İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ

Paralel medya, dershane meselesinde ağır bir muhalefet yürüttü ama o muhalefet, yalan haber ve iftiralara rağmen örgüt faaliyeti değildi. Çünkü kanuna uygun olarak kurulmuş dershanelerin kapatılıp kapatılmaması bir eğitim meselesiydi ve kapatılmamasını savunmak, kapatılmasını savunmak kadar meşru bir tavırdı.

17 ve 25 Aralık operasyonlarını haberleştirmek ise gazetecilik yapıldığı şeklinde savunulması mümkün bir yaklaşımdı. Gerçi o operasyonlardaki bilgilerin el altından paralel örgüt medyasına servis edilmesi, gizli olan soruşturmanın o medyada alenen yayınlanması suç teşkil ediyordu ama neticede bu suç örgüt medyası olduğu iddiasını ispatlamaya kafi değildi.

Ve nihayet paralel örgüte karşı hukuki soruşturmalar başladı. İşte bu operasyonlar karşısındaki tavır, paralel medyanın, örgüt bağlantılarını deşifre etti.
Okumaya devam et “İHANET GÜNLÜKLERİ-27.08.2014-ÖRGÜT MEDYASI NETLEŞTİ”

İHANET GÜNLÜKLERİ-17.08.2014-ALİ ÜNAL TUZAĞA DAVET EDİYOR

İHANET GÜNLÜKLERİ-17.08.2014-ALİ ÜNAL TUZAĞA DAVET EDİYOR

Paralelcilerin aklının başına gelmesi için mahşeri beklememiz gerektiğini anladık. Fethullah Gülen, adına mübahele veya muhavele dediği bir tuzak kurdu, mensupları da, tüm Müslümanları da bu tuzağa çekmek için uğraşıyor. Müslümanları o tuzağa çekme görevini en son Ali Ünal üstlenmiş, 17.08.2014 tarihli, “Hala ‘amin’ bekleyen mübahele veya muhavele” başlıklı yazısında, “amin” dememiz için bizi tahrik ediyor ve meydan okuyor. Ahmak…

Fethullah Gülen’in bedduası (onların diliyle mübahele veya muhavelesi) dikkatle tetkik edilmediği için gözden kaçan bazı özellikler var, tuzak da zaten bu özelliklerde gizli. Başhain öyle bir tuzak kurmuş ki, o tuzağa “amin” diyen her Müslüman mahvolur, ihanet örgütünden olsun veya olmasın…
Okumaya devam et “İHANET GÜNLÜKLERİ-17.08.2014-ALİ ÜNAL TUZAĞA DAVET EDİYOR”

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

Cemaat toptan çıldırdı, artık içlerinde akil ve baliğ kimse kalmadı. Bir tane “ceza ehliyetine” malik adam bulsam, ellerinden öpüp, meseleyi munis şekilde konuşmak isterdim.

Ali Ünal’ın 04.08.2014 tarihli yazısı çılgınlığın zirvesiydi, İbrahim Sancak o yazıyı, “Yapma Ali Ünal, kendini kaybediyorsun” başlıklı bir yazıyla tenkit etti dün. Aynı gün hezeyanın zirvesine çıkan sadece Ali Ünal değildi, Abdullah Aymaz da zirvelerde dolaşıyordu.

Abdullah Aymaz’ın yazısının başlığı şu; “Güneş dururken, mum peşinde dolaşmak olur mu?”… İslam ahlak ve adabına göre, güneş-mum dilemması Kur’an-ı Kerim için veya Sünnet-i Seniyye için kullanılır, yani muma nispetle güneş mukayesesi büyük bir mukayesedir ve genellikle böyle kullanılagelmiştir. Adamlarda izan ve ölçü kalmadığı, idrak ve akıl tatile çıktığı, ahlak ve adap intihar ettiği için, hiçbir mikyası doğru kullanamaz hale geldiler.
Okumaya devam et “HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI”

YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN

YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN

Ali Ünal bu gün (04.08.2014) çok ağır bir yazı yazmış, ağırlığı ölçü ihlalinden kaynaklanıyor. Ali Ünal’ın son zamanlardaki yazılarında bir muhteva ve merkez kayması yaşanıyor, yazılardan böyle anlaşılıyor, önceden beri mi böyledir son sarsıntılar mı bu hale getirdi, onu bilmiyorum. Ruh halindeki kayma, doğru istikamette değil, yani inkişaf etmiyor, savruluyor ve dağılıyor.

Yazısının başlığı, “Zevk zemzemesi ve gaşy içindeyim”… Bu başlık, yazının muhtevasını anlatmak için atılmış, yani son yıllarda ihanet örgütünün başına gelen hadiselerden dolayı “zevk-i ruhani” yaşadığını söylüyor. Allah muhafaza…

Ali Ünal, yazısına, ihanet örgütüne ve başındaki adama övgüler düzerek başlıyor ve meseleye şöyle giriyor;
Okumaya devam et “YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN”

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ

Abdülhamit Bilici, 02.08.2014 tarihli, “Gazze’ye yeni yöntem gerek!” başlıklı yazısında, Müslümanlara karşı ihaneti, İsrail ve Yahudilere karşı da itaati açıkça yazmış. Açıkça yazmış dememe bakmayın, adam yazısında “ihanet ettik” demiyor tabii ki… Yazıyı, “aklı gözünde olanlar” okuduğunda ihanet görmez ama “gözü aklında olanlar” yani basiret sahipleri okuduğunda ihanetin itirafı çok berrak ve açık…

Ne diyor Abdülhamit Bilici yazısında? Özet olarak şu; İsrail ile Filistin arasındaki savaşın dengesiz güçler arasında olduğunu, sürekli benzer saldırıların tekrarlandığını, neticenin aynı olduğunu, artık bu yolla devam edilemeyeceğini, Filistinlilerin mücadele yöntemini değiştirmesi gerektiğini söylüyor. Hatta yazısının sonunda düşüncesini desteklemek için şu iktibası yapıyor; ““Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek deliliktir” diyen Einstein, haklı değil mi?” Nasıl? İktibas da bir Yahudi’den…
Okumaya devam et “İHANET GÜNLÜKLERİ-02.08.2014-ABDÜLHAMİT BİLİCİ İHANETİ AÇIKÇA YAZMIŞ”

İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?

İhanet örgütünün Selçuk Gültaşlı isimli bir tetikçisi var. Tüm yazılarını batı alemi üzerine kuruyor, meşruiyet kaynağı olarak sadece batıyı kabul ediyor, Akparti’yi batılıların ne diyeceği ve nasıl davranacağı üzerinden tenkit ediyor. Hiçbir İslami hassasiyet ve ölçüsü yok, yazılarında hiçbir İslami muhteva göze görünmüyor. Yazılarının tamamı, ABD ve Avrupa ülkelerinin Akparti’ye bakışına tahsis edilmiş halde.

İhanet örgütü Müslümanlara topyekun savaş açtıktan sonra, sürekli Akparti’nin demokratikleşmeden, AB’den uzaklaştığını, ABD de itibarının kalmadığını yazıyor. Bu yolla propaganda yaptığını zannediyor, böylece Akparti’yi tenkit edebildiği vehmini yaşıyor ve tatmin oluyor. Oysa halk, Erdoğan ve Akparti’nin ABD’den, AB’den, İsrail’den uzaklaşmasını, onlara karşı tavır almasını, onlara meydan okumasını seviyor. Dünyada BM, İsrail ve Yahudi lobisini, AB ülkelerini açıktan ve yüksek sesle tenkit edebilen kimsenin olmadığı şu vasatta, Tayyip Erdoğan’ın bu tenkidi açıktan ve cesaretle yapması, hem Türkiye’de hem İslam aleminde hem de tüm dünyada halkların hoşuna gidiyor. Selçuk Gültaşlı, Türkiye’de yaşamadığı için olmalı, bu ülkede halkın en fazla heyecana geldiği, Erdoğan’ı en fazla sevdiği konunun, batıya meydan okuyan tavrı olduğunu daha farkedememiş.
Okumaya devam et “İHANET GÜNLÜKLERİ-28.07.2014-SELÇUK GÜLTAŞLI MİT AJANI MI?”

EKREM DUMANLI İTİRAF ETMİŞ

EKREM DUMANLI İTİRAF ETMİŞ!

İhanet örgütü önce ferasetini, sonra basiretini sonra da aklını kaybetti. Çok tuhaf hale geldiler, itham ederken itiraf ediyorlar, tenkit ederken ifşa ediyorlar. Ali Ünal bunların başında geliyordu, Ekrem Dumanlı da onu taklit etmeye başladı, belki de Ali Ünal Ekrem Dumanlı’yı taklit ediyordur, kim bilir.

Ekrem Dumanlı, 21.07.2014 tarihinde, “Ey zalim!” başlıklı bir yazı yazmış, aklını tamamen kaybettiği için, yazıda Akparti ve Erdoğan’ı tenkit ettiğini zannediyor, oysa yazı tamamen ihanet örgütünü anlatıyor. Gerçekten çok ilginç, yazının teorik kısmını alın, muhatap olarak da ihanet örgütünü koyun, ancak o kadar uyar.

Şimdi Ekrem Dumanlı’nın yazısını paragraf paragraf değerlendirelim, kendilerine ne kadar uyduğunu tek tek görelim;
Okumaya devam et “EKREM DUMANLI İTİRAF ETMİŞ”

İHANET GÜNLÜKLERİ-21.07.2014-ALİ ÜNAL AJANLIĞA DEVAM EDİYOR

İHANET GÜNLÜKLERİ-21.07.2014-ALİ ÜNAL AJANLIĞA DEVAM EDİYOR

Ali Ünal, 21.07.2014 tarihinde yayınlanan, “İslam ve Alem-i İslam yanarken” başlıklı yazısında, makul şeyler söylüyor gibi görünüyor. Yazının sonuna kadar da gerçekten makul şeyler söylüyor. Fakat yazının sonuna geldiğinde, ajanlığını yapıyor ve zehrini kusuyor.

Ajanlığın ve propagandanın temel prensibini artık herkes bilir fakat Ali Ünal herkesin bildiğini bilmiyor anlaşılan. Ajanlığın ilk prensibi, dokuz tane doğru söyle, içine bir tane yanlış yerleştir, dokuz doğrunun gölgesinde o yanlışı da hap gibi yuttur. Eskiden istihbarat örgütleri ve mensuplarının bildiği ve uyguladığı bu prensip, artık dünyanın tecrübe hanesinde kalın harflerle yazılıdır ve bu meselelerle bir hafta ilgilenenler tarafından bile bilinir. Ali Ünal ajanlığa yeni başlamış olmalı ki, bu tecrübeden ve bu bilginin yaygınlığından haberdar değil.

Yazısının sonuna kadar “nazari doğrular”dan bahseden Ali Ünal, yazısının son paragrafında şu zehri enjekte ediyor;
Okumaya devam et “İHANET GÜNLÜKLERİ-21.07.2014-ALİ ÜNAL AJANLIĞA DEVAM EDİYOR”

ALİ ÜNAL BASİRET İSTEMİŞ!

ALİ ÜNAL BASİRET İSTEMİŞ!

Ali Ünal, 20.07.2014 tarihli, “Filistin meselesi ve AKP” başlıklı yazısının sonunu şöyle bitirmiş; “Her şeyden önce birazcık basiret!” Yazısının sığlığına bakınca neden “birazcık” basiret istediği anlaşılıyor, oysa bize lazım olan derinliğine bir basirettir, biz derin basiretin ne olduğunu kendisine gösterelim.

Ali Ünal, Erdoğan’ın İsrail’e çalışan birisi olduğunu söylüyor, bu sebeple Filistin meselesine sahip çıkamayacağını, Filistin davasını yüklenemeyeceğini iddia ediyor. Kendinin de mensup olduğu ihanet örgütünün İslam dünyasında ve hatta tüm dünyada İsrail’in en büyük sivil toplum kuruluşu ve o kisve altında istihbarat örgütü olduğundan hiç bahsetmiyor. Kendilerle ilgili en ciddi iddia bu olmasına rağmen, bu iddianın da sayısız delili varken, bu ithamlara hiç temas etmeden başkasını suçlaması basiret gereği değil, bizi ahmak yerine koymaktan ibaret bir ahmaklıktır.
Okumaya devam et “ALİ ÜNAL BASİRET İSTEMİŞ!”

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.06.2014-MUSTAFA ÜNAL PANİKTE…

İHANET GÜNLÜKLERİ-27.06.2014-MUSTAFA ÜNAL PANİKTE…

Örgüt gazetesi yazarlarından Mustafa Ünal, bugünkü (27.06.2014) “PKK ile barış, Cemaat’le savaş” başlıklı yazısında pek hüzünlü, pek ümitsiz, pek alıngan bir üslup kullanmış. Yazının satır aralarına büyüteç tutulsa, yazarken ağladığı görülebilir. Eski afra-tafralar kalmamış, kendine güven tükenmiş, hesap sorma edaları gitmiş, hocasının eski ağlamaklı hali gelmiş.

Akparti’nin PKK ile barış yaparken kendi ifadesiyle “Hizmet hareketi’ne” karşı savaş açtığını söylüyor. Adamlar “hal diliyle” yalvarırken bile “yalan” söylüyorlar. Hükümetin PKK ile barışırken “cemaate” savaş açtığını söylüyor, oysa hükümete savaş açan kendileriydi, hem de dışarıda İsrail, ABD, İngiltere, içeri de ise CHP, MHP ve marjinal solla barış yaparak… Bu adamlar nerede büyüdü, ne yedi, ne içti de bu hale geldi? İt gibi yalvaracak noktaya geldiler, açıktan yalvarmaktan çekinecek bir şahsiyetleri de yok, açık açık yalvaracaklar ama ihanetleri o kadar büyük ki, yalvarmalarının işe yaramayacağını bildikleri için açıktan yalvarmıyorlar. Tek sebep bu, yalvarmalarının işe yarayacağına inansalar, insanlık tarihinin en rezil, en hakir, en şahsiyetsiz yalvarmalarını sergileyecekler. Fethullah Gülen denen adam, abartmayı meslek haline getiren bir meşrebe sahip olduğu için, daha önce Türkiye’nin hakim güçlerine (Kemalistlere) kendini pazarlamak için Hz. Cebrail Aleyhisselam parti kursa onun yanında yer almayacağını söyleyecek kadar din istismarını abarttı, biraz güçlenince de Müslümanlara (ve hükümete) karşı ihaneti abarttı ve tüm geri dönüş yollarını kapadı. Ahmaklar… Bu tavrı “kararlılık” zannettiler.
Okumaya devam et “İHANET GÜNLÜKLERİ-27.06.2014-MUSTAFA ÜNAL PANİKTE…”

İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI

Soma, ızdırabın bile nefessiz kaldığı belde… Bir insanın nefes alamaması, nefes alamadığı için hayatını kaybetmesi, en çok ihtiyacımız olan ama yeryüzünde bol miktarda bulunduğu için ticari meta haline bile getirilemeyen havayı bulamadığı için can vermesi… Çok derin bir acı… Hayatını kaybedenlerin son halleri görülemediği için facianın nasıl bir şey olduğunu tam bilemediğimiz, sadece nakillerle anlamaya çalıştığımız, hiçbir şekilde de ifade edemediğimiz bir ızdırap… Hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil, yaralılara acil şifalar dileriz.

Hadise gerçekten can yakıcı, akılları patlatıcı bir mahiyet taşıyor. Kurtarma çalışmalarındaki görüntülere bakınca insan zapt edilmez bir öfkeye kapılıyor. İnsan, sorumluların bir an önce bulunması, kanunun öngördüğü en ağır cezaya çarptırılmasını istiyor. Muhakkak ki, bir daha böyle bir hadisenin yaşanmaması için gereken tüm tedbirlerin alınması konusunda en titiz uygulama ve takiplerin yapılması gerekiyor.
Okumaya devam et “İHANET GÜNLÜKLERİ(16.05.2014)-İHANET ÖRGÜTÜ TEZVİRATA BAŞLADI”

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-ŞAHİN ALPAY ZURNANIN SON DELİĞİ

İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-ŞAHİN ALPAY ZURNANIN SON DELİĞİ

(17.04.2014)

Gerçekten bir istiklal mücadelesi yürüttüğümüz doğru, bu mücadelenin bir medyaya ihtiyacı olduğu da doğru. Ne var ki istiklal cephesi medyası meselenin ciddiyetini yeterince anlamış görünmüyor. Yaptıkları haberler, haber yapma üslupları, hadiseleri değerlendirme yeterlilikleri, süreçleri izlemedeki ferasetleri, stratejik hesaplamalar yapacak hacimli akılları yok. Pireyi deve yaparak mücadele ettiklerini zanneden genel yayın yönetmenleri, köşe yazarları, muhabirler filan işin tadını iyice kaçırdı. Mücadele aracı olarak kullandıkları “mübalağa” sanatı, ne zaman karşı tarafa zarar verir, ne zaman bize zarar verir bilmiyor, anlamıyorlar. İhanet örgütünün aleyhine haber yapmayı, bunun için her sebebe tutunmayı mücadele etmek zannediyorlar. Hacimli bir akıl, keskin bir idrak, kuşatıcı bir kavrayıştan nasibini almamış bir alay adam, çoğunluğu da konjonktürel kontenjandan cepheye sürülmüş yetersiz kişilikler karanlığa kurşun sıkıyor, kurşun bizden birini mi yoksa karşıdan birisini mi vuruyor umurunda değil. Mücadele etmeyi sadece ateş etmek zanneden kifayetsizler, her yöne ve her şekilde ateş ediyor, sıktıkları mermi kimseye zarar vermese bile mühimmatı (gazete sayfalarını) boşa harcamak gibi bir zararları var.
Okumaya devam et “İSTİKLAL CEPHESİ GÜNLÜKLERİ-ŞAHİN ALPAY ZURNANIN SON DELİĞİ”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ?

Fethullah Gülen konuştu… O kadar gürültüyle başlattı ki Ekrem Dumanlı, sanki adam üç beş tılsımlı cümle söyleyecek ve her şey hallolacak. Bugün röportajın 4. Bölümü yayınlandı, sadra şifa bir cümle yok. Eski iddiaların tekrar etmekten başka söylenmiş tek bir cümleye rastlamak mümkün değil, o zaman neden konuştun ki…

Konuştu çünkü konuşma metniyle ilgili değil maksadı, üslubuyla ilgili… Maksadını, muhtevaya değil üsluba yüklemiş. Mağduriyet, mazlumiyet, maznuniyet intibaı oluşturmaya çalışan bir PR çalışması. Lafı evirip çevirip, “bize haksızlık yapıldı, yapılıyor” noktasına getiriyor. Bunu da boynu bükük bir üslupla yapıyor ki, etkili olsun.
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(20.03.2014)-KONUŞTU DA NE DEDİ?”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(17.03.2014)-KONUŞTU…

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(17.03.2014)-KONUŞTU…

Fethullah Gülen konuştu… Zaman gazetesi ve Ekrem Dumanlı’nın, dünyayı kurtaracakmış gibi sunduğu röportaj başladı. Zaman gazetesi, adamı, dünyanın kurtarıcısı gibi sunmayı alışkanlık etti, nefes alışını bile, “aha nefes aldı, şimdi hapı yuttunuz” türünden bir komedi haline getirdi.

Tanıtım spotlarına bakınca, dostlarına kanat takacağı, düşmanlarını da bir nefeste kahredeceği vehmini oluşturuyorlar. Yeminli üyeleri, nefeslerini tutup beklemiş olmalılar, hasımları ise “yine ne saçmalayacak” diye hafif bir tecessüsle beklediler.

Nihayet konuştu…

Konuştu ama mülakatın bu günkü bölümünde ciddi bir şey söylemedi. Muhtemelen söyleyecekleri ileriki günlerde karşımıza çıkacak. Bu gün fazla saçmalamamış, sanırım giriş niteliğinde olmasından kaynaklanıyordur.
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(17.03.2014)-KONUŞTU…”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(16.03.2014)-TÜRKÖNE, ŞÖVALYE Mİ LEJYONER Mİ?

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(16.03.2014)-TÜRKÖNE, ŞÖVALYE Mİ LEJYONER Mİ?

Zaman gazetesinin yazarı… (İhanete) hizmet hareketine mensup olmayan, gazeteye iliştirilmiş birisi… Fethullah Gülen örgütü ile hükümet arasındaki husumetin derinleşmesinden sonra saflarda ortaya çıkan arınmadan nasibini almadı. Leyla İpekçi, Ahmet Taşgetiren gibi isimlerin tahammül edemeyip ayrıldığı ihanet örgütünün yayın organlarından, ihanet hareketine mensup olmamalarına rağmen ayrılmayan, hatta mevziini sağlamlaştıran birkaç isimden birisi Mümtaz’er Türköne… (İhanete) hizmet hareketinin mensubu olmamasına rağmen, onlardan daha ağır ve seviyesiz saldırılarda bulunan Mümtaz’er Türköne ve Ali Bulaç gibi isimler, hükümete karşı şahsi husumeti olup da, fırsat bulmuş gibi davranıyorlar. Ali Bulaç ve Mümtaz’er Türköne, ihanet örgütü tarafından satın alınmış olabilir mi? Bunların parayla kalemini sattığı düşünülebilir mi? Doğrusu böyle bir itham çok ağır hakaret olur. Parayla satın alınmamışlarsa (ki kanaatimiz bu yöndedir) mevzilendikleri yerin bir izahı olmalı…

Mümtaz’er Türköne’de hükümet husumeti o kadar yüksek ki, tarafsız bir entelektüel (fikir adamı olmadığı için bu ifadeyi kullanıyoruz) olarak tavır aldığını ve yazılarını bu merkezden yazdığını söylemek mümkün değil. Hükümetin herhangi bir tavrı ve uygulamasının Türköne’ye şahsi zarar vermiş olma ihtimali ağır basıyor. Her ne olduğunu bilmediğimiz şahsi husumeti, aklını ve kalemini esir aldı. Geçen milletvekili seçiminde Akparti’den aday adayı olmuş, aday yapılmamış (yapılmayacağını anladığı için vazgeçmiş) olması, şahsi husumetini açıklamaya kafi midir? Zaman zaman bu ihtimalin doğru olduğunu düşündüğümüzü de itiraf edelim ama son zamanlardaki yazılarına bakınca, bu ihtimalin meseleyi izah etmeye kafi olmadığı zannı galip geldi. Yazılarında bas bas bağıran “şahsi husumet” meselesi her ne ise onun açıklanması gerekiyor.
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(16.03.2014)-TÜRKÖNE, ŞÖVALYE Mİ LEJYONER Mİ?”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(02.03.2014)-ZAMAN’IN HABERİ, TARAFINI GÖSTERİYOR

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(02.03.2014)-ZAMAN’IN HABERİ, TARAFINI GÖSTERİYOR

Zaman gazetesinin internet sitesinde 01.03.2014 tarihli bir haber… Haber; “Obama’yı uyaran uzmanlar konuştu” spotu ve “Erdoğan’ın ürperten otoriterliği, kaygı verici” başlığı ile verildi. Haberin kaynağı, İhsan Denli, Washington…

İhsan Denli (aslında densiz), haberine şu ifadeyle başlıyor;

“ABD Başkanı Barack Obama’ya mektup yazıp “Başbakan Tayyip Erdoğan’a karşı sessizliğini boz” uyarısı yapan isimler, Türkiye ile ilgili endişelerini anlattı. Mektupta imzası bulunan Amerikalı 5 Türkiye uzmanı, kaygıların çok ciddi boyutta olduğunu dile getirdi.”
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(02.03.2014)-ZAMAN’IN HABERİ, TARAFINI GÖSTERİYOR”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.02.2014)-DUMANLI-GÜLERCE KAVGASI BAŞLAMIŞ

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.02.2014)-DUMANLI-GÜLERCE KAVGASI BAŞLAMIŞ

Dünkü (27.02.2014) günlük yazımızda Dumanlı ile Gülerce’nin kavgasının yakın olduğunu söylemiştik. Okuyucularımız hatırlayacaktır, kavganın yakın olduğu kanaatimizi, Gülerce’nin 26.02.2014 tarihli yazısına dayandırmıştık. Gülerce’nin o yazısı, Zaman gazetesinin genel yayın çizgisine taban tabana zıt bir görüntü veriyordu. Tabii ki sadece o yazıdan ibaret değildi sebep, Gülerce daha önce de benzer yazılar yazmış, benzer twetler atmıştı. Son yazısında ise artık meselenin dönülmez noktaya geldiğini hissetmiş ve o yazıyı yazmıştık.

Star gazetesinin 27.02.2014 tarihli internet sitesinde, “Hüseyin Gülerce’ye bile tahammül edemediler” başlıklı bir haber yer aldı. Haber, Mehtap televizyonunda (örgütün televizyonlarından birisi) Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan ve Hüseyin Gülerce’nin beraber yaptıkları programdan, Hüseyin Gülerce çıkarıldığını ifade ediyor.

Haber şöyle;
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(28.02.2014)-DUMANLI-GÜLERCE KAVGASI BAŞLAMIŞ”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.02.2014)-DUMANLI İLE GÜLERCE’NİN KAVGASI YAKIN

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.02.2014)-DUMANLI İLE GÜLERCE’NİN KAVGASI YAKIN

Hüseyin Gülerce’nin dünkü (26.02.2014) yazısı tuhaf bir psikolojinin eseri. “Nereye kadar bu dinlemeler?” başlığı ile yayınlanan yazı, Fethullah Gülen örgütünden ziyade bizim tarafın iddialarını dillendiriyor.

Hüseyin Gülerce, meselenin vahametini görmüş olmalı ki, kendi gazetesinin (örgüt yayınının) manşetlerine ve canhıraş yayınlarına rağmen şu beyanda bulunmak zorunda hissediyor kendini;

“Dinlemeler konusunu ele alalım. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, 2 bin 280 kişinin 3 yıl boyunca dinlendiğini açıkladı. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi de, çok sayıda kişiyi dinledikleri iddia edilen savcılar ve ilgili hâkimler hakkında inceleme kararı verdi. İki savcı, karar öncesinde haklarında inceleme yapılması için Kurul’a dilekçe vermişlerdi. Olay elbette çok önemli, bir o kadar da vahim. Özel hayatların mercek altına alınması, insanlar hakkında şantaj malzemeleri toplanmasını kimse kabul edemez.”
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(27.02.2014)-DUMANLI İLE GÜLERCE’NİN KAVGASI YAKIN”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.02.2014)-BÜYÜK HESAPLAŞMA

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.02.2014)-BÜYÜK HESAPLAŞMA

Kemalizm ve Kemalist devrimler, Osmanlının kalbinde Osmanlıya karşı en büyük ihanet hareketiydi. Osmanlının kalbi olan İstanbul, aynı zamanda ümmetin de karargahıydı, bu karargah hilafet merkeziydi, bu sebeple Kemalist devrimler İslam’a ve Müslümanlara karşı “evin içinden” bir isyan hareketiydi. İngiliz hariciyesinin Osmanlıya karşı yürüttüğü gizli operasyonların sonuncusu ve en büyüğü idi. Bu proje ile final yaptılar, Osmanlıyı yıktılar, Müslümanları halifesiz bıraktılar.

Fethullah Gülen örgütü, cumhuriyet döneminde, Kemalist örgüt ve projeden daha büyük bir operasyondur. Çünkü Kemalist hareket, Müslüman görünerek değil, laik ve ateist niteliğiyle İslam’a savaş açmış, İslam’ı tasfiye etmeyi hedef edinmişti. Fethullah Gülen örgütü ise doğrudan İslam’la beslenen, İslam’ın içinden çıkan, tabanı da saf Müslüman olan bir harekettir. Bağlılarını İslam ile harekete geçiren, cennet vaadi ile fedakarlık yaptıran, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam ile aldatan bir özelliğe sahiptir. Bu açıdan bakıldığında, tam kalbimizden vuran bir ihanet şebekesidir.
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(26.02.2014)-BÜYÜK HESAPLAŞMA”

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(25.02.2014)-YAKALANDINIZ, KANALİZASYONLARA KAÇIN

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(25.02.2014)-YAKALANDINIZ, KANALİZASYONLARA KAÇIN

Binlerce kişiyi dinlemişler hem de üç yıl boyunca… Savcıların anlaması biraz kıt olmalı ki, dinleme süresini uzattıkça uzatmış, anlamamış bir türlü, dinlemiş de dinlemiş. Suçluları yıllarca dinleyeceklerine, üç tane hikmetli cümleyi dikkatle dinleseydiler anlayışları gelişirdi. Böyle adamlarla yola çıkarsanız, ulaşacağınız menzil ne olabilir ki?

Dinlenen kişi üç bin mi, yedi bin mi, dinlenenlerin temas kurduğu (telefon ettiği) kişiler de eklendiğinde yüz bine mi ulaşır, mesele sayı değil. Mesele işin mahiyetinde yatıyor. Sayılar farklı olabilir, bir dosyadan veya birçok dosyadan dinlenmiş olabilir. Bütün bunlar teknik teferruat… İşin özünü kaçırmayalım, işin özü, savcıların kanunsuz iş yapması, hakimlerin kanunsuz karar vermesi. Daha doğru bir ifadeyle, savcıların ve hakimlerin, kanunu istismar etmesi, yaptıkları işe kanuni kisve giydirmesi…
Okumaya devam et “CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(25.02.2014)-YAKALANDINIZ, KANALİZASYONLARA KAÇIN”