İKTİSAT TELAKKİSİNE DAİR TESPİTLER-2-

“FİKİRSİZLİK ÇAĞI”
Dünyada çok az ülke dışında kapitalizm yaygınlaşmış halde. Bazı Latin Amerika ülkelerinde sosyalist soslu, bazı İslam ülkelerinde ise İslam ahlakı katkılı kapitalist tatbikat devam ediyor. Bu durum kapitalizmin “yüksek fikir” ürünü olmasıyla ilgili değil, dünyanın son bir asırdır batıda felsefe ve doğuda tefekkür buhranına girmesiyle ilgilidir. Zaten kapitalizm, özü itibariyle fikirle ilgisi olmayan veya fikre en az bulaşan, bunu da tabiatının gereği sayan bir telakkidir. Hatırlayalım; kapitalizm, liberalizmin iktisadi sahadaki şekillenişidir ve her ikisi de özü itibariyle fikirden en uzak telakkilerdir. Liberalizm, her insanın istediği gibi düşünebileceği (dolayısıyla düşünmeyebileceği) ve her istediği gibi yaşayabileceği bir cereyandır. Kapitalizm de liberalizmin iktisadi sahadaki uzantısı olarak, serbest piyasada her kesin her istediğini yapıp satabileceği bir yaklaşımdır. Temeline, çerçevesine, nispetlerine en az fikir zerkedilen, imal edilmesi için tefekkür faaliyetine ve çabasına ihtiyaç duyulmayan bir yaklaşım…
Liberalizm ve kapitalizmin tabiatından anlaşılacağı üzere, insanlık, tarih boyunca hiç bu kadar tefekkürden uzak kalmamış, fikirsiz hale gelmemişti. Şimdi, kapitalizm de çökerken, insanlık; liberalizm-kapitalizm cereyanının imal ettiği sahte cennetten cehenneme savruldu. Dünyadaki cehennem, fikirsizlik halidir… Ne var ki, liberalizm, herkesi “fikir adamı” yaptı, hiçbir kaide, mikyas, usul bilmeden, umursamadan “ben böyle düşünüyorum, senin düşüncen sana, benim ki bana” diyen insan sayısı her ülkede milyonları buldu. Bir ayakkabı imal etmek için bile kaide ve usul varken, kimse de buna itiraz etmezken, tefekkür faaliyetinin hiçbir usule tabii kılınmaması, herkesin her istediği gibi saçmalaması normalleşti. İşte paradoks, işte problem… Herkes fikir adamı var ama ortada fikir yok… Okumaya devam et “İKTİSAT TELAKKİSİNE DAİR TESPİTLER-2-“