TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-10-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-9-RUHİ SAFHA-8-

Ruhi safhanın en harikulade hadisesi lisanın öğrenilmesidir. Lisanın öğrenilmesi, aynı zamanda insanın hayatı boyunca (tasavvuf mecrası hariç) gerçekleştirebileceği en muhteşem hadisedir. Hadisedeki ihtişam iki sebepten kaynaklanır, birincisi hadisenin tabiatıdır, ikincisi ise gerçekleşme zamanı…
İnsan ömrü boyunca, tasavvuf dışındaki hayat alanlarının tamamında, lisan öğrenmek gibi muhteşem bir hadiseyi gerçekleştiremez. Allah Azze ve Celle’nin takdir ve ihsanıdır ki, bu muhteşem hadise insana, akıl öncesi çağda lütfedilmiştir. Bu sebepledir ki akıl bu hadiseyi asla idrak ve izah edemiyor. Sıfır-iki yaş aralığındaki bebeğin, herhangi bir lisan talimi yapılmadan lisanı öğrenebilmesi ve konuşabilmesi, kainattaki en harikulade hadiselerden biri değil midir?
Dikkat çekici nokta, “lisan talimi” diye bir bahsin bilinmemesi, üzerinde çalışılmaması, herhangi bir tatbikatının olmamasıdır. Sadece lisan talimi de değil, sıfır-iki yaş aralığındaki bebeğe hiçbir talim verilmemektedir. Dünya eğitim literatürü, o yaştaki bebek için “lisan talimi” bahsini bilmez. Öyleyse hadisenin harikulade bir boyutu da bu noktada zuhur ediyor, hiçbir ailenin lisan talimi yapmamasına rağmen sıfır-iki yaş aralığındaki bebek, içinde büyüdüğü ailenin gelişigüzel konuşmalarından, zaman zaman kavgalarından, arada bir küfürlerinden ibaret olan lisanı öğreniyor. Ana lisanını bilen yetişkin insanlara ikinci lisanı öğretmek için yıllarca özel metotlarla eğitim verildiği hatırlanırsa, meselenin ihtişamı birazcık da olsa anlaşılabilir.
Bu muhteşem hadisenin faili ruhtur ve bu muhteşem hadise ancak ruhi safhada gerçekleşir. Eğer bir insan, on beş yirmi yaşına kadar insanlar içinde yaşamasa (muhal farz hiç insan görmeden büyüse) lisanı öğrenemez, o yaşa kadar öğrenemediği lisanı, ruhi safha kısmen geçtiği için fevkalade zor öğrenir, fevkalade zor öğretilir.
*
Ruhi safhadaki temel talim alanlarından birisi lisandır. İslam maarif anlayış ve tatbikatlarında, ruhi safhada lisan talimi yapılabileceği gibi, nispeten dil talimi de yapılabilir. Lisan talimine, üslup da dahildir.
Ruhi safhadaki öğrenme ve anlama (idrak) faaliyetleri doğrudan ruha aittir. Ruh bu safhada herhangi bir vasıta (akıl, zeka, hafıza vesaire) kullanmadan öğrenir ve anlar. Kesbi bilginin (kazanılmış bilgi, dışarıdan alınan bilgi) sıfır olduğu bir safhada, öğrenme ve anlama faaliyetini gerçekleştirecek ruhtan başka hiçbir merkez ve meleke yoktur. Zaten öğrenme ve anlama faaliyeti mutlaka bilgi (ön bilgi) gerektirir, hiçbir bilgi yokken yeni bir bilgiyi öğrenmek de anlamak da mümkün değildir. İki yaşına kadar çocukta “kesbi bilgi” sıfırdır, öyleyse öğrenme ve anlama faaliyetinde bulunması imkansızdır. Öğrenme ve anlama faaliyetinin imkansız olduğu bir safhada, bebek, insanın ömrü boyunca gerçekleştirdiği en derin anlama faaliyetini gösteriyor. Materyalist felsefe ve pozitif aklın bu meseleyle neden ilgilenmediği anlaşılıyor mu? İlgilenemez çünkü o safha pozitif akıl için zifiri karanlıktır.
İnsandaki en derin idrak, ruhi idraktir. Ruhi idrak, ruhun akıl, zeka ve sair merkez ve melekeleri kullanmaksızın, doğrudan doğruya idrak faaliyetinde bulunmasıdır. Pekala ruh sıfır bilgiyle nasıl anlıyor veya ruh sıfır bilgiyle anlayabilir mi? Hayır… Sıfır bilgiyle ruh da anlamaz. Öyleyse?
Ruh dünyaya gelirken “bilgi” sahibi olarak geliyor. Dünya öncesi hayatında (alem-i ervahta) kendisine bilgi verilmiştir. Sıfır bilgi her zaman sıfır bilgidir. Hiçbir varlık sıfır bilgiyle başlayıp, bilgi üretemez, öğrenemez, anlayamaz. Ruh, dünyaya gelmeden önce sahip olduğu bilgiyle, dünyada öğrenme ve anlama faaliyetini gerçekleştirebiliyor.
Burada mühim olan iki nokta var, birincisi ruhun idrak etmesi, ikincisi ruhun dünyadan önceki bilgiyi kullanması… Ruh insandaki tüm hayat faaliyetlerinin kaynağıdır, bu meyanda zekanın, aklın, hafızanın ve diğer iç alem unsurlarının… Dolayısıyla aslında anlayan da ruhtur. İnsanın yaşı ilerledikçe ruhun vasıta (akıl, zeka gibi) kullanması, anlayan nihai merkezin ruh olduğu hakikatini değiştirmez. Tüm hayat alamet ve faaliyetlerinin nihai kaynağı olan ruhun idrak derinliği de kendine göredir ve hiçbir akıl ruhun idrak hacmine yetişemez. Diğer taraftan ruhun sıfır yaşından itibaren öğrenme ve anlama faaliyeti için kullandığı “dünya öncesi bilgi”, bizim bildiğimiz bilgiden çok farklıdır. O bilgi, dünyanın üç boyutlu gerçekliğine mahkum olmayan, maveraya ait bir bilgidir ki o bilgiyi kullanarak öğrenme ve anlama faaliyetinde bulunmak, normal öğrenme ve anlama faaliyetinden mukayesesiz daha kıymetli, daha hacimlidir.
Lisanın öğrenilmesi, iki harikuladeliğe işaret eder, birincisi ruhun doğrudan öğrenme ve anlama faaliyetine, ikincisi de öğrenme ve anlama faaliyeti için kullandığı başlangıç bilgisinin mahiyetine… Lisanın öğrenilmesini ve o safhadaki diğer öğrenme ve anlama faaliyetlerini tetkik edemiyor olmamızın sebebi bunlar. Öğrenme ve anlama süreçlerini, zihni evrenin oluşması ve aklın teşekkül etmesinden sonraki safha için biliyor ve o safhadaki gelişmelere bakarak değerlendiriyoruz. Aklın öğrenme ve anlama faaliyet süreçlerine bakarak, ruhi safhadaki öğrenme ve anlama süreçlerini idrak etme imkanımız yok. Öncelikle bunu bilmemiz şart.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir