Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”

“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”

Üstad Necip Fâzıl’ın başlık yaptığımız muhteşem sözünün, İslâm’la meczolmuş Türk’ü anlatan en doğru tariflerden biri olduğu tartışılmaz bir hakikat.
Türk mefhumunu asliyetinden uzaklaştırarak Batılı “nation” yamalarla yozlaştıran oryantalist kafalı Kemalist Cumhuriyet aydınlarına ve şamanlıkta Türklük arayanlara beş kelimeyle ciltler dolusu kitapların yapamadığı fikrî bir sarahatle “Türk Müslüman olduktan sonra Türk’tür” diyerek cevap veren ilk mütefekkirdir üstad.

“TÜRK, MÜSLÜMAN OLDUKTAN SONRA TÜRK’TÜR”
Okumaya devam et

Share Button

Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır

Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır

Türklüğün muhtevası Cumhuriyet’le başlayan seküler ulus değerler değil, Osmanlı asırlarındaki İslâm irfanıdır. Türkler, Türkçesinden irfanına, medeniyet sahibi oluşundan seciyesine kadar İslâmlaşmanın kemâline Osmanlı çağlarında ermiş ve milleti mertebesine yükselmiştir.

Birinci Dünya Harbi’nin sonunda “ümmet” düşüncesi, Kur’an’î mânada değil, siyaseten gerçekleşme imkân kalmadığı için, İslâm’ın hâdimi ve bayraktarı unvanına sahip Osmanlı’dan tevarüs ettiği üst kimliğiyle bünyesindeki
Müslüman kimlikleri de temsil eden Türkler millet vasfıyla ifade edilmeye başlanmıştır.

TÜRKLÜK OSMANLI ASIRLARINDA VAROLMUŞTUR
Okumaya devam et

Share Button

Türk adını taşıyan dergide Anıtmezarın işi ne?

Türk adını taşıyan dergide Anıtmezarın işi ne?

Bir zamanlar dostâne yazılarımızla bazı Türkçü kuruluşların Türklük anlayışları Batılı seküler ve Atatürkçü düşüncelerle malûldür, diyerek tenkit ettiğimizde Türk düşmanı ve antiatatürkçü olduğumuz ilân edilmişti… “İsmini not ettik, ileride görüşürüz…” şeklinde sayısız mesaj atıp tehdit mektupları yazmışlardı… Türklük dâvamızı anlamışlar veya işlerine gelmemişti.

Tenkitlerimizin ana fikri hülâsa ifadelerle şöyleydi:
Batılı laik zihniyet kalıplarıyla yapılan Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır. İslâmlaşmış Türklük kimliğimize uymayan eklektik Türkçülük fikrinin millet yapımıza faydası olmaz…
Okumaya devam et

Share Button

SAİD NURSİ HZ.LERİNİN TÜRK’E BAKIŞI TÜRKÇÜLERDEN EVLADIR

Said Nursî Hz.lerinin Türk’e Bakışı Türkçülerden Evlâdır

Said Nursi Hazretleri’nin Türk’e bakışı, Türkçülerden evlâdır. Millî, yani İslâmîdir: “Çünkü, Cenâb-ı hak, bin seneden beri Kur’ân’ın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tâyin ettiği bu vatandaşların (Türklerin) muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini, muvakkat ârızalarla inşallah perişan etmez. Yine o nûru ışıklandırır ve vazifesini idâme ettirir.”
Meşrutiyet’te ve Cumhuriyetin başında olduğu gibi günümüzde de İslâm millet anlayışını temel almayan Türkçü / milliyetçilerin laik bir fonksiyon yükledikleri İslâm, modern-ulus Türklüğü bütün şartlarıyla belirleyen bir âmil değildir. Bundan dolayıdır ki, Türk’ün İslâmî millet vasıflarını Batılı seküler bir formasyona sokan Türkçülere Said Nursi Hazretleri haklı tarizlerde bulunur ve nasihat eder. Türklerin ancak İslâmiyet zemininde millet hüviyetiyle var olabileceğini anlatan yazılarına devrin Türkçüleri karşı propaganda yaparlar. Bunun üzerine sitemkarâne bir şekilde Türkçülere cevap verir:
“Şeytanın telkini ile ve ehl-i dalâletin ilkaâtıyla, bana karşı propaganda ile hücum eden ve mühim mevkîleri işgal eden bâzıları…, kardeşlerimi (Türkleri) aldatmak ve asabiyet-i milliyeleri tahrik etmek için diyorlar ki: ‘Siz Türksünüz. Mâşâallah, Türklerde her nevî ulemâ ve ehl-i kemâl vardır; Said bir Kürddür. Milliyetinizden olmayan birsiyle teşrik-i mesâil etmek, hamiyet-i milliyeye münâfîdir?” Okumaya devam et

Share Button

“YUMURTA KIRIKLARINDAN” TÜRKLÜK ÇIKMAZ

“Yumurta Kırıklarından” Türklük Çıkmaz
Akademik mesleği, Türklüğün “yumurta kırıkları” ve Türkiye’deki aşiretlerin soy kemikleriyle uğraşmak olan Tarih Kurumu Başkanlığı yapmış bir zat, devrin reisicumhurlarından Altı Yedi Süleyman’la Orhun Âbideleri’ni ziyaret etmişler. Türklüğü, “Yumurta kırıklarında”, yani Orhun Kitabeleri’nde arayan soysal ırkçı zâtın cezbeye kapılarak anlattıkları akla ziyan verici cinstendir.

ORHUN ÂBİDELERİ’NİN ETRAFINDA YEDİ KEZ DOLAŞARAK “TÜRK” OLANLAR

Ona göre, Orhun Kitabeleri’nin çevresinde yürümek ayrı bir haz veriyor insana. Her Türk mutlaka bu âbidelerin etrafında yedi kez dolaşıp Türklüğünü takdis etmelidir. Bu kudsî vazifeyi yerine getirmek ve Türklüğünü güçlendirmek için Orhun Abideleri’nin çevresinde Altı Yedi Süleyman’la yedi kez dolaşarak Türk olmuşlar. Türkiye’ye döndüklerinde bu âbidelerden kaptıkları Türklüğün kendisine, özellikle Altı Yedi Süleyman’a tesirini ve bulaştığını daha iyi hissetmiş. Okumaya devam et

Share Button