TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-3-SUNİ AKIL PROGRAMI

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-3-SUNİ AKIL PROGRAMI
Teşkilatın ciddi şekilde üzerinde çalıştığı alanlardan birisi de suni akıl programı. Suni (yapay) zeka diye nam salmış konu. Bu konu üzerinde tüm dünyanın çalıştığı malum… Ciddi ülkelerin hepsi de bu konuya büyük yatırımlar yapıyor. Kamuoyuna yansıyan haberlere fazla itibar etmeyin, gelişmiş ülkelerin hepsi de bu konuda büyük yatırımlar yapıyorlar ama gizli şekilde.
Suni zekanın önemine biraz sonra temas edelim, öncelikle “dünya suni zeka üzerinde çalışırken, teşkilat neden suni akıl üzerinde çalışıyor?” sorusunu cevaplayalım.
Muhakeme, kıyas, analiz, sentez gibi metotları kullanan zeka değil akıldır. Akıl bu metotlarla bilgiyi yoğuruyor, bilgiden yeni bilgiler üretiyor, bilgileri kategorilere ayırıyor, sonuçlara ulaşıyor vesaire. Tüm bunları yapan zeka değil, akıldır. Zeka yeni şeyler keşfedip bırakıyor, zekanın keşfettiği bilgi ve fikri değerlendiren akıldır. Bu sebeple teşkilat, üzerinde çalışılması gerekenin zeka değil, akıl olduğuna inanıyor. Zaten suni zekanın üretilebileceğine inanmıyor. Okumaya devam et “TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-3-SUNİ AKIL PROGRAMI”

TEŞKİLAT ABD SEÇİMLERİNDE SOSYAL MATEMATİĞİ UYGULAYACAK

TEŞKİLAT ABD SEÇİMLERİNDE SOSYAL MATEMATİĞİ UYGULAYACAK
Teşkilat batı ülkelerinde sadece ABD de sosyal matematiği uygulamak için altyapı çalışmalarına başladı. Önümüzdeki seçime yetişmesi sözkonusu değil tabii ki ama yavaş yavaş altyapıyı kuruyor. Bir düşünce kuruluşu kurdu ve onun üzerinden sahaya girdi.
ABD büyük bir ülke… Nüfusu büyük ama coğrafyası nüfusundan daha büyük… Hassasiyet haritası, hassasiyet katsayıları, hassasiyet değerleri, denklem havzaları ve daha birçok konuyu ABD sathında araştırmak fevkalade zahmetli ve maliyetli bir iş… Fakat ABD de bazı şeyler daha kolay, mesela kayıtlılık oranı daha fazla, sosyal verilerin birçoğunu istatistiklerde bulmak mümkün, Türkiye’de büyük çapta insan ve mali kaynak ayırmak zorunda olduğunuz birçok konuyu ABD de istatistiklerde bulabilirsiniz. Okumaya devam et “TEŞKİLAT ABD SEÇİMLERİNDE SOSYAL MATEMATİĞİ UYGULAYACAK”

SOSYAL MATEMATİK-7-DENKLEM NASIL KURULUR?

SOSYAL MATEMATİK-7-DENKLEM NASIL KURULUR?
Önce denklemin havzası belirlenir, sonra bu havzadaki denklem çeşidi… Nihayet denklem amacı tespit edildiğinde, denklem kurmanın dış şartları gerçekleştirilmiş (elde edilmiş) olur, denklem kurmaya bundan sonra başlanır.
Denklemin iki sabiti vardır, biri eşitliğin sağındaki rakam, diğeri de denklemin kuruluş amacıdır, yani hitap (veya etki) kitlesi. Hitap kitlesi eşitliğin solunun başına, elde edilmek istenen netice de eşitliğin sağına yazılır, bundan sonrası denklem kurma işidir.
Mesela işçilere hitap edilecek veya işçiler için bir konuşma veya onlar için bir uygulama yapılacak… İşçiler başa yazılır, boşluk bırakılır, eşitlik yazılır ve eşitliğin sağına da “bir” eklenir. Soru, denklemin bu halidir, cevap ise bu denklemin kurulması yani tamamlanmasıdır. Okumaya devam et “SOSYAL MATEMATİK-7-DENKLEM NASIL KURULUR?”

SOSYAL MATEMATİK-6-DENKLEM HAVZALARI

SOSYAL MATEMATİK-6-DENKLEM HAVZALARI
Türkiye’deki toplumsal hayat, kapalı havzalar oluşturmuş durumda. Toplum, hayatın pratiği içinde ayrışmamış olmasına rağmen kapalı havzalar var. Bu durum çok enteresan, aynı işyerinde çalışan, komşu olan, günde birkaç defa görüşmek durumunda kalan insanlar bile mesela farklı siyasi havzalarda iseler birbirlerinden etkilenmiyorlar, birbirinin kaynaklarını (kitap, gazete, televizyon) takip etmiyorlar, birbirinin havzasındaki gelişmelerden haberdar olmuyorlar, haberdar olduklarında anlamıyor veya kabul etmiyorlar.
Ülkede ayrı kentler, kasabalar, köyle kurulmuş olmasına rağmen (bu durum sadece alevi ve Kürt köyleri şeklinde doğal olarak var) maddi duvarlardan daha sert, daha yüksek, daha sağlam ve geçirgen olmayan zihni duvarlar, bariyerler, hassasiyetler var. Bir siyasi havza, diğer siyasi havzadaki gelişmelerden haberdar olmuyor, haberdar olabilmesi için kamuoyuna güçlü şekilde gelmesi gerekiyor. Mesela ulusal gazetelerde yayınlanacak kadar gündemi işgal etmesi bekleniyor. Oysa toplumsal gelişmeler, derinden başlıyor, ciddi bir aşamaya gelene kadar gündem oluşturmuyor. Dolayısıyla da farklı siyasi havzalar birbirinden haberdar olmuyor, bazı haberleri ise “istihbarat” çalışması sonucu bulmuş gibi kamuoyuna yansıtıyorlar. Çünkü bir siyasi havza mensubunun diğer siyasi havzadan bilgi alabilmesi, istihbarat çalışması yapmayı gerektirecek kadar birbirinden uzaklaşmış durumdadır. Okumaya devam et “SOSYAL MATEMATİK-6-DENKLEM HAVZALARI”

SOSYAL MATEMATİK-5-HASSASİYET DEĞERLERİ

SOSYAL MATEMATİK-5-HASSASİYET DEĞERLERİ
Hassasiyet değerleri, eksi, sıfır, artı şeklindedir. Hassasiyetler, bu değerlerini, denklem havzalarına, denklemin amacına, denklemi kimin kurduğuna göre alır. Mesela Akparti için kurulan “kar” denklemlerinde, CHP tabanının hassasiyet değerleri “negatif” olarak alınır ama CHP için kurulan “kar” denklemlerinde aynı hassasiyetler “pozitif” değer alır.
Hassasiyet değerleri denklemin zor konularından biridir. Katsayı konusu önemlidir ama katsayılar araştırma sonucu elde edildiği için zaten mevcuttur, mevcut olmalıdır. Fakat hassasiyet değerleri sabit değildir, denklem nasıl kurulmak isteniyorsa ona göre değer tespit etmek gerekir. Zaten denklem kurabilmek, aslında hassasiyet değerlerini doğru tespit etmeyi gerektirir.
Sosyal matematikte denklem kurmak, hassasiyet değerlerini doğru ve denklem ögelerinin miktarını isabetli belirlemektir. Bunları doğru belirleyebilmek için, denklem havzasını iyi analiz etmek gerekir, bununla birlikte denklem amacı gözden kaçırılmamalıdır. Okumaya devam et “SOSYAL MATEMATİK-5-HASSASİYET DEĞERLERİ”

SOSYAL MATEMATİK-4-HASSASİYET (DENKLEM) KATSAYILARI

SOSYAL MATEMATİK-4-HASSASİYET (DENKLEM) KATSAYILARI
Denklemde kullanılan bir hassasiyetin (ögenin) iki katsayısı vardır. Birinci katsayı, hassasiyetin derecesini gösterir, ikinci katsayı ise o hassasiyete sahip insan sayısını (yaklaşık olarak) gösterir. Hassasiyetler rakam değil harf ile gösterilir, bunların katsayılar birbiriyle çarpılır ortaya çıkan çarpım sonucu harfin yerine yazılır. Katsayılar denklemde, ait oldukları hassasiyeti gösteren harfin sol üst köşesine ve sağ üst köşesine yazılır. Derece katsayısı sol üst köşeye, ikinci katsayı (mensubiyet katsayısı) sağ üst köşeye yazılır.
Hassasiyet derecesini gösteren katsayı, on üzerinden değerlendirilir, sıfırdan ona kadar bir sayı verilir, bu sayı derece katsayısı olarak kabul edilir. Derece katsayısı nasıl tespit edilir? Bu katsayı, hassasiyet haritası çalışmasında elde edilir. Okumaya devam et “SOSYAL MATEMATİK-4-HASSASİYET (DENKLEM) KATSAYILARI”

SOSYAL MATEMATİK-3-SOSYAL MATEMATİĞİN DENKLEM TEKNİĞİ

SOSYAL MATEMATİK-3-SOSYAL MATEMATİĞİN DENKLEM TEKNİĞİ
Sosyal matematik, temelde, sosyal verilerin, sosyal olayların, sosyal sonuçların denklemidir. Tüm sistem, denklemler üzerinde kurulmuştur, denklemlerde eşitliği sağlayan “sağ” taraf, sadece sıfır olarak kabul edilmemiştir, üç ihtimal mevcuttur, bir, sıfır, eksi bir… “Bir” eşitliği, “kar denklemidir”, sosyal matematik veya sosyal matematikçiler bu denklemi gerçekleştirmek için çalışır. Denklemin sol tarafındaki işlemin sonucu, bir ve daha yüksek bir sayıya ulaştığında, denklem kurulabilmiş demektir. Denklemdeki işlemlerin sonucu birden ne kadar yukarıda çıkarsa, o kadar iyi bir denklem kurulmuş olur. “Sıfır” eşitliği, etkisiz denklemdir. En çok kullanılan denklem de budur çünkü hayatta her anı doldurmak, her gün etkili yaşamak imkansızdır. Bu denklem etkisiz olduğu için, şartlar uygun olmadığında veya şartlar aleyhe olduğunda (kar denklemini kurmak imkansız olduğunda) bu denklem kullanılır. Kısaca, bir şey söylemeden konuşmak gerekirse bu denklem kurulur, hem konuşulmuş olur hem de bir şey söylenmemiş olur. Buna, kulislerde, Demirel denklemi de denmektedir. “Eksi bir” denklemi, zarar denklemidir. Denklemin sonucu, eksi birden ne kadar aşağıya iniyorsa, zarar o kadar artar. Bu denklemler üzerinde çalışılır ama denklemin zararından korunmak için… Bu denklemin tek kullanım alanı vardır, rakiplerin bu denkleme düşmesi istenir ve bunun için gerekli hassasiyet baskıları yapılır. Rakipleri “zarar denklemine” düşürmek, kendinize “kar denklemi” kurmaktan daha iyidir. CHP zarar denklemine düşmekten kurtulamıyor, çünkü denklemi bilmiyor. Okumaya devam et “SOSYAL MATEMATİK-3-SOSYAL MATEMATİĞİN DENKLEM TEKNİĞİ”

SOSYAL MATEMATİK-2-SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ NEDİR?

SOSYAL MATEMATİK-2-SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ NEDİR?
Sosyal matematik, sosyal olayların denklemini kurma disiplinidir. Sosyal devinime yapılacak herhangi bir müdahalenin nasıl etki yapacağını, hangi sonuçları doğuracağını bilmeyi mümkün kılar.
Bu mümkün müdür? Evet… Zaten büyük liderler, insiyaki olarak bunu gerçekleştirmekte, toplumu derinden etkileyebilmekte, istedikleri yöne çevirebilmektedir. Büyük liderlerin bu işi yapabilmesini, “karizmasına” bağlamak modadır. Aslında liderler de toplumu nasıl etkilediğini bilmezler, bir kıvam tutturmuşlardır fakat kıvamın denkleminden haberleri yoktur. Kıvamın denklemini bilmeden kurdukları ve kullandıkları için, bir gün gelir, yıllarca sırrını bilmeden kullandıkları ve sonuç aldıkları kıvam bozulur, nasıl kurduğunu bilmediği için, nasıl ve neden bozulduğunu da bilmez ve etkisini kaybeder.
Sosyal matematik bilimi, liderlerin “karizmasının” denklemini kurar, toplumu etkilemenin sayısız denklemini üretir ve bunları maharetle kullanma imkanı verir. Denklemi bilinçli olarak kurduğu için, sürekli de kurmaya ve yenilemeye devam ettiği için, etkisi zayıflamadan devam eder. Okumaya devam et “SOSYAL MATEMATİK-2-SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ NEDİR?”

SOSYAL MATEMATİK-1-SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ KURULABİLİR Mİ?

SOSYAL MATEMATİK-1-SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ KURULABİLİR Mİ?
Sosyal matematik bilimi neden kurulmadı? Bu soruyu bir çok matematikçiye ve sosyal bilimciye sordum. Anlaşmışlar gibi hem matematikçiler hem de sosyal bilimciler aynı cevabı verdi, “çünkü sosyal olayların rakamları yoktur”. Onlar bu şekilde cevap vermediler de, ben cevaplarının ortak noktasını aktardım. Özet olarak verdikleri cevaplar, toplumun ve toplumsal olayların denklemlerini kuracak, formüllerini oluşturacak, işlemlerini yapacak “sabitleri” yok. Toplumda her şey değişkendir, değişmeyen tek şey, değişimdir. Sabiti olmayan bir alanda matematik bilimi geliştirilemez. Haklılar… Sosyal olayların sabiti yoktur, tek sabit “değişim”dir ki buna sabit denir mi? Bu sebeple de denklem kuramıyorlar, formül geliştiremiyorlar, bağıntı oluşturamıyorlar vesaire. Diğer taraftan haksızlar ve de ahmaklar… Hem sosyal bilimcilerin hem de matematikçilerin kafaları, kendi alanlarının kurallarına sabitlenmiş durumda. Bilim için “sabit” nokta gerekiyor ama bilim adamı için sabitleri olmayan bir kafa gerekiyor. Bunların hepsinin kafası donmuş… Okumaya devam et “SOSYAL MATEMATİK-1-SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ KURULABİLİR Mİ?”

SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ YAZI DİZİSİ

SOSYAL MATEMATİK BİLİMİ YAZI DİZİSİ
Yazılarımızın her biri “yazı dizisi” zenginliğinde konu taşıyor, kısa yazılarımızın her biri aslında bir kitap hacminde incelenmelidir. Burada konulara temas etmekle yetiniyoruz. Bu konuların en önemlilerinden biri olan “sosyal matematik” hakkında yazı dizisi hazırlamayı, yazılarımızın konularının derinliği ve zenginliğini göstermek seçtim.
Sanırım yazı dizisinin sonunda bir kitap çıkacak. Hazırladığım zengin içerik bunu gösteriyor. Yazı dizisini, belli bir düzen içinde yazmaya çalışacağım, böylece bir kitabın altyapısı oluşur düşüncesineyim.
Bu arada diğer yazılarıma da devam edeceğim. Bazen diğer yazıları bazen de sosyal matematik yazı dizisinden yazılar yayınlayacağım. Böylece hem diğer yazılarımızdaki düzen devam edecek hem de sosyal matematik çalışmaları sistemli şekilde sürecek.

TEŞKİLAT SOSYAL MATEMATİK BİLİMİNİ KURDU

TEŞKİLAT SOSYAL MATEMATİK BİLİMİNİ KURDU
Hassasiyet haritası müthiş bir projeydi. Toplum sürekli araştırıldı, her yönden sondajlar yapıldı, her alanda ince çalışmalara imza atıldı. Toplumda olduğu bilinen, zannedilen, tahmin edilen tüm hassasiyetler baştan sona tarandı. Önce genel hassasiyet haritası çıkarıldı, sonra toplum guruplara ayrıldı, her gurup için alt haritalar hazırlandı. Guruplara göre hassasiyet katsayıları oluşturuldu, hassasiyet noktaları arasında korelasyonlar kuruldu, birbirini etkileyen, birbirinden etkilenen hassasiyetler tespit edildi, hassasiyet zinciri meydana getirildi ve nihayet hassasiyet denklemleri oluşturuldu.
Hassasiyet denklemleri… İşte işin sırrı burada, hassasiyet denklemi denilen olay, “sosyal matematik” ismini verdikleri yeni bir bilim dalını oluşturdu. Teşkilat bu çalışmaya başladığında, sosyal matematik gibi yeni bir bilim dalının ortaya çıkacağını hayal bile etmemişti. O kadar dikkatli ve ayrıntılı çalıştılar ki, ortaya çıkan eser, yeni bir bilim dalı haline geldi. Dünya hala bu bilimden haberdar değil, çünkü sosyal matematiği piyasaya sunmadılar, “stratejik bilim” olarak kodlayıp gizli tuttular ve sadece kendileri kullanmaya devam ettiler. Okumaya devam et “TEŞKİLAT SOSYAL MATEMATİK BİLİMİNİ KURDU”