KADDAFİ’NİN LİNÇ GÖRÜNTÜLERİNİ İZLERKEN…

KADDAFİ’NİN LİNÇ GÖRÜNTÜLERİNİ İZLERKEN
Bir gurup insan tarafından aralarına alınmış merhametsizce dövülüyor. Hem de yaralı halde… Ne düşünmek gerekiyor? Duygularımı kontrol ediyorum ama hiçbir şey anlamıyorum. Hangi çapta bir suçlu olması gerekir insanın o muameleye layık görülmesi için? O ortam hukuk ortamı mı diye sorasım geliyor kendime… Hukuk ortamı olmadığı malum ama içimden bir ses diyor ki, zaten hukukun manası, hayatın her noktasına kadar nüfuz etmesi değil midir? İnsanlık, hukuksuz tek bir santimetre kare alan bırakmamaktır. Hukuk sadece bir noktada geri çekilebilir ve alanı boşaltabilir. Kendinden daha naif olan ahlaka bırakabilir herhangi bir alanı… Ama daha naif olduğundan emin olunan ahlaka…
Linç eden insanları anlamak gerekir mi? Bilmiyorum… Uzun dönemdir zulüm altındaki insanların psikolojik labirentlerinde nelerin kaynaştığını kim bilebilir ki? Zulmün nasıl bir psikolojik organizasyon meydana getirdiğine dair kim araştırma yaptı? Neden bu alanda hiç araştırma yok? Dünya son birkaç asırdır batı tarafından katlediliyor, zulmediliyor, hakları gaspediliyor. Batı bizzat yetişemediği coğrafyalara sadık adamlarını kral veya diktatör olarak yerleştirip, sömürmeye ve katliam yapmaya devam ediyor. Bütün bunlara rağmen zulüm psikolojisi üzerine neden araştırma yapılmıyor? Dünyanın batı hegemonyasında olmasından mı kaynaklanıyor bu alakasızlık? Batı zaten zulmetmediğini ve demokrasi götürdüğünü düşündüğü için mi bu tür araştırmalar yapılmıyor? Batıyı anladık da, dünyanın geri kalanı neden, neticeleri tüm dünyayı ateşe atacak kadar ciddi olan bir konuda araştırma yapmayı düşünmez?
Hiçbir izaha dayanmaksızın zannediliyor ki, zulme uğrayan insanın iç aleminde “adalet” yeşerir. Oysa zulüm ilk olarak adalet duygusunu imha ediyor. Zulüm, insanın psikolojik evreninde o kadar ağır bir etkidir ki, bırakın adalet gibi hassas bir duyguyu her şeyi yerle bir ediyor. Siyasi tarih, zalimlerin hiçbirinin normal bir şekilde ölmediğini gösteriyor. Çok vahşi ve insanlık dışı şekilde öldükleri tarihin kayıtlarındadır. Bu bazen halkın elinde parçalanarak ölmek şeklinde tezahür ediyor bazen ise Allah’ın bir musibet vererek aylarca “böğürerek” ölmesi şeklinde tezahür ediyor.
Dünyanın ve özellikle de batının her şeyi yeniden düşünme vakti geldi. Bunu yapmak için de fazla bir vakti yok. Hem kendi vatandaşları hem de dünyanın batı ve batılılaşmış insanlarla çok ciddi hesapları var. Müthiş bir öfke ve kin birikimi var. Bölge bölge patlamaya başlayan bu birikim, küresel dalga haline gelip batılı halkları da sokaklara dökmeye başladı. Batı dünyası yakın zamana kadar dünyanın her tarafında yaptığı büyük katliamları şimdi kendi halklarına karşı yapmak zorunda kalacak. Batı bir an önce kendini rehabilite etmez ve dünyaya “özür manifestosu” yayınlamazsa, EL-KAİDE’YE gerek kalmadan kendi halkı tarafından kafaları ezilerek katledilecekler veya kendi halklarını milyonluk kitleler halinde katledecekler.
Dünyanın hızlı bir şekilde normalleşmeye ihtiyacı var. Bunun ilk ve en önemli şartı, batının köpekler gibi kendi halkından ve dünyadan özür dileyerek kendini affettirmesidir. Normalleşme ihtiyacı ve özür dileme lüzumunu hala anladığına dair bir işaret yok. Batı, hızlı bir şekilde çok kötü bir sona doğru gidiyor.
Zulme uğramış insanlara iktidarı vermemek lazım. Fakat zulme uğrayan insanların tüm haklarını vermek ve zulmedenleri de en ağır şekilde cezalandırmak şartıyla… Böylece mazlumlar rahatlayıp, normalleşip hayata devam edebilsinler. Bu yapılmadığı takdirde mazlumlar, büyük patlamalarla kendi ülkelerini işgal edecek ve sorumlu gördükleri şahısları feci şekilde öldürecek, müesseseleri ise yakıp yıkacak. Dünya içinde bulunduğu ağır şartlardan sonra böyle bir yıkımı kaldıramaz. Batı bunu yapar mı? Asla… Öyleyse niye yazıyoruz? Tarihe kayıt düşmek için…
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Share Button