TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-32-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-31-NEFS SAFHASI-20-

Nefs safhasında ahlak inşa edilmelidir. Ruhi safhadaki edep terbiyesi, nefs safhasında devam etmeli ama buna ahlak eklenmelidir. Edep, saf terbiyedir ama ahlak hem terbiye hem de talimdir. Nefs safhasında akıl inşası başladığı için, anlama istidadı da güçlenmeye başlar. Anlama istidadı güçlenmeye başladığında, ahlak inşası başlamıştır.
Ahlak inşası, zihni evrenin bilgiden sonra ikinci kuruluşudur. Zihni evren önce bilgi ile kurulur, bilgi (erken dönem için lisandır) zihni evrenin temel malzemesidir, bilgi (lisan) olmadan zihni evren açılmaz. Ahlak ise bilginin ilk işlenmiş halidir, kaideler manzumesidir. Ahlak inşasından önce zihni evrendeki bilgiler dağınıktır. Bilgilerin tabi olduğu nizam, lisanın muhtevasındaki gizli nizamdır lakin lisanın öğrenilmesi süreci konuşmaya başlamakla bitmeyeceği için lisandaki nizam da tam olarak cari değildir. Zihni evrendeki ahlak öncesi kazanılmış nizam, belli belirsiz olmak üzere iman ve edep ile ilgilidir. Bunların muhtevasındaki nizam da o yaşlardaki çocuklar için çok müphem haldedir.
Kaide, bilginin tanzim edilmiş halidir. Bilgi demetinden oluşan her kaide, bir sebep, bir fiil, bir maksat ihtiva eder. Kaidelerle birlikte zihni evren ilk defa bilgi mecralarına sahip olmaya başlar. Kaidelerin her biri bir bilgi demetidir ve kaideler umumiyetle silsile halindedir. Silsile halindeki bilgi demetleri, bilgi mecrası açar, bilgi havzası oluşturur.
Zihni evrendeki bilgi mecraları, bilgilerin akışını nizami hale getirir, bilgi havzaları ise bilgilerin cem olmasını, merkezleşmesini, düzenlenmesini mümkün kılar. Bunlar, bilgi üzerinde işlem yapabilme, bilgiye tasarruf edebilme, bilgi üzerinde çalışabilme istidadını geliştirir.
Ahlak inşası ile ilk defa net bir şekilde zihni evren üzerinde mimari çalışma yapılır. Çünkü ahlak, zihni evrenin mimari planıdır. Bu planın temeli, iman ve edep talim ve terbiyesidir.
Ahlak, iman ve edep olmadan inşa olunamaz. Zihni evrende ruhi mecra açılamamışsa, o mecradan iman akmaya devam etmiyorsa, ahlak inşasının kaynakları ve mahalli yok demektir. Bunlar olmadığında zihni evren nefsin tahakkümü ve tasallutu altına girer, nefsin sınırsız hakimiyetinde ahlak inşası ve ahlak ile zihni evrenin ikinci inşası gerçekleşmez.
*
Ahlak, nizami bir hayat anlayışını ihtiva etmelidir. Parça ahlak kaideleri zihni evreni inşa edemez. Ahlaki kaideler manzumesi, tüm hayata dair bir teklifte bulunmalıdır, ancak bu durumda tüm zihni evreni işgal ve inşa edebilir. Kaideler farklı kaynaklardan kısım kısım alınamaz, böyle yapıldığında zihni evren mimari plana sahip olamaz. Kaotik bir zihni evren kaçınılmaz olur, kaosta ise ne ahlak olur ne de nizam… Zaten ahlak, nizamın ta kendisidir.
Ahlakın nizami çerçeveye sahip olabilmesi ancak merkezine imanı yerleştirmekle olur. Ahlak, tüm kaidelerini, kaidelerin sebep ve izahını, kaidelerin maksat ve faydasını, merkezinden (imandan) alır. Merkezine iman yerleştirilmemiş olan ahlak, hem ahlak değildir hem de zihni evreni inşa edemez. Zaten merkezi olmayan kaideler yekunu, “bütün” halinde bir ahlak değildir, bütünlüğünü oluşturamayan ahlak, zihni evreni de toparlayamaz.
Ahlak inşası, iman talim ve terbiyesi ile yapılır. Küçük yaştaki çocuk, ahlaki kaidelerin sebeplerini, lüzumunu, maksadını, faydasını anlamaz. Anlama istidadı kazanmaya başlaması, tüm ahlak nizamını her boyutuyla anlayabileceği manasına gelmez. Aklın inşa sürecinin yeni başladığı, fazla mesafe de alınmadığı bir aşamada çocuğun ahlak kaidelerini hazmetmesi ve benimsemesi zordur. İşte o devrede, yani nefsin daha tam teşekküllü zuhur aşamasına gelmediği, ruhun ise zihni evreni terketmediği bir devrede, iman talim ve terbiyesi yapılabilir, ruh, imanını canlı ve güçlü şekilde zihni evrene pompalayabilir. Ruhun doğrudan tasarrufunu kaybetmediği aşamada iman talimi, ahlak inşası için ihtiyaç duyulan kaynak ve kuvveti temin eder. Birçok şeyin hemzaman olarak yapıldığı bu safhada, ahlak inşası aslında iman taliminin mütemmim cüzüdür. İmana yaslanan, imandan kuvvet alan, gerekçelerini imandan temin eden ahlak inşası, mümkün ve muhkem olur.
İman taliminden geçmiş bir çocuğun zihni ve kalbi evrenindeki en tesirli söz, “Allah ve Resulü böyle buyuruyor” diye başlayan cümlelerdir. “O yaşta çocuk Allah ve Resulünün beyanından ne anlar?” cinsinden itirazlar, ruh ve iman hakkında kafi derinliğe inmemiş sığ anlayışların eseridir. Eğer gerçekten çocuk bu hitaptan bir şey anlamıyor, müteessir olmuyorsa, ya iman taliminde fevkalade eksiklik var veya dil, üslup ve tavır çok yavan, hoyrat, itici mahiyettedir. İnsanın Allah ve Resulüne en yakın olduğu devresi, nefsin tam teşekküllü haliyle zuhur etmesine kadar geçen süredir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir