TATBİK İLİMLERİNİN BAĞIMSIZLAŞMASI

TATBİK İLİMLERİNİN BAĞIMSIZLAŞMASI

(TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 8. SAYI)

Tatbik ilimleri hayatla doğrudan temas halindedir, hayatın altyapısını inşa eder. Hayatla temasının yoğunluğu ve şekil bilgisi ağırlığı sebebiyle, anlaşılması kolaydır, tatbiki birçok kişi tarafından yapılabilir mahiyettedir. Zaten tatbik ilimleri olması, ilmin ve her türlü bilginin tatbik edilebilir hale getirilmesi, tatbikini mümkün kılacak şekilde tertip edilmesini gerektirir. Bu hususiyeti, hem anlaşılmasını hem de tatbikatını kolaylaştırır.
Anlaşılması ve tatbikatının kolaylaştırılması, halkta ve hayatta yaygınlık kazanmasına sebep olur. Maksat da budur zaten, mümkün olduğunca cemiyetin her ferdinin anlaması ve tatbik etmesi hedeflenir, böylece halk ve hayat ilim ile irtibat kurmuş olur. Ne var ki tüm bu özellikler, tatbik ilimlerin aşırı bir itibar kazanmasına sebep olur, tetkik ve terkip ilimlerinden daha fazla muhatabı olduğu, doğrudan tatbik edilebildiği, onunla mesela para kazanılabildiği, makam sahibi olunabildiği için, itibar ve kıymet şişmesi yaşar. Bu hususiyet, tatbik ilimlerinin tabiatından kaynaklanan bir tenakuzdur, tatbik edilebilmesi için kolaylaştırılmıştır, kolaylaştırıldığı için halkın diğer ilim seviyelerinden daha fazla itibar kazanmasına sebep olmuştur.

Halk, “ilim” dendiğinde umumiyetle tatbik ilimlerini anlar, zira kendisiyle buluşan ilim dalları bunlardır, hayatını doğrudan etkileyen bunlardır, ihtiyaçlarını karşılayan bunlardır. Halkın bunlara teveccüh göstermesi, itibar sermayesini bunlar lehine kullanması tabiidir ve hatta kaçınılmazdır. Oysa ilim mefhumunu temsil eden terkip ilimleri ve sonra da tetkik ilimleridir ve itibarın bu sıraya göre tevzi edilmesi gerekir. Bu sebeple temel meselelerde halka tercih hakkı tanımak, temel meseleleri katletmekle denk neticelere yol açar.
İlim meselesinde itibar tayin ve tevzii halka bırakılmamalı, halkın da tabi olacağı bir kültür ve ahlak çerçevesi oluşturulmalı, o çerçeve içinde itibar terkip ilimleri, tetkik ilimleri ve nihayet tatbik ilimleri şeklinde tespit edilmelidir. İlim meselesinde itibar tayin ve tevziini halka bırakmak, tatbik ilimlerini başa almak, böylece tatbik ilimlerini “ilim”den bağımsızlaştırmak anlamına gelir.
*
Tatbik ilimlerinin itibar, makam, para kaynağı haline gelmesi, bu istikamette yaygın bir anlayış ve ahlakın oluşması, nüfusun zeki çocuklarını oraya sevk eder. Sadece tatbik ilimleri (bunların bir kısmı mesleklerdir) ile itibar, makam, para kazanabilmek mümkün hale geldiğinde, başka bir kıymet ve itibar kaynağına yönelmek zordur.
Dehaların ve yüksek zekaların itibar, makam, para gibi şeylere kıymet vermeyecekleri malumdur ama bir toplumun deha sayısı fazla olmaz. Maalesef yüksek zekaların bu tür kıymetlere meylettikleri de sabittir. Hal böyle olunca tatbik ilimlerinin bağımsızlaşması ve kaynağı olan tetkik ilimlerinden uzaklaşması kaçınılmaz olur.
*
Tatbik ilimlerinin, hayatın altyapısını inşa etmek, insanların ihtiyaçlarını temin etmek, doğrudan bilgi ihtiyacını karşılamak gibi özellikleri var. Mesela matematiğin (esas olarak riyaziyenin) tatbik ilimlerinden olan mühendislikler, hayatın her sahasını inşa etmekte, hayatın birçok sahasındaki ihtiyaçları karşılamaktadır. Bugünün dünyasında mühendisliklerden vazgeçmek, onları umursamamak, kıymet vermemek ne mümkün…
Hayatın altyapısı mühimdir, altyapısını kaybeden hayatın yaşanması kabil değil. Hayatın nizami akışını sağlayan altyapıdır, o çöktüğünde kaos hakim olur. Hayat kaosa tahammül edemez, nizamı arar, bu sebeple öncelikle tatbik ilimlerine meyleder.
İhtiyaçların görmezden gelinmesi mümkün değildir. İhtiyacı karşılanamayan hayat devam edemez, varlığını devam ettiremez. Hayat, tabii olarak ihtiyaçların peşi sıra akar gider. İhtiyaçları karşılayan ilimler, tatbik ilimleri olduğu için, hayatı onlara karşı duyarsızlaştırmak muhaldir, böyle bir teşebbüs de akamete uğrar.
Bu özellikler, halkı ve hayatı, kendi haline bırakıldığında tatbik ilimlerine sevk eder. Hayatta ne kadar mühim bir yer işgal ediyorsa o nispette de itibar sahibi ve kaynağı haline gelir. Neticede tatbik ilimleri bağımsızlaşır.
*
Tatbik ilimlerinin ana ilimlerden bağımsızlaşma için iradi bir teşebbüse gerek yoktur. Hayatla doğrudan irtibatlı olduğu, hayatın ihtiyaçlarını karşıladığı için, kendiliğinden bağımsızlaşma sürecine girer. Bu durumda çok tehlikelidir, bir hadisenin veya akışın kendiliğinden mümkün olması, yani tabiatı gereği mümkün olması, ona karşı tedbir alınmasını gerektirir. Tatbik ilimlerinin, ana ilim mecrasından bağımsızlaşmaması için güçlü ve kesintisiz bir irade ve tedbir fikrine ihtiyaç duyulur.
Tatbik ilimleri, hayatın altyapısını inşa ettiği için, bilgi ihtiyacını sathi şekilde karşılar. Bilginin sathi ve ucuz yoldan karşılanması, halkın kahir ekseriyeti için kafidir. Tatbik ilimlerinin aynı zamanda itibar, makam, para elde etmeyi mümkün kılması, tetkik ve terkip ilimleri gibi çetin keşif ve idrak süreçlerini gerektiren ilimlere olan ihtiyacı ortadan kaldırır.
Tatbik ilimleri, hayatın ihtiyacını karşıladığı müddetçe terkip ve tetkik ilimlerine ihtiyaç duymaz. Böylece bilgi deveranını kendi bilgi evreninde gerçekleştirmeye başlar. Bilgi deveranı, tatbik ilimleri ile hayat arasında meydana gelir, tatbik ilimlerinde elde edilen bilgiler tatbik edilir, faydalı veya zararlı olduğu görülür, oradan tetkik ve terkip ilimlerine müracaat etmek yerine elde ettiği tecrübeyle yeni bilgilere ulaşmayı tercih eder. Böylece sathi bilgi, hayat ve tecrübe arasında deveran etmeye, her defasında başka bir ihtimali tatbik ve tecrübe etmeye, yani “deneme-yanılma” metoduyla dairesini tamamlamaya başlar. Kendi üretemediği bilgiyi, başka bilgi evreninden (mesela batıdan) kopyalamak ve nakletmek şeklinde temin edebildiği modern dünyada, tetkik ve terkip ilimlerindeki çetin keşif hamlelerine yönelmez.
İslam ilim mecralarındaki üretimin durduğu birkaç asırdan beri hadise böyle gelişmiş, kendi ilmi keşif ve bilgi üretme süreçlerimizi işletemediğimiz için tatbik bilgileri (ilimleri bile değil) kendi iç deveranı oluşturmuş, bir müddet sonra bilgi ihtiyacını da batıdan kopyalamaya başlamıştır. Osmanlıda başlayıp Cumhuriyet ile zirveye ulaşan “epistemolojik işgalin” derinlerdeki süreçleri ve sebepleri budur.
NURETTİN SARAYLI

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir