MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-3-İSLAM VE TEŞKİLAT

MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI-3-
İSLAM VE TEŞKİLAT
İslam’ın her hükmü teşkilata atıf yapar. Hiçbir din ve dünya görüşü İslam kadar teşkilat meselesini ciddiye almamıştır.
Bir metni sathından okuyanlar, manasına nüfuz edemeyenler, manada derinleşemeyenler, ancak lügat ile sınırlı bir anlayışa sahiptirler. Onlardan adam olmaz, onları geçin ve yolunuza devam edin.
Doğrudan veya dolaylı olarak içtimai gerçekliğe atıf yapmayan İslami kaide yoktur. Her ibadet ferdi gerçeklik ile içtimai gerçekliği harmanlar, sadece birine ait ibadet bulmak mümkün olmaz. İçtimai gerçeklik, aynı zamanda teşkilat demektir. Bazı ibadetlerin ferdi gerçeklik kısmı ağır basar, bazılarının içtimai gerçeklik boyutu ağır basar ama hiçbir ibadet tek gerçeklik üzerine oturmaz.
İçtimai gerçeklik ve buna bağlı olarak teşkilatlılık hali anlaşılmadığında, ibadetlerdeki (veya İslam’ın diğer hükümlerindeki) teşkilat anlayışına ulaşmak kabil olmaz. Vakit namazlarının ferdi olarak kılınabileceğini hükme bağlayan İslam, aynı zamanda cemaat ile kılınmasını, mescitte kılınmasını ısrarla teşvik ve tavsiye etmiştir. Cemaatle kılınması ile mescitte kılınması birbirinden farklıdır. Evde de cemaatle kılınabilir ama mescitte kılınması başka manalara gelir. Cemaatle kılmayı tavsiye ederken, her hal ve şartta teşkilatlılık haline atıf yapar, mescitte kılınmasını tavsiye ederken, teşkilatlılık halini küçük cemaatlerden taşırıp cemiyet (toplum) planına nakleder. Mescit ve cami de Müslümanları bir araya getiren İslam, namaz kılıp geri dönün demez. O bir teşkilatlılık halidir, namazınızı bir arada kılın ki birbirinizden haberiniz olsun, birbirinizin dertleriyle ilgilenin der.
Mescit, İslam’ın ilk müşahhas teşkilatıdır. İlk ve en önemli müşahhas teşkilatı namaz fiili (ibadeti) merkezinde kurması ise teşkilatın muhtevasını, şeklini, yoğunluğunu gösteren hikmetlerle doludur. Üyeleri günde beş vakit bir araya gelen bir teşkilat gördünüz mü? Namazla bir araya gelme is nefsin en fazla gerilediği andır. O duygu haliyle Müslümanlar birbirlerinin dertleriyle daha yakından, daha derinden, daha diğerkam bir ahlakla ilgilenebilir. İslam’ın teşkilat ufkunu görüyor musunuz?
İslam medeniyetleri mescidi önce “cami” yapmışlar ve teşkilatlılık halini genişletmişler. Namaz merkezindeki organizasyonu daha geniş bir alana yayarak birçok şeyi “cami” haline getirmişler, toplamışlardır. Daha sonra camiyi de “külliye” haline getirerek, ilmi çalışmalardan birçok içtimai faaliyetlere kadar hayatın “idare merkezi” yapmışlardır. İslam’ın teşkilat ufkuna bu kadar nüfuz etmiş medeniyet misalleri varken, bu günkü Müslümanların teşkilat bahsindeki dar ufku ve kısır anlayışı kabul edilebilir cinsten değil.
*
İnsanlık tarihinin en geniş teşkilat ufku, tevhid ve vahdettir. Hem derinlik ufku cihetiyle (tevhid) hem de genişlik ufku cihetiyle (vahdet)…
Tevhid (derinlik) cihetiyle teşkilattaki nihai sadakat mercii tayin edilmiştir. Müslümanların sadakati, Allah ve Resulünedir. Yeryüzündeki tüm teşkilatlanmalar, bu sadakat ölçüsüne ayarlı halde gerçekleştirilmek ve devam ettirilmek durumundadır. Tevhid cihetiyle Allah’a ve Resulüne sadık olan Müslümanlar, yeryüzündeki tüm teşkilatlanmalarda, bu ölçüye riayeti esas alır. Bu sebeple hiçbir otorite, kendine bila kaydu şart itaat talebinde bulunamaz. Kendisine itaat talebinde bulunan her şahıs ve mercii, Allah’a ve Resulüne itaat etmek durumundadır. İtaat ettiği müddetçe itaat edilir. Yeryüzünde en fazla itaate layık şahıs ve mercii, Allah’a ve Resulüne en fazla itaat edenlerdir. İslam, teşkilat konusundaki temel şiarını, hakimiyet-teslimiyet parantezinde kurmaz. İtaat etmeyene itaat edilmez. İtaat zincirinin zirvesinde yer alan şahıs, en fazla itaat eden kişi olmak zorundadır. Tevhid, itaat silsilesini sıhhatli kurmayı ve insanlığın idrak edemeyeceği kadar derinleştirmeyi mümkün kılar.
Vahdet, yeryüzünde birlik inşasıdır. Tevhidin yeryüzünde tecellisi, öncelikle vahdet üzerinedir. Ümmetin vahdeti gerçekleşmediğinde, Müslümanlık eksiktir. Tevhid nasıl ki ruhi teşkilatlanmayı gerçekleştirir, vahdet de içtimai (müşahhas) teşkilatlanmayı gerçekleştirir.
Tevhidin insan iç dünyasını derinleştiren özelliği, vahdeti ihmal etmeye sebep olmamalıdır. Derunundan nihai mercie bağlanan Müslüman, yeryüzünde bir teşkilat marifetiyle bir Müslüman’a bağlanmalıdır. Teşkilatın manası budur, ümmet olmak ancak bu şekilde mümkündür. Allah’a ve Resulüne itaat etmek, onlara itaat edenlere itaat etmeyi gerektirmiyorsa, Müslümanlar, Allah’a ve Resulüne itaat bahsini gözden geçirmelidir. Müstakil ve müstağni birer ferd olmak, teşkilat, cemiyet, ümmet olmayı engeller.
Teşkilat bahsi, ümmet bahsinin, ümmet bahsi de Müslüman olma bahsinin mütemmim cüzüdür. Müslümanların hayatından teşkilatı kaldırdığınızda (teşkilatlılık halini sıfırladığınızda) İslam’ın tezahürlerinin tamamına yakınını inkıtaa uğratırsınız.
*
İslam, teşkilat bahsini kamu otoritelerinin inhisarına bırakmaz. Kamu teşkilatları (devlet de dahil) İslam cemiyetinin teşkilatlarından biridir. Herhangi bir vakıf teşkilatı, devlet teşkilatından daha az önemli değildir. Aradaki fark, büyüklük farkıdır, mahiyet ve kıymet farkı değil. Devlet teşkilatının daha mühim olması, büyüklüğünden ve daha fazla Müslüman’ın meseleleriyle ilgilenmesindendir. Bunun dışında mahiyet farkı aramak, devleti hem cemiyetten hem de İslam’dan daha kıymetli kabul etmeye kadar varacak zihni mecraları açar. Bu çerçevede teşkilat, İslam devleti olmadığı için mühim olan bir bahis değil, İslam devletinde de aynı kıymete sahip bir konudur.
İslam, her emir, nehiy, tavsiye ve teklifini doğrudan Müslüman şahsiyete yapar. Müslüman ferd, bu ölçülerin içinde tek kişilik olanları yalnız başına yapar fakat tek kişilik olmayanları yapabilmek için teşkilatlanır. İslam, hilafet ve devlet bahsini bile doğrudan Müslüman ferde hitap ederek teklif eder fakat Müslüman ferd, bunların inşası için teşkilatlanması gerektiğini bilir. Kısaca, ölçülerin sayısız miktarı teşkilatsız olarak yerine getirilemeyecek çaptadır. Teşkilatlılık hali, İslam’ın ölçülerine içtimai çapta muhatap olmaktır. Teşkilatlılık halinden kastımız, özel bir teşkilat değil, öncelikle herhangi bir teşkilat içinde bulunmaktır. Teşkilatlanmamış olan Müslüman, İslam’a muhatap olmak konusunda sınırsız eksik haldedir.
Bu konuya devam edeceğiz.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button

MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI YAZI SERİSİ İLE İLGİLİ NOT

MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI YAZI SERİSİ İLE İLGİLİ NOT
Yazı serimizdeki yazıları belli bir düzen içinde yayınlanmıyor. Hazır olanların içinde bir tertibe dikkat etmeye çalışıyoruz ama nihayetinde hazır olanlardan yayınlıyoruz. Mesela bir kitap tertibi gibi ciddi bir sıra takip etmediğimiz bilinsin.
Yazılar arasında görünen boşlukların sebebi bu. Her ne kadar bir yazı serisi olsa da, her yazı biraz da olsa müstakil bir konuya temas ediyor. Bu sebeple tertibe riayet etmeksizin yayınlamayı sürdürüyoruz.
Ciddi bir tertibe riayet edebilmek için yazı serisinin tamamının bitmesi gerekir. Yazı serisinin bitmesini beklemek ise uzun sürer. Çünkü bu yazı serisi çerçevesinde üzerinde çalıştığımız konu başlığı şimdilik kırk adettir. Sürekli konu başlığının da arttığını söylemeliyiz.
Yazılar okunur ve takip edilirken bu hususa dikkat edilirse, yanlış ve eksik anlamalar engellenir zannındayız.
HAKİ DEMİR

Share Button

YENİ BİR YAZI SERİSİ “MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI”

YENİ BİR YAZI SERİSİ, MÜSLÜMANLARIN TEŞKİLAT ANLAYIŞI
Sosyal muhalefet projeksiyonu ile ilgili çalışmamız gösterdi ki, halkın en zayıf tarafı, teşkilat anlayışı ve teşkilatlanma mahareti. Teşkilat (örgüt) dendiğinde illegalite akla geliyor ve terörist faaliyetler zihni işgal ediyor. Yıllardır sosyalistlerin teşkilat konusundaki yoğun çalışmaları bu kelimenin manasının kaymasına sebep olmuş ve illegaliteyi ihtiva eder hale gelmiş. Kelime ve mefhum üzerindeki sosyalist yığınak, Müslümanların teşkilat meselesine mesafeli durmasına sebep olmuş görünüyor.
Gerçekten yirminci asır, sosyalist mücadele asrıydı dünyada. Sosyalistler mecburen teşkilat konusunda ciddi mesafe almışlardı. Özellikle illegal teşkilatlanma hususunda yirminci asrın tecrübe birikiminin ciddi bir kısmını ürettiler. Bundan dolayı teşkilat denildiğinde (kendi dilleriyle örgüt) bir müddet insanların zihnine sosyalist anlamlar üşüştü. Sovyetlerin yıkılması, yirminci asrın sonlarına doğru dünyada Müslümanların ciddi mücadelelere girmesi, teşkilat mefhumu üzerindeki sosyalist anlam yığınağını azalttı. Ne var ki hala Müslümanların zihinlerinde bu türden bir işgal zayıf da olsa devam ediyor.
Teşkilat denilen yapı, fevkalade önemli… Müslüman’ın hayatında ise çok daha önemli. Çünkü İslam, bir araya gelen iki Müslüman’ın birini diğerine başkan tayin eder, birinin başkan seçilmesini ısrarla tavsiye eder. İslam’ın inşa etmek istediği hayat, teşkilatlı (dolayısıyla medeni) bir hayattır. Bu sebeple insanın Müslüman olması, teşkilatlanması demektir. Önce manevi (fikri) manada, sonra da fiili alanda…
İslam’ın teşkilata ve teşkilatlı hayata bu kadar ehemmiyet vermesine rağmen Müslümanların teşkilat konusunda çok geri olması anlaşılır gibi değil. Bu günkü birçok problemin kaynağında da, teşkilat anlayışının olmaması, teşkilatlanılamaması yatıyor.
Meselenin ehemmiyeti, ilgilenmeyi şart kılıyor. Mesele de uzun olduğu için, birkaç yazının işi değil. Bu sebeple yazı serisine başladık. Hayırlısı…
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button