TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-31-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-30-NEFS SAFHASI-19-

“Benlik” hassasının bünyesi tek kişilik olduğunda, orada nefsten başka bir şey olmaz. O bünyeye birden fazla kişi yerleştirilirse, nefs büzüşür, geriler, zayıflar. Başka nefislerin de ikamet edeceği bir “benlik” bünyesi inşa edildiğinde, nefsin başka nefislerle birlikte yaşaması gerekir. Aslında nefs, başka nefislerle birlikte yaşayamaz, özellikle de insanın derununda bu iş mümkün olmaz. Bunun mümkün olmasının tek yolu, “benlik” hassasının bünyesini başka nefislerle (insanlarla) doldururken, ruh tarafından zapt altına alınmasıdır. Ruhun doğrudan zapt altına alması beklenmeyeceği için de, ruhi mecrada akan iman ile yapılmalıdır. Bu yolla netice almak kabil olur.
İman, “benlik” hassasının bünyesine nüfuz ettiğinde, nefs doğarken terbiyeden geçmiş olur. İmanın o bünyeye nüfuzunun derecesine bağlı olmak üzere, nefs, doğmadan terbiye edilmiş olabileceği gibi, nispeten terbiye edilmiş de olabilir. İmanın nüfuz etme derecesi düşük de olsa, faydalı netice alınacağı bilinmelidir. En düşün derecesinde, nefs doğarken terbiye edilmiş olmasa da daha sonra terbiye edilebilir özellikler kazanır, bu fayda küçümsenmemelidir.
Terbiyenin küçük yaşlarda gerçekleştirilmesi, bedeni (biyolojik) yaşla ilgili değil, nefs ile ilgilidir. Terbiye ne kadar erken başlarsa, nefs o kadar erken zapt altına alınabilir. Mesele de zaten tam olarak burasıdır, nefsi, doğmadan önce ele almak, terbiye etmek, doğacağı havzayı tesviye etmek…
“Benlik” hassasının bünyesi inşa edilirken, tek kişilik değil de çok kişilik inşa edilmesi, yani “ben” değil, “biz” haline getirilmesi, muayyen bir nizam dahilinde yapılmalıdır. Birçok insan, müşahhas (belli bir insan, mesela baba) veya mücerret (mesela Müslümanlar) olarak, üst üste istif yapmak şeklinde yığılmamalıdır. Bunlar, belli bir meratip (hiyerarşi) silsilesine tabi tutulmalı, itaat de buradaki silsileyi takiben Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimize kadar ulaşmalıdır. “Benlik” hassasının bünyesine, insanlar, özelliksiz şekilde yığıldığında, o bünye yine “tek kişilik” haline gelir. Kalabalık cemiyet değildir, cemiyet olmadığı için ahlakı yoktur, ahlakı olmadığı için insan kalabalıkta “tek” başınadır, tek başına olan içtimailik özelliği kazanmaz. Aynı bunun gibi, “benlik” hassasının bünyesi özelliksiz ve sistemsiz şekilde insan kalabalığı ile doldurulduğunda, tek kişilik olmaktan çıkamaz. Hümanizmin tökezlediği yer de burasıdır.
Hümanizm insanın benliğine, “ben” hassası veya “benlik” hassasına, daha sonra da nefsine yerleştirilemez. Hümanizm, insanlık, insancıllık, insan sevgisi gibi müphem mana taşır. “Benlik” hassası, sahibinden başka insanları da bünyesine almak için açık bir örgü ister.
İnsanların maruz kaldıkları zararın kahir ekseriyeti, insandandır. İnsan, faydalı olabilme istidadı kadar da zararlı olma özelliğine sahiptir. Kendi haline bırakıldığında ise zararı faydasına galiptir. Zararlı olan varlığı, zararlı olduğunu her gün görmeye başladığı yaştan itibaren çocuğun “benlik” hassasının bünyesine yerleştirmek kabil olmaz. İnsanı zararlı halinden alacak, faydalı hale getirecek bir anlayış, inanış, bakış gerekiyor. Sadece “insan sevgisi” cinsinden bir mana zerketmek imkansızdır, insanı, faydalı hale getirecek olan ahlak ve iman çerçevesiyle “benlik” hassasının bünyesine yerleştirmek kabildir. Bu sebepledir ki silsileyi, aile, akraba, komşu, cemiyet, millet, ümmet şeklinde sıralıyoruz. Bu şekilde sıralamanın bir sebebi de, çocuk büyüdükçe, öğrendikçe silsilede mesafe alıyor ve bir sonrakiyle muhatap olabiliyor, münasebet kurabiliyor.
*
Eğitim-öğretim sistemlerinin üzerinde durduğu, durması gereken nokta, “benlik” inşasıdır. Yaklaşık on yaşlarına kadar sürecek olan bu eğitim safhası, benlik inşasındaki başarı veya başarısızlıkla ölçülür. Batı dünyasında ve batılı anlayışta “benlik” inşası, insanlık sevgisine ayarlı yapılmaya çalışılıyor. İnsanlık sevgisi “benlik” hassasının bünyesine yerleştirilebilse mesele yok ama yerleştirilemiyor. Çocuk, zarar gördüğü insanı sevmez, sevmeye zorlandığında ise bir takım ruhi ve zihni hastalıklar gelişiyor.
İzahsız ve müphem bir hümanizm, benlik inşasına harç yapılamıyor, bu sebeple de batıdaki eğitim-öğretim faaliyeti (talim ve terbiye değil) hedeflediği maksada ulaşamıyor. İnsanlık sevgisiyle dolu benlikler inşa etmeye çalışırken, anne-baba sevgisinden bile mahrum çocuklar yetiştiriyor.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir