TEŞKİLAT VE HAYAT

TEŞKİLAT VE HAYAT

Hayatı inşa etmek için ihtiyaç duyduğumuz unsurlar; fikir, kuvvet, teşkilattır. Fikir, özet olarak yeni bir hayat anlayışını ihtiva eden mana; kuvvet, yeni hayat anlayışını, hayatın içinde ikame etmek için gereken güç; teşkilat ise bunları yapacak maniveladır. Teşkilat, kendini fikre bağlayan, fikrin kuvvetini imal ve temin eden, onu hayatın ortasına diken manivela vazifesi görür.
Teşkilat sadece tatbikat vazifesini görmez, ihtiyaç hasıl olduğunda fikri imal, kuvveti temin ve bunları harmanlayarak hayata vaziyet eder. Teşkilatı bir noktada mevzilendirmek ve orada hapsetmek doğru olmaz. Sadece tatbikatı gerçekleştirecek “kol” vazifesi vermek teşkilatı anlamamak olur.

Fikir, bir kişiden yani fertten doğar, ehil insanlardan oluşan mecliste kıvamını ve kemalini bulur, belli sayıda mensubiyet oluşturduğunda teşkilatını kurar, belli bir kuvvet temin (veya imal) ettiğinde kendi hayatını inşa etmeye başlar. Teşkilatların temel problemlerinden birisi, “fikirsiz” kurulmasıdır, fikirsiz kurulan teşkilatlar hayata vaziyet etme maharetini kazanamaz. Maalesef ülkemizde kurulan teşkilatların kahir ekseriyeti fikirsizdir, iman ve ahlak saikiyle fakat fikirsiz şekilde kurulduklarından dolayı ancak yardım kuruluşları halinde varlıklarını sürdürebiliyorlar. Bu tür teşkilatların da bir boşluk doldurduğu vakadır, tenkidi ve reddi gerekmez ama teşkilattan kastedilen asıl mananın bu olmadığı anlaşılmalıdır.
Fikirsiz teşkilat, güçlü delilere benzer, bir şekilde elde ettiği veya ürettiği gücü nasıl kullanacağını, hangi hedefe yöneleceğini, neler yapacağını bilmez. Faydalı olmaktan çok zararlı, inşa etmekten çok yıkıcı özelliklere sahip olur. Bir yapıyı teşkilat haline getiren ana özellik, inşa etme maharetidir, inşa etme çabası ve becerisi olmayan teşekküllere başka isim vermek gerekir.
*
Teşkilat, nizami kuvvettir. Kuvvet her şekilde vardır, bulunur. Hayat, çok sayıda ve çeşitte gücü bünyesinde barındırır ve üretir. Teşkilat kuvvetin tanzim (disipline) edilmiş halidir. Bu sebeple teşkilat, kaotik değil nizami bir özellik taşır. Nizami çerçeveye alınmamış halde cemiyetin içinde dolaşan kuvvet, kaos sebebidir, mutlaka birbiriyle çatışır. Teşkilatlanmış kuvvetler de birbiriyle çatışabilir ama bunların çatışması da nizamidir. Nizami çatışma, vaziyet edilebilir mahiyet arzeder, sınırları vardır ve zararları bellidir. Kaotik kuvvet unsurlarının birbiriyle çatışması sebepsiz ve hedefsiz olabilir, üzerinde tasarruf etmek kabil olmaz ve durdurmak da mümkün değildir. Gayrinizami kuvvet unsurları her zaman yıkıcıdır, hem de sadece yıkıcıdır.
Teşkilatın hayata dair ilk inşa hamlesi, kendine ait nizam inşasıdır, kendini inşa etmektir. Kendini nizami çerçeveye alabilmiş, kendi nizamını inşa etmiş bir teşkilat, inşa maharetini kazanmış, inşa stajını bitirmiştir. Teşkilat, kendini, kendi nizamını inşa ederken, aynı zamanda kendi hayat alanını da inşa etmiş olur. Bu işi yapmakla, hayatın herhangi bir alanını veya küçük de olsa bir parçasını inşa edebilme, tanzim edebilme maharetini ispat eder.
Teşkilatların hayata nüfuz edememe, onu inşa edememe, hayata doğru büyüyememe sebebinin birincisi, kendini inşa edememiş, kendini tanzim edememiş olmasıdır. Sekiz-on kişinin bir araya gelmesiyle teşkilat (mesela dernek) kurduğunu zannedenler, bu noktayı anlamadıkları için, neden büyüyemediklerini bir türlü anlamazlar.
*
Teşkilatlar belli hedefler için kurulur, bu hedeflerin içinde “hayatı inşa” etmeyi gerektirmeyecek cinsten olanlar bulunabilir. Bu durumda bile teşkilatlar, en azından kendilerini kurarken, hedeflerine doğru yürürken inşa faaliyetini nispeten yapmak durumunda kalırlar. Teşkilat kadrolarının anlaması gereken ilk konu, teşkilatın hedefi ve faaliyet alanı ne olursa olsun, hayatın inşasına dönük bir tarafı mutlaka vardır. Bu nokta anlaşılmadığında, her teşkilat (mesela dernek) başkalarını kopyalamak, tekrarlamak durumunda kalıyor. En basitinden yardım işi yapmayı hedefleyen bir dernek bile, yardımın nasıl toplanacağı, nasıl dağıtılacağı, mevcut usullerin geliştirilmesi, yenilerinin keşfedilmesi gibi meseleler üzerinde kafa yormak zorundadır. Türkiye’de teşkilatların (dernek ve vakıfların) büyük eksikliklerinden birisi budur, Müslümanlar da bu konuda fazlaca eksiktir. Başka bir teşkilatın (derneğin) yaptıklarını tekrarlamaktan başka bir şey yapamayacak olanlar, yeni bir teşkilat (mesela dernek) kurma sebeplerini açıklayamazlar. Açıklayamadıkları için de zihinlerinde zehirli düşünceler mayalanır, “diğer teşkilatların dürüst olmadıkları” gibi… Fikir üretemeyenler, dedikodu yapmaktan başka bir şeye güç yetiremezler.
*
Teşkilatların hayatı inşa edebilmesi için önce bir fikrinin olması gerekir. Genel olarak fikir sahibi olmaktan bahsetmiyoruz, özel olarak hayatın herhangi bir alanında, tatbik edilebilir bir fikir sahibi olmak gerekir. Umumi olarak herkes Müslüman olduğu için fikir ihtiyacı hissetmiyor, hoyrat ve dikkatsiz şekilde sahaya giriyorlar. Oysa herhangi bir konuda, büyük veya küçük bir fikir olmalı, teşkilat bu fikir üzerine kurulmalı, bu fikrin hedefini gerçekleştirmek için çalışmalı, o fikrin hayatını inşa etmeye uğraşmalıdır.
OSMAN GAZNELİ osmangazneli@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir