Terkip ve İnşa Dergisi 9. Sayı TAKDİM YAZISI

TAKDİM
Fikirteknesi yayınevi ile Terkip ve İnşa dergisi kadrolarının en mühim hususiyeti, “Mevzu Kaşifi” olmasıdır. Bir meseleyi, ikna ve tatmin edici çapta izah etmek, bir meselede kayda değer fikir imal etmek başka bir iştir, bir mevzuun olduğunu, olması gerektiğini, ona ihtiyaç duyduğumuzu keşfetmek başka bir iş… Mevzu olmadığında, mevzua ihtiyaç duyulmadığında, mevzuun ihtiyaç olduğunun farkına bile varılmadığında imal-i fikirde bulunmak beklenmez. Önce mevzuu keşfetmek, ortaya çıkarmak, ihtiyacımız olduğunu göstermek gerekiyor.

Malumdur ki, mevzu yoksa fikir yoktur. Mevzu sahibi olmayan insanlar, ya ülkenin aktüalitesine yakalanır ya da dar çevresinin gündemine sıkışır. Hayat fazlasıyla yoğundur, o yoğunluk insan zihnini ve aklını esir alır. Maişet sıkıntısıyla da sarmalanan hayat mevzua geçit vermez. “Mevzu” sahibi olmak, öncelikle bir mefkure (fikriyat) sahibi olma şartına bağlıdır. Dünya görüşü olmayan, İslam’ı dünya görüşü çapında anlama cehdi bulunmayan Müslümanlar, ya günlük gelişmelerin girdabına yakalanır ya da birkaç meseleye takılır kalır.
Fikirteknesi yayınevi ile Terkip ve İnşa dergisi kadroları, öncelikle İslam’ın mevzu haritasını keşfetmeye, mevzu listesini çıkarmaya, onları bir bilgi mimarisi içinde anlamaya cehdeden insanlardır. Meseleye bu hacimde bakınca, ortaya çıkan şahsiyet hususiyetlerinden birisi de “mevzu avcısı” olmaktır. Bu hususiyet, çöktüğümüz son birkaç asırdan sonra, diriliş çağımızın başlayacağı bugünler için hayati bir mahiyet ve kıymet taşımaktadır. Çöküşümüzün mühim sırlarından birisi idrak zafiyeti ise diğeri de mevzularımızı unutmamızdır. Tabiidir ki unuttuğumuz mevzuu anlama imkanımız yok.
Dergimizin bu sayıdaki mevzuu, Medeniyet Akademisidir. Medeniyet Akademisinin en bariz hususiyetlerinden birisi, mevzu haritasını çıkarmaktır. İslam’ın mevzu haritası çıkarılmadan, mevzu listesini tezatsız bir bilgi mimarisi haline getirmeden yapacağımız işlerin tamamı “parça fikre”, dolayısıyla da tezatlara mahkum kalacaktır.
*
Yayınevi ve dergi kadromuz yeni bir çalışma başlatmıştır; son devrin tabakatı… Ümmetin kadim müktesebatında tabakat tarzı eserler büyük bir yer tutar. Hem İslam tarihinin yazılmasında hem de her devrin haritasını çıkarmakta harikulade tetkik eser mahiyeti taşıyan tabakat, keza yeniden diriliş çağımızda da müracaat etmemiz gereken eser çeşididir.
Yirminci asır tabakatının yazılmamış olması, bilgi kaosumuzu derinleştirmekte, ufkumuzu daraltmakta, çıkış yolunu bulmayı zorlaştırmaktadır. Yirminci asırda kimler var, hangi mevzularda neler söylenmiş, külliyat çapında mefkure telifini kimler yapabilmiş ila ahir… Bilmediğimizi tetkik etmediğimiz, idrak etmeye çalışmadığımız için, meseleleri derinliğine tetkik ve izah eden bir alimimizi veya mütefekkirimizi gözden kaçırmak büyük kayıptır. En küçük kaybımız, bir mevzuu derinliğine izah eden bir mütefekkirimizden haberimiz olmadığında, o mevzuu yeniden konuşmaya çalışıyor, ehlinin izahlarını göz ardı ediyor, böylece mesafe alamadan olduğumuz yerde patinaj yapıyoruz.
Bu çalışmayı da yayınevi ve dergi kadrolarımızın başlatması, meseleye ne kadar hacimli baktığımızı göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
ADNAN KÖKSÖKEN
etkin-ilke@hotmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir