SOSYAL HAREKETLER VE DEVRİMLER-4-SOSYAL HAREKETLER SİYASİ HAREKETLERİN PİLOT UYGULAMASIDIR

SOSYAL HAREKETLER VE DEVRİMLER-4-
SOSYAL HAREKETLER SİYASİ HAREKETLERİN PİLOT UYGULAMASIDIR
Siyasi hareketlerin hedefi iktidarı ele geçirmektir. Siyasi iktidar yeryüzündeki en büyük bedellerden (mükafatlardan) biridir. Siyasi hareketler, bir dünya görüşüne dayansa ve samimi olarak insanların ihtiyaçlarını karşılama hedefine yürütse de, karşılığında iktidar gibi yeryüzü nimeti var. Karşılığında böyle bir mükafat olan siyasi hareketlerin fikri bağlılık ve samimiyetleri her zaman gölgelidir. İktidar arzusunu, fikri iştiyaktan ayırabilmek zordur. Samimi insanların istismarcı, istismarcılarında samimi görünebilmesi mümkün olan bir hareket çeşididir, siyasi hareketler. İstismarcıları ayıklamak gerçekten zordur. İktidar gibi bir nimet için insanlar, dünyadaki en maharetli aktörlerden daha iyi rol yapabilmektedirler. Tarihteki siyasi hareketlerin hepsi bu tehlike (hatta bela) ile mücadele etmek zorunda kalmış, günümüzde de mücadele etmeye devam ediyorlar.
Sosyal hareketlerde de istismarcıların olması mümkündür ve vardır. Fakat hedefi siyasi iktidar ve siyaset olmayan sosyal hareketlerin dünyadaki karşılıkları, (nimetleri) külfetlerinden azdır. Bu sebeple istismarcılar için tabii bir süzgeç görevi görmektedir. Siyasi hareketlerin insan kaynakları, sosyal hareketlerde test edilmiş şahıslardan oluşturulursa, sıhhatli bir iş yapılmış olur.
*
Sosyal hareketler, dünyada karşılık beklemeksizin, fedakarane çalışmalar yapan insanları seçer. Kendini bir dünya görüşüne adayan insanlar, sosyal hareketlerde daha fazla görülür. Siyasi hareketlerdeki iktidar iştihasını yok etmek kabil olmadığına göre, siyasi iktidarları, mümkün olduğunca ve gerektiğinde zorla sosyal hareket mensuplarının içinde test edilmiş şahıslardan teşkil etmek gerekir.
Sosyal hareketlerdeki tabii eleme, insanlardaki safiyeti ortaya çıkarabilmektedir. Herhangi bir hareketin (siyasi veya sosyal olsun) içinde, idealist insanları seçebilme, teşhis edebilme mekanizmaları, süzgeçleri, süreçleri yoksa o hareketin hedefine ulaşması mümkün olmaz. Sosyal hareketlerin tabiatı buna müsait olduğu için idealist insanların seçimi daha kolay olabilmektedir.
Sosyal hareketi başlatamayan, yürütemeyen, sevk ve idare edemeyen, safiyetini sosyal hareket bünyesinde koruyamayan insanların siyasi hareketlerde neticeye ulaşmak için gereken akıl seviyesi, idrak derinliği, ahlaki donanımı ve muhtelif maharetleri kazanmış olmadığı anlaşılır. Siyasi mücadelenin daha çetin olduğu, daha girift hesaplamalar gerektirdiği, daha büyük bir ufuk sahibi olmayı şart kıldığı malum. Sosyal hareketler nispeten daha basit, daha net ve daha kolay organize edilebilir mahiyet taşır. Burada imtihandan geçemeyenlerin siyasi hareketlere soyunmaları, ciddi bir kendini bilmezlik olsa gerek.
Evet, sosyal hareketler, siyasi hareketlerin pilot uygulamasıdır. Birçok yönden böyledir. Samimiyet testi, dayanıklılık testi, kavrayış testi, ufuk testi gibi bir çok imtihan, sosyal hareketlerin tabii seyri içinde gerçekleştirilir. Bunları organize etmek de gerekmez, sosyal hareketin tabii seyri, dikkatli bir göz için bu testlerin tamamını uygular.
Siyasi hareketlerde görev almak için sosyal hareketlerde görev almış olmak gibi aşırı sistemik ihtiyaçlar üretmek gerekmez. Fakat sosyal hareketlerin tabii seyrindeki sayısız testten faydalanmamak, insanı ve hayatı tanımamaktır. İlla sıraya koyup da “sosyal hareket sabıkan nedir” cinsinden sorular sormak ve araştırmalar yapmak gibi garip durumlara düşmenin lüzumu yok. Fakat bir insanın sosyal hareket sabıkasının, o insanın şahsiyet terkibine ve görev tayinine pozitif katkıda bulunmasına açık bir anlayış örmek de fayda var.
*
Sosyal hareketlerin halka nüfuz mahareti göz önüne alındığında, sosyal hareket tecrübesi ve o alanda başarısı olmayanların siyasi harekette başarılı olması beklenmez. Siyasi hareketler, halka nüfuz etmek gibi bir gaye gütmezler ve tepeden inme türünden darbe gibi manevraları hedef haline getirirlerse, halka nüfuz etmek, halkı ikna etmek gibi usullere uzak kalırlar. Oysa yirminci asır, tepeden inme darbelerin (tüm sosyalist tecrübeler böyledir) kalıcı olmadığını, ayakta kalmak içinse milyonlarca insanı katletmek gerektiğini göstermiştir. Müslümanların böyle bir duruma düşmesi beklenmez.
Halkı ikna etmenin yolu ise ihtiyaçlarını karşılamak, problemlerini çözmektir. Bu yolla, halka daha iyi bir hayat verebileceklerini gösterirler. Halk, asla teorik olarak ikna edilemez. Siyasi hareketlerin birçoğunun teorik tartışmalara girdikleri ve bunu bir müddet sonra kavgaya dönüştürdükleri görülüyor. Sonra da “halkın bir şeyden anlamadığı” hükmünü veriyor ve tepeden inme metotlara yöneliyor. İşte tam bu nokta, siyasi hareketin intiharıdır. Halkın bir şeyden anlamadığı kanaatine sahip olanlar, halkın neyi nasıl anladığını anlamayan akıl fukaralarıdır.
En kötü sosyal hareket bile en iyi siyasi hareketten daha fazla halkın içindedir, daha fazla halka nüfuz etmiştir, daha fazla halkı ikna etmiştir. Hem de halkı ikna etme çabasına girmeden… Bu tür sayısız tecrübenin arşivi olan insanlık tarihi ortadayken, Müslümanların Hz. Adem’in birinci nesil çocuklarıymış (dünyada hayat yeni başlıyormuş) gibi iptidai hatalar yapması, hem akıllarına hem de Müslümanlıklarına yakışmaz.
Siyasi harekete kendilerini mahkum eden kadrolar, aynı zamanda “tek dile” mahkum olurlar. Sadece siyasi dil ile kalırlar ve hayatın tüm cephelerini ihmal ederler. Hayatın diğer alanlarında (cephelerinde) hangi dillerin kullanıldığını öğrenemezler ve halk ile iletişim kuramazlar. Ne halk kendilerini anlar, ne de kendiler halkı… Sonra da kenara çekilip, kendi başarısızlıklarını örtbas etmek için “halkın kendilerini anlamadığını” söyleyerek psikolojik masturbasyon yaparlar. Oysa halkın dilin bilmeyen kendileridir ve aydın olmalarından dolayı halkın kendi dillerini değil, kendilerin halkın dilini öğrenme mesuliyeti içindedirler. Bu tür anlayışlar, Çinliye Türkçe bir konuyu anlatmaya çalışıp da, Çinlinin anlamaması karşısında onu suçlamaya kalkanlar gibidir.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button