TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-34-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-33-NEFS SAFHASI-22-

Akıl inşasının da başladığı aynı dönemde ahlak inşası için bir hususa azami dikkat edilmelidir. Akıl inşasında alınan mesafeyle paralel olmak üzere, çocuk, kaideleri tecrübe etmek isteyecektir. Çocuğun kaideleri tecrübe etmesine mani olmak, akıl inşasını yavaşlattığı gibi ahlak inşasına da zarar verir. Tecrübe etmenin engellenmesi, zihni inkişaf sürecini ezberde tutmak, ilerlemesini yavaşlatmak, anlama istidadı kazanmasını durdurmakla neticelenir.
Tüm ahlak kaidelerini (ve hayattaki her konuyu) tecrübe etmek çocuk bir tarafa yetişkin insanlar için de mümkün değil, hayat o kadar uzun değil. Kaldı ki çocukların her kaideyi tecrübe etmeye kalkması, ciddi tehlikeleri de celbeder. Bu hususta dikkate alınarak, yanlış yaptığında ortaya çıkacak zarar katlanabilir seviyede olan konularda (kaidelerde) tecrübe etme imkanı kontrollü şekilde verilmelidir. Özellikle akıl inşasında tecrübenin ciddi bir payı vardır ve tecrübenin önü kesilerek akıl inşa etmeye çalışmak, direksiyonun başına oturtmadan araba kullanmayı öğretmeye benzer. Direksiyonun başına geçmeyen, arabayı sürmeyen birinin aklı oluşmadığı gibi, trafik kurallarını (ahlakı) bilmesinin de bir faydası yoktur.
Çocuk mutlaka hayatı tecrübe eder, kontrollü tecrübe imkanı verilmezse kontrolsüz (gizli) tecrübelere yönelir. Gizli tecrübelerden meydana gelecek zarar, kontrollü tecrübelerden meydana gelecek zarara nispetle çok yüksektir. Bu sebeple tecrübe imkanı vermemek, vahim yanlışlara sebep olur.
Çocuğun tecrübe iştiyakı, keşif çabasından kaynaklanır. Tabii ki çocuk “yeni bir şey” keşfetmeyecek, keşfedemeyecektir. Bizim tecrübe ettiğimiz vakaları, kaideleri tecrübe edecektir. Bu teşebbüs, hem keşif iştiyakını tatmin edecek hem de keşif iştiyakını öldürmeyecektir. Keşif iştiyakı, idrak cehdidir, buna mani olmak, hayati bir hatadır.
Keşif ve tecrübe çabası, ahlakı “kendileştirir”. Sözle nakledilen ihtiyacı, keşfederek görür, anlar, zihni evrenine yerleştirir. Ahlak, sadece kaideler manzumesi yani ezber olarak kaldığı takdirde yerleşik hale gelmez, çocuğun sahiplendiği bir disiplin olmaz. Ahlakı ezber olmaktan çıkaran ise keşif ve tecrübe çabasıdır.
*
Tecrübe müeyyidesiz bırakılmamalıdır. Son yıllardaki büyük yanlışlardan birisi, çocuğa ceza vermekten imtina edilmesidir. Tecrübe imkanı vermekle birlikte, yapılacak hata ve yanlışın mutlaka cezası olduğu bildirilmeli, yanlış yapıldığında da mutlaka ceza verilmelidir.
Çocuk hukuka muhatap değildir, hukuki şahsiyet değildir, bu sebeple çocuklara hukuk ceza vermez. Hukukun ceza vermemesi, çocuğu cezadan masun hale getirmemeli, talim ve terbiye süreci mükafat ile birlikte cezayı da ihtiva etmelidir. Çocuk ceza ile ahlak talim ve terbiyesinde (inşasında) karşılaşmalı, ceza fikrine aşina olmalı, böylece adalet duygusu geliştirilmelidir.
Cezanın içinde belli ölçüde “dayak” da olmalıdır. Kamuoyu son yıllarda bu tür cezalandırmalar konusunda çok hassas hale geldi. Bir tokat bile atılmaması hususunda her düşünce mensuplarında azami bir hassasiyet yığınağı oluştu. Bu yanlış hassasiyetin neticesi ise okullarda yoğun bir öğrenci şiddetinin yaşanmasına sebep oldu. Eski dönemlerdeki ağır dayaklara karşı geliştirilen bu hassasiyet anlaşılabilirdi ama hassasiyet ayarı kaçırıldı. Bazen birkaç tokadın halledebileceği meseleyi, dehaların kırk şekilde izah çabaları bile halledemiyor.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir