TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-40-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-39-AKIL SAFHASI

AKIL SAFHASI
Akıl ile ilgili çok sayıda kitabımız bulunduğu için, talim ve terbiye süreçlerinin “akıl safhasına” kısaca temas etmekle iktifa edeceğiz. Aksi takdirde akıl ile ilgili kitapları tekrarlamak gerekecektir. Akıl safhası ile ilgili yazdıklarımız, kitabın bütünlüğüne atıf yapmak içindir.
*
Akıl safhası, beden yaşı itibariyle nefs safhası ile üst üste (aynı zamana denk) gelir. Nefsin tüm tabiatıyla zuhur etmesi zaman aldığı gibi, aklın inşası da ciddi bir zamana yayılır. Her ikisi de belli süreçlerden geçer ve nihayet kendilerini tamamlarlar.
Nefs ile aklın kendilerini tamamlama ve tezahür süreçleri hemzaman olduğu için, bunlar birbirini takip eden seri safhalar değil, birbirine paralel süreçlerdir. Bu sebeple de her iki safha zordur, nefsin tamamlanma, aklın ise inşa süreçleri bazen birbirini besler ve destekler bazen ise birbirine rağmen devam eder. Bunlar düşman kardeş gibidirler, biri olmadan diğerinin olması beklenmez, olduğu durumlarda ise aslına uygun tezahür etmez.
Nefs ve akıl safhasında hazırlanacak tüm talim ve terbiye disiplinleri, her ikisini de gözönüne almak, birbirine zarar vermelerine mani olmak, birbirini desteledikleri noktaları ve aşamaları tespit edip oralardan faydalanmak şeklinde olmalıdır. Akıl ve nefsi birbirinin tamamen zıttı kabul etmek ne kadar yanlışsa, tamamen birbirinin dostu ve destekçisi kabul etmek de o kadar yanlıştır. Aralarındaki münasebet doğru anlaşılmalı, her aşaması keşfedilmeli, buna göre talim ve terbiye tatbikatları geliştirilmelidir.
Mühim hususlardan birisi, aklı nefsin insafına teslim etmemektir. Aklın inşası için hususi talim ve terbiye tatbikatları geliştirilmediği takdirde, hemzaman olmalarının da katkısıyla nefs aklı teslim alır. Talim ve terbiye süreçlerinin en tehlikeli konusu ve aşaması burasıdır. Her ne olursa olsun akıl nefse teslim edilmemeli, bunun için ihtiyaç duyulan tüm tedbirler alınmalıdır. Bu tedbirlerin en mühimi ise, nefs terbiyesi ile akıl inşası programlarının hemzaman olarak tatbik etmektir. Günümüzde hem nefs terbiyesi yapılmıyor hem de akıl inşa süreçleri bilinmiyor, bu sebeple nefs en azman haliyle tezahür ediyor, aklı de teslim alıyor. Akıl nefsin mütemmim cüzü haline geldikten sonra yapılan her iş nefsi beslemekten başka bir işe yaramıyor.
*
Akıl inşa programının erken başlatılması şart. Nefsin tüm hususiyetleriyle (tüm tabiatıyla) tezahür etmesinden önce başlayan akıl inşası, nefs tüm unsurlarını tamamlayana kadar mesafe almalı, nefse karşı bir mevzii kazmalı ve tahkim etmelidir. Nefs kendini tamamlarken zihni evreni boş bulmamalı, karşısında bir mevzii olduğunu görmeli ve bilmeli, o mevzie göre kendine çekidüzen vermelidir. Zihni evrende nefse karşı mukavemet edecek bir mevziin olmaması, nefsin azmanlaşmasını engelleyecek bir bariyer bulunmamasıdır. Böyle bir mevzii ve bariyer olduğunda nefs terbiyesinin de daha kolay yapılacağı ve netice alınacağı unutulmamalıdır.
Nefs, zihni evrenin tek hakimi olarak vücut bulduğunda terbiye etme imkanı kaybedilir. Akıl, nefsten bağımsız şekilde ve akl-ı selim hedefine dönük olarak inşa edilmeye başlamamışsa, zihni evrende başka bir mukavemet merkezi (ve mevzii) kalmaz. Bu durumda nefs terbiyesi “istinat” bulamaz, neye dayanarak nefs gibi hoyrat ve güçlü bir bünyeyi terbiye edebiliriz? İstinat noktası veya dayanılacak bir mevzii olmalı ki zihni evrende ameliyat (operasyon) yapılabilsin. Bu sebeple akıl inşası, aynı zamanda ve doğrudan doğruya nefs terbiyesine dairdir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir