı kesiyor. Halkın, büyük fikirden anlaması beklenmez. O küçük ihtiyaçların kalabalığıdır ve o ihtiyaçlarını karşılayan mecralara dökülür. Büyük fikir ile küçük ihtiyaçlar karşılanmaz. Küçük ihtiyaçları karşılayamayan, küçük problemleri çözemeyen büyük fikir hareketleri, fikri büyük kendi küçük hareket olarak kalır. Büyük fikir, küçük harekete yakışmaz. Büyük fikir sahipleri küçük hareketler içinde kaldığı müddetçe, ruhi, kalbi, zihni ve akli hastalıklara kapılırlar. Bir müddet sonra da psikiyatrik hale gelirler ve hem kendilerini hem de fikirlerini çürütürler. Tarihte ve günümüzde bunun çok sayıda misali var.
Her büyüklük, çok sayıda küçüklükten mürekkeptir. Büyük işler küçük işlerin toplamıdır. Büyük hareketler, küçük ihtiyaçların karşılanmasıyla meydana gelir. Doğrudur, büyük hareket, büyük fikir gerektirir. Çok sayıda küçük işi gelişigüzel yapmak, büyük hareketi inşa etmez, en fazla kaotik bir faaliyet curcunası haline gelir. Diğer taraftan küçük işleri halledemeyenler de, ne kadar büyük fikre sahip olurlarsa olsunlar, küçücük taşlara takılır tökezlerler.
*
Küçük sosyal hareket guruplarını fikirsizlikle suçlamak akıl savrulmasıdır. Onlar tabiatı gereği fikir ihtiyacı içinde değillerdir. Hukukçuya tıp bilmiyorsun diye fırça atmaya benzer, çok komiktir. Küçük gurupları büyük hedeflerin birer tuğlası haline getiremeyen büyük fikir hareketleri suçludur. Küçük sosyal hareket guruplarına varlık ve faaliyetleri için fikir ihtiyacı içinde olma şartını getirmek, ne kadar mantıklı görünüyorsa da, yanlıştır. Zira küçük guruplar, halkın vicdan kıpırdanışlarıdır ve onlara büyük fikirsiz yapılan işlerin beyhude olduğunu söylemek, halkın vicdanını imha eder. Zaten tabiatları gereği fikre ihtiyaç duymazlar ve zaten büyük fikre ulaşamazlar, öyleyse bırakın yapabileceklerini yapsınlar. Böylece halk, vicdanını hareket halinde tutsun ki yapılabilecek büyük işlerin malzemesini temin edebilsin.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

SOSYAL HAREKETLER VE DEVRİMLER-4-SOSYAL HAREKETLER SİYASİ HAREKETLERİN PİLOT UYGULAMASIDIR

SOSYAL HAREKETLER VE DEVRİMLER-4-
SOSYAL HAREKETLER SİYASİ HAREKETLERİN PİLOT UYGULAMASIDIR
Siyasi hareketlerin hedefi iktidarı ele geçirmektir. Siyasi iktidar yeryüzündeki en büyük bedellerden (mükafatlardan) biridir. Siyasi hareketler, bir dünya görüşüne dayansa ve samimi olarak insanların ihtiyaçlarını karşılama hedefine yürütse de, karşılığında iktidar gibi yeryüzü nimeti var. Karşılığında böyle bir mükafat olan siyasi hareketlerin fikri bağlılık ve samimiyetleri her zaman gölgelidir. İktidar arzusunu, fikri iştiyaktan ayırabilmek zordur. Samimi insanların istismarcı, istismarcılarında samimi görünebilmesi mümkün olan bir hareket çeşididir, siyasi hareketler. İstismarcıları ayıklamak gerçekten zordur. İktidar gibi bir nimet için insanlar, dünyadaki en maharetli aktörlerden daha iyi rol yapabilmektedirler. Tarihteki siyasi hareketlerin hepsi bu tehlike (hatta bela) ile mücadele etmek zorunda kalmış, günümüzde de mücadele etmeye devam ediyorlar.
Sosyal hareketlerde de istismarcıların olması mümkündür ve vardır. Fakat hedefi siyasi iktidar ve siyaset olmayan sosyal hareketlerin dünyadaki karşılıkları, (nimetleri) külfetlerinden azdır. Bu sebeple istismarcılar için tabii bir süzgeç görevi görmektedir. Siyasi hareketlerin insan kaynakları, sosyal hareketlerde test edilmiş şahıslardan oluşturulursa, sıhhatli bir iş yapılmış olur.
*
Sosyal hareketler, dünyada karşılık beklemeksizin, fedakarane çalışmalar yapan insanları seçer. Kendini bir dünya görüşüne adayan insanlar, sosyal hareketlerde daha fazla görülür. Siyasi hareketlerdeki iktidar iştihasını yok etmek kabil olmadığına göre, siyasi iktidarları, mümkün olduğunca ve gerektiğinde zorla sosyal hareket mensuplarının içinde test edilmiş şahıslardan teşkil etmek gerekir.
Sosyal hareketlerdeki tabii eleme, insanlardaki safiyeti ortaya çıkarabilmektedir. Herhangi bir hareketin (siyasi veya sosyal olsun) içinde, idealist insanları seçebilme, teşhis edebilme mekanizmaları, süzgeçleri, süreçleri yoksa o hareketin hedefine ulaşması mümkün olmaz. Sosyal hareketlerin tabiatı buna müsait olduğu için idealist insanların seçimi daha kolay olabilmektedir.
Sosyal hareketi başlatamayan, yürütemeyen, sevk ve idare edemeyen, safiyetini sosyal hareket bünyesinde koruyamayan insanların siyasi hareketlerde neticeye ulaşmak için gereken akıl seviyesi, idrak derinliği, ahlaki donanımı ve muhtelif maharetleri kazanmış olmadığı anlaşılır. Siyasi mücadelenin daha çetin olduğu, daha girift hesaplamalar gerektirdiği, daha büyük bir ufuk sahibi olmayı şart kıldığı malum. Sosyal hareketler nispeten daha basit, daha net ve daha kolay organize edilebilir mahiyet taşır. Burada imtihandan geçemeyenlerin siyasi hareketlere soyunmaları, ciddi bir kendini bilmezlik olsa gerek.
Evet, sosyal hareketler, siyasi hareketlerin pilot uygulamasıdır. Birçok yönden böyledir. Samimiyet testi, dayanıklılık testi, kavrayış testi, ufuk testi gibi bir çok imtihan, sosyal hareketlerin tabii seyri içinde gerçekleştirilir. Bunları organize etmek de gerekmez, sosyal hareketin tabii seyri, dikkatli bir göz için bu testlerin tamamını uygular.
Siyasi hareketlerde görev almak için sosyal hareketlerde görev almış olmak gibi aşırı sistemik ihtiyaçlar üretmek gerekmez. Fakat sosyal hareketlerin tabii seyrindeki sayısız testten faydalanmamak, insanı ve hayatı tanımamaktır. İlla sıraya koyup da “sosyal hareket sabıkan nedir” cinsinden sorular sormak ve araştırmalar yapmak gibi garip durumlara düşmenin lüzumu yok. Fakat bir insanın sosyal hareket sabıkasının, o insanın şahsiyet terkibine ve görev tayinine pozitif katkıda bulunmasına açık bir anlayış örmek de fayda var.
*
Sosyal hareketlerin halka nüfuz mahareti göz önüne alındığında, sosyal hareket tecrübesi ve o alanda başarısı olmayanların siyasi harekette başarılı olması beklenmez. Siyasi hareketler, halka nüfuz etmek gibi bir gaye gütmezler ve tepeden inme türünden darbe gibi manevraları hedef haline getirirlerse, halka nüfuz etmek, halkı ikna etmek gibi usullere uzak kalırlar. Oysa yirminci asır, tepeden inme darbelerin (tüm sosyalist tecrübeler böyledir) kalıcı olmadığını, ayakta kalmak içinse milyonlarca insanı katletmek gerektiğini göstermiştir. Müslümanların böyle bir duruma düşmesi beklenmez.
Halkı ikna etmenin yolu ise ihtiyaçlarını karşılamak, problemlerini çözmektir. Bu yolla, halka daha iyi bir hayat verebileceklerini gösterirler. Halk, asla teorik olarak ikna edilemez. Siyasi hareketlerin birçoğunun teorik tartışmalara girdikleri ve bunu bir müddet sonra kavgaya dönüştürdükleri görülüyor. Sonra da “halkın bir şeyden anlamadığı” hükmünü veriyor ve tepeden inme metotlara yöneliyor. İşte tam bu nokta, siyasi hareketin intiharıdır. Halkın bir şeyden anlamadığı kanaatine sahip olanlar, halkın neyi nasıl anladığını anlamayan akıl fukaralarıdır.
En kötü sosyal hareket bile en iyi siyasi hareketten daha fazla halkın içindedir, daha fazla halka nüfuz etmiştir, daha fazla halkı ikna etmiştir. Hem de halkı ikna etme çabasına girmeden… Bu tür sayısız tecrübenin arşivi olan insanlık tarihi ortadayken, Müslümanların Hz. Adem’in birinci nesil çocuklarıymış (dünyada hayat yeni başlıyormuş) gibi iptidai hatalar yapması, hem akıllarına hem de Müslümanlıklarına yakışmaz.
Siyasi harekete kendilerini mahkum eden kadrolar, aynı zamanda “tek dile” mahkum olurlar. Sadece siyasi dil ile kalırlar ve hayatın tüm cephelerini ihmal ederler. Hayatın diğer alanlarında (cephelerinde) hangi dillerin kullanıldığını öğrenemezler ve halk ile iletişim kuramazlar. Ne halk kendilerini anlar, ne de kendiler halkı… Sonra da kenara çekilip, kendi başarısızlıklarını örtbas etmek için “halkın kendilerini anlamadığını” söyleyerek psikolojik masturbasyon yaparlar. Oysa halkın dilin bilmeyen kendileridir ve aydın olmalarından dolayı halkın kendi dillerini değil, kendilerin halkın dilini öğrenme mesuliyeti içindedirler. Bu tür anlayışlar, Çinliye Türkçe bir konuyu anlatmaya çalışıp da, Çinlinin anlamaması karşısında onu suçlamaya kalkanlar gibidir.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

YENİ BİR YAZI SERİSİ “SOSYAL HAREKETLER VE DEVRİMLER”

YENİ BİR YAZI SERİSİ “SOSYAL HAREKETLER VE DEVRİMLER”
Devrim, siyasi muhtevalı büyük çaptaki hadisedir. Sosyal hareketlerin umumiyetle devrimle neticelendiğine az rastlanır. Fakat devrimlerin kahir ekseriyetinde sosyal hareketlerin katkısı küçümsenmeyecek çaptadır. Sosyal hareketler doğrudan siyasi hedefler gözetmedikleri (veya sahip oldukları siyasi hedefleri deklare etmedikleri) için, devrimlerdeki rolleri fazla tetkik edilmemiştir. Bu cihetten bakıldığında çok ciddi bir araştırma konusudur ve bakir bir alandır.
Sosyal muhalefet projeksiyonu yazı serimiz, okuyucudan önce bize gösterdi ki, sosyal hareketler, sosyal iktidar ve sosyal muhalefet meselesi, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada ihmal edilen ve kıymeti ve tesiri kafi derecede anlaşılmayan bir bakir konu olarak duruyor. Bu mesele üzerinde çalışma lüzumu, tabii ki kıymetinden kaynaklanıyor.
“Sosyal muhalefet projeksiyonu” ve “Müslümanların teşkilat anlayış” yazı serileri, sosyal hareketler meselesini de ciddiyet ve dikkatle ele almamıza sebep oldu. Bu üç yazı serisi, aynı zamanda birbirini tamamlar mahiyettedir ve dikkatli okurlar için aslında tek bir çalışmanın farklı boyutları olduğu fark edilir.
Sosyal muhalefet projeksiyonu yazı serimizin sonuna geldik, birkaç yazıdan sonra bu seriyi bitiriyoruz. Bundan sonra bir gün “Müslümanların teşkilat anlayışı” isimli yazı serimizden diğer gün “sosyal hareketler ve devrimler” isimli yazı serimizden bir yazı yayınlayacağız. Arada bir de bağımsız makale yayınlama düşüncesindeyiz.
Bu arada, çalışmalarımızın çoğunluğunu yazı serisi şeklinde yapmaya başladık. Böyle daha verimli olduğunu gördük. Her yazı serisi aynı zamanda bir kitap konusudur ve yazı serilerimiz bittikten sonra tekrar gözden geçirip, kitap haline gelmesi için gereken çalışmaları ve tanzimleri yapmayı düşünüyoruz. Makaleleri kitap olarak toplamak gibi hafifmeşrep türden bir çalışma değil tabii ki yapmayı düşündüğümüz. Yeniden ele almak ve kitap tertibi için gereken tüm eksiklerini (gerekirse yeni bölümler eklemek, yeni yazılar yazmak ve mevcut yazıları daha sakin kafayla değerlendirmek dahil) gidererek kitaplık çapa ulaştırmak.
İnşallah faydalı olur.
HAKİ DEMİR