TEŞKİLATIN 2014 SEÇİM PROJEKSİYONU

TEŞKİLATIN 2014 SEÇİM PROJEKSİYONU
Teşkilat iki seçim için özel olarak çalışıyor. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2015 genel seçimler. Bu iki seçimi büyük ihtimalle birleştirecekler. “Teşkilatın Suriye Projeksiyonu” başlıklı yazımızda anlattıklarımız 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığından önce tamamen gerçekleşirse, erken genel seçim kararı alınarak iki seçim mutlaka birleştirilecek.
2014 seçim projeksiyonunun konuları şunlar; birincisi Suriye entegrasyonu, ikincisi önümüzdeki yıl beklenen dünya (aslında batı) ekonomik krizi, üçüncüsü içerideki Kürt sorunu… Başka konularda var ama seçim projeksiyonu temelde bu sacayağı üzerine kurulu.
Teşkilat bu sene yapılacağı söylenen yeni anayasanın yapılamayacağını düşünüyor. Yeni anayasa yapılamayacağı için de “başkanlık” konusu askıda kalacak. Seçimin hedefi de yeni anayasa ile başkanlık konusu olacak.
Şimdi…
Suriye entegrasyonu gerçekleştiğinde, Kuzey Irak’taki Kürt bölgesi kuşatmaya alınacak. Suriye düştüğü ve geri dönüş ümidi kalmadığı için Irak merkezi hükümeti, Kuzey Kürt bölgesi için Türkiye ile anlaşmak zorunda kalacak, Irak merkezi hükümetini bu anlaşmaya mecbur bırakmak için Kuzey Irak Kürt bölgesi ile entegrasyon planı gündeme getirilecek. İran da merkezi Irak hükümetini destekleyecek, onu kaybetmek istemeyecek, Suriye’den sonra Irak’ı da kaybetmeyi göze alamayacak ve Türkiye ile anlaşmayacak ama merkezi Irak hükümetini Kuzey Irak Kürt bölgesi konusunda destekleyecek. Kuzey Irak kuşatılacak, kıskaca alınacak, nefes alamaz hale gelene kadar baskı altında tutulacak. Bunun neticesinde PKK, ya bire kadar kırılacak veya anlaşmak zorunda kalacak, tabii ki anlaşma yolunu seçecek. Türkiye, PKK’nın yalvar yakar anlaşma taleplerini biraz nazlandıktan sonra, BDP üzerinden yapacağı görüşmelerle neticelendirecek ve Kürt sorunu çözülecek. Suriye entegrasyonundan sonra Kürt sorununun da çözülmesi, Akparti’yi hem cumhurbaşkanlığı hem de genel seçimde yüzde altmış ile altmış beş aralığına çıkaracak. Evet, teşkilatın 2014 seçim hedefi en az yüzde altmış… Suriye entegrasyonu ile Kürt sorununun çözülmesi, genel seçimlerin erkene alınması için kafi.
*
2013 de gelmesi beklenen büyük ekonomik krizin, 2009 krizinden daha büyük ve daha yıkıcı olması bekleniyor. Teşkilatın elindeki veriler ve analizler, ABD ve AB ülkelerinin sınırları dışında hiçbir operasyon yapamayacak hale geleceğini gösteriyor. Bu durum hem siyasi hem iktisadi, hem askeri alanlarda geçerli… O kriz geldiğinde Türkiye’nin en az iki şeyi yapması gerektiğini düşünüyorlar ve buna hazırlanıyorlar. Birincisi, krizi, 2009 krizinde olduğundan daha az sarsıntıyla (mümkünse sarsıntısız) geçirmeyi planlıyorlar. Bunun için akılları patlatacak beyin fırtınaları yapıyorlar. Şu anda dünyada hiçbir ülke 2013 krizine Türkiye kadar hazır değil fakat hala hazırlık yapmaya devam ediyorlar.
Ekonomik krizi sarsıntısız atlattıklarında, 2009 krizinde olduğundan çok daha ileri derecede ve tok şekilde şunu söyleyecekler; “Batı batı dediğiniz, kendi icat ettiği ekonomik sistemi bile yönetemiyor, bırakın onları, biz büyük bir medeniyetin temsilcisiyiz, batı krizden kurtulmak istiyorsa bizden danışman talep etsin”. Bu merkezde beyanları o kadar sık, o kadar tok, o kadar açık, o kadar yüksek sesle piyasaya pompalayacaklar ki, ülkedeki tüm batı sempatisini, batıya karşı ezikliği ortadan kaldıracak, o atmosferle de seçime gidecekler. Seçim meydanlarında, batılı ülkelerin başbakanlarının, Türkiye’nin bir valisi bile olamayacağını söyleyecek kadar ağır nutuklar atacaklar. Bu kadar açık gerçekliği bir de hamaset sosuna bulayacaklar ve halkın psikolojisini yönetecekler, değiştirecekler, yeniden inşa edecekler, tabii ki oyları da toplayacaklar.
*
Suriye entegrasyonunu yapmış ve Suriye Fatihi olarak ilan edilmiş, Kürt sorununun çözmüş ve tarihi bir konuyu halletmiş ve ekonomik krizi sarsıntısız atlatmış bir hükümet olarak seçime girerken, halktan anayasayı yalnız başına yapacak meclis çoğunluğunu isteyecekler. Anayasa yapmayı ve başkanlık sistemine geçişi seçimin hedefi ve propagandası haline getirecekler. Seçim vaadi olarak halka bu iki konuyu sunacakları için, seçimde, anayasayı tek başıan yapacak çoğunluğu elde ettiklerinde, “halk seçimde yeni anayasayı ve başkanlık sistemini onayladı” diyerek derhal bu ikisini yapacak ve elan cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan, hem de başkan olarak seçilmeden “başkan” ilan edilecek. Bu duruma kimse itiraz edemeyecek çünkü cumhurbaşkanlığı seçiminden aldığı oy, zaten başkanlık için fazla bile gelecek. Bazıları, Tayyip Erdoğan’ın başkan olarak seçileceğini, bu cumhurbaşkanlığı yetkileriyle iktifa etmeyeceğini, anayasa değişmezse cumhurbaşkanı bile olmayabileceğini söyleyip duruyor. Bu avanaklar, teşkilatın nasıl “beyinleri” istihdam ettiğini bilmiyorlar.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir