TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-41-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-40-AKL-I SELİM (ŞUUR) SAFHASI

AKL-I SELİM (ŞUUR) SAFHASI
Akl-ı Selim safhasını da uzun uzun izaha teşebbüs etmeyeceğiz. Akl-ı Selim ile ilgili kitaplarımızdan bu husus tetkik edilebilir.
*
Akl-ı Selim safhası, akıl safhasından sonra başlar. Akıl belli bir noktaya kadar ilerler fakat ne kadar ilerlerse ilerlesin bir yerde durur. Aklın ufku mahduttur, o ufka ulaşan akıl buhrana girer. Akıl, kendi ufkuna kadar ulaşamazsa buhrana girmez, ömür boyu kendini merkez ilan eder ve sahibini aldatır. Aldatması, “üst idrak merkezi” olan akl-ı selime geçit vermemesidir.
Akıl kendi ufkuna ulaşamaz, aslında hiçbir varlık kendi tabiat ufkuna ulaşamaz. Kendi tabiat ufkuna ulaşabilen, oradan ileriye yol bulabilen tek varlık cinsi vardır kainatta, insan… Fakat insandaki unsurlardan biri olan akıl, kendinden başka ve kendinden daha geniş ufka sahip iç alem merkezleri tarafından tazyik edilmezse, ufkuna ulaşamaz, ufkunu aşmaya çalışmaz. Aklın ufkunu ve bünyesini zorlayanlar, yüksek zeka ve bazı istidatlardır. Mesela keskin tecrit istidadı, mesela derin mücerret tefekkür istidadı gibi… Bunlar insanın tabiatında bulunan hususiyet ve istidatlar, aklın ufkunu zorlayan ise esas olarak ruhtur, ruhun temel hamlesi ve faaliyeti olan imandır. İman, “hakikat kaygısını” üretir, besler ve onunla aklı baskı altına alır. Akıl, hakikate ulaşma, onu keşfetme, onu bilme hususiyeti ile teçhiz edilmediği için, hakikat kaygısı tarafından tazyik altına alınır ve intiharın eşiğine getirilir. İşte neticesi akl-ı selim olacak akıl buhranı budur. Bu buhran aklın bünyesini patlatır, insan zihnine bir sıçrama yaptırır. Üst idrak merkezi, bu sıçramayla ulaşılan bir mükafattır.
Ak-ı Selim bahsi tabii ki zor, girift ve uzundur. Sadece sürece işaret etmek için bazı atıflar yapmakla iktifa ediyoruz.
*
Akıl safhası, akl-ı selime sıçrayamayan zihin ve kalpler için ömür boyu sürer. Ömür boyu süren akıl safhası, derinleşme değil genişlemeye, sıçrama değil yayılmaya, idrak yoğunluğunun değil bilgi yoğunluğunun artmasına uygundur. Akıl bünyesinin de geliştiği vakadır, bu meyanda akıl safhası kendi içinde gelişir. Ama akıl ne kadar gelişirse gelişsin, kendi ufkuna varamaz, ufkunu aşamaz, derinleşmesi de kendi ufku ile mütenasiptir.
Akl-ı Selim safhasına ulaşmayan zihinler, fikir, ilim ve sanat adamı olamazlar. Bunların meşgalesi bilgidir, bilgiyi belli bir nispette yoğurabilirler ama fikir imalini gerçekleştiremezler.
*
Akl-ı Selim safhasına geçiş münferittir. Hiç kimse akl-ı selim safhasına herhangi bir talim ve terbiye yoluyla ulaşamaz, sadece tefekkür yardımları alabilir. Akıl buhranı ve akl-ı selimin inşası tamamen ferdi, şahsi, enfüsidir. Akl-ı Selim inşası, insanın kendi kendine gerçekleştirebileceği kalbi ve zihni hamledir, bu sebeple talim ve terbiye tatbikatlarına konu değildir. Talim ve terbiye müfredat ve tatbikatları içine alınamadığı içindir ki çok sayıda akl-ı selim sahibi insan çıkmaz.
Akıl buhranı yaşayan, aklının ufkuna ulaşan, akıl-nefs gerilimini, iman-akıl gerilimini, iman-nefs gerilimini alabildiğine tecrübe eden insanlardan yardım almak tek çaredir ama bu da yalnız başına çare değildir. Akıl buhranı, akıl patlaması ve akl-ı selime sıçrama süreçleri şahsa münhasırdır. Herkes farklı güzergahlardan varır menzile, bu sebeple meselenin mikyası değil de tecrübesi mevcuttur. Bu süreçleri farklı güzergahta yaşamış olan birinden alınacak olan en kıymetli yardım, akıl patlaması esnasında çıldırmaya karşı alınacak tedbirlerdir. Çünkü akıl patlamasının iki neticesi var, çıldırmak veya akl-ı selime sıçramak… Umumiyetle de birincisi gerçekleşir. O eşiği aşmak zordur.
*
Akl-ı Selimin inşa sürecinde talim ve terbiyeye konu olan kısmı, altyapının hazırlanmasıdır. Akl-ı Selimin altyapısı hazırlanmış olursa, akıl patlamasının delilikle neticelenme ihtimali azalır, hatta sıfıra yaklaşır. Akl-ı Selimin altyapı çalışmaları ise, bu kitapta tavsiye edilen güzergahın takip edilmesidir. Ana rahminde başlayan talim ve terbiye süreçlerinin, her safha ve aşamada yol ayrımlarına geldiği, doğru yolun seçilmemesi halinde esas menzile ulaşılamayacağı unutulmamalıdır. Mesele istikamet olduğu kadar güzergahtır. Her yol ayrımında doğru yola dönmeyi mümkün kılacak bir güzergah haritası gerekiyor. Bu kitap, netice olarak akl-ı selime giden yolun güzergah haritasıdır.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir